şükela:  tümü | bugün
  • 30 mart 1853 doğumlu ressam. yakın zamanda kardeşi theo'ya yazdığı mektupları okudum. inanılmaz duygusal bir kitap ve van gogh'un dünyaca ünlü bir ressam olma yolunda ilerlerken yaşadığı maddi, manevi sıkıntıları, bunalımları, ruhundaki çekişmeleri gözlemleme şansı buluyorsunuz.

    "(...) kendimi ilerde, belli bir başarı kazanmış bir ressam olarak gözümün önüne getiriyorum kimi kez; o zaman, burada geçirdiğim yalnız ve kötü günleri, ekin biçen köylüleri hücremin demir parmaklıkları (akıl hastahanesi günleri) arasından seyrettiğim günleri özleyeceğimi düşünüyorum. talihsizliğin de işe yarar yanları var."

    okumak isteyenler için kitaptan alıntılar
  • hollandalı sanat izlenimci ressam. batı dünyası sanat tarihinin en tanınmış ve en etkili şahsiyetlerinden biridir. on yıldan biraz fazla bir süre içinde aralarında 860 yağlıboya tablonun da olduğu 2.100 kadar resim ve çizim çalışması üretti ve bunların çoğu yaşamının son iki yılında yapıldı. bunların arasında manzaralar, *, portreler ve otoportreler bulunmaktadır ve modern sanatın temelleri sayılan cüretkâr renkler ile canlı, fevrî ve ifade dolu fırça darbeleriyle ayırt edilirler. 37 yaşında yıllardır süren zihin rahatsızlığı ve yoksulluğun ardından intihar etti.
  • "gunesin, isigin oyle bir rengi var ki baska sozcuk bulamadigimdan sari deyip geciyorum. soluk sulfur sarisi, soluk limon, altin rengi... sari o kadar guzel ki!"
    vincent van gogh

    van gogh'un bu sozunun ardindan resimlerindeki sari rengi daha anlamli hale geliyor.
    (bkz: algıda seçicilik)
  • haftada bir gün de olsa resim yapıyorum ve çok seviyorum, yeteneğim olduğu söylenemez ama resim yapmak kafamın içini inanılmaz boşaltıyor, resim yaparken resim dışında hiçbir şey düşünemiyorum, bu statüye sahip olan tek aktivite hayatımdaki ve resime ait bu duygu ve düşüncemi ilk olarak orta okulda van gogh'un yıldızlı gece resmini yaparken hissettiğimi anımsıyorum.

    o günden bu yana hayatıma dahil ettim van gogh'u ve resmi. hayatıyla ilgili kitaplar okudum, kardeşi theo'ya yazdığı mektuplarını inceledim, birbirinden güzel eserlerini hafızama işledim.

    sadece 10 yıl resim yapıp 37 yıl yaşamış, şöhreti ölünce yakalamış bir ressam o. onun o; yoksulluğuna rağmen renkler daha canlıdır diye güneye yaptığı yolculuklar, depresyonuna rağmen var olan müthiş üretken karakteri, görünenin ardındaki görünmeyeni gören zekası, ilişkileri, intiharı, sarı evi, sandalyesi, yatak odası... hepsi kendine özgü, hepsi birleşimi gerçek olamayacak kadar düşük ihtimalli bir bütünün parçası.

    kendisiyle aynı zamana sığamadığım şu dünyada, eserlerinin büyük bir bölümünün sergilendiği amsterdam'daki van gogh müzesi'ni görmeden ölmek istemem.
  • çocukluğumda ressam olmak hayalleriyle tutuşurken kendisinden çok etkilenmiş ve ilhamımı ondan almak istemiştim. onun gibi bir bakış açısı ve duyarlılıkla resim yapmak o zamanlar en büyük hayalimdi. en sonunda tabii ki istediğim gibi olmadı ve ressamlık hayallerim başlamadan bitti. acaba düşünüyorum da vincent van gogh, hayatı boyunca yüzlerce şaheserleri arasında sadece birisini, abisi theo'nun sayesinde çok cüzi bir miktarda satarken günümüzde yine aynı resimlerinin milyonlarca dolar ettiğini gorebilseydi neler hissederdi?
  • ilk bilinen tablosu terasse de cafe le soir olan büyük hollandalı ressam.

    yarın france musique radyosunda bu tablonun dinleyicilere çağrıştırdığı müzik parçaları çalacak:
    https://www.francemusique.fr/…di-09-juin-2017-34610

    programın adı: allegretto; 12:00-14:00 arası (tsi); yapımcı: denisa kerschova.

    çalacak parçalar hafta içinde saptandı; ilgili listeyi web sayfasında bulabilirsiniz.

    edit: zaymon'a teşekkürler: yukarıda söylediğimin aksine, van gogh'un bu tablodan daha eski tabloları da varmış.
  • -vincent van gogh, 30 mart 1853 yılında hollanda'nın zundert adında bir köyde dünyaya gelmiştir.
    -babası hollanda protestan topluluğunun rahbi theodorus van gogh, annesi anna cornelia'dır.
    -resim yapmaya başlamadan önce dine yönelip incil vaazları vermiştir. hatta 1878 yılında belçika'daki kömür madenlerinde çalışanları dini açıdan eğitmekle görevlendirilmiştir.
    -kardeşi theo'nun ısrarıyla sanatçı olmaya karar vermiştir.
    -kendisini etkileyen esin kaynağı; sanat ve ışık şehri paris ile küçük taşra şehri arles olmuştur.
    - ömrünün sonuna kadar kendisine resim araç ve gereçlerinin alımını kardeşi theo üstlenmiştir ve kardeşiyle arasında derin bir bağlılık vardır.kardeşine yazdığı mektuplarında iç dünyasını, acılarını,sevinçlerini ve sanat ortamını paylaşmıştır. bu mektupların önemi, yaşadığı dönemin ülküsünü, sanatını ve insanlık durumlarını gözler önüne sermesidir. (yaşamı boyunca 800'den fazla mektup yazmıştır)
    -aşka ilgi duymuş ancak bu konuda pek şanslı olamamıştır.kuzeni kee'ye duygular beslemiş ancak karşılık bulamamıştır. daha sonra sien adında bir hayat kadınıyla aşk yaşamış ancak ilişkileri ailesi tarafından onay görmeyince sien ile evlenmekten vazgeçmiştir. bu aşk hayatındaki iki durum vincent için kırılma noktası olmuş ve kendisi gittikçe daha da sessizleşmiş ve başka bir insana dönüşmüştür.
    -vincent van gogh flamanca dışında fransızca,almanca ve ingilizce dillerine iyi düzeyde hakimdi.
    -yaşadığı süre zarfında sadece tek bir tablosu 400 frank karşılığında satılıştır. tablo: arles'te kırmızı bağ.
    -vincent denince akla ilk gelen sorulardan biri neden kulağını kesti? sorusudur. resim çalışmaları için arles'e davet ettiği dostu paul gauguin ile çalışmaları çok uzun sürememiş ve yaşadıkları bir tartışmadan sonra kulağını kesmiştir. bu hareketinin temelinde vincent'ın bir hastalığı yatmaktadır. vincet zaman zaman bilincini kaybedip etrafına saldırmakta ve sanrılar görmekteydi. bu olaydan sonra da neden kulağını kestiğini hatırlayamamıştır.
    - vincent neden intihar etti?
    maddi açıdan kardeşine bağımlı olması,hastalığı, kendisine olan inancını yitirmesi gibi sebepler gösterilmektedir.
    -bir akşam yürüyüşünde buğday tarlasında kendisini göğsünden vurmuş ve iki gün sonra kardeşi theo'nun kollarında otuz yedi yaşında hayata veda etmiştir.
    -hayata veda ederken son sözleri ''la tristese durera toujours'' yani ''hüzün sonsuza dek sürecek'' olmuştur.
    -ölümünden sonra üne kavuşan vincent van gogh'un en pahalı tablosu: ''potrait of dr. gachet'' tir. 82.5 milyon dolara satılmıştır.
  • (bkz: lust for life)
  • eski kulağı kesiklerdendir kendisi. ayrıca rengi yeşil olan perilerle arası iyidir.
  • samurai champloo adlı animenin 5. bölümünde hakkinda şöyle bir intro bulunmaktadir.

    ukiyo-e başlıginda japon sanatinin nasil avrupaya yayildigi hakkinda entryler var.

    (bkz: #27686215)

    19. yüzyıldaki meiji restorasyonuyla japonya kapılarını batıya açar ve batıdan mal ithal etmeye başlar. ithal edilenler arasında fotoğraf da vardır. dolayısıyla bu dönemde ukiyo-e gözden düşer. hatta öyle değersizleşir ki limanlarda ticari malları sarmak için kullanılır olur. bu sayede yolu avrupalara düşer. o sırada ilham sıkıntısı çekmekte olan avrupalı arkadaşlar japonya'dan ithal ettikleri malların sarılı olduğu bu değersiz kağıtlar üzerinde gördükleri resimlerden fena halde etkilenir. sonuç olarak ukiyo-e'ler vincent van gogh ve claude monet gibi empresyonistler, kübistler ve post-empresyonistler için önemli bir ilham kaynağı olur.

    --- anime spoiler---

    anime de ise şöyle bir hikaye gecmektedir: avrupadan gelen gemilerin ticaret yaptigi bir kasabada yetenekli bir ukiyoe sanatcisi bulunmaktadir. ayrica bu kasabada genç kizlar sık sık kaybolmaktadir. bu ukiyoe sanatcisi cizimlerini devam ettirebilmek adina çete icin kizlari modellik ayağina kandirmaktadir. cizdigi ukiyoeler ise bir nevi kizlarin kataloğudur. bu ukiyoe cizimli kiz katalogları avrupa'nın bu sanattan haberdar olmasına neden olmustur.

    ayrica animenin 1. bölümünden itibaren ayçiçeği kokan bir samurayı ariyorlar. mevcut konuya bir bölümlügune ayçiçeği, van gogh, ukiyoe ancak bu kadar guzel dahil edilirdi.