şükela:  tümü | bugün
  • kazancakis'in muthis kitabı...bu kitaptan sonra uzuun bir sure kitap okuyamamıstım (bkz: bir kitap okudum hayatim degisti)
  • yunanistan en ünlü romancısı nikos kazancakis'in 1946 tarihli romanı. işçi aleksi zorba'nın hayat hikayesini en yakın arkadaşı olan mürekkep yalamış anlatıcının gözünden anlatan, hayat hakkında ipuçlarıyla dolu bir yaşam kılavuzu.
  • (bkz: insan/#482500). bittiğinde zaman, insana bir dostunu bir daha hiç göremeyecekmiş gibi kaybettiği hissini tattıran roman.
  • bale olarak ilk kez 1988'de yazılıp sunuldu.bugüne kadar 10 kez paris ve 5 kez buenos aires'te olmak üzere 300 kez sahnelendi.
  • kazancakis'in en şöhretli eseri.
    bizdeki hoşgörü dikkatini çekmiş olmalı ki hayranlık duyduğu aleksi zorba’nın romanını yazdı. yunanlıdan ziyade bir osmanlı olan zorba sadece bir roman kahramanı değil, yaşamış, kazancakis’e yakın dost olmuş bir insandı. yıllarca önce almanya’nın bir televizyonu kızını bulmuş, onunla uzun süren bir röportaj yayınlamıştı. bir yazar, sevdiği bir insanı anlatıyorsa, kalemini zapt edemez. kazancakis “aleksi zorba” adlı romanının önsözünde zorba’dan ne derece etkilendiğini şöyle anlatıyor:
    “... ruhumda en çok iz bırakan insanları tespit etmek isteseydim, herhalde üç–dört isim sayabilirdim: homer, bergson, nietzsche ve zorba...”
    diğerlerinden neler aldığını belirttikten sonra zorba’nın onun için ne ifade ettiğini şöyle açıklıyor:
    “zorba ise, hayatı sevmeyi ve ölümden korkmamayı öğretmişti bana. ... eğer bugün dünyada bir ruh rehberi, hindlilerin dediği gibi bir “guru”, aynaroz papazlarının dediği gibi “yeronda” seçmem gerekse idi, mutlaka zorba’yı seçerdim.”
    romanda zorba ile girit’te maden ocağı işletiyorlar. herhalde zorba’nın ruh dünyasını anlatmak için romanda şöyle bir kurgu yapar. dinlenme zamanlarında patron (kazancakis) bir şeyler yazar, zorba da yemek yapar, kapları yıkar. bir gün zorba ona döner, “patron ne yazıyorsun?” alnı kırışmış halde, “insanlığın sırrını çözmeye çalışıyorum.” cevabını verince zorba bıyık altından güler ve yeni bir soru yöneltir: “insanlığın sırrı orda kalsın, bu etten mideye soğan, maydanoz, marul dolduruyoruz, bunlar üzüntü, keder, sevinç nasıl oluyorlar?” patron “bilmiyorum.” deyince, zorba şu cümleyle kahkahayı basar: “sen daha midede sebzelerin nasıl üzüntüye, kedere, sevince dönüştüğünü bilmiyorsun; bir de kalkmış insanlığın sırrını çözmeye çalışıyorsun.”

    zorba’nın hoşgörü, yaşama sevinci, hiç kimsenin önünde eğilmeme; ama herkese değer verme ve benzeri özellikleri kazancakis’in dikkatini çeker. bunları nasıl elde ettiğini sorunca zorba şu cevabı verir: “hiç okula gitmedim. kitap da okumadım. hayat hakkında ne biliyorsam, bizim köydeki hüseyin ağa’dan öğrendim. bu koca türk geçimini yün eğirmekle sağlardı. ihtiyaçlarından artan parasını müslüman, hıristiyan ayrımı gözetmeden muhtaçlara dağıtırdı. bir gün beni dizlerine oturttu ve saçlarımı okşayarak şunları söyledi: “oğlum aleksi, sana birkaç söz söyleyeceğim. bunların manasını şimdi anlayamazsın; aklında tut; büyüyünce şuuruna erersin. yedi kat göklere, yedi kat yerlere sığmayan tanrı’nın mekanı insan kalbidir. bu fani alemde her çılgınlığı yap; sadece onu kırma.”
  • kazancakis'in mükemmel kitabı. çok az kitap aynı tadı verebilmiştir. "ıstıraplar yiğitlere özgüdür patron" sözüyle "zorba" isimli sağlam karakter akıllarda yer etmiştir.
  • "zorba" diye hep duydugum,elime gecip okuyana kadar adını "zalim, despot" vs.ye yordugum,müthis kitap.
  • hayatin bedava kisimlarindan en cok zevki almak isteyen herkesin okumasi gereken kitap. hayatsevdiren.
    kadina, belki dogru belki yanlis, sonsuz hürmet gosteren enfes adam.
    ayrica sibumideki lecagot'nun akdenizli versiyonu kanımca.
    (bkz: nikos kazancakis)
  • izmirde kirk derecelik bir havada, 24 saatte bitirdigim muhtesem kitap.
  • bir solukta okunuveren saheser.kendilerini kitaplara hapseden,kitaplarda yasayan ve gerceklerden kacan, (bkz: kacis edebiyati) etraflarindaki dünyayi göremeyen entellektüellere saglam bir elestiri.