şükela:  tümü | bugün
  • filmekimi 2017 programı sayesinde, iki insanla tanıştım; agnes varda ve jr.
    biri 88 yaşında bir sinemacı ve fotoğrafçı, diğeri 33 yaşında bir sokak fotoğrafçısı. biri kadın, diğeri erkek. agnes'in gözleri net görmüyor, jr'ın ise gözlerinden hiç çıkarmadığı siyah güneş gözlükleri var. bu iki farklı göz, bu iki farklı bakış; fransa'nın köylerini, kasabalarını gezerek insanlardan hikayeler topluyorlar ve sonra o hikayaleri fotoğraflara döküyorlar, ve sonra o fotoğrafları o köyün, o kasabanın binalarına, duvarlarına yapıştırıyorlar. ortaya da, tam ağzımıza layık bu belgesel çıkıyor işte.

    jr: etrafı bulanık görmekten rahatsız olmuyorsun yani?
    agnes: sen de her yeri karanlık görüyorsun. bu, hayata nasıl baktığımızda ilgili.

    filmin konusu için;

    http://filmekimi.iksv.org/tr/visages-villages

    jr'ın the wrinkles of the city (şehrin kırışıklıkları) projesinin, istanbul ayağı hakkındaki bilgiler için de buradan;

    http://www.nolm.us/…tanbulda-sehrin-kirisikliklari/
  • adı, türkçeye "mekânlar ve yüzler" olarak uyarlanmış olan belgesel.

    (bkz: faces places)

    (bkz: #71333197)
  • 9 mart'ta vizyona girecek belgesel.
    life in a day tadında.

    fragmandaki içtenlik ve samimiyet beni gerçekten etkiledi.

    'fransa'nın farklı bölgelerinde gittikleri bu yolculukta insanlarla konuşup onların hikayelerini dinleyerek resimlerini çekerler. çektikleri resimleri büyük boylarda basıp değişik yerlere yapıştırırlar
    ...bu film anılar ve hatırlamak üzerine çok şey anlatırken, farklı kuşaklara ait iki insanın yol boyunca ilerleyen dostluğunu da seyircilere aktarıyor'
  • çok samimi ve keyifli bir belgesel. henüz bir agnes varda filmi izlememiş olmanın utancıyla sinemaya gitsem de izlerken çok mutlu oldum. filmden önce başka bir detayı söylemek istiyorum. salonun girişinde eski bir cem yılmaz filminin afişi vardı ve afişteki kadın oyuncuya bıyık çizilmişti. sadece bu ayrıntı bile bu belgeselin bizim ülkemizde sadece 3-5 sinemada gösterilecek bir filmden fazlası olamayacağının kanıtı maalesef.

    filme gelirsek, yolculuk esnasında karşılaşılan her insan, ortaya çıkan her fotoğraf oldukça ilginç. yapılan her işteki yaratıcılık ister istemez hayranlık uyandırıyor.

    --- spoiler ---

    godard sen tam bir pisliksin.

    --- spoiler ---
  • fransız kadın yönetmen agnes varda(88) ile fotoğrafçı j.r.’nin(33) yönetmenliğinde, fransa’nın köylerinde yer alan “küçük” yaşamlara dokunan ve üç “en iyi belgesel ödülü”nü almış muhteşem eser. aynı ekmeği yiyen insanları, maden işçileri, keçilerin kendi boynuzlarına sahip olmasını öğütleyen hikayesi, limandaki kadınların özgürlüğü, sahilde yer alan falez üzerine yaptığı çalışması, en önemlisi hem hüzünlü hem de eğlendiren samimi havasıyla unutulmaz türden.

    meraklısı kaçırmasın.

    bir 9 aldı benden imdb’de.

    edit: imla
  • sıcak, sımsıcak bir film.
    geçen hafta vizyona girdi, çok az salonda oynuyor. kalkmadan önce muhakkak seyredin.
    varga'ya da uzun ömürler dileyelim.
  • neden tek salon, neden tek seans ? üzdün beni karaca, sonra cinemaximum'a gidiyoruz diye gönül koyuyorsun, koyma.

    loving vincent'ı vizyondan kaldırmanın zamanı sence de geldi de geçmiyor mu ?
  • çok berbat bir salonda berbat ruh haliyle görmeme rağmen kullanılan dil, sinematografi, diyaloglar müthiş zevk verdi, öyle sıcacık belgesel. jr.‘ın fotoğrafı çekildiği zaman ve yere sabitleme, öznesiyle yüzleştirme fikri, büyük problemlerin duvarlara kaplanan büyük fotoğrafları, sürekli hareket, her şeyiyle fransız yeni dalgasına o kadar uyuyor ki, dört dörtlük dedirtiyor. ikilinin cartier-bresson’un mezarını ziyaret etmeleri, godard'dan siktiri yemeleri, sürekli birbirine sataşıp durmaları... en çok etkileyense kumsalda nazilerden kalma bir sığınağa kapladıkları çok eski bir fotoğrafın bir gecede dalgalarca silinip gitmesi... içinde bulunulan zaman ve mekanda resmen vaha.
  • --- spoiler ---

    spoiler

    --- spoiler ---

    en beğendiğim karakter pony .

    en beğendiğim kare sahilde nazilerden kalma sığınağın üzerine basılan ve bir gecede silinen fotoğraf .

    en gözlerimi dolduran sahne konteynırların üzerine basılan 3 kadın resmi. yüksekte, kendi portrelerinin içinde oturup beyaz bluzlarıyla kanat çırptıkları sahne. insanoğlu ne garip. hem çok büyük hem çok küçük .

    çok güzel siyah beyaz fotoğraf çeken ve film yapmayı düşünen bir arkadaşım var . bana çok güzel kurgu fikri verdi bu film, güzel güzel . agnes varda ve gözlüklü jr. bey :)

    bu arada godard tam bir g.t . daha fazla şişirmeyin şu amk adamını :/