şükela:  tümü | bugün
  • vito andolini’nin nasıl mafya imparatoru don vito corleone olduğunun hikâyesidir:

    --- spoiler ---

    romanda (ve filmde) vito çocukluğunda kan davası yüzünden sicilya’dan kaçar, bir gemiyle new york - amerika’ya gelir. şaşkın gümrük memuru’nun çocuğun geldiği yerin adını, soyadı sanmasıyla vito corleone olur. abbandando soyadlı bir ailenin yanında (evlâtlık) yaşamaya başlar. aileden yaşıtı olan genco ile çok iyi arkadaş olur.

    daha sonra erken yaşta evlenir. kendi hâlinde, dürüst, fakir ve mülâyim bir aile babasıdır artık. karısı, ve bebek yaşta çocuklarından mürekkep ailesini geçindirmek en büyük derdidir. ancak çalıştığı işten çıkarılınca hayatı da yavaş yavaş değişmeye başlar. bu süreçte peter clemenza ve salvatore tessio ile tanışır. üçü de gençtir, fakirdir, biraz da serseridirler. yalnız vito onlardan daha akıllı ve mantıklı birisidir.

    “parasızlık + ağlayan bebek sesi = çaresizlik” denklemi vito ve arkadaşlarını yoldan çıkarır, ve para kazanmak için beraber hırsızlık yapmaya başlarlar. ancak mahallenin kabadayısı olan (filmde fötr şapkalı olan) don fanucci onların ne yaptığından haberdardır. hırsızlıktan kazandıkları paradan kendisine pay* ister.
    ancak vito, ailesine lâzım olan parayı fanucci'ye kaptırma niyetinde değildir. bir silâh bulur, kabadayıyı takip eder, tenhada kıstırır ve öldürür. ancak suçu işlerken çok dikkatlidir, arkadaşlarına dahi söylemez, tanık veya delil bırakmaz, dahası olay yerinde ve yakınlarında görünmemeye de özen gösterir.

    kabadayıyı öldürdüğünü aslında hiç kimse görmemiştir, ama nedense sanki herkes bilmektedir. vito corleone bir anda çok saygı duyulan bir adam hâline gelir. sonra bir sorunu olan insanlar hep vito'ya gelmeye başlar. vito önceleri insanların isteklerini kırmamak için aracı olmayı kabul eder, karşı taraflarla -ki çoğunlukla problemli insanlardır- nezaketen görüşür. ancak vito'nun fanucci’yi öldürdüğü dedikodusunu duyan en arıza insanlar bile, onun bir ricasını ikiletmez, derhâl yerine getirir.

    vito bir anda kendini öldürdüğü mahalle kabadayısının yerini almış bir şekilde bulur. yakın arkadaşları tessio ve clemenza başta olmak üzere önce çete tarzı bir yapılanmanın içinde yer alırlar. ancak diğer suç çetelerinden farklı olarak, sırtlarını dayadıkları italyan kökenli halkı asla ezmezler, bilâkis herkese her zaman karşılıksız yardım ederler. daha doğrusu bir karşılığı vardır: yardım ettikleri insanlar onlara karşı borçlu kalırlar, yeri ve zamanı gelirse de bu borçlarını öderler.

    bu dönemde (1920ler) vito, kardeşi saydığı genco abbandando ile zeytinyağı işine girer. italya’dan zeytinyağı ithal ederler. sıradan bir iş adamından farklı olarak, vito yeri gelince iş sorunlarını çözmekte mafya kimliğini kullanmaktan çekinmez. böylece kısa sürede zaten kârlı olan işini kolayca büyütür, kazancını katlar. zeytinyağı işinin yanında vito kaçak içki işine de girer. kanada’dan getirdiği içkileri meyhanelere satmaktadır, aynı zamanda bu meyhanelerin koruyuculuk işini de üstlenmeye başlamıştır.

    büyüyen işiyle beraber çetesinin de paralel bir şekilde büyümeye başladığı bir dönemdir bu. bu süreçte vito devlet görevlilerinin ve mevki sahibi insanların iş hayatındaki önemini fark eder; belediye, gümrük, adalet, polis v.b. kurumların her mevkiden çalışanları ve özellikle de politikacılar ile iyi ilişkiler kurmaktan da geri kalmaz.

    corleone mafyası yavaş yavaş şekillenmektedir. genco abbandando consiglieri’si, clemenza ve tessio da caporegime’leri olurken vito corleone de artık don corleone olmuştur. (don corleone’nin aynı zamanda clemenza veya tessio’ya bağlı olmayan sadece kendi koruması ve tetikçisi gibi bir niteliği bulunan, corleone’ye ölümüne sadık bir adamı da luca brasi’dir. kitapta ve filmde adı çok geçer)

    corleone, kendisiyle iş yapan veya yanında çalışanları her zaman memnun etmeye çalışır. böylece hem aile (mafya) içinde sağlıklı ve sadık bir yapı oluşur hem de dışarıda iyi ilişkiler kurulur. corleone bir yandan geleceğe de yatırım yapmaya başlar, çevresindeki zeki ve nitelikli görünen çocukları okutur, ailelerinin ihtiyaçlarını giderir.

    ilerleyen yıllarda (1940'larla beraber) genco’nun görevini corleone’lerin evlâtlığı tom hagen alır. tom irlandalı olduğu için corleonelerin italyanlar arsında irlandalı mafya olarak anılmasına da sebep olur. yine de bu durum corleonelerin şehrin beş büyük italyan mafya ailesi içinde anılmasına engel değildir. diğerleri, tattaglialar, barziniler, cuneolar, ve straccilerdir.

    bu arada vito corleone geçmişte ektiği tohumların meyvelerini almaya başlamıştır artık. süregelen sağlıklı yapılanma ve hatırlı çevrenin yanısıra destek verilen çocukların artık büyüyüp devlet içerisinde, yine corleone'lerin yardımlarıyla, geldikleri görevlerde aileye her konuda yardımcı olmaları güçlerine güç katar. diğer ailelerin önüne geçip yavaş yavaş tek büyük aile olma yolunda ilerlerler.

    tum bu süreç içinde bir diğer önemli noktada corleone'nin kendisini büyük yapan arkasındaki büyük insan desteğini (ailesi, arkadaşları, mahallelisi vs.) hiç bir zaman unutmaması, küstürmemesidir. zira corleone gücüne güvenip kimseyi keyfi yere ezen, çiğneyen, zarar veren bir zorba değildir. ayrıca uygunsuz bulduğu eroin ve kadın ticareti işlerine de girmekten imtinâ eder.

    evet zorba değildir, bilâkis en bi delikanlı kabadayılardandır, yalnız öte yandan işi gereği kendisine saygı duyulmasını ve makul tekliflerinin reddedilmemesini her zaman sağlamak zorundadır.

    zira don vito corleone olarak, sadece carmela'nın kocası, sonny, fredo, michael ve connie'nin babası değildir; çok daha büyük bir çevrenin maddî ve manevî babasıdır. godfather'dır.

    --- spoiler ---
  • güç kazanma ve onu korumanın 20. yüzyıldaki en keskin yolunun devletle iyi geçinme, bürokrasiyi elde etme ve onu besleme ama devlete bağlılık göstermeme; bağlılığı bilinen aile kavramından biraz daha büyük olan, kan bağı da taşıyan genişletilebilir bir organizasyonda bireyler arasında örmeye kendini vakfetmekte bulan stratejist.

    vito, hakimlerin, polislerin, senatörlerin ve diğer pezzonovantelerin sürekli olarak satın alınması, onlara iyi bakılması ve devlet kurumlarıyla savaşa girilmemesi gerektiğini ama örneğin ikinci dünya savaşı'na katılma konusu gelip çattığında "aile"nin bireylerinin savaştan uzak tutulmasının şart olduğunu düşünür. böylece devletle bağı bir nevi iş anlaşması gibi kalır ama devlete bağlılık zayıflıktır. en küçük oğlu sözünü dinlemeyip savaşa gittiğinde bunu "yabancılara bağlılık" olarak görür. hatta onun bir savaş kahramanı olup madalyalarla eve dönmesini dahi önemsemeyip küçümser.

    aileye uzak duran ama çaresiz kaldığında aileye başvuran bonasera gibilere devletle kendi organizasyonu arasındaki keskin ayrımı hatırlatırcasına ilk sorusu "neden önce polise gittin?" olur. vito corleone saga'sı hem film hem de kitapta bu keskin ayrımdan bahsedilerek açılır. mario puzo onu lineer ve kronolojik bir bakış açısıyla anlatmaz. bunun yerine çöküşten hemen öncesini, organizasyonun en tepede olduğu dönemdeki halini ortaya koyar. okur/izleyici, vito'nun bu gücü bir şekilde elde edip devletten öte bir devletçiğin patronu olduğunu kavrar, ancak bundan sonra organizasyonun kuruluşunda vito'nun stratejilerini öğrenmeye başlar.

    devlet vatandaşlarının bağlılığını iki ölçütle ifade eder: vergi vermek, gerektiğinde ülke için ölmek/öldürmek. vatandaşın devletini sevip sevmemesi ve soyut bir bağlılık hissedip hissetmemesi devlet için önemli değildir. vergisini veren ve savaşa giden vatandaş olmak devlet için yeterlidir. vito'nun "aile" organizasyonunda da bu iki kıstas kesin bir şekilde yürürlüktedir lakin vito bunlarla yetinmez. sarsılmaz bir bağlılık ve organizasyonu sevmek de en az "kazançtan pay" ve aile için diğer ailelerle "savaşmak" kadar önemlidir.

    kuralları kendi çağından çok önce yazılmış olan omerta'nın devleti dışlayıcı tutumu vito için de uygundur. devlet tarafından suç işlerken enselenen aile üyesi iki şeyi iyi bilir: ailesi, onun davasına bakacak hakimi veya ona lafını geçirebilecek senatörü çoktan satın almıştır. bu satın almada kullanılan parada kendi "kazançtan pay"ı da kullanılmıştır. yani bir nevi sigorta poliçesinin işe yarama günü gelmiştir. ikincisi ise satın alma gerçekleşmemiş olsa dahi aile, üyenin arkada bıraktığı çekirdek ailesine en iyi şekilde bakacaktır. bunu da kazançtan pay sistemiyle baştan garantilemiştir zaten. tam burada bağlılık kuralı da devreye girer. üye kendi kazançtan pay'ını geride kalan ailesinin bakımı için garanti görüp de suskunluk yasasını bozamaz. eğer bağlılığını kaybedip de suskunluk yasasını bozarsa sigorta poliçesi yandığı gibi çekirdek ailesi de organizasyon ailesi tarafından dışlanır. çekirdek ailedeki yetişkin erkekler de öldürülür.

    vito, insan psikolojisini çok iyi bildiği için bağlılığın sınırsız olmadığını, üyelerin de ihanet edebileceğini her zaman hesaba katar. bu yüzden hiyerarşi sistemini de önemser. bu, devletin yasa sınırları yüzünden göze alamayacağı bir şeydir. devlet, ihanet eden bir çavuş için onun komutanını da suçlayamaz. ama vito'nun ailesinde ihanet eden bir soldatto'yu işe alan capo da sorumlu tutulur. capo, o soldatto'yu ortadan kaldırmakla yükümlüdür yoksa capo yok edilir. vito'nun organizasyonunda yasa hem sarsılmaz hem de esnektir. ihanet cezalandırılmaz ve affedilirse bu başka ihanetleri kolaylaştıracağından dolayı tazmin edilemez.

    aileye bağlılık, devlete sadakat kavramına oranla daha katıdır. lakin bağlılığını kaybetmeyen her üye her istediğini elde ettiği, güçlü ve zengin bir yaşam sürer. oysa devlete sadakatini yitirmemiş, kanunlara uyan, uysal bir vatandaş çoğu zaman sefalet içinde yaşayıp ölür. vito'nun en iyi kullandığı acı gerçek budur.
  • filmde yer almayan, kitapta yer alan bir olay var kendisiyle alakalı.

    düğünde don'dan yardım isteyenler yalnızca bonasera, fırıncı nazorine ya da johnny fontane değildi. bir de anthony coppola adında, babanın eski bir dostunun oğlu da ondan yardım isteyenler kervanına katılmıştı. coppola'nın sorunu çok basitti. bir pizzacı dükkanı açmak istiyordu. 500 dolara ihtiyacı vardı. bankalara borçlanmak istemediği için de baba'ya gelmişti. don, cebinden bir miktar para çıkardı. 400 doları vardı. paranın geri kalanı için o da tom hagen'dan borç alıyormuş gibi yaptı. "tom bana 100 dolar ver sana pazartesi günü vereyim, bu düğün beni meteliksiz bıraktı" dedi utana sıkıla. böylece coppola'nın utana sıkıla borç istemesinin yükünü de onunla paylaşmış oluyordu. vito corleone gibi bir milyoner, kendisinden 500 dolar isteyen bir adama nasıl davranacağını çok iyi biliyordu. çünkü o da birinden borç istemenin ne kadar zor ve küçültücü olduğunu evvelce tecrübe etmişti. hagen, baba'nın oynadığı bu küçük oyunu hayranlıkla izledi.
  • gençliğini robert de niro, yaşlılığını marlon brando, oğlunu al pacino, torununu andy garcia oynamıştır
  • "ben batıl inançları olan bir adamım. eğer michael'ın başına talihsiz bir kaza gelirse; bir polis onu kafasından vurursa, hücresinde kendini asmış bulunursa... veya yıldırım çarparsa, bu odadaki bazı insanları suçlarım; o zaman da affetmem. bunları söyledikten sonra torunlarım üzerine yemin ederim ki, bugün yaptığımız barışı bozan ben olmayacağım." sözlerinin sahibi karakter.
  • kendisinden yardim isteyenleri hic geri cevirmeyen, isteklerini de sadece bir gun onlardan bir ricada bulunursa yapmalari karsiliginda yerine getiren ki boyle birsey hic olmayabilir, konusma ve ikna etme konusunda uzman olan ve karsisindakiyle mantikli bir yerde uzlasana kadar saatlerce konusabilecek sabra sahip, kendince deger yargilari olan ve bunlara da cok siki bagli olan, karakteri insanin uzerinde kalici etki birakan kisi.
  • gördüğü ve bildiği konularda susuyor diye, kör zannedilen adam.

    - santino'nun kimlerle düşüp kalktığını bilir ama susar. sonra suratına çarpınca santino çok şaşırıyor...
    - kızının kocasının ne mal olduğunu bilir ama bilmiyorum diyip susar, herif de bunu hiçbir zaman çakamaz, sonunda da geberir gider zaten.
    - sollozzo'nun karı sattığını bilir ama susar. hagen ona herifi övmeye çalışırken "notlarında pezevenk olduğu da yazıyor mu?" diye ayarı verir, hagen çok şaşırır...
    - bu liste böyle uzar gider...

    ilk cümlede dediğim gibi, işin en komiği; en yakınındaki tipler bile bu adamın bilip de sustuğu veyahut 'bilmiyorum' dediği konularda bir fikri olmadığına samimi olarak inanmaları ve vakti geldiğinde konu üstüne lafı yiyince çok şaşırmaları...
  • godfather filminin en baba adamı, sinema tarihinin en baba'sı... babaç anarşist marlon brando tarafından kemikleştirilmiş hatta gerekirse canlandırılmıştır.
  • baba hasretini insanın boğazında acı bir şekilde düğümleten adam.

    --- spoiler ---
    oğlu michael'a, "barzini'nin seninle görüşmek istediğini sana söyleyen ilk kişi haindir" nasihati, bu söyleminden kısa süre sonra ölmesiyle birlikte cenaze töreni sırasında michael corleone'a gelen teklif, "ah baba ah" diye iç geçirtir.
    --- spoiler ---
  • eli öpülesi, baba denilesi, teklifleri reddedilemeyen adam.
hesabın var mı? giriş yap