şükela:  tümü | bugün
  • keşke geçen yıl dream team denilen kadroya, vitor pereira yerine dick advocaat getirilseymiş. genel olarak taraftarlar, medya ve ekşi sözlük yazarları vitor pereira'yı pek sevmiyorlardı. benim kendisine bir garezim yoktu. hatta gönderilme şeklinden de çok rahatsız oldum. fenerbahçe'nin ciddi bir tazminat ödeme ihtimali de var.

    ancak vitor pereira kararsızlıkları yüzünden, sezon içerisinde 3 tane sistem değişikliğine gitti. ilk geldiğinde ligi küçümsedi ve kaos futbol denilebilecek sistem olan 4-2-2-2 gibi garip bir diziliş ile sezona başladı. ama şampiyonlar ligi ön elemesinde turu geçemeyince dersini aldı. takım savunmasını oturtmak için 4-3-2-1 olan, defansif bir dizilişi tercih etti. takım savunmasını oturttuktan sonraysa, artık 4-2-3-1 sistemine geçerek ofansif bir takım yaratması beklenirken bu hamlesinde geç kaldı. bu süre zarfındaki osmanlıspor beraberliği ve konyaspor yenilgisi aslında şampiyonluğun kaçmasına neden oldu. iş işten geçtikten sonra 4-2-3-1 sistemine döndü, kanatta boğulan luis nani'yi forvet arkasına aldı. sonuçlar genel anlamda iyi geldiyse bile, makas kapanmadı. sezon içerisinde robin van persie ve jose fernandao rekabetini bir krize dönüştürdü. caner erkin ve hasan ali kaldırım forma savaşını, idare edemeyerek caner erkin'i kulüpten gitme noktasına getirdi. mehmet topal ve josef de souza'ya saha içinde verimli kullanamadı. verim alamadığı zamanlardaysa, ozan tufan'a doğru düzgün forma şansı vermedi. volkan şen de hakkettiği kadar forma şansı bulamadı. fakat öyle ya da böyle dream team denilen kadrodan beklenen başarılar gelmese bile, fenerbahçe'nin son yıllardaki standartının altında kalmadı. şampiyon olamadığı dönemlerde olduğu lig ikinciliği, kupa her seferinde alınmasa bile kupa finali oynama, uefa avrupa ligi'nde gruptan çıkma gibi alışkanlıkları vitor pereira devam ettirebildi. bu sezon başlarken, artık kafasındaki şablonu oturduğunu, sezon içindeki hatalarından ders çıkardığını ve birçok önemli oyuncunun (luis nani, bruno alves, caner erkin, gökhan gönül, diego ribas, lazar markovic gibi) ayrılmasıyla daha dar bir kadroyu belki daha iyi yönetebilir diyerek devam edilmesi kararı alındı. fakat kendisi bu sefer gelen sınırlı transfer sonrasında 3-5-2 sistemine dönerek, yine sil baştan yaptı. gene fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi ön elemesindeki erken vedasında büyük rol oynadı. durum böyle olunca, sabırlar taştı ve gönderildi. yine de gönderilme şekli, fenerbahçe'ye yakışmadı.

    ardından mali kriterler ve sezonun başlamış olması nedeniyle sınırlı sayıdaki opsiyondan dick advocaat takımın başına getirildi. kadroya yabancı olan advocaat, takımı tanımaya çalıştı. yaratıcı oyuncu eksik diyerek, jeremain lens'i aldırdı. aslında herkes fenerbahçe'ye 10 numara tarzında futbolcu beklerken ve kanatlarda opsiyon fazlayken, yapılan bu transfer büyük şaşkınlık yarattı. ama lens'in üstün performansı herkesi susturdu. geçen sezon kendisinden ümidi kesilen robin van persie'yi vatandaşı olmasına rağmen, fit hale gelmeden oynatmayacağını söyledi. üstelik bunu derken, van persie hocasının kariyerine bakarak hiçbir şey diyemedi. devamında hem kendisi, hem de fenerbahçe kazandı. dick advocaat takıma hakim oluncaya kadar, vitor pereira'nın oynattığı 4-3-2-1 sistemiyle durumu idare etti. en azından takıma yabancıyken emniyetli bir futbol sistemine sadık kalmayı tercih etmesi doğruduydu. son 3-4 haftadırsa, kafasındaki futbolu şekillendirdi. bu kadronun topa çok hakim olup, uzun yıllardır oynadığı pas futbolunu oynayamayacağına kanaat getirdi. bunun üzerine orta sahayı rakibe iyi kapayan, orta sahanın önündeki kanatlar koyduğu volkan şen ve jeremain lens ile rakip kaleye çabuk giden bir karakter koydu. bu felsefe kadıköy'deki manchester united zaferini getirdi. en uçta tek adam oynamasına rağmen, formayı adaletli dağıtarak jose fernandao (sakatlanayasa kadar), emanuel emenike, moussa sow ve robin van persie kaynaklı bir kriz yarattırmadı. özellikle robin van persie'yi forvet arkasında zaman zaman değerlendirmesi çok akıllıcaydı. pereira'nın yan yana oynattığı mehmet topal ve josef de souza'dan çok daha fazla verim almayı başarabildi. maçlarda akla ve mantığa yakın değişiklikler yaparak, icat çıkarmaya kalkmaması taraftarı memnun etti. 4-2-3-1 ve 4-3-2-1 taktiklerini, son galatasaray maçında da gördüğümüz gibi maç içerisinde iki sistemi birden kullanabilecek şekilde takıma monte etti. başta adam yerine koymadığı aatif chahechouhe'dan bile verim almaya başladı. beğenmediği salih uçan'dan da önümüzdeki maçlarda belki yararlanabilir diye ümit de başladı. sezon sonu fenerbahçe şampiyon olur mu olamaz mı bilemem, hatta beşiktaş bana göre daha derin kadrosuyla daha avantajlı. fakat dick advocaat morali çok bozulmuş, uzun senelerden beri taraftarın ilk defa takıma küsmüş olduğu, yıllardır fenerbahçe'nin en önemli hücum silahları diye geçen caner erkin ile gökhan gönül'ü ve geçen sezondan birçok yıldızını kaybetmiş bir takımı ayağa kaldırdı. bu nedenle yıl sonu ne olursa olsun, dick advocaat doğru bir teknik direktör seçimiydi diyeceğim.

    kısacası, vitor pereira daha güçlü bir fenerbahçe kadrosunu kafasında oynatmak istediği planı çok defa değiştirmesi ve yıldız oyuncularla bireysel sorun yaşaması yüzünden geçen sezon beklenen başarıları elde edemedi. diğer yandan, dick advocaat daha sınırlı bir kadroyu zamanla takımı tanıyarak belli ve takıma uyan bir oyun felsefesini yerleştirmesi, hiç kimsenin beklemediği şekilde sarı lacivertli takımı ayağa kaldırmış oldu. işte bu nedenle diyorum ki, keşke geçen yıl dick advocaat takımın başına getirilseydi. zira oyun felsefesini çabuk belirler ve yıldız oyunculardan daha iyi faydalanırdı.
  • katıldığım analiz. çok doğru ve yerinde tespitler. advocaat kalitedir, tecrübedir. pereira ise bir o kadar yavan, sıradan, şovmen..