şükela:  tümü | bugün
  • kaş'ta bir meksika restaurantı.
    instagram paylaşımlarına bakmaya doyamam. baksam da doyamam:(

    *

    *

    *
  • yemek yeme gafletinde bulunduk bir hafta götten işedim.
  • kalktım 4,5 saat direksiyon salladım,otelim çok güzel,manzara harika,kaş merkez minnacık,son derece şirin bir yer,tekne turu,meis gezisi,paragliding,dalış hepsini hızlıca ve çok kolay organize ettik,yüzdük,hatta caretta caretta bile gördük denize girdiğimiz yerde,neyse akşam bir hevesle gittik merkeze,tavsiye üzerine viva aşk diye bir restorana gittik,ben oturmadan eşime hadi gel bahçe restorana gidelim dedim,yok kahve içicem dedi,fiyatlar çok yüksekti,baktım hanım başımın etini yiyor,bir burrito ve bir nachos sipariş ettim,bekle allah bekle,yemekleri aldıkça götürüyorlar,şimdi bizim yemeğimiz geldi,bu seferki bizim derken bütün restorana yemek taşıdıklar,zaten aç,yorgun ve uykusuzum,iyice asabım bozulmaya başladı,bir tanesine dedim ki yemeği getirmiyorsanız kahvenin hesabını alın gidelim.gitti sena denen o çok methedilen kadınla konuştu,vay sen misin sena hanımefendi hazretlerine müşteri şikayetini ileten,başladı yüzünü gözünü ekşitip söylenmeye,ağzı yüzü değişti,atarlandı,bunu da gördükten sonra kahveyi ödeyip kalkıp gittim,o kadar sinirlendim ki başka bir yerde yemek de yiyemedim,bütün keyfim kaçtı sabaha kadar eğlenip tadını çıkaracaktım kaş'ın ama o kadar tadım kaçtı ki hiçbir yere girmeden döndüm.yok efendim mutfak sanatları bilmemnesinden mezun olmuş da yok çok methediliyormuş da..siz önce esnaf olmak denen şeyi öğrenin,restoran nasıl işletilir onu öğrenin,madem ki siparişe yetişemiyorsunuz,mutfak organizasyonunuzu ona göre yapacaksınız kardeşim,benim bu ilk kaş tatilimdeki ilk gecemin içine ettiniz,ben de bu saatten sonra bu yaptığınızı elimden geldiğince insanlara duyurmak için uğraşacağım.

    hiçbir işletme turistin tatilini berbat etme lüksüne sahip değil,insanlar tatile mutlu olmak ve dertlerini unutmak için gidiyor,viva kaş gibi işletmelerin saygısızlığı ve beceriksizliği yüzünden başka insanların tatili berbat olmasın.asla ama asla adamınızı atmayın,bahçe restoranım ambiyansını gördükten sonra ilk oraya gitmediğime çok pişman oldum
  • güzelim sözlük, ne insanlar tanıttın bana 15 senede. yazmıyorum eskisi gibi ama üstteki entry i görünce dayanamadım. "hiçbir şey insan için, ölçüsüz tenkit veya aşırı övgü kadar zararlı olamaz" der goethe. insanları tanımadan, emekleri, çabalarını düşünmeden, ortam ve mekanı, sosyal çevreyi içselleştirmemiş son derece üzücü bir eleştiri. tam bir hayal kırıklığı.

    kaş'a uzun yıllardır gidiyorum. sadece 6 sene doktoramı kaş'ta yaptım. tüm mevsimlerini, açık kapalı olan restoranlarını bilirim. onun dışında dalış yaptığım için haftasonları da gidiyorum. neredeyse tüm restoranlarında, büfelerinde, cafelerinde vakit geçirmişliğim vardır. eşimle gittiğimde de , araştırma seferinde de, dalış turu götürdüğümde de, irili ufaklı, olumlu olumsuz birçok olay yaşadım ama böyle eleştiriler görünce "vay be" diyorum. biz analiz edemiyoruz, göremiyoruz bazı şeyleri..

    deniz bilimci bir akademisyen ve sosyoloğum, gezi ve yemek ciddi ilgilendiğim konulardır. işim gereği kaş'ın sosyal, ekonomik, ticari ve çevresel durumunu iyi bilirim. sezonda ve uzun tatillerde kaş nüfusu ciddi anlamda yükselir ve neredeyse tüm restoranlar dolar, normal olarak sorunlar da artar, çoğunlukla fiyatlar da. bahçe balık reklamı yapmaya çalıştığını düşünmek istemediğim sevgili arkadaşım, fiyatları karşılaştırdın mı? karşılaştırma yapacak kadar tecrüben olmadan yazdıkların hoş mu? en aşağı bahçe balığa 100 den fazla gitmişliğim var, emin ol bu yaşadıklarının artısını yazarım eksisi olmaz ama bahçe balığa böyle bir eleştiri yapmak aklıma hiç gelmemişti. sorunlar olur. güzel ve akıllı iletişimle çözülür. bizde bekledik siparişimizi, kayış gibi ahtapotlar yediğimiz zamanlar da oldu, masamıza soğumuş balık ta geldi. hesap konusunu hiç açmayayım, fiyat baremi bellidir bahçe balık'ın, müşteri portföyü de. ama sezonda bu tip terslikler hep olur, ne yapalım garsonu mu dövelim. insanlar kendilerini parçalıyorlar, olay mı çıkaralım. kibarca iletince ve biraz bekleyince işler bir şekilde çözülüyor. zaten baktık istediğimiz gibi değil bir daha gitmeyiz olur biter. görev edinmiş gibi ben bu işin takibini yapacağım filan. bunlar bende çok büyük hayal kırıklıklarına sebep oluyor. ne hale geldik millet olarak mutsuz ve doyumsuz.

    sena hanım'ı bizatihi kendim tanırım. işini gerçekten iyi yapmaya çalışan birisi. viva kaş daha yeni bir restaurant. ayı beer garden'in içinde. kahve bölümünü ayrı, içki bölümünü ayrı birimler yönetiyor. viva kaş sadece yemek hizmeti veriyor. sena hanım işinin başında. memnun değilseniz yanına gidip söyleseydiniz başka türlü olurdu eminim. ama sizde "ben ne muhattap olacağım"cılardansınız muhtemelen. bizde gittik eşimle ve bizde yorgunduk, bizim de beklediğimiz zamanlar oldu, fakat sorun etmedik. gayet güzel yemeğimizi yedik. bana göre gayet güzel bir restaurant, manzarası, ortamı, yemekleri, içecekleri... ama buraya gelip te reklamını yapmak aklıma bile gelmedi. fakat eleştirilerdeki acımasızlığı görünce dayanamıyorum artık. o kadar eminim ki michelin yıldızlı olsa dahi eleştiri yapar bu yaklaşım tarzı. zira "yaparım tabii ki zevk benim değil mi, istediğimi yaparım, yazarım" bakış açısının sonuçları. bu şekilde bakmak öğretildi bize, kibir, patavatsızlık, mutsuzluk, bunlar aşılandı. değerlerimiz ile oynandı. gayet normal. gerçek bir restoran eleştirisi yapmaya kalkılsa, kaş ta bir tane restoran listeye giremez. bu işler o kadar kolay değil ama yazılıyor işte. benim bu yaklaşım tarzı ile sorunum. bir de son dönemde sosyal medya yönetimi yapmaya çalışan güzel memleketimin insanının bu tip karalama stratejileri var ki tadından yenmez. - abi ekşi sözlük , instagram, foursquare'n vs. var mı? yapıştır eleştiriyi, çamuru salla... tam bize göre. en sevdiğimiz iş karalamak, eleştirmek...bakıyorum, okuyorum eleştirileri. çok güzel yapıyorlar ama o kadar belli ki. neden? sığ çünkü , çok boyutlu değil, öylesine, amaca yönelik. sevgili arkadaşım sen yanlış anlama sana demiyorum sözüm meclisten dışarı. sen yapmazsın eminim.

    sonuç olarak ben üstteki eleştiriyi doğru bulmuyorum ve kınıyorum. bahçe balık, viva kaş, üzüm kızı, bi lokma, oburus, şako, zaika ve saymakla bitmeyecek diğerleri... hepsinin kendi tadı, kendi dokusu ve kendi sorunları var. yüksek sezonda ellerinden geldiğince hizmet vermeye çalışıyorlar. görüyoruz, yaşıyoruz ve yeri geldiğinde kırmadan dökmeden eleştiriyoruz.

    güzel bir söz var tolstoy'un hep aklımdadır. birşeyleri eleştirmeden önce mutlaka hatırlarım, hatırlatırım. "birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma; önce senin ellerin kirlenecek"
    sevgiler.
  • buyrun size mekan sahibi tarafından okunup "bir arkadaşa" yazdırılan,telaştan ve sinirden tutuşan ve çok endişeli yussuf yussuf cevabı.

    sena denen kadını tanımak zorunda değilim,ne mezunudur,ne yapar beni bağlamaz,yazdığınız hiçbir şey benim mide kazıntımı,yol yorgunluğundan ve salt yemek yeme isteği üzerine oraya gitmem ve aç çıkmamı,bundan dolayı asabımın bozulmasını ve oradan aç ayrılmamı ortadan kaldırmaz.kusura bakmayın kardeşim ben kayış gibi ahtapot gelince,geç yemek gelince iletişim yölüyle sörünleri helledeyiz'cilerden değilim.bütün bir restorana yemek taşıdınız,benim bir tabak yemeğimi getiremediniz.

    kusura bakmayın da kaş gibi popüler bir turistik ilçeye yazın turist akını olduğunu ve özellikle yaz akşamları büyük yoğunluk olacağını hesap edemiyor ve insanları bundan dolayı o kadar bekletiyorsan bitirdiğin yemek akademilerinin hiçbir kıymet-i harbiyesi kalmaz.ister istanbul'da zuma'ya,sunset'e git ister marmaris büfeye,türkiye burası türkiye,yemeğim zamanında gelecek.rusya,ukrayna değil burası.

    acımasızca eleştiriyormuşum da,herşeyde eleştirecek bir şey buluyormuşum da,hikaye anlatmayın bana.bahçe restoran reklamı yapma suçlamasında bulunan sivri zekalı limon,ben bahçe restoranı akrabam dışında hiçkimseden duymadım ve otel resepsiyonundan rezervasyon için aratmaktan başka hiçbir şey yapmadım,orada nasıl iyi servis aldı ve keyifli bir şekilde oradan ayrıldıysam bir gün sonrasında da yanındaki tzatziki restoranına da gittim,harika yemekler yedim,siparişlerim anında getirildi,çok iyi servis aldım.mükemmel yemekler yapan meydandaki ablanın yerinde de leziz yemekler yedim,hemen yan komşusu nikos cafe'nin sahibi nikos'la dost da oldum,frappesini de içtim.beni ne kadar tanıyorsun da maval okuyorsun burada.

    bana reklam yapma iftirası atacağına yemekleri zamanında gönder senacım,onun bunun arkasına saklanıp cevap yetiştirme millete.bu saydığım mekanların hiçbirinde senin mekanında beklediğimin yarısı kadar ağaç edilmedim.böyle bir cevabı senden başka birinin vermeyeceğini kaş'ın caretta carettaları bile bilir,milletin aklıyla alay edersen işte böyle cevabını alırsın.

    "çamuru salla" diyor artist,ben o mekana gittim,siparişimi verdim,40 dakikadan fazla yemeğimin gelmesini bekledim,gelmedi,ben de sinirlendim ve çektim gittim,sonrasında da paşa gönlüm nasıl istiyorsa ve nasıl bir intibayla o mekandan ayrıldıysam o minvalde eleştirimi yazdım,seni geren sıkan ne??sanane??

    daha davay davay'dan başka rusça kelime bilmez (şamar manyağı yaparım rusça konusunda seni) kalkmış bana tolstoy'dan aforizma patlatıyor.konuyu süsleyip püsleme,eleştirildin diye çıldırma,hoplama zıplama otur yerine,adam gibi işlet o mekanı,insanların yemeğini zamanında koy önlerine.hiç konuyu oraya buraya çarpıtma,ben müşteriyim kardeşim,yoldan gelmişim,denize girmişim,terlemişim,sıcak basmış üzerime,kaş gecelerine akacağım,açım,yemek istiyorum yemek..beni kırk dakika bekletemezsin,bekletir de yemeğimi getirmezsen çekerim giderim,eleştirimi de yaparım.bana yüksek tondan bilgiçlik taslama.

    ben mekana,manzaraya tek kelime ettim mi??ne gideceğim sena'nın yanına?ne değişecek?ayrıca her insanın bir iletişim tarzı vardır,ben gittiğim yerlerde gidip de nerde benim siparişim,niye getirmiyorsunuz demekten hoşlanmıyorum belki.ne muhatap olacağım tarzında bir kategoriye sokarak esas terbiyesizliği ve lümpenliği yapan sensin.beni ne kadar tanıyorsun da bol keseden sallıyorsun?kimseyi aşağılamak ve züppelik yapmak gibi bir derdim olmadı,olmaz da,allah korusun ama senin gibi konuşan artistlere de hakettiği cevabı vermekten geeri durmam.

    kimin hangi ortamda olaylara nasıl tepki vereceğine sen mi karar vereceksin?ne hakla?ne cüretle?lafları geçir geçir ondan sonra sevgili eykedeşim,sevgiley..hadi len ordan.tanımadığın insana her türlü pisliği at,verdiği tepkiden dolayı yavuz hırsız gibi bastırmaya kalk ondan sonra "sevgiler".hadi ordan,hadeee!
  • ne oldu, nasıl bozulduysanız yazdığınız cevaplara bak. eleştirilmek bozuyor galiba. yussuf yussuf mu oluyor insan eleştirilince. insanları tanımadan atıp tutuyorsun diyorsunuz. siz atıp tutarken birşey yok. biz size yazalım ortalığı ayaga kaldırın. limonlar, şamar manyağı yapmalar, artistler, hadee ler. sayın yazar ilk eleştirinizdeki üslubunuzu görmüyor musunuz? ne yapsaydım bravo mu deseydim. sizinle aynı görüşte değilim diye niye bu kadar geriliyorsunuz. eleştirim üslubunuza, hatayı kapatmaya çalışmıyorum. hata hatadır. daha ne yazayım? ama cevaplara bak, tolstoy u okumak için rusça mı bilmek gerekiyor. siz beni ne kadar tanıyorsunuz? sizinle aynı üslupla mı cevap verelim ne yazalım. ben hizmetimi isterim banane, eleştiririm sanane diyorsunuz. bu da benim tarzım çok mu bozdu. üslubunuz böyle oldukça ben ya da başkası cevabınızı alırsınız. ha düzgünce yazın, bakın ben böyle olaylar yaşadım olmasaydı iyi olurdu diye güzel güzel anlatın. tüm yazdıklarım için özür diler altına da imzamı atarım ama sen mışlı mişli giydir, tanımadığın insanlara at tut, sonra ben eleştireyim, kendi hiç yapmamış gibi tanımadığın insana bunları nasıl yazıyorsun diye beni eleştir yok yaa.