şükela:  tümü | bugün
  • kendisine ait olmayan, kirasını ödemediği için üst kullanım hakkını bile kaybetmiş olması gereken araziyi devlete hibe ettiğini zanneden galatasaraylı arkadaşım, gel sana bir çift sözüm var;

    "biliyorum ki senin sıkıntın aslında stadı kimin yaptığı falan değil. sen basiretsiz yönetimler yüzünden stadının mecidiyeköy'den allahın dağına gitmesine çok üzülüyorsun. türkiye'de 2 takım kendi stadını kendi gücüyle, kendi yerinde yenileyebildi; beşiktaş ve fenerbahçe. diğer bütün takımlar yerinden yurdundan olup stat sahibi oldu. sen beşiktaş ve fenerbahçe ile aynı kefeye giremedin. eskişehirspor, antalyaspor, bursaspor, konyaspor vs.. ile aynı kefedesin. senin gücün, stadını mecidiyeköy'de yapmaya yetmedi.

    yıllar geçecek, beşiktaş boğaz kenarında, fenerbahçe bağdat caddesinde, kendi semtlerinde maça çıkarken, sen seyrantepe'ye gideceksin. beşiktaş ve fenerbahçe köklerinin olduğu yerde, kendi semtinde kendi taraftarı ile büyürken, sen otoban kenarında ruhsuz beton yığını stadında olacaksın. 50 sene sonra bile bu gerçekle yaşıyor olacaksın.

    seni anlıyor ve sana hak veriyorum. ben de olsam çok üzülürdüm."
  • dünyanın en güzel işçilerinin çalıştığı ortam.

    http://www.mustafavmms.com/…rena-18.01.2015-115.jpg
  • ruzgar gerekeni yapmis adkbsfkg

    http://i.hizliresim.com/g8dvg2.jpg
  • fikret orman başkanlığındaki beşiktaş yönetiminin anlaşmış olduğu sponsorların desteği, devletin kösteğiyle yapılmaya çalışılan stat.

    evet gün be gün stattaki gelişmeleri ve ilerlemeyi takip eden insanlar var. bunun sebebi ise koskoca bir camianın iki senedir evsiz kalmış olmasıdır. maçlara giden insanlarız neticede. kendimizi, dask'ın kamu spotunda sığıntı psikolojisi içindeki aile gibi hissediyoruz. tam tuvalete girecekken başakşehir giriyor tuvalete falan. arada konyagiller'de kalıyoruz. kimi zaman ankara diyor ki, "biz yaşadığımız müddetçe, burası sizin de eviniz." çok da rahat ediyoruz kimi zaman, yalan yok. unutmadan, kasımpaşa başta bir süre misafir etti bizi. hani zaten nicedir pek hoşlanmayız birbirimizden, kavga dövüş ayrıldık. bir daha görüşmeyiz herhalde. izmir çok ısrar ediyor bir yandan sağolsun, "ille bizde kalın" diye ama yazık, onların da evlerinin durumu malum; kendilerine zor yetiyor. nasıl kıyarsın ki yani? e elazığ da davet etti bir keresinde ama orası da baya uzak şimdi allah için, kibarca reddetmek zorunda kaldık ama kalplerimizi fethettiler bir kere, onları da yazdık aklımızın bir köşesine; tıpkı burnumuzun dibinde olup da paçamızdan aşağı çekmek isteyenler gibi...

    konya'sı, ankara'sı, izmir'i, elazığ'ı, izmit'i hatta ne kadar da olsa başakşehir'i, kasımpaşa'sı ve aklıma şu an gelmeyen nicesi... hepsi sağolsunlar, bizi ya misafir ettiler ya da etmek istediler evimiz yapılana kadar. nitekim yıkılan evimiz, koca bir ülkenin direkt veya dolaylı yardımlarıyla yeniden yapılıyor şimdi. mesele para ise, kendi paramızla yapıyoruz ama konu destek ise, allaha şükür sevenimiz öyle çokmuş ki herkesin ucundan kıyısından bugün bize destek olduğunu söyleyebilirim.

    debe editi: 1- olumlu/olumsuz birçok yorum aldım; hepiniz vâr olun. ulan memlekette bu kadar güzel futbol seyircileri varken meydan nasıl olur da bu kadar kalitesiz insanlara kalmış olabilir, aklım almıyor.

    2- ey beşiktaşlılar; olm bir sahip çıkın lan:

    www.kartalsozluk.com

    3- gezi şehitleri ölümsüzdür!
  • açıldıktan sonraki yaklaşık dokuz aylık süreçte 1 şampiyonluk, 1 darbe, 1 terör saldırısı gören ancak henüz mağlubiyet görmeyen stadyum.
  • "`başımızı sokacak bir evimiz olsun da başka bir şey istemem`"

    bu cümle 80-85 yılları arasında doğmuş olan ve türkiye literatürüne özal'ın çocukları olarak geçen, orta direk mensubu, gene özal'ın deyimiyle işini bilmeyen memur (benim memurum işini bilir) ailesine mensup tüm çocukların kulaklarında çınlamıştır.

    bizim evde de durum pek farklı değildi, 1986 yılının nisan ayında kardeşim yeni doğmuş, oturduğumuz evden atılmış, adana'da girmiş olduğumuz kooperatifin borçları iyice sıkıştırmış, kış çetin geçmiş odun ve kömür yetmemiş, ben büyümüş okul çağına gelmiş, kız kardeşime bakıcı bulunmuş ve masraflar çoktan başlamıştı.

    ama tüm bunlara rağmen bizim ailede bir umut vardı, adana'daki ev bitecek, bir sene kiraya verilip kredileri ödenecek, arkasından ev satılıp köyden bir ev alınacak, artan parayla ucuz yolu bir araba alınacak hatta bana bir bmx bisiklet bile alınabilecekti. umudumuzun evdi, o ev bize başımızı sokacağımız bir dam, eşyasını keyfimizi göre yavaş yavaş alabileceğimiz kutu gibi bir ev demekti. o yüzden her daraldığımızda annem aynı şeyi söylerdi "başımızı sokacak bir evimiz olsun da başka bir şey istemem"

    o eve tamamlanıp satılana kadar üç ev değiştirdik, yıl dönmeden traktörün üstüne eşya atar, amcamdan aldığımız arabaya kırılacakları yükler ve avuç içi kadar bir köyde ev taşırdık. odam yoktu mesela, salonda sobanın arkasına bir karyola koymuştu annem, sonra mutfak dolabı denilen şey kutulardan ibaretti, kömürlük merdivenin altı, çamaşır asılacak yer damdı. ama olsun, bizim bir umudumuz vardı, dört gözle bitmesini beklediğimiz bir ev, o ev olunca kira niyetine fahiş paralar uzun donlu hacıalra bayılınmayacak, ev taşımaktan helak olan eşyalar yavaş yavaş değişebilecek, annemin hayalini kurduğu gömme dolap yaptıtlacak ve bizim yorganlar kanepe altından kurtulacak, bana ve kız kardeşime bir oda yapılacak elektrik sobasıyla (her zaman yakmak yok oda ısınınca soba söndürecek) ısıtılacaktı. odaya ranza atılacak, üst katta ben yatacaktım, kız kardeşim küçüktü düşerdi üst katan, bense kocaman adam olmuştum artık. işte her şey o sonradan adana büyükşehir belediye başkanı olan müteahhitte bağlıydı, annem her gün aynı cümleyi kurardı "başımızı sokacak bir ev olsun da başka bir şey istemem"

    evimiz oldu sonradan, dediklerim gerçekleşti, biz daha rahat yaşadık. ama anne ve babamın didinmeleri bir inşaatı bir yuvaya çevirdi, birazda benimle kız kardeşimin önce kavgaları sonra birbirimize olan bağlılığımız o evi yuva yaptı.

    ben okudum mühendis oldum, kız kardeşim okudu doktor oldu.
    ama biliyorum ki bunca şeyin altında babamın sabrı, annemin çilekeşliği ve o bitmek bilmeyen evin bitmesi vardır. neyimiz varsa o eve borçluyuz. bolca da umuda tabii ki...

    ne alaka demi stadyumla, çok alaka kardeşim, çok alaka.

    hele o inşaat bir bitsin allahın izniyle, sonra yavaştan koltuk loca satışları gelsin, itin köpeğin stadında oynamaktan kurtulalım. boğazın en güzel yerinde marşlarımızı söyleyelim, yıldız da gelir, kupa da, ama işte lazım bize o stadyum.

    o yüzden bitmeli o inşaat bir an önce, türkülerimizi söylemek, gırtlağımızı parçalamak, üçlü çekmek, sevdadan ağlamak için bize o stadyum lazım. sevdadan ağlamak dedim ya, hiç insan kendi evindeki kadar rahat ağlar mı başkasının evinde.

    o yüzden fikret başkan, bu yazıyı okur musun bilmem, ama okursan bil ki ben ve benim gibi binlerce beşiktaşlı için o betonlar, o demirler, o koltuklar inşaatın parçaları değil, yuvanın parçaları.

    işte o yüzden çabuk bitir o yuvayı.

    "başımızı sokacak bir ev olsun da başka bir şey istemem" diyen binlerce kartalın umudu o stadyum.

    işte o yüzden bir stadyumdan çok daha fazlası.
    işte o yüzden bir umut.

    o stadyumu mabede çeviren taraftarının çilekeşliği, futbolcusunun didinmesi, bilicin göz yaşları, önder özenin karizması, fikret başkanın adamlığı olacaktır.

    biz hazırız binayı mabede çevirmeye
    biz hazırız, gırtlakları parçalayana kadar bağırıp elleri pençe yapmaya.
  • çalıştığım ofiste hemen yan masamda beşiktaşlı biri var. daha önce bahsettiğim mario gomez entry'sinde* gomez transferi için tebrikleri kabul eden abi.

    bu adamın her gün istisnasız yaptığı iki şey var;

    biri 2 yaşındaki kızını arayıp sesini duymak, onu güldürmek için telefonun bu ucunda şekilden şekile girmek,

    diğeri muhtelif saatlerde vodafone arena'nın fotoğraflarını açıp izlemek, bi inşaat fotoğrafına dakikalar boyunca bakmak.

    bak bu ikisi her gün istisnasız devam ediyor.

    kızını büyütür gibi büyütüyor adam stadyumu, futbolla pek alakam yoktur, ortaokulda katıldığım 19 mayıs etkinlikleri dışında herhangi bir stadyum görmüşlüğüm de yok ama bir insanın umudu olduğunu, bir şeyleri merak ve heyecanla beklediğini görmek beni sebepsizce mutlu ediyor, bu tutku beni gülümsetiyor arkadaşlar.

    futbolla bağı gökhan gönül'e duyduğu sempatiden ibaret bir fenerbahçeli olarak ben de onunla birlikte bekliyorum vodafone arena'nın bitimini ne yalan söyleyim.
  • bir adet locası satılık şu an.

    '' uzun bir süre yurtdışında (miami) olacağım için satmayı düşünüyorum. ciddi alıcılar arasın. telefon bir süre kapalı olacak, isteyenler demirattimyalnizliga@hotmail.com'a mail atsın.''
  • bence de olmamış stat. beşiktaş gol atınca stat kartal gibi havalanıp bi üsküdar yapıp gelmeli.

    edit: her koltuğa da emniyet kemeri şart.