şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 1 - 7 ekim tarihleri arasında eurimages filmleri toplu gosterimi kapsamında feriye sinemasında oynayacak olan bir hiner saleem filmi.
    (bkz: vodka)
  • sovyet sonrası ermenistan'da yaşanan sefaleti gözler önüne seren bir film. müziklerinden etkilenmemek mümkün değil, bir de geçmişini yaşamaya devam eden yaşlılarla, bugününde hiçbirseyi olmayan gençlerden tabii...
    isınmak için votkanın yetmediği zamanlar, oradaki insanlar için...ama izlerken müzikler ve küçük yaşam kıpırtıları içinizi ısıtmaya yetecek...
  • (bkz: votka limon)
  • hiner saleem'in venedik film festivali'nde 2003 yılı en iyi film ödülünü kazanan filmi

    düzeltme: venedik film festivali'nde en iyi film ödülünü değil san marco ödülünü kazanmış. arap saatine teşekkürler
  • agir gelen dramda nefes almaya devam etmek icin bir avuc absurdluk. "bu insanlarin yasam kaynaklari ne" diye cok sordum izlerken.
  • karlar altinda gecen ama sicacik bir sona sahip film. kizilirmak sinemasinin büyük salonunda, tek basima ve 1-2 sahne haricinde gülümseyerek izledim filmi. çok güzel gözleri olan bir kadin gördüm, kadinina çok güzel bakan bir adam gördüm, vodka lemon içen insanlar, sürekli bir yerden bir yere koşan bir atli, iyi insanlar, soguk, sicak, açlık, zenginlik ve daha birsürü sey gördüm..
  • bkm film tarafından türkiye'ye getirilmiş olan, son zamanlarda izlediğim en samimi ve içten filmlerden biri. ermenistan'ın küçük köylerinden birinde yaşayan bir grup insanın hayatına keyifli, yer yer neşeli yer yer hüzünlü bir bakış. zaman zaman gerçeküstü öğeler de içermektedir. uzaktan uzağa emir kusturica'nın ilk dönem filmlerini hatırlattığı söylenebilir.

    filmin bkm film tarafından getirildiği dikkate alınırsa, yılmaz erdoğan'ın da görüp beğenenler arasında yer aldığı düşünülebilir. zaten genel olarak bakıldığında filmin, erdoğan'ın vizontele filmlerinde kurmaya çalıştığı mizah/hüzün dengesini çok daha iyi bir şekilde kurduğu söylenebilir.
  • tombe la neige soyleyen otobus soforuyle, ayni sarkiyla dans edilen koy dugunuyle, kardan baska bir seyi olmayan ve ozgurlukle sefalet arasinda tercih yapmak zorunda kalan insanlariyla, dag basinda bir koye piyano goturebilen bir sistemin ardindan, parasini odemedikce ve hatta bazen odeyince bile hic bir sey elde edilemeyen bir sisteme mahkum olan savrulmus ve caresiz ve beklentisiz hayatlariyla, zaman zaman gulumseyerek, zaman zaman da farkina varmadan akiveren gozyaslariyla hüzünlenerek izlenen film, renklerden, ilk önce kirlenme birinciliğini elinde tutan beyazin filmi.
    film boyunca bir çok tanıdık kelime kulağa geliyordu, aynı iklimde, aynı coğrafyada yaşayıp bu kadar uzak olabilmek de ayrıca dikkat çekici ve üzücüydü doğrusu.
  • afişi dolayısıyla oluşturduğu beklentiyi benim nazarımda karşılayamamış, pek çok yerde yaşanmakta olan yoksulluğu oldukça genel bir bakış açısından hiçbir noktayı ön plana çıkarmadan anlatmış, sahip olduğu naiflik sayesinde bir çok eleştiriyi bertaraf edebilmiş * sıradan bir film.
  • diller cümbüşü yaşatan film. çok yalın rusçasıyla onun yanında ermenice, kürtçe ve fransızcasıyla ** beni benden almayı başardı. lakin kafamda bir sürü de soru işareti bıraktı. izlenmesi gerek...