şükela:  tümü | bugün
  • belgesel türünde olacakmış. brad pitt ve emma thompson imdb'de anlatıcı olarak gözüküyor. the tree of life'tan kesitler de olacakmış sanırım. şimdilik filmle ilgili duyulanlar çok fazla değil, beklemedeyiz merakla.
  • imdb'ye göre bilindik evrenin doğuşunu ve ölümünü sorgulayacak olan terrence malick'in yeni filmi. bu yıl içinde gösterime girmesi bekleniyor fakat tam tarihi belirli değil.
  • malick'in ilk belgeseli. bu sonbaharda gösterime girecekmiş. ama tam tarih belli değil ne yazık ki. bizde gösterileceğini sanmam. o yüzden torrenti bekleyeceğiz. belki knight of cups gibi erken düşer. öyle umuyorum. brad pitt filmin yapımcılığını ve ilk 40 dk'nın anlatıcılığını üstlenmiş; bu 40 dk imax kamerayla çekilmiş. 2.bölümün anlatıcılığını ise cate blanchett üstlenmişti. belgeselin süresi henüz açıklanmadı. malick yanından ayırmadığı emmanuel lubezki ile bu filminde çalışmamış, paul atkins'i tercih etmiş. müzikler ise ennio morricone'ye emanet. bakalım nasıl bir belgesel olacak.
  • **en azından** muazzam derecede tatmin edici görüntülere sahip olacağa benziyor: https://www.youtube.com/watch?v=cxukj-uuvbi

    müzikler ise ennio morricone'den. daha ne olsun.
  • 20 kere seyrettim herhalde fragmanını, hayran oldum. ama sanırım ağız tadıyla izleyemeyeceğiz türkiye'de. hiç bir sinema, 3d gösterim salonunu, hele hele imax salonunu buna ayırmaz bu ülkede. inşallah yanılırım.
  • bir yurtdışı seyahatime denk gelmesini deli gibi arzuladığım belgesel. görüntüler inanılmaz. bu adamın tree of life'tan gelen hikayeciliğine hastayım, hayranım.

    tam bir kaçış belgeseli olacaktır.
  • cate blanchett in seslendirdiği 2.fragmanı da gelmiştir. görüntüler muhteşemdir. sinemada ne izlenir bu film !

    https://youtu.be/fmhy28wjccy

    ilk insanların görüntüleri hangi filmi çağrıştırıyor? bildiniz.

    ayrıca posterdeki fi sayısına (altın oran) dikkat.
  • filmekimi'nin izmir seçkisinde yer alan ve bugün itibariyle seyredebildiğim olağanüstü terence malick filmi. sıkıcı bulanlar olacaktır muhakkak. ama malick'in sinemasını bilenler onun filmlerinin kendisi için bir düşünce egzersizi, bir kendini arama-anlama serüveni olduğunun farkındadırlar. zaten yönetmenin çekim aşamasında sürekli değişikliklere gittiği, senaryoda eklemeler çıkarmalar yaptığı bilinir. baştan uyarayım. malick bu filminde de düşünüyor, anlamaya çalışıyor, konuşuyor. anlatıcı vasıtasıyla yeri geliyor anne diye seslendiği şeye-ben buna tabiat ya da doğa demeyi tercih etmiyorum- hayranlığını dışa vuruyor, yeri geliyor ondan hesap soruyor, yine başka bir yerde onunla ilgili korkularını dile getiriyor. harikulade görüntülerle evrenin ve sonrasında gezegenimizin varoluş serüvenini paylaşıyor bizlerle. "nereden geldik nereye gideceğiz" ya da "her şeyi insan mahvediyor" gibi artık cılkı çıkmış tespitlerin yanına bile uğramıyor. bir bütünün parçası olduğumuz varsayımıyla yola çıkıyor ve denizin metrelerce altında küçük bir balığı canlıyken ısıra ısıra yiyen büyük bir balıkla, deve kuşunu öldüren insanı farklı bir yere koymuyor. varoluşu canlılığa bağlamıyor, aslında her şekilde ve her surette o seslendiği şeyin bir parçası olduğumuzu, varoluşumuzun onunla süregeldiğini ve devam ettiğini vurguluyor. bu anlamda anlatıcının "sende yaşayan ölüm nedir bilmez" demesi filmin en vurucu anı olarak hafızalara yerleşiyor.
  • doğru zamanda doğru film midir bilemesem de, çok yakın zamanda babamı kaybetmenin üzerine, sorguladıkları ve dolayısıyla sorgulattıklarıyla ilaç gibi gelmiştir.

    milyarlarca yıllık evrenin ömrünün toplamında, hiç görünür bile olmamamıza rağmen, bu kadar kör oluşumuzu böyle güzel başka kim anlatabilirdi bilemiyorum. sonuna kadar katılıyorum malick, körüz.