şükela:  tümü | bugün
  • wu wei,
    taoculukta bir şey yapamamak demektir. evrendeki herşeyin kendi haline bırakıldıklarında kendi doğalarına uygun hareket ederek mutlak denge haline ulaşabileceklerini ifade eder.
  • bu kavramı "eylemsiz eylem" olarak tanımlayan taoculara da rastlanır.
  • wu wei, "non-doing", "hareketsizlik" demektir. hicbir sey yapmadan oturmak anlamina gelmez. hayatta hicbir seyi zorlamamak anlamindadir. taoizm de hicbir zaman efora yer yoktur. acikirsan yemegini yersin susarsan suyunu icersin yorgun olursan yatar uyursun yasadigin yer kirlenirse temizlersin. hersey etrafinla harmoni icinde dogal olmalidir. hicbir sey icin benliginle savasmaman gerekir.

    her ne kadar "ehehhe bende yaparim bunu noolcakki al pirilgılsı otur televizyonun karsisina butun gun mis gibi tao cu olurum gibi dusunceler olsada" asil olayi kendini ve iradeni tamamen bir disiplin altina soktuktan sonra kendini birakip o disiplinden hic sapmamak anlamindadir. gunumuz jargonunda "asla kasmamak" seklinde aciklanabilir. wing chun kung fu nun temeli bundadir. siz asla kendigilinizden bir savunma hareketi yapmaya calismazsiniz o hareket oluverir. tabii egitimsiz bir bedeni ayni duruma sokarsaniz ayni hareket gerceklesmez cunku arada egitim, aydinlanma ve disiplin gibi ufak(!) ayrintilar vardir. siz birakirsiniz bedeniniz girdigi disiplinin ve egitimin yolunda kendi yolunu cizer kendi hareketlerini yapar.

    wu wei bedensel olarak mesgul olmamaktir. bir suya tas atilirken orda cikan dalgalar gibi, duruma tepki vermektir.
    ayni konseptin zihinsel olani icin:
    (bkz: wu hsin)
  • (bkz: alev alatlı)'nın da açıklama getirdiği taocu kavram. alatlı bizde wu-weinin (bkz: kervan yolda düzülür) mantığı gibi işleyebileceğini, eyleme geçmek için var olan her koşulu yerine getirmeyi beklememek gerektiğini açıklar.
  • (bkz: wu wei)
  • sürekli bir hareketsizlikten bahsetmez. önemli olan yararsız şeylerin ritmine dahil olmamak, bundan olabildiğince kaçınmaktır.
  • taoizmin temel prensibi. mükemmel bir denge ve biliş hali.
    (bkz: serendipity)
  • "wu" çince'de olumsuzluk anlamı veren bir ektir. olmamak, bulunmamak vb. manalara gelir. "wei" ise eylem, zorlama, harekete geçmektir. dolayısıyla "wu-wei", zorlamanın olmayışı olarak tercüme edilebilir.

    herhangi bir özel sonuç elde etmeye çalışmaksızın, kendiliğinden, içten gelerek, sezgisel olarak yapılan eylem wu-wei'dir. herhangi bir zanaatın ustasının eylemi buna bir örnektir. usta, sanatını zorlamasız ve çabalamadan uygulayabildiği için ustadır. acemi de, sonucu elde etmek için uğraşıp durduğu sürece acemidir.

    wu-wei zihinsel anlamda oldukça derin bir öğreti sunar. zihnin işleyişine müdahale etmeden, doğru kararları bulmak için onu zorlamamayı, zihnin kendi doğal çalışma şekline güvenmeyi gerektirir. çince'de zihin anlamında kullanılan kelime "hsin" dir. wu-wei'nin uygulanması wu-hsin'i gerektirir, yani zihin yokluğunu. sezgisel bir şekilde, sonuç için endişelenmeden, düşünmeden (wu-hsin) hareket etme kendiliğinden uyumu (wu-wei) doğurur.

    bu sanatı başarılı bir şekilde uygulama yeteneği "te" olarak adlandırılır. "te" genellikle erdem olarak çevrilse de buradaki söz konusu olan erdem, belirli birtakım ahlak kurallarına uyularak açığa çıkan yapay bir erdem değildir. daha çok kuralsız, kendiliğinden ve doğal bir şekilde açığa çıkan erdemdir.

    kırkayak mutlu ve sakindi,
    ta ki karşısına bir kurbağa çıkıp
    şakayla karışık, söyle bakalım
    hangi ayak hangisini takip eder
    diye soruncaya kadar.
    b u kırkayağın kafasını öyle bir karıştırdı ki
    dikkati dağıldı zavallının
    ve bir hendeğe yuvarlanıverdi
    nasıl yürüyeceğini düşünerek.
    tao te ching

    not: alıntıdır.
  • bir zamanlar okuduğum bir kitapta "devinimsiz devinim" olarak tanımlanmış kavram. üzerinden muhtemelen 15 yıl geçmiş olsa da, muhtemelen kafamda bu kadar net bir yıldırım çakmış başka bir kavram yoktur.

    bir açıdan, bisiklet kullanma örneğinde tanımlanabilir. bisiklet kullanan herkes bilir ki, nasıl kullanmanız gerektiğini "düşünerek" kullanamazsınız, ilk virajda ne yapacağınızı düşünürken panikleyerek yere kapaklanırsınız. bisiklet sadece kullanılır, kullanılmaya çalışılmaz.

    bu açıdan vu vei, yaşamanın refleks haline gelmesidir.

    vu vei der ki; bir şey olmak için çabalama, ol. bize hep hedeflerin "ulaşılabilecek" bir kavram olduğu öğretildi ama yanlış. bir şey olmak, o hedefe ulaşmak değil, sonsuza dek o hedefi kovalamaktır, kısaca yolda olmaktır. insanın aklından bir şey olmayı düşünmesi bile, ilk adımı atmaktır, demek ki zaten o yola çıkmışsındır, o olmuşsundur. çabalama, ol.
  • peter watts'ın blindsight adlı kitabında bu kavramın batılı versiyonu defalarca işlenir;

    "bütün konser piyanistleri, muhteşem bir performansı berbat etmenin en kısa yolunun parmaklarının hareketlerinin farkına varmak olduğunu bilir. bütün dansçılar ve akrobatlar, en iyi yolun vücutlarının kendiliğinden hareket etmesi olduğunu bilecek kadar mesleklerine hakimdir. direksiyonun başındaki herhangi bir insan, gideceği yere istisnasız olarak dönemeçleri ve ışıkları saymaya gerek duymadan varabilir. yaratıcılığın zirvesinde ya da binlerce kez tekrarladığınız bir rutinin içinde olun; hepiniz uyurgezerlersiniz."

    "evrimin öngörüsü yoktur. karmaşık makineler kendi süreçlerini yaratır. beyinler hile yapar. geri besleme döngüleri, sabit kalp atışlarını sağlamak için evrimleşir ama bir yerden sonra kalbin ritmine ve müziğine kendini kaptırır. doğal fraktalların oluşturduğu panik, yaşam alanı seçimi için üretilen algoritmalar sonunda sanatın içine yayılır. bir zamanlar zor yoldan öğrenilmek zorunda olan hayatta kalma güdüleri, artık anlamsız bir içgörü yoluyla edinilebilir. estetik, trilyonlarca dopamin alıcısından kontrolsüz şekilde yükselir ve tüm sistem organizmayı modelleme işlevinin ötesine geçip modellemenin kendisini modellemeye başlar, her an daha fazla kaynak tüketerek; döngüsel ve manasız simülasyon modelleriyle kendini boğmaktadır artık. her türlü doğal gene yerleşip çoğalan parazitik dna gibi yerleşir, şişer ama kendisinden başka bir şey üretmez. bütün bu süreç büyür, gelişir ve sonunda habis bir tümör gibi patlayıp uyanarak kendini 'ben' diye adlandırır"