şükela:  tümü | bugün
  • cok derine inen dalgicin bir anda derinligi azaltmasiyla kanindaki azotun damarlari tikamasiyla beyne oksijen gitmemesi ve sarhosluk hatta olumle sonuclanmasi.
    sualti bilgisayarlari bu durumdan kurtulmak icin iyi bir yardimci.
    (bkz: sualti bilgisayarlari)
  • balıkadamlar arasında "dekompresyon hastalığı" olarak bilinen durum. tedavisi basınç odasında saatler, hatta günler geçirilmesi sonucu etkin olur.
  • genelde bilinenin aksine denizin içinde değil de çıktıktan sonra geçen 12 saat içinde gerçekleşmesi mümkün olay.
  • damarlarimizda normal basinc altinda sivi halde bulunan azot, yuksek basinc altinda (suyun altinda) buharla$ip kucuk baloncuklar halinde damar turu atar. basinc aniden du$erse (aniden suyun ustune cikilirsa) bu baloncuklar cort diye sivi hale donemezler ve buyuk baloncuklari olu$tururlar. bu buyuk baloncuklar (ki aslinda kucukturler) oncelikle eklem yerlerindeki damarlari tikayarak hareketi durdurur, daha sonrada beyin, kalp, akciger, hede, hodo gibi organlarin calismasini engeller ve $afti kaydirir.

    dalgiclarin basinc odalarina girmelerinin veya belli derinliklerde belli sureler beklemelerinin asil sebebi gaz halinde bulunan azot un tekrardan sivi hale gelmesini saglamaya cali$maktir. su altinda beklerken su gecirmez kitap okumak faidelidir. zira bu bekleme suresi 3 saat bile olabilir.
  • (bkz: vurgun)
  • osurunca geçiyormuş diyorlar.
  • beni yakan aşkın kurşun mu
    denizde yediğim vurgun mu