şükela:  tümü | bugün
  • aynı mesleği icra eden insanların kazançları arasındaki farktır. feministlerin dikkat çekmek istedikleri problemlerden biridir.

    * * *

    öncelikle, "wage gap yoktur." demek inkârcı olmayı gerektiriyor. wage gap, vardır. tabi problemin tam olarak nasıl ortaya çıktığını, meslek dağılımındaki ve eğitim düzeyindeki farklılıklardan ibaret olup olmadığını iyi anlamak gerekiyor.

    1) kadınların sahip olmadığı hak mı kaldı?

    evet, eskiden kadınların iş hayatına katılımı yok denecek kadar azdı. marie curie, 1800'lü yıllarda polonya'dayken kadınlar için yüksek eğitim yasal değildi. varşova'da 1882'de başlayan gizli bir organizasyona katılmamış olsaydı curie, kendisini geliştirme imkânını yakalayamayacaktı. eğitim dendiği zaman aklınıza yalnızca rasyonel zeka gerektiren alanlar gelmesin. sanatsal yönü ağır basan alanlar da iyi bir eğitim gerektiriyor. anton mauve olmasa, van gogh olmazdı. picasso'nun babası, picasso'yu madrid'e sanat eğitimi alsın diye gönderip desteklemese picasso diye bir ressamı hiç tanımayabilirdik. ochard'dan hiç ders almamış bir monet düşünemezsiniz. fakat frida kahlo'yu, frida kahlo yapan şey; onun kendi kendisini eğitmiş olmasıdır.

    bunları yazdım, çünkü hâlâ "kadınlardan ünlü mucit çıkmıyor.", "kadınlardan ünlü ressam çıkmıyor.", "kadınlardan ünlü filozof çıkmıyor." deniyor ve bu durum kadınların beceriksiz olduğu algısının devrimlerle yıkılamamış olduğunun kanıtı. önce şunu bir kabul edelim: tüm tarihsel etkiyi yok sayıp böyle düşünen insanlar var, buna işverenler de dahil.

    insanlar geçmişteki imkân adaletsizliğinin nerede olduğunu pek önemsemedikleri için, kadınların kapasitesine karşı gizli bir önyargıya hâlâ sahipler, bu önyargı da modern devrimlerle 100 yılda tüm toplumun kafasından silinebilecek bir önyargı değil. hayır, sandığınız gibi herkes simone de beauvoir okumuyor. dünyanın o kadar adil bir yer olduğu hususunda o kadar optimist olmayın.

    2) kadın ve erkeklerin çalıştıkları alanlar aynı mı ki böyle bir kıyaslama yapılabiliyor?

    oxford'da 50 yıllık bir süreç, meslekler ayrı ayrı ele alınarak incelenmiş ve varılan sonuç ne yazık ki, kadın emeğinin işverenler tarafından daha değersiz görüldüğü. korkmayın, oxford'taki insanlar "kadınlar az kazandıran meslekleri tercih ediyorlar." sığlığı üzerinden bilimsel bir tespitte bulunmayacak kadar akıllılar. wage gap'in tanımı neydi? "aynı mesleği icra eden insanların kazançları arasındaki fark" olmasıydı.

    3) kadın dediğin uyumlu olmalı... mı acaba?

    psikoloji ile ilgilenenler bilirler, beş büyük faktör kuramı (#79969057) denen bir fenomen vardır ve beş büyük faktör, günümüzde psikoloji camiasında mbti'dan daha geçerli kabul edilir. "agreeableness" dediğimiz şey, insanın hayatını belirleyen en önemli beş faktörden biridir ve toplum, çoğu zaman kadından koşulsuzca uyumlu olmasını bekler. çünkü kadın eskiden sadece evde oturup, eşini ve çocuklarını mutlu etmekten sorumluydu, onu da beceremiyor ise değersiz kabul edilirdi. (bkz: you had one job) ama artık durum bu değil ve toplum tarafından kadınlara dayatılan bu koşulsuz uyumluluk ilkesinin çağdaş iş hayatında pek sağlıklı sonuçları olmadığı bir gerçek. hakkını arayan erkek "akıllı" olurken, hakkını arayan kadın "itici" oluyor. bu durum kadınların meslek hayatlarında pazarlık edip başarılı olmalarını zorlaştırıyor. ilgilenenler şuna bir göz atabilirler.

    4) "kadınlar çocuk sahibi olmak için işi terk ediyor."

    "süt izni" ile "iş terk etmek" arasında müthiş bir fark var. tıp bilimine saygınız var ise farkındasınızdır ki süt izni keyfi bir seçim değil, bir zorunluluk. çocuk da iki insanın sevişmesi ile ortaya çıkan bir şey, gökten zembille kadının kucağına inmiyor. toplumda çocuk büyütme görevinin sadece kadına ait olmalıymış gibi algılanıyor olması, kadınların da en az erkekler kadar meşgul olduğu bir dönemde, bir hata. bunun çözümü de yeni doğmuş bebeği olan ailelere, "ücretli aile izni sunmak" olabilir. böylece erkek de rahat eder, kadın da rahat eder. devletin kaliteli kreşler sağlaması da, çalışan anneler ve babalarla dolu bir dünya için şarttır.

    5) "kadınlar daha eğitimsiz oldukları için daha az kazanıyorlar."

    insanlar okutulmayan kız çocukları üzerinden tespit kasacaklarına, o kız çocuklarını okutmayan, çocuk yaşta evlendiren toplum yapısını sorgulayabilseler toplumda feminizme ihtiyaç dahi duyulmazdı fakat argümanınız zaten geçersiz. wage gap'in hep gündemde olduğu abd'de durum pek öyle görünmüyor. anlaşılan o ki wage gap, kadınların yüksek eğitim almaması ile açıklanabilen bir olgu değil.

    * * *

    özet: kadınlara kağıt üzerinde verilmiş yasal haklarla tüm seksizmin yıkıldığına inanıyorsanız, toplumsal psikolojiyi yönlendiren bazı dinamikleri gözden kaçırıyorsunuz demektir.