şükela:  tümü | bugün
  • gadamer'in başyapıtı. bize gelmez, hermeneutik filan.
  • hakikat ve yöntem (gerçek ve yöntem) demenin almancası
  • bugün çevirisinin çıktığını gördüğüm kitap paradigma yayınlarından, daha doğrusu birinci cildinin. öncelikle yoğun bir emekle çıktığına şüphe yok, ilk olarak teşekkür etmeliyiz ama öylesine çeviri saçmalıkları var ki, bu teşekkür ve sevinç boğazımızda kalıyor. yani yorumbilgisi demiyorsun tamam, hani öztürkçeleştirmenin karşısındasın anlıyorum, ama hermeneutik demek varken acayip bir şekilde özsaçmalayarak hermenoytık (okunduğu şekliyle) demenin ve bunu türkiye'de ilk kez yapıyoruz gibi bir övgüyle ortaya atmanın ne anlamı var ki? bunun gibi onlarca saçmalık var, orjinaliyle bırakıyorsan hiç çevirme kavramları, direk almanca bas kitabı...
  • bu kitap uzun bir yürüyüşe benzer; platon'dan aristoteles'e, kant'tan schiller'e, dilthey'den husserl ve heidegger'e felsefenin ya da tinbilimlerinin serüveninde gadamer seçtiği temaları adim adim takip eder. bu temalari özetlemek bile zor: felsefi ve estetik tecrübenin dogasi, tecrübeler çeşitliliğinin hakikat iddialari, 'anlama', bilimsel yöntem, yasam, dil ve başka temel kavramlar, bunların ilgili olduklari başka temalar, daha alt temalar seklinde ilerler. bu ilerleyişte, birden yeni temalarla karsilasildiginda, hemen ardından, ya da belki ikinci ve uçuncu okumalarda, eski temalarin bu yeni temalarda içten içe surdugu fark edilir. adeta bir yapragin kenarindan bir tomurcuk daha patlar; eski tema farklı anlamlar kazanarak büyümektedir. bir yaprak daha acar, dipten bir filiz daha fiskirir. temalar birbirlerinin içinde buyurler. bu biçim göz önünde bulundurularak denebilir ki 'yasam'in kendisi nefes alip vermektedir bu kitapta. ve onu okumak bir tecrubedir; öncelikle anlamin ve arayisin sürekliliğinin tecrübesi. genel olarak gadamer'in hermeneutik tecrübe dediği şey de, iste boyle bir süreklilik ve zamansallik tecrubesidir. bu anlamda bu kitabin temel fikri biçimsel yapisinda mundemic hale getirilmiştir demek mümkün.
  • gadamerin doğru bir yorumun evrensel bir kriteri olabileceği düşüncesini reddettiği hermeneutik çalışması. şöyleki;

    "nasıl ki varlığın ve dünyanın tezahürü olarak hakikat, bizim kontrolümüzün dışında kalıp yöntemlerimizi aşıyorsa, aynı şekilde bir metnin anlam ve hakikati de bizim kriterlerimizi aşar."

    demiştir. bunun gerekçesinide şöyle izah etmiştir:

    "metnin hakikati (anlam, temsil ettiği varlık) tezahür ettiğinde yorumun doğruluğu anlaşılabildiğinden ve metnin birden çok hakikati bildirmesi söz konusu olabildiğinden, bir metnin bildirdiği hakikat ile doğru yorum arasını ayıracak evrensel bir kriter olamaz: bir metnin farklı yorumlar aracılığıyla ortaya çıkan hakikatleri (anlamlar) karşısında tek bir doğru yorumu ortaya çıkarmayı amaçlayan evrensel yorum kriteri oldukça sınırlayıcıdır ve dini. sosyal ve siyasi alanlarda despotizme ve diktatörlüğe kapı aralar."
  • paradigma yayınlarından 2008 yılında çıkan ilk baskısı baz alındığında çeviride bazı sıkıntılar göze çarpıyor `:hüsamettin arslan(ing)` `:ismail yavuzcan (alm.)`. özellikle hermeneutik veya hermenötik olarak dilimize yerleşmiş çok temel bir kavramı hermenoytik olarak anlaşılmasına rağmen çok talihsiz olmuş. onun dışında da birçok kavram bu 'türkçeleştirme' çabası ve çeviri kazası ile okurken insanın gözüne gözüne batarak okumayı zorlaştırabiliyor. ama elbette böyle temel bir eserin dilimize katılmış olması her daim sevindirici.
    birinci cildinde 'hümanizmin temel kavramları' başlığında incelenen 'yargı yetisi' başlığında özellikle kant'ın yaklaşımı ile de harmanlanarak yargı yetisine ve onun çevresindeki yaklaşımlar dikkat çekici;

    --- spoiler ---

    'aptal insan ile duyarlı insan arasındaki fark, aptal insanın yargıdan yoksun olmasıdır- yani onun öğrendiği ve bildiği şeyleri doğru şekilde sınıflandırarak doğru şekilde uygulayamamasıdır.' (s. 41-42)

    'bu yüzden o soyut bir şey olarak öğretilemez, yalnızca durumdan duruma uygulanabilir ve dolayısıyla duyular benzeri bir yetiden daha fazla bir şeydir. o, öğrenilemeyen bir şeydir; çünkü, kavramardan hareketle yapılacak hiçbir ispatlama kuralların uygulanmasıa kılavuzluk edemez.' (s. 42)

    'mesele, evrensel olanın uygulanması değil, içsel tutarlılıktır.' (s. 43)

    'sağduyu/ akl-ı selim kendisini öncelikle doğru ile yanlış, makul ile makul olmayan konusunda yargılarda bulunurken sergiler. sağlam yargıda bulunan kişi, bununla tikelleri evrensel bakış açılarına göre değerlendirebilen kişi değildir, tam tersine o sahiden önemli/ anlamlı olan şeyi bilir, başka bir söyleyişle şeylere doğru, sağlıklı ve sağlam görüş açılarından bakar.' (s.43-44)
    --- spoiler ---