şükela:  tümü | bugün
  • constantine cavafy'nin bir $iiridir.

    what are we waiting for, assembled in the forum?

    the barbarians are due here today.
    why isn't anything happening in the senate?
    why do the senators sit there without legislating?

    because the barbarians are coming today.
    what laws can the senators make now?
    once the barbarians are here, they'll do the legislating.
    why did our emperor get up so early,
    and why is he sitting at the city's main gate
    on his throne, in state, wearing the crown?

    because the barbarians are coming today
    and the emperor is waiting to receive their leader.
    he has even prepared a scroll to give him,
    replete with titles, with imposing names.
    why have our two consuls and praetors come out today
    wearing their embroidered, their scarlet togas?
    why have they put on bracelets with so many amethysts,
    and rings sparkling with magnificent emeralds?
    why are they carrying elegant canes
    beautifully worked in silver and gold?

    because the barbarians are coming today
    and things like that dazzle the barbarians.
    why don't our distinguished orators come forward as usual
    to make their speeches, say what they have to say?

    because the barbarians are coming today
    and they're bored by rhetoric and public speaking.
    why this sudden restlessness, this confusion?
    (how serious people's faces have become.)
    why are the streets and squares emptying so rapidly,
    everyone going home so lost in thought?

    because night has fallen and the barbarians have not come.
    and some who have just returned from the border say
    there are no barbarians any longer.
    and now, what's going to happen to us without barbarians?
    they were, those people, a kind of solution.

    ayni zaman da, j.m.coetzee'nin kitabinin ismidir ki kitabin hikayesi $iirden alinmi$tir ve kesinlikle herkes tarafindan okunmasi gereken bir kitaptir. bir kitap okudum hayatim degi$ti dedirten cinsten. iki kere booker odulu kazanmi$ olan bu kitap, ba$ari ile anlatilmi$ bir oykuden cok, hayal kirikligi ile bezenmi$ hayatimiz, inani$larimiz ve cevremizdir.
  • cevat çapan çevirisi için (bkz: barbarlari beklerken)
  • jm coetzee'nin en guzel kitaplarindan biri. kelimelerin on plana ciktigi kitaptir. urkutucudur. okurken tuyleriniz diken diken olur. simdi operaya uyarlaniyormus.

    http://www.news24.com/…,2-1225-1243_1717674,00.html
  • coetzee'nin bazı bölümlerini yazarken dino buzzati'nin tatar çölü (il deserto dei tartari) romanından etkilendiği söylenilebilecek kitabı.
  • müziklerini philip glass'in yaptigi bir operadır aynı zamanda.
  • coetzee'nin guncelligini ne yazik ki bir turlu kaybedemeyen kitabi. insanlik haline dair net bir resim ortaya koyar ve size farkli yer ve zamanlardaki degisik durumlari hatirlatir. buyuk edebiyat bu olsa gerek. humanizmin bir zaman da gelse zafere ulasabilecegine dair bir umudu da beraberinde barindirir, ama bunun icin cekilen acilar da hayli buyuktur. buzzati'nin kitabinda oldugu gibi burada da gereksiz burokratik mekanizmalar o soguk, korkutucu islevselciliklerini ve surekliliklerini gosterirler okuyucuya. fakat tatar colu'nden farkli olarak, coetzee'de bir degisim umudu ve olasi bir ilerleme ihtimali kendini hissettirir, cunku hakim de degismistir ve insanligin o anki temsilcisi olmustur sonunda.
  • j.m. coetze'nin insanoğlunun son birkaç yüzyılına, hatta bütün trihine ait en çirkin gerçeklerden birini simgeleştirdiği öykünün adı. nedir bu gerçek? gerçekte var olmayan korkular yaratarak insanların özgürlüğünü, haklarını, mallarını, topraklarını, onurlarını, kısacası onlara ait olan hemen her şeyi gasp eden ihtiraslı zorbaların gerçeği. zalim, zulmetmeye karar vermişse bunu haklı çıkarmak amacıyla öylesine uyduruk, öylesine paranoyak gerekçeler atar ki ortaya, sadece başkalarını inandırmakla kalmaz, bir süre sonra kendi de bu yalanlara inanmaya başlar. amerika'yı keşfedenlerle kızılderililerin öyküsü, demokrasi götürmek vaadiyle ülkeleri işgal edenlerin öyküsü, darbelerin, diktatörlüklerin öyküsü... hepsinden bir parça bulabileceğiniz ve tarihe tek tek yaşanmış olaylar üzerinden değil, bir bütün olarak bakmanızı sağlayabilecek bir kitap. çünkü ancak bu şekilde bakarak dünü, bugünü ve yarını anlayabilir insan. yoksa günübirlik kısır tartışmaların ve yorumların kalabalığında kaybolup gider.
  • "when some men suffer unjustly," i said to myself, "it's the fate of those who witness their suffering to suffer the shame of it." *
  • hafiza-i beşer nisyan ile malûldür; evet, topluluklarin, halkin hafizasinin en ciddi hastaligi unutma hastaligidir. ama gunumuz suratli tuketim sapikligi ve hayat gailesi icinde mediokr beşerden kendini ayirabilmis, dusunen bireyin bile hafizasi nisyan ile malûl.

    bu nedenle nasil ki psikolog ve psikiyatrlar 3-5 yilda bir kendileri de terapiye giriyorlar, her entelektuelin de önce don quixote'u, sonra da bu romani (coetzee romani olandan bahsediyorum, kavafis'in siiri ayrica harika) 3-5 yilda bir okuyup kendine gelmesi gerekiyor kanimca.

    bahsedilmis ama, il deserto dei tartari de onemli bu hususta. alakasiz ama tutunamayanlar'i da okumali 5 yilda bir insan. hayatin bize ne yaptigini, kendimize bakis acimizin nasil degistigini elindeki kizilcik sopasiyla gosteriyor oguz atay. hadi bugunluk eyvallah.
  • j. m. coetzee'den kemal tahir'le karışık ahmet hamdi tanpınar tadı almamı sağlayan roman. toplumsal ve siyasal bir konuyu incelerken bir yandan da bireyin karmaşık iç dünyasına eğiliyor yazar. modern dünyanın yarattığı kavramların, insan doğasına düşman birer frankensteina nasıl dönüştüklerini gözler önüne seriyor.