şükela:  tümü | bugün
  • ozzy osbourne un en tavsiye edebilecegim sarkilarindan birisi. acikli bir hali vardir bu parcanin vokaliyle olsun, melodisiyle olsun.
  • aerosmith'in dünyanın en kolay bas partisyonlarına sahip olan şarkısı.
    ayrıca (bkz: smoke on the water)
  • aerosmithin şarkısının asıl adı walk on the water dır aslında.
  • güzel bir neil diamond şarkısı.

    sözleri böyledir:

    walk on water, ain't it like her,
    she leads the children,
    ain't it right, ain't it right, ain't it right!
    and ain't it wond'rous, the way she does it,
    gives love and loves it,
    ain't it right, ain't it right, ain't it right!

    light de light, we got mornin', mornin' makes another day,
    glory sight, got de dawnin',
    lordy, light the night away!

    light de light, we got mornin', mornin' makes another day,
    glory sight, got de dawnin'
    lordy, light the night away!

    light de light, we got mornin', mornin' makes another day,
    glory sight, got de dawnin'
    lordy, light the night away!

    she walks on water, ain't it like her,
    she leads the children,
    ain't it right, ain't it right, ain't it right!
  • ozzyninkinin sozlerini de yazayim tam olsun

    met a magic man,
    who had a daughter
    she learned her lessons well,
    but still i taught her
    she followed willingly,
    as lambs to slaughter
    we shared forbiden fruits,
    and things i brought her

    you may say i'm a miracle mannequin,
    here i come with my mystical plan again,
    although you think i can, i'm just a man
    and i don't walk on water (oh no)
    i don't walk on water (oh no)

    i followed willingly,
    a sweet temptation
    she had me hypnotized,
    and still i'm waiting
    my dromedary dreams
    as wet as oceans
    with sand dunes bearing seeds
    she set in motion

    you may say i'm a cynical charlatan
    there i go with my whimsical ways again
    although you think i can, i'm just a man
    and i don't walk on water (oh no)
    i don't walk on water (oh no)
    i don't walk on water (oh no)
    i don't walk on water (oh no)

    kaliedoscopial eyes
    as you look in the mirror
    and the long is getting
    shorter as the far is now nearer

    are you just a mirror
    standing in front of me?
    am i blind,
    can my eyes really see?

    you may say i'm a miracle mannequin,
    here i come with my mystical plan again,
    although you think i can, i'm just a man
    and i don't walk on water (oh no)
    i don't walk on water (oh no)
    i don't walk on water (oh no)
    i don't walk on water (oh no)

    my dromedary dreams
    as wet as oceans
    with sand dunes bearing seeds
    she set in motion

    my dromedary dreams
    my dromedary dreams
    my dromedary dreams
  • geçtiğimiz sene ifistanbul’a yossi and jagger ile konuk olan amerika doğumlu ve israil’de yaşayan eytan fox’un, bu seneki berlin film festivali’nde gösterimi yapılan son filmi.

    synopsis olarak kısaca göz atarsak; gözü pek bir mossad ajanı olan eyal (late marriage’den hatırlayabileceğiniz lior ashkenazi tarafından canlandırılıyor), istanbul’da başarıyla gerçekleştirdiği suikast operasyonunu takiben israil’e geri döner ancak döndüğünde uzun zamandır psikolojik problemler ile boğuşan eşinin intiharı ile karşılaşır. aradan bir süre geçtikten sonra mossad, eyal’e yeni bir görev verir. ikinci dünya savaşı’ndan sonra arjantin’e kaçan nazi savaş suçlusu alfred himmelman’ın izini kaybetmişlerdir. neredeyse ölüm döşeğinde olan bu yaşlı adamı “tanrıdan önce almak” eyal’in patronu menachem için artık kişisel bir meseleye dönmüştür. işin ilginç olan kısmı, himmelman’ın torunu olan pia’nın ailesini red ederek bir süreden beri israil’de yaşamaya başlamasıdır. pia’nın berlin’deki erkek kardeşi axel, ablasını ziyaret etmek için kısa bir süreliğine israil’e gelecektir. eyal, turist rehberi kılığına girip bu abla kardeşe yakınlaşacak ve mossad’ın izini kaybettiği büyükbabaya ulaşmaya çalışacaktır…

    eminönü'nden geniş açılı bir galata, boğaz ve üsküdar manzarasıyla (ve tabi gökhan özen’in aramazsan arama’sıyla) açılan film, devamında israil ve almanya ekseninde gelişen hikayesiyle, ilk başta kabaca tahmin ettiğinizi sandığınız klişelere çok fazla bulaşmadan oldukça tempolu ve derli toplu bir şekilde hikayesini anlatmayı başarıyor. hikayenin çıkış noktası ise eytan fox’un terapistinin anlattığı gerçek bir hikayeye dayanıyor. bir mossad ajanı eşinin intiharı üzerine bunalıma girer, vs. (buradan sonra gerçek hikayenin gelişimi ve filmin bağlandığı nokta birbirinden ayrılıyor ve ben şahsen eytan fox’un konu ile ilgili röportajını okuduktan sonra filmin finalinden oldukça memnun kaldım)

    bir çok tehlikeli konuya el atıp, sonuçta metaforik olarak da olsa “suyun üstünde yürümek” için ne gibi özelliklerimizden kurtulmamıza ve iç huzuru nasıl sağlayabileceğimize dair ipuçları veren ve şahsi düşünceme göre her yahudi’nin seyretmesi gereken bir film. israil’de aldığı olumlu tepkilerden de anlaşılıyor ki artık yeni nesil yahudiler de bu soykırım hikayelerinden, doğdukları andan itibaren kadın - erkek demeden “asker” olarak yetiştirilmekten ve kendi içlerinde kapalı dünyalarından oldukça sıkılmışlar. film, nazilere ve bunun devamı olarak o insanların çocukları, torunları olan ve talihsiz bir şekilde bu suçu ya da ayıbı taşıyarak doğan yeni kuşak almanlara duyulan nefretten tutun da bitip tükenmeyen israil-filistin savaşına, otobüslerde patlayıp masum insanları öldüren bombalardan homofobiye kadar bir çok konuya oldukça geniş bir perspektiften yaklaşıyor ve doğuştan asker, maskülenlik sembolü eyal’in bitip tükenmeyen bir öfke ve nefretle yoğrulan hayatına artık başka bir açıdan bakmaya başlaması ve nihayetinde su üzerinde yürümeyi başarmak için cesur adımlar atmaya başlaması ile noktalanıyor.

    oldukça insancıl bir film olan “walk on water” hakkında son olarak bir diğer ilginç bilgi ise, “pia” rolünde seyrettiğimiz caroline peters’ın gerçek hayattaki büyükbabasının da aslında bir nazi savaş suçlusu olması. seneler sonra bu farklı insanları bir film çatısı altında, aynı ortak düşünceyi savunurken görmek gerçekten de çok anlamlı.
  • lock up the wolves albümünden leziz dio şarkısı:

    he's just an ordinary man
    never gonna live forever
    so he takes it where he can

    too many nights without a day
    for the sake of being clever
    he almost lost his way
    he always thought that he could fly
    till he was shot down from the sky
    you can't walk on water - don't try
    you can't walk on water - my my my

    they say there's ice inside his veins
    he's the man of a thousand faces
    silver spoons and golden chains
    he thought his heart was made of steel
    but it never started pounding
    till they strapped him to the wheel

    he always thought that he could fly
    till he was shot down from the sky
    no matter what you try
    you can't walk on water - my my
    can't walk on water - don't let me try

    somebody said we'll make him strong
    he can give us all the answers
    tell us right and show us wrong

    ıf you believe it, it's no lie
    and there is an end to summer
    'cause the winter makes it die

    we never looked above his head
    and so he missed the things that they said, yeah
    he always thought that he could fly
    until they shot him from the sky

    no matter how you try
    you can't walk on water
    can't burn the sun
    you can't walk on water
    not anyone

    you can't, you can't, you can't
    you can't, you can't, walk on water
  • 1995 senesinde çıkan ufo albümü. eski elemanlar michael schenker, paul raymond ve andy parker'ın gruba geri dönmesiyle beraber ufo'nun reunion yaptığı ve 2 eski ufo klasiğinin (lights out ve doctor doctor) yeni versiyonlarının da yer aldığı albüm.
  • dün tps kanallarından birinde seyrettiğim, oyuncuların/figüranların yer yer, türkçe, ibranice, arapça, ingilizce ve almanca konuştukları, beni yerden yere vuran güzel ötesi film. konu o kadar basit ve duru işleniyor ki, insanın kursağına düğüm üzerine düğüm atılıyor. (ne dedim şimdi ben?)