şükela:  tümü | bugün
  • english patient filmi ile ses tasarımı ve kurgu oscarı almistir.
  • 1943 new york doğumlu amerikalı kurgucu.

    thx 1138 (1971)'in senaryosunu yazmışlığı ve return to oz (1985)'un senaryosunu yazıp yönetmişliği de vardır.

    birbirinden değerli filmlerin kurgusu sayın murch'a aittir. misal verecek olursak, ki verelim;
    jarhead (2005)
    the talented mr ripley (1999)
    the english patient (1996)
    romeo is bleeding (1993)
    the godfather part 3 (1990)
    the unbearable lightness of being (1988)
    apocalypse now (1979) gibi...
  • francis ford coppola, george lucas, fred zinnemann gibi yönetmenlerle çalışmış kurgucu.

    ideal kurguyu oluşturan ögelerin önem sıralanışını şöyle veriyor:
    1. duygu
    2. öykü
    3. ritim
    4. göz takibi
    5. perdenin iki boyutlu yapısı
    6. aksiyonun üç boyutlu yapısı

    ''rüyalar, gündelik hayatın tersine çoğu zaman parçalanmış görüntülerden oluşmaktadır. rüyalarımızdaki görüntülerin arka arkaya gelişi ile sinema kurgusu arasında olan benzerlik sayesinde, kesmelerden oluşan film görüntüsü bize yabancı gelmez'' demiş.
    yani gerçek hayatı, kesilip birbirine bağlanmış, kurgulanmış sahneler şeklinde algılamıyoruz. herşey tek bir sonsuz planda kesintisiz akıyor. fakat rüyalarımızı kendi kafamızdaki bir kurgu masasında kesip biçiyoruz. işte bu nedenle filmlerdeki kesmeler bize yabancı gelmiyor.
  • bir filmin kurgusu için bu amcaya teklif gidiyor ancak o sırada oğlu epey önemli bir hastalık geçirdiği için, walter amca evde bulunmak durumunda olduğunu belirterek teklifi reddediyor.

    walter murch'dan başkasına filmi kestirmek istemeyen şirket, ağır bir bütçenin altına girip adamın evine avid sistemi kuruyor ve tabi haliyle bir de supersonik koltuk getiriyor. günümüzde pek çok kurgucu oturarak çalışıyor ama eskiden bu iş ayakta yapılırmış. walter murch eskilerden olduğu için "film ayakta kesilir" diyor ve koltuğu geri gönderiyor, ayakta kese kese kurgu yapıyor.
  • "bir filmin kurgusuyla, o filmi izleyenlerin göz kırpmaları arasında bir etkileşim vardır.eğer film düzgün kurgulanmışsa ve bu seyircilerin göz kırpmalarından anlaşılabiliyorsa, bir filmi izleyen salondaki seyircilerin göz kırpmalarında bir ritim, bir uyum olması ve aynı anda göz kırpmaları gerekir." diyen ve bu görüşü de deneylerle kanıtlanan dünyanın en ünlü kurgucusu.
  • ne kadar usta bir kurgucu olduğunu görmek istiyorsanız ghost filmini izlemenizi öneririm.
  • kurgu yaparken mekanik kurgunun "dokunma ve hissetme" duyularına hitap ettiğini söylemiştir. kurguyu bir yolun keşfi olarak tanımlamıştır. kurgularını yavaş ve sindirerek yapmıştır ve böylece kurgudaki en önemli öğe olarak söylediği "duygu"yu ilk başta kendi hissetmiştir, ardından seyirciye sunmuştur.

    (bkz: apocalypse now) filminin kurgusuna 2 yıl harcamıştır.

    (bkz: göz kırparken) isimli bir kitabı mevcuttur. sinemasever insanların okuması şiddetle tavsiye edilir. kitabın dili de o kadar güzel ki akıp gidiyor. 1 günde bitirdim.
  • göz kırparken adlı kitabın yazarı
  • göz kırparken adlı eserinde insana "bir film sanıldığından çok daha fazla boyutlara sahiptir" dedirtmekte.

    "julia'nın deneme gösterimlerden sonra aklımda kalan özel bir
    an var: fred zinnemann ve ben filmin başındaki, seyircinin anlamakta
    zorlandığı yapıyla ilgili son değişiklikleri tartışıyorduk. filmin ilk
    makarasında arka arkaya geriye dönüşler içeren sahneler vardı: bir
    anının anısının anısının anısı ... belki de bir tanesi fazlaydı. sahnelerden
    birini atmayı önerdim ve böyle yaparsak kalan sahnelerin daha
    anlaşılabilir bir sekans oluşturacağına karar verdik. ben bağlantı yerlerini keserken (ayırırken sanki acıyla ağlar gibi bir ses çıkarıyorlardı)
    zinnemann düşünceli bir ifadeyle baktı ve "bu sahneyi ilk okuduğumda
    filmi yapabileceğimi düşünmüştüm. " dedi.
    bir an duraksadım, ona baktım ama sonra bağlantıları kesmeye
    devam ettim. ama yüreğim ağzıma gelmişti çünkü bu aşamada tam
    olarak emin olamazsınız yalnızca doğru olanı yaptığınıza dair inancınız
    vardır. filmin kalbini keserek yanlış mı yapıyorduk, yoksa göbek
    bağını mı atıyorduk ?

    göz kırparken - walter murch "
  • hayatımın filmlerinden the unbearable lightness of being'in kurgusunu yaparken uyguladığı; her kamera yerleşiminden bir adet belirleyici kare seçerek, o kareyi fotoğraf kartına bastırma yöntemindeki pratik zekasına hayran kaldığım kurgucu. fotoğraf ve sinema sanatını bu kadar güzel harmanlayan bir hareket daha duymadım. bu yöntemin nasıl bir yarar sağladığını in the blink of an eye kitabında şöyle anlatıyor:

    “melankoliyle dolu ironik bir öfkeyi hangi kelime anlatır? böyle bir kelime yok ama bir fotoğrafta bunu görebiliyordunuz. ya da fotoğraf sinirli bir bekleyişi gösteriyordu: karakter korkmuş ve şehvetliydi, ama aynı zamanda da kafası karışıktı çünkü şehveti kocasıyla yatan bir kadına yönelikti. bu ne anlama geliyordu? ne anlama gelirse gelsin orada ifadesinde, kafasının açısında, saçında, boynunda, ağzında ve gözlerindeydi. eğer bir ifadeyi bir oyuncunun yüzünde açıkça görebiliyorsanız isimlendirilemeyen ve zor fark edilen duyguların dille ifadesi konusunda yol kat etmişsiniz demektir. yönetmen olarak "evet istediğim bu. üzerinde çalıştığımız sahne bununla dolu olmalı. isimlendiremediğim ama şu fotoğrafta gördüğüm bildik duyguyu istiyorum bu sahnede" diyebilirsiniz.”

    ayrıca mesleğini icra ederken mental ve fiziksel bütünlüğünün önemini de şu şekilde açıklamış:

    “kurgu bir nevi cerrahi operasyondur. hiçbir cerrahı otururken gördünüz mü? kurgu aynı zamanda yemek yapmaya benzer ve kimse oturarak yemek yapmaz. ama her şeyden önemlisi kurgu bir çeşit danstır: kurgulanmış film kristalize bir dansa benzer. hiç birisini oturarak dans ederken gördünüz mü?”

    “çoğunlukla, özellikle de bir kesme hakkında karar anındaysam ayakta olurum. bir silahşör gibi ayakta durmak ve anında tepki verebilmek istiyorum. kendinizi bütün bedeninizle işe vermek çok şey fark ettiriyor.”