şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda izlediğim en keyifli komedi.
  • filmekimi kapsamında "gelirse ekime" yapıp izlediğim film. bu ay izlediğim en iyi sinema filmi olabilir. film hakkında değinmek istediğim bir kaç nokta var tabi ki.

    öncelikle filmin yönetmeni sanırsınız film çalışmaları ya da iletişim tasarım gibi bir bölümde master yapıyor da bitirme projesinin konusu tarantino sineması. absürdlüğüyle, suç ve illegal işlerle, filmin ısrarla kendini trollemesiyle, western'e kaçan sahnelerle, müzikleriyle ve çok olmasa da kan revan içindeki sahneleriyle bile izlerken aklıma yer yer pulp fiction ve kill bill gelmedi değil. ama bunu negatif açıdan söylemiyorum. hani tarantino'dan direk hacılamış demek ayıp olur. tarantino'ya öykünerek gayet güzel bir iş kotarmış yönetmenimiz.

    --- spoiler ---

    ikincisi ise theo james ve alexander skarsgard. theo'yu underworld'den sonra ikinci izleyişim, lakin birine kötü adamlık bu kadar mı yakışır. bir yanında erkek, diğer yanında kadın olan yataktan çıkıp kelle uçurmaya gittiği sahnede karızma olayını başka noktalara taşıdı.alexander skarsgard zaten gülüşüne yandığım... istisnasız her sahnesinde iç geçire geçire kendisine baktım kaldım. ikisi de yakışılılıkta, seksilikte, karizmada uzaydılar film boyunca. keşke üstsüz oldukları sahneleri aynı zamanda da donsuz oynasaydılar. ve gayet gerçekci ve inandırıcı performansları vardı. skarsgard'a komedi, o cüssesine rağmen, çok iyi gidiyor.
    --- spoiler ---

    sonuç olarak, gidin izleyin. sıkmıyor da kendisi. epey sağlam bir film.
  • gülerek izlediğim komedi polisiye.
    alexander skarsgårdın kambur kambur yürümesi ve deli deli araba kullanması, michael peñanın bilmiş konuşmaları... hele o sandalye hikayesinde çok güldüm.
    dizisi olsa izlerim bunların diye çıktım sinemadan.
  • keyifle izlenilen komedi polisiye. standart kalıpların dışında bir film
    karakterler özellikle bu oyuncular için yazılmış gibi
  • yüzde gülümseme bırakan, izlediğime pişman olmadığım, güzel bir kara komedi.

    ama çok büyütmeye de gerek yok, ne gözleriniz yaşarana kadar gülüyorsunuz, ne de izleyiciyi düşündüren, derdi olan bir film olduğunu söyleyebilirim.

    -spoiler-

    bu arada,

    hot-dog dükkanı tabelasını gördükten hemen sonraki sahnede, karakter meth çekiyor. kabak gibi bir breaking bad göndermesi.

    -spoiler-
  • filmekiminde izlediğim beni en mutlu eden film. bir çok sahnesinde eşimle beraber gözlerimizden yaş gelene kadar güldük diyebilirim. hayır imdb notuna bakıp war on everyone yerine swiss army men'e gidecektim de yönetmenin the guard'ın yönetmeni olduğunu görüp son anda vazgeçtim ki iyi vazgeçmişim. gördüğüm en iyi ikili polis filmi diyebilirim sadece filmin süresini doldurmak adına türk dizisi tadında şarkılı kısımlar azaltılsaymış daha iyi olurmuş. gülmek istiyorsanız mutlaka izleyin. bu filme gülenler ve başka film olsa da gülsek diyenler için "in china they eat dogs" ve yönetmenin diğer filmi "the guard"'ı da şiddetle önerip gideyim.