şükela:  tümü | bugün
  • joy division'in ilk vinyl entrisi an ideal for living ep'sinin acilis sarkisi.. daha sonra substance toplamasinin acilisini da bu sarkiyla yaptilar..
  • ayrıca rancidin life wont wait albümünden bir şarkısı

    true to ourself, glad we did it
    beat him down with a baseball bat
    police retreated the riot scenes
    in fear of a baseballbat
    working class intellectuals
    disillusion you for sure
    broken dreams in warsaw
    where all the dreams fall down
    american baseball bat
    demolish the discoteque
    and how many blows to his forearm and neck
    'til he lay in the schoolyard, bludgeoned to death
    december 13, 1981
    who remembers the loaded gun
    who remembers the first morning
    of martial law
    hey, you should bring that louisville
    yeah man, i'll know where
    yeah man i´m economic
    hardshipped in warsaw
    american baseball bat
    demolish the discoteque
    and how many blows to his forearm and neck
    'til he lay in the schoolyard, bludgeoned to death
    hey! all alone, bludgeoned to death
  • (bkz: varşova)
  • grupların isimleriyle var oldukları bir dönemde ...bernard sumner, peter hook ve ian curtis'in grubu...joy division'ın önceki ismi: warsaw.

    buzzcocks'un alt grubu olarak çıktıkları ilk konserlerinden sonra karar vermişler bu isme...konserin öncesinde de grubun adını stiff kittens olarak bildirmişler oysa ki [pete shelley'in önerisiyle]

    bu onlarda daha sonra bir alışkanlık mı yapıyor...bilmem
    warsaw pakt diye bir grup olduğunu öğrendiklerinde de grubun adını değiştirip "joy division" yapmışlar ... ve evet böyle bir şarkıları da var o dönemden kalma.
  • hipsterland pardon williamsburg ve greenpoint ( new york ) arasinda konuslanmis bir adet polonya bari ve konser salonu. violent femmes ve camera obscura gibi guzelliklere ev sahibi olmasa gidilmeyesi yer.
  • dördüncü nesil bir yazar.
  • bauhaus ile trent reznor un birlikte verdikleri where darkness doubles, where light pours in konserinde peter murphy nin "another joy division song bla bla bla" konuşmasının akabinde türkçe olarak "bir iki üç dört beş sekiz altı yedi" diyerek başladığı şarkı.
  • en son entrysini 9 (dokuz) yıl önce girmiş, kayıp yazar.
  • "her şey" diyordu, "hepsi senin için"..

    bütün belalarına bulaştı ve bütün kötülükleriyle yüzleşti.. bütün verilen sözleri ve bütün yapılan itirafları.. çürümenin rengini anlatmak için, siyah-beyaz gerçekliğinde varolup, ta ki simsiyah sonuna uzanana dek..

    18 mayıs 1980.. her şeyi sana bıraktı..

    yeni bir hayat için verilen sözler, senin hayatından bir kurban yarattılar.. binlerce sesin arasında, gürültüsünün ağır geldiği, ki böylece en kolayıdır seni de o aptal kalabalığın bir parçası haline getirmeleri.. o yüzden saklanmayı dilersin, sesler eskisi kadar güzel gelmediğinde kulağına..

    "bir kabus durumu"..

    nefretinin doğurduğu iktidar, sana yeni bir hayatın müjdesini veren.. bütün kurtuluş umutlarını ezen..

    aynı üniformaları giyiyorlar, aynı adımları atıyorlar, öldürüyorlar zaman geçirmek için ve utançlarının giysilerini giyiyorlar..

    "bir daha asla sorgulamamak için sıra halinde yürüyorlar"..

    başarısızlıklar; hayata dair bütün arzularınız, kutsal aşklarınız, içsel duygularınız, modern bencil kibirleriniz.. artık aranızda seçim yapmıyorum, hepinizin kaybedişini görüyorum..

    farkında olduğum hiçbir şeyin, düşündüğüm, yaptığım ve söylediğim, en ufak bir önemi yok biliyorum.. başka kimse farkındalığımın farkında olmadığı sürece.. aidiyetin güvenine muhtacız hepimiz ve hepsi bu.. farkında olduğum her şeyi farkettiğini zannediyorsun.. oysa ben sana hiçbir şeyi tam olarak anlatamadığımı anlatıyordum.. beni ez ve bildiğim her şeyi biliyormuş gibi davran.. her şey sona erdiğinde ne olacağını zannediyorsun?

    "sırf boş ruhlarınızın paramparça olduğunu görmek için uzun zamandır burada oturuyorum"..

    gerçeklerden kurtulacağınız umuduyla karanlığın içine bakıyorsunuz, yeraltında bir hayat arıyorsunuz, günün hiç bitmemesini umarak, güzelliğinizin yitip gitmesini seyrediyorsunuz..

    sizi izlerler, hayatlarınıza gizledikleri aynalardan ve duvarlarınızdaki vericilerden.. söylediğiniz her şeyin gerçek olduğundan emin olmak isterler..

    "yitirilmiş aşk yok"..

    dinle.. sessizliği dinle ve akıp gitmesine izin ver.. güneşten korkan gözlerinle, gece alacağın hazzı düşün, körleşmiş yokoluşuna terkedilmiş olsan da.. yanlış hiçbir şey yokmuş gibi devam et.. yalnız kaldığın o günlerden saklan.. aynı mekanda ve aynı zamanda kalarak..

    "bana dokun uzaklığından, her seferinde biraz daha uzaklaşarak"..

    ihtiyacımız olan kelimeler değil, seslerdi.. dans edebilirdik..

    dans et..

    anlamlı gelen hiçbir şey yok, yerine oturan da.. sonsuz soğukluğunda elele tutuşarak, dudaklarında gülümseme olmaksızın..

    eğer gözlerini kaparsan, alışabilirsin belki.. köşe başlarında kuklalar.. yaşadığın oda.. tel örgülerle çevrili bir yer, içinde çocukların oynadığı.. cesedin yattığı yerde dans ettiklerini gördüm..

    "ve sadece bir arkadaşımı arıyordum"..

    unutulmuş gençliğinin odasında bütün duyularımın kayıp gitmesine izin verebilirim.. gene sonu sana çıkan bir geceye başlamıştım, arkadaşlarımın asla gitmeyeceği yeri bulmuştum sonunda halbuki..

    "ve sadece bir arkadaşımı arıyordum"..

    bütün zayıflıklarınızı biliyorum.. bütün hatalarınızla uğraşacağım, bütün sadakat testlerinizi tamamlayacağım.. sırf boğazınıza sarılabilmek için.. sizin hikayenizin içinde dönüp duruyorum, bütün günahlarınızı yüzünüze vurmak için.. ruhunuzun içindeki bütün acımasız gerçekleri görüyorum.. ne kadar uğraşırsam uğraşıyım, anlatıklarımı size ulaştıramıyorum.. ayak seslerinizi duyuyorum ama gördüğüm sadece duvarlar.. gördüğüm beni savaşmaktan vazgeçiren çelişkiler..

    bugün şehrin kalbine gittim.. her şey sana adanmış bir arayışa dönüşüyordu.. bütün umutların senin için kaybedildiği yerlere gittim.. hareket etmeden, sessizliğin içinde, seni bekledim.. gerçeği karanlık odamda buldum..

    gölge oyununda kendi sonumun provasını yapıyorum.. bütün suikastçilerim sıralanmış, dans ediyorlar.. ellerinde soğuk çelikler ve kendilerine has kokularıyla, benimle temas kurmak için harekete geçiyorlar.. bütün o kalabalıklar uzaklaşırken, tek yapabildiğim gidişlerini izlemek arkalarından inançsızlıkla..

    her şeyi yaptım.. yapmak istediğim her şeyi.. kendi sonları için seni kullanmalarına izin verdim..

    "bugün şehrin kalbine gittim, seni bekledim"..

    1 the drawback
    2 leaders of men
    3 they walked in line
    4 failures
    5 novelty
    6 no love lost
    7 transmission
    8 living in the ıce age
    9 ınterzone
    10 warsaw
    11 shadowplay
    12 as you said

    *
  • özellikle canlı stüdyo performansının hastası olduğum süper ötesi groove armada parçasıdır kendisi. 2010 yılında çıkartılan black light isimli albüm altında saint saviour seslendiriyor. çok da şeker bir hanımefendidir kendileri.

    şarkının adresini de vermiş olalım

    finally ı saw ı am in this war
    cause ı am the cause -
    the reason you closed the...
    finally ı saw ı am in this war
    cause ı am the cause -
    the reason you closed the...door.
    don't you call me.

    with you
    all ı need's to be with you.
    with you
    all ı need's to be with you.

    the hairs on my neck don't stand up ever -
    and the warmth in my groin has left forever -

    with you
    goes to show - do why - ı'm so
    with you
    goes to show

    ı got an inkling like a avalanche is falling down on me -
    crushing my everything.
    ı got an inkling like a avalanche is falling down on me -
    crushing my everything.

    with you
    all ı need's to be with you.
    with you
    all ı need's to be with you.

    the hairs on my neck don't stand up ever -
    and the warmth in my groin has left forever -
    the hairs on my neck don't stand up ever -
    and the warmth in my groin has left forever -

    don't stand up ever...
    goes to show...
    don't stand up ever...
    goes to show...