şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: what does not kill you makes you stronger) o zaman ingiliscesi de. allallaa
  • tam çevirisi "beni öldürmeyen şey güçlü kılar" olmasına karşın kennynin bkz'da da belirttiği gibi çeşitli çevirilerde özne oldukça farklı hallerde yer alan veciz.

    "ben"in yerini "sen"in almış olması önemsiz bir ayrıntıdan öte ciddi bir faşizm sorunudur. daha doğrusu "güç" kavramını nietzsche'nin algılayış tarzı ile sonrasından gelen faşist propagadanın konuya yaklaşımı arasındaki -bana göre- önemli farktır. emir kipi haline getirme, içgörü sonucu ulaşılmış bir sonuç yerine yabancılaştırma, yani tehditi yabancılaştırma ve dolayısıyla güç kavramını dönüştürme, fizikselleştirme kendini pek de sezdirmeden gerçekleşen değişikliklerdir.

    nazi iktidarının da bu çok sevdikleri filozofun sözünü başkalaştırıp başkalaştırmadıkları bilmemekle beraber bu durumun şaşkınlık yaratmaması gerektiğini belirtmek isterim.
  • ... birebir cevrildiginde "daha" ifadesinin eksik oldugu gorulecektir.
    cunku "stark"in 'level'i "starker" olarak artirilmistir. [gerci bu durumda bir "als"li cumle de ister burasi, ama olsundur]
    bu durumda su cumle daha uygun olacaktir: "beni oldurmeyen, daha guclu kilar."

    sevgili ester'den alintilarsak:
    "zaten oyledir
    cunku oyledir."
  • entropiyi göz ardı etmeden homeostasise inanmaktır efenim. ya da can alıcı olanı göz ardı etmeden gözü kara inanmamak. her seçim bir kazanım ya da kaybediştir zahir. artı ve eksi hanelerinin seçimi sağ duyu ön koşulunu ister. o yoksa zaten tini ten üzerinden anlatmaya çalışırsınız ve bu hayatın her yerine bulaşan akışkan bir şeydir. pozitivizme işte tam da bu noktada hiç gerek yoktur. yüzünüze karşı esen sert rüzgarı olmadı arkanıza alırsınız. göreceli doğru zaman ve mekanda. bu gücü katlamak değil de nedir ki.
  • vice versa. beni güçlü kılan şey beni öldürür. deneyimlerle sabit. ironik.
  • ben bu sözü anlamıyorum nedense. yok almanca bilmemekle ilintili bir durum değil bu. türkçesini de anlamıyorum.
    nietzsche amca, ölmediğime göre deneyim sahibi olmuşumdur, aynı hatayı bir daha tekrarlamayacağımdır, daha güçlüyümdür mü demek istemiştir.

    bu konuda çok güzel bir fıkra var, ikilemimi de çok net açıklıyor.
    moko moko adasına düşmüş bazı amcalar, yerliler yakalamış bunları. sormuşlar moko moko mu ölüm mü? ilk amca moko moko demiş (büyük ihtimal nietzsche'ymiş adı, ölmediğime göre daha güçlü oldum eki eki deyip uzaklaşmıştır mekandan) bunu becerip salmışlar, diğer amca da gururlu davranıp ölüm demiş. "ölene kadar moko moko" demişler.

    şimdi ikinci amcayı ele aldığımızda bu amca ölene kadar geçireceği o kutlu süreçte, daha mı güçlenmektedir? bu güçse nasıl bir güçtür. ben istemiyorumdur öyle gücüdür.

    ben bu sözde çok ağır bir genelleme seziyorum. öyle bir genelleme ki, misal ense kökünüze alacağınız bir darbe ile boynunuzdan aşşağınız felç olabilir, hayat boyu bitkisel hayata girmişsinizdir, ölmediniz evet ama daha güçlü olmadığınıza kesinlikle eminim.

    tahminim, başına kötü şeyler gelen, gelmekte olan insanlara gaz verme amaçlı söylenmiş bir sözdür bu. özellikle almancasının çevirisi ingilizce halinde, bu durum iyice nettir.
    pollyanna yaşıyor olsaydı eminim "was mich nicht umbringt macht mich starker" diyecekti.
  • ''beni öldürmeyen şey; daha güçlü kılar.''

    nietzsche'nin bu sözündeki ''umbringen'' (öldürmek) fiili, ''töten'' (öldürmek, ölmek) fiilinden çok daha geniş bir anlam ifade eder. ''öldürmekten beter etmek, süründürmek'' gibi bir anlamı vardır. insana ''böyle yaşamak olmaz olsun'' dedirtme halidir. almancada genelde etkiyi güçlendirmek için kullanılan ''um'' (herum misal) ön eki (ya da praposition'u) ''bringen'' (getirmek) fiiline -almancadaki çoğu fiilde olduğu gibi- bambaşka bir anlam katar.

    biraz serbest -kabul epey serbest- bir çeviriyle ''beni * (umbringen: yere çalmak, yere getirmek, yerle yeksan etmek gibi) etmeyen şey; daha güçlü kılar.'' da diyebiliriz. yani almanların dediği gibi: ''man kann das sagen.''
  • was mich nicht wäscht, macht mich stärker. zuhahaha