1. kitap. cok satiyor bu aralar, sokakta herkesin elinde. sirk katakullileriyle ilgili ve ilginc bir anlatim teknigi var; ayni anda ana karakterin gencliginin ve yaslanmis halinin gozunden anlatiliyor, gecisler bir acayip. one cikmak icin boyle yaratici olmak lazim tabii, salt konu yetmiyor. belki atlaya ziplaya, epey yalap salap okudugumdan pek abartilacak bir yonunu de bulamadim, ama taaa en sonunda, author's notes kisminda, iki unlu sirk fili hakkindaki anektodlar epey ilginc:

    -1903 yilinda topsy denen bir fil, bakicisi buna sonmemis bir sigara yedirince cilgin atiyor ve adami olduruyor. o zamanin adeti uyarinca, bir seyirci :rube oldurmedikleri surece boyle bir iki cinayet haklari var fillerin. ama bu topsynin ucuncu vakasi. sahipleri filin infazini bir eglenceye, gosteriye donusturup para kazanmayi akil ediyorlar. fili asacaklarini duyuruyorlar (nasil olacaksa) ama bu buyuk bir tepki uyandiriyor, filin daha insani bir yontemle (daha fili, daha fiili,..) oldurulmesi yonunde baski oluyor. ve sahipleri thomas edisonla anlasma yapiyorlar. hepimizin bilmesi gerektigi uzere -cunku bilim tarihi icinde kendi basina ilginc bir hikaye- edison, rakibi westinghouseun alternatif akim teknolojisinin tehlikesini kanitlamak icin duzenli olarak halka acik gosteriler yapiyor ve ac kullanarak sokak kopeklerini, kedileri, inekleri filan olduruyor. igrenc bir adam anlayacaginiz. ama artik modern infazlar da elektrikle yapildigindan asmak yerine, edison'un yontemi halkta bir tepiye yolacmiyor. edison daha once hic fil kadar buyuk bir havyani oldurmediginden bunun orjinal bir gosteri olacagini dusunup teklifi kabul ediyor. yaninda bir kamera getirip hayvana 6600 voltu dayiyor 1500 kisilik bir seyirci grubu onunde. fil 10 saniye icinde oluyor, edison da filmini bir pazarlama basarisi olarak gorerek yurtcapinda gosterime gidiyor.

    ulan bu internet ne guzel sey, bak burada videosu var (hikayeyi de anlatmis adamlar), filden dumanlar cikmis yazik. http://www.wired.com/…s/news/2008/01/dayintech_0104

    tabii prizinize sorarak da ogrenebileceginiz uzere herkes ac kullaniyor. niye? daha uzak mesafelere tasinabiliyor fazla guc kaybi olmadan. edison para hirsiyla tesla'yi filan da karalamaya calisti ama nafile, hayvanlar da bosuna olmus oldular. http://en.wikipedia.org/wiki/war_of_currents

    -ikinci anektod daha hafif. 1903'te meshur bir sirkci satisa cikardigi fili icin "gordugum en zeki hayvan" filan deyince, fil dallastaki bir eleman tarafindan gosterilerde kullanilmak uzere satin aliniyor. buyuk umutlar bosa cikiyor, hayvana en basit numaralari bile yaptiramiyorlar, egitemiyorlar. eski sahibi fili ziyaret edince eleman sikayetini dile getiriyor, bizimki bu degisiklige sasirip uzuluyor ve ana dili olan almancada bir iki kufur ederek dile getiriyor. o sirada herkesin kafada bir ampul yaniyor ve filin sadece almanca anladigi anlasiliyor. bunun ustune hayvani tekrar ingilizce egitiyorlar, hakkaten de zeki oldugundan cok cabuk ogreniyor ve 1933'te 80 yasinda olene kadar sevenleriyle beraber mutlu mesut yasiyor, cok sahane bir kariyer yapiyor.

    -
  2. sara gruen'in yazdığı, 2011'de filminin gösterime gireceği, şu an için kadrosunda reese witherspoon'un kesin yer aldığı, robert pattinson ve sean penn'in düşünüldüğü tarihi kitap. kitap 2006'da basılmasına rağmen 2009'da "filler için su" adıyla türkçeye çevrilmiş, yurtdışında çok tutulmasına rağmen anlaşılan bizde pek rağbet görmemiş.

    ekleme: sean penn olmamış onun yerine christoph waltz oynayacak. yönetmense francis lawrence. hadi bakalım...

    filmin ismi circus - sirk olarak değiştirilmiş. http://www.imdb.com/title/tt1067583/

    edibüdü: ismi gene wfe olmuş. robert'ın yaşlılığını da hal holbrook oynuyor. kendisine bakarak rob'ın yaşlansa da yakışıklılığından bir şey kaybetmeyeceğini görebiliyoruz * * rob, bu filmi için de saç stilini değiştirmiş, yanları kazıtıp üstleri uzun bırakmış bildiğin amerikan traşı olarak çocukluğumuza götürmüştür bizi de hey gidi... (bkz: jacob jankowski)
  3. http://www.imdb.com/video/imdb/vi663197721/ şu fragmanıyla beni benden aldı. özellikle reese'in beyaz atın üstüne uzandığı sahne çok güzel gözüküyor. robertcığım bu kadar oscar ödüllü oyuncu arasında yavan mı kalmıştır bilemiyoruz ama nisan ayını iple çekme sebebimiz...
  4. walk the line'dan beri reese witherspoon'u izlemeye tahammül edemediğim ve robert pattinson hakkında hiçbir şekilde müspet olamayacağım için, christoph waltz'a rağmen izlemem mümkün olamayacak gibi görünüyor. fragmanlara bakılırsa şahane bir film ama madem reese'i oynatıyosun neden robert'ı da oynatıyosun? hayır pirketleri kırmasalar...
  5. robert pattinson pek olmamış gibi sanki ama yine de izlenesi bir film gibi duruyor...
  6. beyazperde.com'a göre 15 nisan'da gösterime girecek olan film
  7. kitabi gittim ozel siparis ettirdim. millennium serisine kapilmis oldugumdan 21 mart'tan beri elimde duruyordu. sonunda bugun oglen sularinda basladim, ve derken bitirdim. cok guzel kitap gercekten, international word of mouth phenomenon diye yazmislar ustune, bosuna degil. ask da guzel, insanin dogasina dair tespitler de guzel, macera da tamam. bakalim filmi nasil olucak? oyuncularin super secim oldugundan hic kuskum yok yalniz, rob* rob oldugu icin, christoph waltz da psikopat rollerinde harikalar yarattigi icin. reese witherspoon iyi degil ve fekat. tu kaka.

    --- spoiler ---

    kitabin en basinda kitabin en sonunda olanlarin anlatildigi bir yer var ya hani. orda yazar bana kalirsa buyuk hata yapmis. hic kelimelerini degistirmeden de bizi katilin marlena olduguna inandirabilecekken tutmus kitabin basinda baska sonunda baska anlatmis olayi. yani katilin rosie (fil) oldugunu ogreniyorsunuz ama donup ilk sayfalari yeniden okudugunuzda zokayi yutmus oldugunuzu degil yazarin olayi farkli sekilde aktardigini ve bildigin marlenaya isaret ettigini goruyorsunuz. bu hic hosuma gitmedi ama hosuma gitmeyen tek sey de buydu.

    onun disinda, titanic nesli oldugumdan midir nedir marlena'yi jacob'in yasli haliyle anlatip durdugu karisi olarak his dusunmedim. o bi maceraydi geldi gecti ama ne gunlerdi bre diyecegini beklerken bes cocugunun annesi canindan cok sevdigi esinin marlena'dan baskasi olmadigini gormek cok hos oldu.

    ama o bes cocugun biri de mi hayirli evlat cikmaz... yani bu adam altina etmez bi sey yapmaz bi odayi mi cok gordunuz diye soylendim durdum kendi kendime. ama bi yerinde demis ya, bana hayatlarinda olan biteni anlatmamalari beni degil kendilerini korumak icin aslinda diye... tam on ikiden. insan gozunun onunde olumun vucuda burunmus haliyle, yadsinamaz hatirlatmasiyla daha dogrusu, yasayabilir mi? yasayamaz. olecegimizi bildigimiz halde hic olmicek gibi yasayip durmuyo muyuz? sonra birileri olunce de sasirmiyo muyuz aa nasi olur yav diye? konular derin azizim, hatun yazmis dokturmus, okumak lazim.

    --- spoiler ---

    tek bir yerinde kahkaha attim kitabin, ama saglam attim dogrusu:
    "he's paragon schnitzophonic."
    "he's what?!"
    "he's paragon schnitzophonic." repeats uncle al.
    eheueh (bkz: paranoid schizophrenic)
  8. bir türlü anlayamadığım bir sebepten dolayı amerikadan bir hafta önce yani eğer yanılmıyorsam 15 nisan'da üstelik de dünya premierinden önce biricik ülkemde gösterime girecek film.
    büyük bir heyecanla beklemekteyim.

water for elephants hakkında bilgi verin