şükela:  tümü | bugün
  • get well soon'un iç karartıcı, güzide şarkısı. dip yapıldığında dinlenmemesi elzemdir.

    spotify linki
    youtube linki
  • atanamayan ogretmen videosunun son sarkisi.

    oradan geldim.

    sondaki amca, devlet bize bir ogretmen versin gerekirse parasini biz aramizda toplayip veriyoruz dedikten sonra iki damla olmakta israr eden goz yasi iki damacanaya yukseldi. kresendo budur.
  • üç gündür ağzıma sıçan şarkı.

    "wait inside, please wait
    beware, my heart
    then ı will come back
    defend our home

    don't you say we're lost
    we are safe inside
    while they burn down our house

    this, the life ı live
    the friends ı keep
    keep me warm at night
    and help in need

    ıf this day is the last
    we'd shout, we'd sing
    we'll call this day the first
    until it's true

    don't you say we're lost
    we are safe inside
    while they burn down our house"

    böyle.

    not: bizi üzenlerin alayının ta amına koyim arkadaşlar.
  • 140journos sağolsun
  • 3 gündür noryth aquanum'un, sayesinde 12 dakikadır da benim ağzıma sıçan şarkı. mutlu musun noryth aquanum.
  • gözlerim dolu dolu, ne günlerden geçiyoruz. neler oluyor böyle. o eski fotoğraflardaki hayat benim miydi? her sabah dolabının başına geçip kıyafet seçen, okula nasıl gideceğini planlayan, hızlı bir kahvaltı yapıp evden çıkan, öğle arasında sandviçinin yanına bir kahve alıp muhabbetle içen, sunumları, projeleri, ödevleri tartışan, yollardan, metrodan, kalabalıktan, havadan, insanlardan, vakitsizlikten şikayetlenen ben miydim?

    dünyanın bütün zamanlarını verdiler şimdi önüme. istediğim kadar kitap okuyabilirim, istediğim her filmi izleyebilirim, istediğim her yemeği yapabilirim, hep şikayetlendiğim dağınıklıkları toparlayabilirim.

    oysa olmuyor işte. rutinden ayrı geçmiyor bu hayat. rutinler kolay oluşmuyor. bir şeye on dakikadan fazla odaklanamıyor zihnim. en son markete gittiğimden bu yana kaç gün geçmişti onu hesaplıyorum, ıtalya'dan döneli bir ay oldu mu? babam ellisinden gün aldı mı? annem tansiyonunu ölçtü mü?

    ne kadar daha gidecek böyle? neticesinde ne olacak? hiç hastaneye düşmeden atlatabilecek miyiz bu süreci? oldu ya parmağımı kırsam şimdi..ne yapacağım? babamın boğazı ağrısa yarın; kime danışacağım..

    hapşırıktan ürker mi insan? her sabah sağlıkla uyanıp geceye ölüm korkusuyla girer mi?

    bu belirsizlik yiyip bitiriyor beni. anlık mutluluklarım büyük yıkımlar olarak dönüyor. yaşamak bir ödül mü yoksa bir ceza mı bilmiyorum. yakın zamanda öğrenecek miyim bu sorunun cevabını..bilmiyorum. oysa sanki daha önce biliyordum. yine de öyle işte..

    şarkınında dediği gibi; wait inside, please wait..

    bekliyorum ama neyi, ne kadar kötüsünü..