şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: ravenholm)*
  • bölümün sonlarına doğru mezarlığın tel kapısının arkasına geçip de sonunda artık hiçbir ucubenin saldırısına uğrayamayacağınız düşüncesinin verdiği güvenle içiniz tam rahatlayacakken, geriye bakıp da, fonda çalan ve tüyleri diken diken eden müziğin eşliğinde kahkahalar atan rahibi ve onun o çok sevdiği zombilerinin ortasına çılgınca dalışını görünce insanın içi bir hoş oluyor. hakikaten tuhaf bir sahne bu. o adamın her şey son bulduğunda akıbetinin ne olduğunu merak etmiyor değilim...
  • half-life 2'nin bu bolumune ugrayinca "hnamahamnmamnmamn" diye sesler cikartip 3 metreden insanin uzerine atlayan zombileri gecmemek lazimdir. bu ne azimdir yahu?! bu enerjiyi sanata, edebiyata aktarsalar ravenholm dunya kultur merkezi olurdu, ab'ye bizden once girerdi kesin.
  • bolumde ara ara calan 30 snlik bir sarkı vardır ki (sarkı formatına uyması icin hic degilse azcık daha uzun olsaydi)
    oynarken insanin icini parcalar,bogazlari dugumler.oyunun soundtrackinin altinci sarkısıdır.
  • bölüm sonunda tel örgünün gerisinden bakarken deli rahibin tek başına zombileri domine edişini seyreder insan. sonra dayanamaz; gerilir, gerilir tam zombilerin ortasına atıverir bombayı aynı insan. selam ederek akar city 17 ortamlarına.
  • bir süre sonra karanlıktan korkmak gibi etkileri gözlenebilir. bölümün genelini "bu gece hiç bitmeyecek mi" diye mırıldanarak sanadalyeye ,yağmurda ıslanmış yavru enik gibi, pısmış bir şekilde ürkek ürkek oynarsınız. hele ki biraz önce çıktığınız sokağa şarjör doldurmak için tekrar girdiğinizde o uğursuz yaratıkların alayıyla burun buruna gelirsiniz ve bu durumda "ananıııı...!" şeklinde irkilmemek elde değildir. o hoplaya zıplaya gelen yaratıklar sizi orataya almış allah ne verdiyse vuruyorken de verilen tepki aynıdır. sürekli olarak yanınızda alyx'i istersiniz. fakat yoktur. aklınıza gelebilecek, yaratıklar dışında, her canlı size o dakika güven verecekken rahip gregory bu duyguyu vermez. hatta ister istemez "lan ilerde bu herif tam delirirse bunu da öldürmem gerekir mi? daha bir tetikte olmak lazım" diye düşünürsünüz. fakat adam sizin için kendini feda eder. üzülürsünüz!"adama ayıp oldu. keşke ona öyle davranmasaydım. hepsi benim suçum.hepsi!" dersiniz. artık siz holywood tripleri atan bir baş karamansınızdır ve kıvama gelmişsinizdir. böylece buradan sonrası rambo gibi dağıtarak parçalayarak oynanabilir.
  • portal'da weighted companion cube neyse bu bölümde de testere başlığı odur. elden giderse zombilere karşı karton kutularla saldırmak zorunda kalırsınız, şamar oğlanı olursunuz.
  • nerdeyse tamamen gravity gun'a odaklı bir bölümdür. genel olarak mermi sıkıntısı çektiğimiz için ne bulursak atarız zombi ve türevlerine.
  • half life 2'nin en deli-manyak, en gerilimli orgazmik bölümü.gerim gerim gerilirken bir yandan da bilinçaltımızda yatan tüm psikopatıkları ortaya çıkarabilliyoruz.gaz tüpleriyle zombileri cayır cayır yakmak, vinçle arabaları kafalarına kafalarına atıp ezmek gibi.
  • half-life 2'nin ateşli silahlardan çok gravity gun kullanmak zorunda kalacaginiz bölümü