şükela:  tümü | bugün
  • hem feel good modern romanlardan olup hem de derinliğinden kaybetmemiş, türündeki en iyi romanlardan biri kanımca. hani film izler gibi okuduğunuz kitaplar vardır, okurken geçişlerini, kamera açısını falan bilirsiniz. heh işte onlardan. kesin filminin çıkması lazım ya.
    kitapta zaman ve olay geçişlerini öyle güzel yaratmış ki yazar çok basit ama. basit ve nokta atışı. kitabın tarzı bas bas diyor ki ya ben faulkner değilim o yüzden adam gibi güzel uzun cümleler kuramayacağım, ee edebiyat yaparmış gibi yapayım desem boş gebeş cümleler sarf edeceğim en iyisi sadece söylemem gerekenleri söyleyen kısa cümleler kurayım ben. işte ben bu kısa cümlelerin hastasıyım.
    tek tavsiye, kitabı okumadan hakkında çok bir şey okumayın. bakın bana konusu hakkında tek kelime ettim mi.
    konusunu bile bilmeden okuyun. ama okuyun.

    we were warm and shivering, and young and ancient, and alive.

    silence is a protective coating over pain.

    ...because every movement he makes is charged with electricity.

    as if talking about something could make it better. as if wounds needed attention.

    be sad, be sorry but don't shoulder it.
  • --- p. 83 spoiler ---

    “i can’t stop looking at him.
    he is so beautiful. so gat. i know the arc of his lower lip, the strength in his shoulders. the way he half tucks his shirt into his jeans, the way his shoes are worn down at the heel, the way he touches that scar on his eyebrow without realizing he’s doing it.
    i am so angry. and so happy to see him.”

    --- spoiler ---
  • young adult klasmanından, okuması rahat, atıştırmalık tarzda bir kitap.
    hikayede pek bir numara yok, anlatımda da sıkıntılar var. ama akıyor yine de bir şekilde.
    hani ağır ve bitimsiz görünen uzunlukta bir kitap okurken yanına , araya bir de hafif kitap sıkıştırılır ya, işte o tip bir kitap tam olarak.
  • emily lockhart'ın, türkçeye "yalancılar" adı ile çevrilmiş genç yetişkin tarzındaki kitabı.

    klasik bir bestseller kitabı. birkaç kelimeyi geçmeyen cümleler, "dün oraya gittim", "yemekte tavuk vardı" gibi basit anlatımlar vs. kendime, her ay bir tane bestseller okuyacağıma dair söz verdiğim için okudum bu kitabı. yoksa asla okumazdım ki daha ilk ayda şu bestseller iddiasından vazgeçmeyi bile düşünüyorum.

    hikayemiz, yazlarını bir adada geçiren birkaç gencin hikayesi. her yıl aileleriyle birlikte buraya gelip, tüm yazı burada geçiren, bu süre zarfında neredeyse her anlarını birlikte geçiren; fakat okul dönemi başladığında birbirlerini asla arayıp sormayan gençler. bu tatillerden birinde bir olay yaşanıyor, cady karakteri o olayı hatırlamıyor, geçici olarak hafıza kaybı yaşıyor yani. kitap adım adım bu olayın ne olduğu ve nasıl olduğunu anlatıyor. açıkçası böyle bir şey beklemiyordum, sonu şaşırttı.

    --- spoiler ---

    kitaptaki zengin şımarıklığı sinirimi bozdu. nasıl bir şımarıklıktır ki ev yakabiliyorsun. yangını çıkartması, ardından içeride köpeklerin olduğunu hatırlaması, hatta arkadaşı ve kuzenlerinin de içeride olduğunu hatırlama kısmı çarpıcıydı. ama bu kadar. tüm bu aile bu kadar trajediden sonra nasıl oluyor da hayatlarına bu kadar rahat devam edebiliyorlar. benim iki tane çocuğum yangında ölecek, ben o yere bir daha gideceğim? yok öyle bir şey. hatta, ister yeğenim olsun, ister çok küçük olsun hiç fark etmez, bu işe sebep olan birinin yüzünü bile görmek istemem. bu kadar olaydan sonra tek yaptığım sürekli alkol almak falan olmaz, büyük ihtimalle kafayı kırardım ben.

    --- spoiler ---