şükela:  tümü | bugün
  • bu iki ordunun hangisinin galip gelecegi marslardan da tahmin edilirmis.

    tom ve jerry muzigi gibi alman ordusu wehrmacht marsi
    bi de yeri gogu inleten rus kizil ordu marsi

    edit: benim safim ise her zaman bellidir.
  • süper film senaryolarına konu olabilecek müthiş karşılaştırma. adam gibisini çekseler de izleyek lan..
  • bireysel dayanıklılık olarak kızıl ordu askeri wehrmacht askerinin eline verirken, subay kalitesi açısından wehrmacht subayı kızıl ordu subayının eline vermektedir.
    askeri törenlerde yürüyüşü güzel olan wehrmacht askeri iken kızıl ordunun korosu daha meşhur olmuştur.
  • birisi ırkçı sefil bir faşistin savaş makinası olarak avrupa'yı ve dünyayı kan gölüne çevirmiştir. diğeri insanlığın bu ırkçı kuduzdan kurtulması için yüzbinlerce üyesini kaybetmiştir.

    olayı askeri yetenek olarak karşılaştıran gudikler için de; birisi 1930lardan itibaren bütün bütçesini bir savaş ekonomisine göre ayarlamış, sürekli silahlanan ve üretimini ve teknolojisini gelecekte çıkaracağı savaşa hazırlayan bir devletin ordusuydu; diğeri geri bir asya ülkesi olmaktan kurtulmaya çalışan, son 30 yılını savaşlar ve iç savaşla geçirmenin yıkıntısını üzerinden atmaya çalışan bir ülkenin halk çocuklarından mürekkepti...

    sonunda siktik ananızı oturdunuz götünüzün üstüne, yurdum nazi özentileri.
  • kızıl ordu, savaş öncesinde yapılan ve kızıl ordu subaylarının neredeyse yüzde 90'ının bertaraf edildiği "temizlik" dolayısıyla yönetim açısından aciz durumdaydı. burada diktatör stalin'in payı büyüktür. aynı stalin almanlar moskova'ya yaklaşmaya başlayınca rus kahramanlığı gibi milliyetçi sayılabilecek erdemlerden dem vurmaktan da çekinmemiştir.

    wehrmacht sadece kızıl ordu karşısında değil, tüm diğer ordular önünde de üstündü. fakat uçsuz bucaksız rus coğrafyasında anavatana bağlanan ikmal hatları gitgide uzamış, güvenliği sağlanamaz hale gelmiş, sevkiyat yavaşlamıştı. general kışın da payı büyüktür bunda.

    aynı zamanda wehrmacht subaylarının bile çoğunun nefret ettiği ss totenkopf gibi uç ideolojik birimlerin yaptığı katliamlar, göring gibi kıt akıllı tiplerin yerel halka pisliklermiş gibi davranması, almanya'nın ukrayna gibi ülkelerde halk desteğini yitirmesine sebep oldu. bu ikmal hatlarına sürekli sabotajlar düzenleyen partizan hareketleri olarak geri döndü alman ordusuna.

    oysa alman ordusunun kendilerini sovyet zulmünden kurtaracağını düşünen yerli halklar onları coşkuyla ve kurtarıcı olarak karşılamışlardı. fakat alman devri de rus despotizminden farklı olmadı.

    teçhizat kaliteleri, taktik görüşleri hakkında yazmaya başlayayım diyorum sayfalar tutacağı için üşeniyorum. fakat wehrmacht'ın bariz üstünlüğü su götürmez.

    aynı zamanda manstein, guderian vs gibi çağının büyük taktisyenleri gibi komutanlara sahipti alman ordusu. özellikle tarihin en önemli şaşırtma harekatlarından biri olan fransa seferi gerçekten sanat eseridir. yine tankların önemini tüm ordulardan daha iyi kavramıştı bu komutanlar.

    rus tarafında genellikle düşmanı sayı üstünlüğü ile boğma ve geri çekilmeye mecbur etme anlayışı vardı. ayrıca subaylar acımasızdı. her birlikte bulunan siyasi komiserler, geri çekilen askerleri olay yerinde idam ediyordu. yani bir rus askeri için almanlara saldırmak, arkadaşlarının yanına çekilmekten daha az korkutucuydu.

    zaten ölen her alman askerinin karşılığında 20 rus askeri öldüğü düşünülürse durum anlaşılacaktır.

    fakat tarih kazanana bakar. hitler'in iki misli insan öldüren stalin galip kapitalistler ile omuz omuza savaştığı için katil değildir hitler gibi. hatta görüldüğü üzere bu caniyi ve onun katliamlarını, gulag kamplarını kutsayanlar bile vardır.

    edit: iki noktaya parmak basmak gerekiyor.

    birincisi, okw'nin şifreleme kodlarının müttefiklerce çözülmesi.. dolayısıyla kursk gibi harekatların saldırı yönü ve hatta saldırı dakikası bile stavka'ya ingilizler tarafından bildirilmekteydi. dolayısıyla sovyet yüksek komutası bu avantajla savaşıyordu. nitekim daha önceden blitzkrieg'in nereden geleceğini bilemeyen ordular hep yayılmış vaziyette dev bir cepheyi savunmak zorunda kalıyordu. nereden geleceği belli olmayan saldırıyı karşılamak için yayılmış ve incelmiş hale gelen hatlar, blitzkrieg'in herhangi bir noktada oluşturduğu siklet merkezine dayanamayarak o noktadan kırılıyordu.

    lakin iyi istihbarat sayesinde sovyet komutası, kursk'ta nitekim dar bir alanda derinlemesine, görülmemiş bir savunma hattı kurdu. milyonlarca mayın, binlerce antitank topu, milyonlarca piyade, makineli tüfek yuvaları, hendekler, tanklar.... toplam 3 savunma hattı. bu raddede bile alman saldırısı 3. savunma hattında zorlukla durdurulabildi ki wehrmacht'ın zaten yıpranmış birlikleri biraz daha dayanabilse yahut saldırı hitler tarafından defalarca ertelenip ruslara hazırlıklarını arttırma şansı verilmese muhtemelen 3. hat da yarılabilecekti. bunu wehrmacht hücumlarının şiddetinin anlaşılabilmesi adına söylüyorum ki saldırırken hemen her kalemde rakibinden en az 3'e 1 oranında sayı dezavantajı vardır. oysa bir saldırının başarılı olabileceğinin varsayılabilmesi için tam tersine saldıran tarafın 3'e 1 sayı üstünlüğünün olması gerekir.

    ikinci konu stalingrad muharebesidir. stalingrad ve devamında alman 6. ordusunun çevrilmesi elbette ruslar tarafından destanlaştırılıyor ve mistik öğelerle harmanlanıyor. peki güçlere bakalım.

    uranüs harekatı başlarken

    wehrmacht'ın 50 mm'lik 220 adet orta antitank ve 220 adet 75 mm'lik ağır antitank topuna karşılık sovyet ordusu 45 mm'lik 2800 hafif antitank topuna sahip. ayrıca sovyetlerin elinde 76 mm'lik çok amaçlı 3000 top daha var. çok amaçlıdan kasıt bu toplar antitank yahut topçu olarak kullanılabiliyorlar.

    almanların 105 mm'lik 540 adet hafif ve 200 adet 155 mm'lik ağır topuna karşılık sovyetlerin 107 mm ve üzeri 1280 topu var.

    alman ordusunun bu bölgede ağır tankı yok. buna karşılık sovyetlerin 240 ağır tankı var.

    alman ordusunun 240 orta sınıf tankına karşılık sovyetlerin elinde 740 orta sınıf tank bulunmakta.

    yine alman ordusunun 10 adet hafif tankına karşılık sovyet tarafı 580 hafif tanka sahip.

    ki bu noktada katyusha gibi önemli sovyet silahlarını da saymak gerek. dolayısıyla olay nicelik/nitelik bağlamında sıkışmaktadır. konuyu askerlik ve strateji sanatı dışında "faşizleri ezdik, gızılları hoplattık" tadında irdeleyenleri zaten okuyarak vakit kaybetmemenizi öneririm.
  • bu karşılaştırmada sovyetler birliği'nin savaştaki insan kayıplarını, ordu kayıpları olarak hesaplayan nazi özentileri var. sovyetler'in savaştaki insan kaybı 17 milyon kişidir. lakin bu kayıpların çoğu babi yar katliamı gibi, sivil halka karşı gerçekleştirilmiş katliamların sonucudur. kadın çoluk çocuk öldürmeyi, bir ordunun askeri mahareti olarak gören savaş uzmanı dallamalar aramızda nefes alıyor. bir de "kızılordu kaçanları vuruyordu, o yüzden savaştılar" diyen enemy at the gates tarihçileri var tabii.
  • ikisini denk gören, süzme faşist değilse ağır geri zekalıdır; benim nazarımda.
  • ikisi de dunya'ya kan, aci, umutsuzluk ve olumden baska hicbir bok vermemistir. burada o iyiydi, bu iyiydi diye ovulecek tek bir yanlari dahi yoktur. iki tane hasta ruhlu katilin kokusmus beyinlerinden akan bok gibi idelerin eli, kolu olmuslar ve dunya'yi kan golune cevirmislerdir.

    hadi madem ki benimsediginiz idealler ugruna gozunuzu karartip, taraflardan birini cok iyi bokmus gibi savunuyorsunuz, bari bunu duzgun bir sekilde yapin.

    mesela denmis ki,

    ''kizil oldu, werhmacht'i durdurmak ve dunya'yi kurtarmak icin kendini feda etti''

    yani, wehmacht isgalci ve fasist bir orduymus ve kahraman kizil ordu bunlari durdurmus. isgalci ve fasist olduklari kisim dogru sadece. onu da dandik bir ikinci dunya savasi filminden bile ogrenebilirsiniz. zaten. ondan sonra bir guzel kolpalanmis. kizil ordu'nun ne kadar kahraman ve kendi halinde bir ordu oldugu yazilmis.

    bir kere boyle bir seyin olabilmesi icin, kizil ordu'nun isgal politikasi izlememis olmamasi gerekir. sanki isgalci politika izleyen carlik rusyasi yikilip yerine kurulan sosyalist devlet de aynen carlik rusyasi gibi isgalci bir politika izlememis, sirf basli basinafinlandiya'ya saldirip 52 bin askerini kaybetmemis gibi, kizil ordu'nun son derece bariscil bir topluluk ve baslarindaki megolaman sizofrenin de humanistmis gibi gosterilmesi, tek kelimeyle komik. iki kelimeyle rezaletin alasi.

    sonra durulmamis tabi.

    ''kizil ordu, wehrmacht'tan her turlu ustundu. zaten savasi kazanan da kizil ordu oldu''

    denmis.

    burada da tek dogru, savasi kazananin kizil ordu olmasi -ki o da birlesk krallik ve abd destegi ile oldu. bu ayri bir konu. asil onemli olan nokta, wehrmacht'in rusya'ya girisi.

    wehrmacht sovyet rusyasi'na uc koldan saldirdigi vakit, hedefler leningrad, moskova ve kiev'di. kiev'liler zaten alman birliklerine destek olduklari oranin alinmasi cok uzun surmemisti. akabinde leningrad alinmis ve geriye sadece moskova kalmisti -ki moskova ile alman askerlerinin arasindaki mesafe sadece 200 km. kadardi. wehrmacht'in doludizgin ilerleyisini durduran sey ne kizil ordu'ydu ne de baska bir sey. sadece hava sartlari onlari durdurabilmisti. kisa hazirliksiz olarak yakalanan askerlerin bir cogu zaten donarak olmus; kalanlar da, kisa hazirlikli ve iklime daha dayanikli kizil ordu birlikleri tarafindan berlin'e kadar supurulmustu.

    isin ozu, ne wehrmacht kizil ordu'dan muthis derecede ustundu, ne de kizil ordu dunya barisi icin savasmisti.

    asil diyecegimi, en bastan soylemistim zaten. ikisi de yasadigimiz dunya'ya sadece kan, aci ve olum birakti. eger sunlardan birini boburlene boburlene ovuyorsaniz, bir yerlerde bir yanlislik var.

    ***

    ekleme: leningrad'i da arada almanlara verdim ben. uyaranlar oldu, oysa leningrad'i almanlar hic alamadi. bunu animsatanlara tesekkur.

    moskova'ya almanlarin ne kadar yaklastigi konusunda farkli gorusler geldi. 20 diyen var, 200'den az diyen var ancak bu mesafe 200 km. kadardir. o ara birilerinin mezura alip olctugunu zannetmiyorum. 200'den az yazan, 200 yazan kaynaklar var. ''200 km. kadar'' olarak kabul gorur bu.

    ***

    finlandiya'yı ruslar karşısında aciz göstermiş olan üslubumdan rahatsız olup finlandiya'nın hakkını sözlükte bile olsa savunmaktan çekinmeyen değerli yazarların uyarıları üzerine ''kıçı kırık finlandiya'' yanlışlığını düzelttim.

    hatta şöyle buyrun:

    (bkz: simo hayha/@mikua)
    (bkz: 1939-1940 fin sovyet savaşı/@mikua)
  • oyum canlı performanslarını tekirdağda kiraz festivalinde dinlediğim kızıl orduya gidiyor.şaka değil la valla tekirdağda hemide kiraz festivalinde dinlemiştim.bi 15 senesi var heralde.tarihini net hatırlayan bi suser varsa yeşillendirsin.
  • wehrmacht ordusunda ölen askerlerin ailelerine gönderilen mektupta; "oğlunuz vatan, millet ve führer uğruna öldü" yazarken, kızıl orduda savaşıp da ölen askerlerin ailelerine "oğlunuz vatan, millet ve kurochkin uğruna öldü" yazar.