şükela:  tümü | bugün
  • fenomenolojinin sıkça eleştirmekten geri kalmadığı, özellikle de tarihselcilikle suçladığı felsefi yaklaşım. (bkz: wesensanschauung)
  • (bkz: welt)
    (bkz: anschauen)
  • weber tarafından ideoloji manasında da kullanılmaktadır. ona göre sosyolojide nesnesllik sağlanmalıdır. bu durumda bilim ve ideoloji yani weltanschaaaung birbirinden uzak durmalıdır.
  • ilter turan'in favori kelimelerinden. comparative politics dersinin ideolojiler bolumunde weltanschauung'un ideolojiden farkli oldugunu anlatir, ornekler verir.
  • nokturnal mortum'un 2005 çıkışlı albümü

    1. the path of immortals
    2. i feel the breath of ragnarok
    3. stardust
    4. weltanschauung
    5. sorrow of native lands
    6. hailed be the heroes
    7. the dance of fire and steel
    8. the new era of swords
    9. endless vast swamps
    10. the knots upon the thread of fate
    11. harvesting the seeds of death
    12. the taste of victory
    13. the way of glory
    14. -

    aynı adlı şarkının sözleri

    the strength grown up upon the remains of the wise thoughts
    the greater faith from the most ancient depths
    drenched in blood by the fault of insane
    just sleeeping it was and reacking for its tops
    the call of the macrocosm, a chilling chant
    when the flask remains the only excuse to stay here
    death hasn’t been studied yet and the life still hasn’t died in pain
    with the knife, with the runes to cut your veins
    an empty void a temple of endless sleep
    infinity and darkness an empty void
    a song of the ice and the stars that ring on this blackness
    a touch of cold, an empty void
    the thread of fate is burning with a brightest light
    one day it shall get tired of burning
    and shall fall down, on the wings of glory shall it echo
    here is your threshold and algiz it fell into the shades
    the stardust is calling to the most distant fars
    and only our waiting keeps this endless night alive
    steel cold wind pierces us with its breath
    through the pain shall you perceive delight of birth memories
    of the greater past are drowning in blood
    material world has awaken and touched spiritual cosmos inside
    war, endless war, where the soul smothers the flesh
    where all the creation ruins creator, war, endless war
    the clocks of my heart counts down the remained days
    the beginning is gone to the unseen fars to meet the death without regrets
    to knock at the door yet not to stay, just to look back and simple to the gods
    then to return to the coldness of cosmos
    now live in the flame of everydays suffering is it the punishment
    solitude and the seeds of revelation it’s my weltanschauung
  • düsünsel icerik,iddia ve ona göre konumlanma,ona göre hareket etme.
  • almanca dünya görüşü, hayat ölçüsü anlamına gelen bu kavram, hegel tarafından ideoloji yerine kullanılmıştır. ona göre bu kavram insanların içinde bulundukları şartlara uymak veya onları değiştirmek için onlara yön veren “perspektiftir” weltanschauung; düşünsel içerik, iddia ve ona göre konumlanma, ona göre haraket etmektir, weltanschauung insanı toplumu siyasayı ve evreni yorumlayan katı ve kapalı toplumsal mobilizasyon ve manipülasyon aracı olarak, toplumu top yekun, tek bir meşruiyet alanı içerisinde, sistemle bütünleşmiş bir şekilde, bu meşruiyete uygun olarak şekillendirmektir.

    mümtazer türköne, siyaset.
  • "dünya görüşü" ya da "dünyaya bakış tarzı" olarak çevrilen ve fakat ekser itibariyle çevrilmeden ya da tam haliyle kullanılır. bir weltanschauung, dünyaya dair kapsamlı bir kavram ya da teori ve insanlığın içinde yer aldığı mekansal çerçeve anlamına gelir. tabir, varoluş sorunlarına dair bir dizi çözüm öngören ve bütünleşik bir analiz metodu temin eden entelektüel bir yapı/binadır. welthanschauung mefhumu psikanalizin, eleştirel teorinin ve 19. ve 20. yüzyılın hermenetiğinin gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.

    tıpkı immaneul kant'ın doğa bilimlerine temin ettiği tarz ve işleve sahip bir çerçeveyi insanın konu olduğu bilimlerde de oluşturma azminde olan wilhelm dilthey'in çalışmalarıyla yakından bağlantılıdır. bilindiği üzere kant, saf aklın eleştirisinde doğal bilimler (naturwissenschaft) bağlamında nesnelliğin ve kesin/mutlak bilginin mümkün olduğunu tesise hasretti çalışmalarını. dilthey de bu doğrultuda tarihsel insani ve kültürel bilimleri (eisteswissenschaft) temsilen böylesi bir akıl eleştirisini şekillendirmek niyetindeydi. dilthey'e göre doğal bilimlerin gaye-i hayal i nedensel açıklamaya vasıl olmaktı, oysa insani(beşeri)/sosyal bilimlerin esas hedefi yorum(sa/)lama vasıtasıyla anlamayı ve anlamlandırmayı başarabilmekti. her yorum/anlama/anlamlandırma/tefsir, ona göre, tarihsel olarak koşullandırılmış (ya da konuşlandırılmış) daha büyük bir anlam çerçevesi (weltanschauung) içinde yer alırdı. cemil meriç'in ifade ettiği her yazar, her eser kendi çağının çocuğudur tespitine benziyor biraz. ne var ki çağla genel geçer biçimde açıklanamayacak detaylı süreçler de vardı. dolayısıyla, yorumcular/yorumlaycılar/anlam çıkarıcılar/müfessirler, özel/partiküler/spesifik tarihsel bir durumun ve geleneğin içine daldıklarının farkında olmak ve bu süreçte perspektiflerinin/bakış açılarının sınırlılığını (ister istemez parçalı ve eksik olduğunu) kabullenmek zorundadırlar. dilthey'in ulaştığı böylesi tarihselci neticelerinin ironisi ise toplumsal/insani/beşeri bilimler için öngördüğü ve kıskanç bir aşık gibi ardısıra kalkışladığı evrensel düzeyde muteber olan "(anlam/anlamlandırma) çerçevesi"ne erişme nihai hedefinin sakatlanmasıydı. freud, husserl, heidegger ve gadamer gibi düşünürler arasında weltanschauung mefhumuna ilişkin farklılaşan yönelimler ayrılığa ve fikir aykırılığına neden oldu.

    sigmund freud'a göre, modernite çağı rasyonel ya da bilimsel weltanschauung'un meydana gelmesiydi ve alternatif felsefi ve dinsel weltanschauung'un çöküşü ya da tutulmasına işaret ediyordu. bilimsel weltanschauung doğal dünyayı ve kültürel dünyayı nihai kertede insanın idrak kuvvetine açık olarak görüyordu. bu sebeple, bilimsel weltanschauung şuurlu biçimde insan idrakinin/kavrayışının ötesine ulaşan/konulan kesin/mutlak fenomenlere göndermede bulunan dünya görüşlerinin ayağını kaydırarak onların yerini aldı. freud'un görüşüne göre, psikanaliz bilimsel olmayan weltanschauung'a dair tenkide yapılan son katkıyı temsil ediyordu.