şükela:  tümü | bugün
  • bir john fante eseri. içinde iki öykü bulunur. teki 4 çocuk sahibi ve köpeği olan, bir babanın duygularını kesin ve sert bir biçimde vurgularken, diğeri bir çocuğun sorular ve olaylar altında tepkilerini, davranışlarını anlatır. ikisi de birinci ağızdan.

    --- spoiler ---

    ilk öyküde, -yani roma'nın batısı'nda- baba, her zaman gitmeyi kafasına koyduğu, hatta bazen ciddi adımlar attığı gidemediği roma, insanın kafasında hep kurtulmak için bıraktığı açık umudun kapısını oynuyor. adam ne kadar debelense de çamura da düşse, "ulan giderim roma'ya" diye düşünüyor. güzel tespit.

    ikincisi de iyi. son sahne gerçekçiydi. şimdi ne kadar spoiler yaptıysak da anlatmıyorum tadı kaçmasın diye.

    --- spoiler ---
  • hiçbir kitabı okurken bu kadar eğlendiğimi, güldüğümü hatırlamıyorum. (ilk öyküden söz ediyorum.) toplum içinde okumayın kesinlikle, kendi kendinize bir şeyler okuyup kahkahalarınızı tutmaya çalıştığınızı görenler deli olduğunuzu düşüneceklerdir çünkü.
  • tereddüt etmeksizin tıklayınız:

    http://www.aksitesir.com/…ohn-fante-romanin-batisi/
  • toza sor dışında ve son bir senedir ara ara baskıları yapılan bir kaç kitap dışında fante nin kitaplarını bulmak zordur. parantez bu ay roma nın batısını raflara koyuyor.
  • başarısız ya da artık yıldızı sönmüş bir yazarın hikayesinin anlatıldığı "dangalak köpeğim" amerikan güzeline benziyor biraz. adam yaşadığı hayattan, çocuklarından, evinden, basarisizliktan o kadar sıkılmış ki önce bir köpeğe sonra da yillardir yasattigi roma hayaline siginiyor. fante ye özgü duygusallık bütün hikayeye hakim ama bir yandan da amerikalılara has sert mizah bütün öyküyü sarıp sarmaliyor.
  • "roma'dan döndüğümde jamie beş aylıktı, ondan hala nefret ediyordum çünkü kolik olmuştu ve tina'dan bile daha çok ağlıyordu. bebek ağlaması! bana kırık cam parçaları yedirin, tırnaklarımı sökün, ama bebek ağlaması dinletmeyin çünkü acısını göbeğimde hissederim, hayatımın başladğı yerde.

    jamie'yle ilgilenecek zamanı hiçbir zaman bulamadım. hep dominic ya da tina'ydı ortalığı karıştıran, bazen de denny, ama her güne gülümseyerek başlayan, onu okula götürdüğüm ilk günde diğerleri gibi ağlamayan, kimse ona nasıl konuşması gerektiğini öğretme zahmetine katlanmadığı için tutuk ve kararsız konuşan bu kıvırcık saçlı, ela gözlü oğlan hiçbir zaman sorun çıkarmadı. ama daha sonra her gün okulun bahçesindeki kum havuzunda tek başına oturup biraz ağladığını öğrendik, öğretmeni ne olduğunu sorduğunda gözüne bir şey kaçtığını söylüyordu.

    altı yaşına geldiğinde onu mahalledeki 4 temmuz kutlamalasına götürmüştük, şaşkınlık ve memnuniyetle dolanmıştı kalabalıkta. eve dönerken harriet ona eğlenip eğlenmediğini sormuş, o da parıldayan gözlerle adamın birinin onunla konuştuğunu söylemişti. harriet adamın ona ne dediğini sorduğunda jamie o leziz anıya tutunup iç geçirmiş ve adamın söylediğini tekrarlamıştı: "çekil yolumdan, evlat!" "