*

şükela:  tümü | bugün
  • edward hallett carr'ın harikulade çalışması.
    bir kitap okudum hayatım değişti klişesine göndermeyle "bir kitap okudum tarihe bakışım değişti" diyerek özetleyebilirim bu kitabı.
  • bu kitabi okuyanlara bu da tavsiye olunur:
    (bkz: tarih uzerine)
  • klasik bir kitap; hani başucuna koyulabileceklerden.
    carr, nüktedanlığıyla, dominant tarih okumasının, 'historical fact' dogmasının kuyusunu çok güzel kazıyor.
    tarihin, geçmişle şu an arasındaki bir diyalogtan başka bir şey olmadığını söyleyerek subjectivity'nin tarih çalışmalarındaki rolünün, konuşanın fact'ler değil de, tarihçinin kendisi olduğunun altını çiziyor.

    hatta bir-iki alıntı da ekleyeyim ki, sonu afilli olsun:

    'the belief in a hard core of historical facts existing objectively independent of the interpretation of the historian is a preposterous fallacy'.

    'the facts speak', carr wrote, 'only when the historian calls on them'.
  • edward hallett carr'ın çeşitli eğitim kurumlarında verdiği konferansların -cambridge üniversitesi- derlenmesiyle oluşan ve ilk kez 1961'de yayımlanan kitap, türkçe'ye 1980 yılında çevrildi.

    kitaba dair yapılan pozitif ayrımcılıkla (salt tarihle ilgilnenlerin okuması gerektiği) birlikte okur talepkarlığı sınırlı olarak görülse de.. farklı birçok meslek -öğretmen/gazeteci/köşeyazarı vs.- ilgi alanına dair çıkarımların yapılabilmesine imkan tanıyan.. ve en önemlisi genellemeler/yorumlar üzerinden beslenen tarihin ışığında, genellemelerin bireysel/toplumsal parametrilerine dair ipuçlarının yer aldığı kayda değer bir çalışma. -tarihle yakından ilgili olmayanlar..kimi konularda tarih meraklılarına hitap eden bir dil kullanılıyor olmasından dolayı sıkılabilir-*

    "hiç kimse tarih yazmak ya da okumak zorunda değildir ve geçmiş hakkında tarih olmayan mükemmel kitaplar da yazılabilir. fakat sanırım, görenek, bize "tarih" kelimesini toplum içindeki insanın geçmişini araştırma sürecine ayırmak hakkını vermiştir"*.. bu hakkı kullanmak ve neden/niçin sorusunu soranlar için.
  • ölümünden önce edward carr tarafından yeni baskısı için ciddi bir çalışma içine girilmiş, fakat omur vefa etmemiştir. sadece önsöz yazabilmiştir.
  • araştıranın (insan) araştırdığıyla (insan) aynı kökene sahip olmasındaki çıkmaz üzerine sonu gelmez tartışmaları güzel ele alan kitaplardan tarih hakkında olanı. kesin çözüm ya da yöntem ürettiği değil de, bunlar hakkında düstur bahsi açtığı söylenebilir.
  • bir türlü sonu olmayan ders kitabı
  • sosyal bilimler içerisinde ele alınan tarih; geçmişte olan olaylar veya bunlar hakkındaki belgelerin verileridir. belgelere dayandırılmayan veya geçerli sayılabilecek kaynaklarla desteklenemeyen geçmiş; tarih biliminin konusu olarak algılanamaz. “tarih”sözcüğü hem geçmişte kalan insani ve toplumsal olaylar topluluğunu, yani yaşanmış geçmişiadlandırmakta kullanılır; hem de bu sözcükle, bu yaşanmış geçmişi konu edinen bilim, tarih bilimi kastedilir

    tarih nedir ?

    http://altaylardansakaryaya.blogspot.com/…r_12.html
  • "viktorya döneminde bir fuarda kurabiye satan bir adamın sarhoş bir çete tarafından öldürülmesidir."

    edward hallett carr - tarih nedir
  • ’belki de işe tarih nedir? türünden görünüşte basit bir soruyla başlayabiliriz, öyle değil mi? bu konuda bir düşündüğün var mı webster?’’

    ‘’tarih, zafer kazananların yalanıdır.’’ diye yanıt verdim, biraz çabuk.

    ‘’evet, bunu söyleyeceğinden bayağı korkuyordum. şey, tarihin aynı zamanda yenilenlerin öz yanılsamaları olduğunu hatırladığın müddetçe. ya sen simpson?

    ‘’colin benden daha hazırlıklıydı. ‘’tarih içinde çiğ soğan olan bir sandviçtir. hocam. ‘’

    ‘’ne sebeple? ‘’

    ‘’kendini sadece yineler, hocam. geğirtir. bunu bu yıl tekrar tekrar gördük. aynı eski hikaye, tiranlıkla başkaldırı, savaşla barış, refahla yoksulluk arasında aynı eksi gidip gelme.’’

    ‘’içinde bir sandviçin alamayacağı kadar çok şey var, sence de öyle değil mi? ‘’

    yarıyıl sonu histerisiyle gerekenden daha uzunca güldük.

    ‘’finn?’’

    ‘’tarih, belleğin kusurlarının, belgelemenin yetersizlikleriyle buluştuğu noktada üretilen kesinliktir.’’

    ‘’öyle mi gerçekten de? bunu nereden buldun?’’

    ‘’lagrange, hocam. patrick lagrange, fransız. ‘’
    (bir son duygusu – julian barnes , ayrıntı yayınları, 2013, sf 20-21’den alınıtıdır. )