şükela:  tümü | bugün
  • belgesel, film karisimi bi tarzda bir cok roportajlar icererek quantum arkasindaki fact larden baslayip, bir yandan din bilim iliskisini irdeleyip tanri kavramini sorgulayip bi yandan gercek nedir sorusunu irdeleyip uzerine insan iliskileri, insanlarin hayata bakisi ve duygularin ve insan karakterlerinin nasil olustuguna, ne olduguna deginen
    ve bu cercevede ilerleyen ilginc bir yapim.
    http://www.whatthebleep.com/
  • yapimcilarinin 3u de ramthanin aydinlanma ekolu ogrencileri olan; cogunlukla amerikanin bati yakasinda sanatsal filmlerin gosterildigi salonlarda oynamis ve aday gosterildigi her bagimsiz film festivalinde odulu kapmis olan; basrolunde oscarli aktris marlee matlin'in (bkz: children of a lesser god) amanda adli profesyonel -sagir- bir fotografciyi canlandirdigi; alisilmisin disindaki karakterler (animated computer generated images) ve onlarin hikayeleri yardimiyla amanda'nin kendine nefretten kendini kabullenmeye giden kisisel donusumunu gozler onunue seren film.
    ozellikle ilk yarim saati kullanilan imajlarin, birbirine gecmis hikayelerin, birinden digerine atlanilan mulakatlarin yarattigi karmasayi cozmekle gecse de izledikce noktalar birlestirilmeye basliyor yavas yavas.

    --- spoiler ---
    filmde bircok kez tekrarlanan ve izleyiciye pozitif dusuncenin gucunu hatirlatan bir soz grubu "imagine what our thoughts can do to us" adeta amanda'nin gecirecegi donusum boyunca onune cikacak kapilari acacak anahtar gorevi goruyor. bu donusumdeki en onemli olaylardan bir digeri de amanda'nin fotografladigi, filmin insan zihninin ve sinir sisteminin gizemlerine ve isleyisine dair detaylara girerek "are we really just biological puppets controlled by a slough of chemicals? and if so, how do we cut the strings?" diye sordugu, polonyali dugunudur. filmdeki hemen hemen tum dusuncelerin etrafinda donup durdugu ana fikir ise new agein temel ogretilerinden olan "kisi kendi gercegini yaratir" dusuncesi.
    --- spoiler ---

    amanda filmin sonunda yasamini degistirebilmek icin ihtiyaci olan seyin dusunce yapisini tamamen degistirebilmesi oldugunu kavrar; icinde kuantum fiziginin, biyokimyanin, zihnin,
    hislerin, tanrinin ve arada kalan her seyin birbirine dusuncenin sonsuz potansiyeli araciligiyla bir matrixsel bir yapida birlestigi yeni bir dunya gorusu edinir.
  • son 50 hatta 100 yilda modern fizigin geldigi noktanin, gunumuz dinlerini, felsefesini ve spirtualizmini nasil etkiledigini arastiran; bunu yaparkende oldukca ilginc kisiliklerle sohbet etden belgesel...zaman zaman oldukca sikici yerleri olsada butun itibariyle oldukca ilginc bir yapit..
  • sadece chi of love için bile seyre değer. bir damla su bile aşktan nasıl sersem oluyor, eh o zaman 3/4'ü sudan oluşan biz insan evlatları ne yapsın aşık olunca...
  • web sitesinden filmde gecen kavramlarin/tartismalarin daha bilimsel aciklamalari okunabilir
  • gerçekten muhteşem bir belgesel, konuşmacıların hepsinin hangi okulda ne profesörü olduğunu sonunda anlatıyor. görsel efektler özenle yapılmış, hipotalamustaki fistap fistap hali çok hoşuma gitti.
    ocak 2006'da ülkemizde vizyona girince kimbilir bizim çok bilmiş sinema yorumcularımız ve sinema eleştirmeni olmayıp da film yorumu yapan basın mensuplarımız nasıl idrak edecekler çok merak ettiğim film. artık daha ne olsun adamlar zengin mi zengin bir film bile yapmışlar herşeyin (tek bir) bilinç olduğunu anlatmak için.
  • 2004 yapımı olup ancak 2006da ve !f film festivali vesilesiyle haberim olmuş ve eski bir tanıdığın* ısrarı olmasa ondan da haberim olmayacak bir film iken, sayesinde kitapçıkta dikkatimi çeken ve beraber gaza gelip o gazla ve merakla da gidip izlediğimiz bir belgesel\film'dir...

    baştan sona soluksuz seyrettik, yer yer takibi zor olsa da (kafası götürmeyip salondan çıkan baya bir insan oldu) bence (ve sanırım bizce) kesinlikle etkileyiciydi.
    bilimsel temellere dayanan söylemlerle aslında herşeyin ne kadar basit ve aynı zamanda ne kadar karmaşık ve güzel olduğunu anlattı.

    başroldeki bayan* dolayısı ile oynadığı karakter amanda biraz sinir bozucu olsa da, öyle olması filmin karakterine hizmet edici şekilde olmuş, o yüzden o konuda sabretmek lazım... iyi oynamış zira bence.

    bilim adamları da sinemada filmin tek tek sonunda yazdı kimin kim olduğu ve çok ilginç bir sentez oldukları ortaya çıktı, fizikçiler hadi şaşırtmadı ama, ilahiyatçılar ve felsefeciler ve diğer türlü türlüsü olması ilginçti... kimin kim olduğunu söylemiyim sürpriz olsun.

    filmin kastettiğine gelince; herkes istediği sonucu çıkarabilir filmden... beğenen ve tam anlamıyla "anlayabilen" muhtemelen çok az olacaktır, çünkü çoğu kişinin aklının alacağını sanmıyorum (aynen kızılderili şaman sendromu), ben ise kendi adıma şöyle bir çıkarıma ulaştım: let the force flow through you.

    şimdi de eksiler, bu konuda çok daha iyi belgeseller de yok değil, genel olarak biraz da ağır ilerliyor ve en kötüsü de bu günümüzde de sonradan moda olan kuantumcu metafizikçi ve ne yazık ki pseudo-science kısımlara da göz kırpması biraz genel belgesel kalitesini düşürücü detaylar olmuş; ki en çok eleştirilebilecek kısmı da bence o. daha bilimsel ve objektif kalsaymış çok daha etkileyici olabilirmiş.

    naçizane imdb notumu 6/10 olarak belirteyim ve filmin linkini de eklemeden geçmeyeyim:
    http://www.imdb.com/title/tt0399877/
  • kafa guzelken izlendiginde kafayi yedirten baska yerlere goturten belgeselimsi.
  • spoiler yok

    festivalin tüm filmlerini izlemedim ama festivalin en sağlamı, en dolusu, en hayat bakışı değiştireni budur diyebilirim tüm samimiyetimle...

    buna film demek zaten yetersiz olur. belgesel-vari bir ürün bu.. çok değişik bir tür.. eşi benzeri yok..

    böyle birşey izleyeceğimi hiç tahmin edemezdim sinema tarihinde.. daha önce eşi benzerine rastlamamıştım..

    ortalama 10 tane kadar profesörün de katıldığı bir kendini bulma, dünyayı anlamlandırma süreci...
    animasyonlarla destekleniyor..
    kuantum fiziğinden dalış yapıyor...
    beynin içindeki algı kapasitesine kadar derinleşiyor..
    tanrı-din mevzularına kadar her türlü konuyu zeminleştirip inceliyor..

    gerçeklik nedir, biz neden yaşıyoruz, insanın doğası nasıldır, gördüklerimiz mi gerçek yoksa beynimizde canlananlar mı... gibi insanoğlunun yegane en büyük yaşam sorgusu olan platon-vari bir bakış açısı ile felsefesini sunuyor...

    ve bu yüzden broşürlerde "eleştirmenlerce matrix'e benzetiliyor" deniliyor.. başka bir şeyden dolayı değil. tamamen insanın kendini bulması, hayatı algılayabilmesi, günlük meşgalelerin ötesini görebilmesi ve dünyanın fiziksel yönünün ardındaki enteresan mevzular zaten felsefenin en büyük konusu olmuştur yıllardır. matrix'in herkese bir şekilde ulaşabilen janjanlı ambalajını sıyırdığımızda altında kalan "öz" konuları işliyor bu belgesel-film.. dünyadaki olasılıklar.. paralel evrenler.. atomun özü.. tesadüflerin büyüsü... (ki daha iki üç gün önce arkadaşlarımla tesadüflerin güzelliğinden bahsedip tartışıp duruyorduk ve adeta filmdeki konular bizim noter tastiğimiz gibi oldu)

    ve filmden sonra sinemadan çıktığınızda... bakış açınız ister istemez değişiyor... algı aralığınız değişiyor... tek üzüntüm filmi ilerde yine izleyemeyecek olabilme olasılığı.. (tabi ek - gösterimi var) çünkü divx falan garantisiyle rahatlık sağlanabilinecek bir film değil. bilimsel konulardan dolayı çok felsefik ve ağır metinleri var. kolay kolay herkesin adam-gibi !, tüm gerçekliği ve doğru kelimeler ile çevirebilmesine olanak yok diye düşünüyorum... yüzde yüz filmin özünü anlayabilmek adına çok sağlam bir altyazı lazım.. özen lazım...

    duyduğum kadarı ile dünyanın her tarafında olay yaratıyormuş bu film.. şu an bunu izlememiş olma olasılığını bile düşünemiyorum. ne büyük kayıp olurdu..
    insanın başına sinemada çok düşük oranda gelebilecek bir hediye bu.. burada görselliğe vs hayran kalındığım anlaşılmasın. tamamen diyalog ve konu üzerine ağırlık verilmiş bir çalışma bu..

    lütfen 2 şubat perşembe günü saat 19:00'daki ek gösterimi değerlendirmeye çalışın... geriye tepmek istemeyeceğiniz bir şans bu... herkese istisnasız öneriyorum...

    festival izleyicisi böyle bir tokat yememiştir daha önce...
  • amanda'nın canlandırma ile oynama arası muğlak tripleri ve özellikle ropörtajlar sırasında arkada yükselip alçalan orkestral fon müziği çok germiş ve yabancılaştırmışsa da; bilimden felsefeye, dinden bilime çok yönlü cesur geçişleri için, hatta yalnızca "beyin gördüğü ile hatırladığını ayırt edemez, aynı biçimde değerlendirir." bilgisi için dahi görülmesi gereken bir film.