şükela:  tümü | bugün
  • şimdi bizimde çok etkili yöntemlerimiz vardı ama burada mustafa dayımdan bahsetmek istiyorum izninizle..

    şimdi bu şerefsi öhö pardon çok muhterem az götveren ulan dayanmıcam işte bu şerefsiz dayım, benim hayatımda gördüğüm en dünya sikine minare götüne yaşayan insandır...

    öyle ki kendisinin bido bidon içtiği rakılar ve viskiler, tarla tarla içtiği tütünler ve yaptığı 4 evlilik bilmem kça meşru bilmem kaç gayri meşru çocuk ve dedemin hacıladığı mirası ile dünyanın en gamsız en yavvvvvşakkk insanıdır...

    bu adamın ilk evliliği bile öyle gamsız bir şekilde yaşanmıştır ki whatssaptan önceki hayatın nelere kadir olduğunu görebiliriz...

    şimdi yıl bilmem kaç çift sıfır..
    kadife pantolon ve ceketiyle mahalle kahvehanecisine 2 apartman bir sıfır araba parasını kumarda kaybettiği yetmiyormuş gibi bir de kahveye gide gele gide gele pencereden dışarıyı seyereden bir kıza aşık olmuş şerefsiz..

    yalnız şurada takdir etmem gereken bir şey var ki; adam hayatının rutininden ziyadesiyle maceralar çıkartmakta ve bir de araya aşk meşk gönül ilişkileri falan da koyabilmektedir.
    zira ben kendisinin kupa kızına falan aşık olduğnu düşünürdüm...

    neyse bu denyo ne yapıyor ediyor, enseye kadar uzattığı saçlarıyla kızı tavlıyor..
    pastane buluşması, sinema yiyişmesi derken işi ilerletiyor...
    kız istenecek evlenilecek falan..
    işsiz ipsiz sapsız dayım...

    tabii dede hazretleri bunu duyunca ellerini göğe açıp 2 rekat namaz kılıyor..
    evladım oğlum, zevksiz gecenin mahsulü acaba imana mı geldi deyyu deyyu..

    neyse efendim kız gidilecek istenilecek falan haber gönderiliyor, falanca ayın bilmem kaçında sizdeyiz diye, insanlar hazırlık yapıyor..

    benim bu şerefsiz dayım da akşamları kızın penceresine taş atıp, akşamları oradan iletişim kuruyor..
    yine böyle bir gün kumarda kaybedince, içip içip, aşkta kazanma düşüncesi ile müstakbel sözlüsünün penceresine taş atmaya gidiyor ama o kafayla bi alt kattaki camı taşlıyor..

    neyse bu şerefsiz dayım yanlış pencereyi taşlaya taşlaya, kenafir gözleri, yılansı bakışları ile şeytana pabucu ters giydirecek ve sülalemize yıkım ekibi gibi girişecek olan necla pencereye çıkıyor.
    dayım denilecek yavvvşak da hoppp abayı buna yakıyor...

    allem ediyor kullem ediyor necla ile de dışarıda buluşuyor. diğer kızı da boşluyor..
    diğer kızın istenme günü gelince de, kız tam istenirken ben bi arabaya gidiyorum diyerek dedemden anahtarı alıp alt kattaki necla'yı kaçırıyor...

    olay ortaya çıkınca anneannem ayılıp bayılıyor, dedem sinirden köpürüyor, zavallı istenilen kız hastanelik oluyor. bizimkiler kovulmaktan beter oluyor...

    3 gün sonra dayım istanbul'dan dedemi arıyor ve şu efsane cümleyi kuruyor;
    "herşey kısmet baba, neye niyet neye kısmet biz evlendik"....

    işte böyle gençler whatsapp'dan önce dayım şeytan taşlar gibi pencere taşlayarak hatun kaldırıyor..
  • yıl 2002. sözlüğün yarısı henüz okuma yazma bilmiyor. smsin tanesi bugünün parasıyla 5 lira falan. para yok pul yok, güç bela kontör yüklüyoruz aldığımız harçlıklarla. yanlış hatırlamıyorsam 160 karakter bir sms yapıyor. gündüz söyleyemediklerimi gece sms atıyorum. sesli harf yutma olayları henüz çıkmamış. cnm nbr falan yok yani. bir cümle ile en fazla ne anlatabilirim diye düşünmekten şiir kitaplarına sarmıştım. romantik sandılar, mühendis oldum.
  • çaldırma vardı çaldırma amk... karanlık gunler.
  • önce sms. daha önce msn. ondan önce icq. öncesı ev telefonundan kız kuzene aratıp telefona istemek. daha oncesı kağıt yollamak. gerısını kabıle reıslerıne sormak lazım.
  • sanırım 2002 veya 2003 yılıydı. kız arkadaşım başka bir şehirdeydi. cep telefonumuz olmasına rağmen birbirimize mektup yazardık.

    mektup geldiğinde direk banyoya gider klozetin üstünde oturur bir sigara yakar öyle okurdum.

    biz bir de birkaç mektubu tek seferde yollardık. mesela 2 hafta boyunca aklım estikçe yazardım. günlük gibi. sonra 5-6 sayfa mektubu tek seferde yollardım.

    birbirimize kavuştuğumuzda ses kaydeden walkman ile konuşurken sesini kaydederdim. ayrı kaldığımda açar dinlerdim. hatta bu kayıtları yaparken unutmazsak filmli makine ile resim çekilirdik. böylece o anın hem görüntüsü hem de sesi olurdu.

    hey gidi günler.

    sonra ne mi oldu?

    telefon sayesinde daha sık görüşür olduk ve kavgalar başladı. gönül koymalar. aradığında açmamaya varan tripler ortaya çıktı. ayrıldık.

    mektuplar ve kasetler bir sinirle kolonya boca edilip yakıldı. onlar yanarken göz yaşları döküldü. uzun süre acısı geçmedi. aptallık ettim. aptallık ettik.
  • üniversitedeyken özel ders verirdik. o pazar sevgilim ilan vermişti gazeteye, "itü'lüden matematik". evde sabit telefonun başında arama bekliyor. aradım nasıl gidiyor arayan oldu mu falan demek için, komiklik olsun diye de metemetik dersi için aramıştım dedim ilk. potansiyel müşteri arıyor heyecanı ile ayırt edemedi, resmi resmi evet buyurun vs dedi. ben de zevzeklik olsun diye sürdürdüm eöö lise üçteyim de, matematiğim çok kötü de.. ciddi ciddi müşteri zannetti konuşuyor. hoi ne öhömm falan desin de ben de hihoha amma kaptırmışsın diye şakayı bitireyim diye aptalca şeyler sormaya başladım işte en sevdiğiniz renk, tuttuğunuz takım, gözlerinizin rengi vs gibi. bu hepsine cevap veriyo bi de dönüp sizinki falan diye bana soruyor. lan!!! bi de dış dünyaya çok soğuk, mesafeli bir insandı yani onu hayal bile edemiyordum o saçma muhabbetin içinde. bildiğin mala bağladı adam flört ediyor 5-6 senelik sevgilisiyle... en sonunda sıkılıp haydut herif ne yazıyorsun elin çimdik kadar kızına diye kükreyince yok ben zaten sen olduğunu anlamıştım da bilmem ne de... o vakit hehü deyip geçmiştim aman canım sesimi tanımaması mümkün mü tabii ki dalga geçiyodu diye, ama bir iki yıl sonra tekrar bi telefonda sesimi tanıyamayınca direkt o günü hatırlayıp çok pis kıllanmadım da değil.

    whatsapp'ın kıymetini bilin valla, yok last seen yok mavi tık diye kendinizi heder etmeyin. whatsapp cep tel yokken yine flört ederdiniz amma yazdığınızın kim olduğunu bilemezdiniz şerrefsiz!! bak hala kıllanıyorum.
  • “ali çevrimiçi oldu”

    “bu kadar sık titreşim gönderemezsiniz.”

    the cranberries - zombie dinliyor.”

    (bkz: msn messenger)
  • lisedeyken tenefüslerde sevgilinin sınıfını gider, sınıfta yoksa defterine ya da kitabına not yazar görmesini beklerdik. bir kere kara tahtaya not yazmıştım, görmemiş, hoca görünce “berna kızım bak x sana not yazmış, oku da tahtayı sileyim” demiş
  • üstteki herkes cep telefonu üzerinden nostalji kasmış.

    mesela biz gençken sabit telefondan haberleşirdik. söylediğin şeyi değiştirme şansı yoktu.

    bi keresinde kız arkadaşımın yurduna gitmiştim. soyadım kızdan farklı diye anons etmemişlerdi. ben de onun adı benim soyadımla anons ettirdim kapıda...

    allahtan kız zekiydi de koşup gelmişti! ya yaaa...
  • 5 bin sms 250 dk =100 kontör