şükela:  tümü | bugün
  • harkulada bir h.g.wells kitabidir. konusuda soledir: graham toplumdan ve insanlardan uzak durmayi secen bir sanatcidir. fakat sansizlik eseri yakaladigi uykusuzluk hastaligindan dolayi haftalarca gozune uyku girmemektedir, bir gun yorgunluktan baygin duser ve buyuk bir transa girer. uyandiginda ise son iki yuz yili bir trans halinde gecisirmis oldugunu farkeder. bunlar yetmezmis gibi bir de graham, yillar boyunca nefret etmis oldugu toplumun gozunde kendinin bir tanri olarak gorulmeye basladigini ogrenir, ve bir an da etrafini saran hayran kutlesinden bunalarak, bu toplumdan kacar. fatak son iki yuz yil icinde bir cok sey degismistir,graham ne kadar toplumun buyuk bir kismi tarafindan bir tanri gibi goruluyor olsada, grahamin farkinda olmadigi sey aslinda herkesin ona tapmamakta oldugudur. hatta bazilarinin hayattaki tek amaci graham i oldurmektir.
  • edebiyat tarihinin ilk distopyası mottosuyla maya kitap tarafından türkçede ilk kez yayımlanan h.g wells kitabı.
  • etkileyici olay örgüsü, gereğinden fazla çelişkilerle yok edilmiş olan h.g welss kitabı, edebiyat tarihinin ilk distopyası. sosyalist unsurların kullanımını ustalıkla başarmaya çalışan yazar, "efendi" motifi ve ırkçı ifadelerle okurda "pardon ama?" etkisi bırakmıştır.
  • "insan ırkının gerçek umudu ne peki? bir gün üst-insan gelecek. zayıfları, adileri ve canavarları ya kendine tabi kılacak ya da tamamen yok edecek. ya imha ya itaat... dünya kötülerin, aptalların, zayıfların değil."
  • efendi uyanıyor ismiyle türkçeye çevrilmişti. wells'in ikinci baskı öncesi "şimdiye kadar yazdığım en iyi kitap" değerlendirmesini yaptığı eseridir. bu düzenlemeyi yıllar sonra yapmıştı zaten ve içinde kendince gereksiz gördüğü kimi yerleri çıkarmıştı.
  • sıkı bir h. g. wells hayranı olan şahsım yine hayal kırıklığına uğratmamış olan distopik eserdir.

    h. g. wells'in bir edebiyatçı olması yanısıra iyi bir dünya tarihçisi olmasının da etkisi hikayede çok net hissedilmektedir.

    efendi uyanıyor wells'in ilk kaleme aldığı eserlerinden birisi olması hasebiyle her ne kadar içerisinde kurgusal hatalar barındırsa da yazar donanımı ve zekası sayesinde bu handikapı hızla kapamış.
    h. g. wells evreninde işlenilen bilim kurgu yalnızca bilim kurgu olmaktan çok daha fazlasıdır. bünyesinde mutlaka sosyal ve antropolojik, psikanalitik yorumlar ve mesajlar da barındırır.

    bu hikayede wells yine bilim kurguya en özgün haliyle pek akla gelmeyecek bir pencereden bakmıştır. kahramanımız bir gün uyur ve 200 yıl sonra uyanır. daha önce kendinin ve kendi adına akraba, eş dost ve uykucu hayranlarının yaptığı yatırımlar 200 yılda borsa ve mevduat yatırımında birleşik faizin kartopu etkisiyle neredeyse küreysel düzeyde kontrolü mümkün kılabilecek bir servete dönüşmüş ve kimsenin artık beklemediği anda uyanarak kendisine vekil olarak serveti yöneten baskıcı, toyaliter ve adaletsiz, despot konsey yönetiminin varlığına karşısı bir tehdit unsuru olarak, uygulamalardan nefes alamayan köleleştirilmiş, kamplara ayrılmış toplum için ise kutsal bir kurtarıcı olarak ortaya çıkmıştır. bu pek akla gelmeyecek marjinal bir bakıç açısı.
    kahramanımız uyandığında kendisini süper şehirlerin kontrolünde bir kaç kutuplu bir gelecek dünyasında bulur.
    iktidardaki baskıcı rejimin temsilcileri ile sözümona insanlar için daha fazla özgürlük, adalet ve onurlu yaşam vaadinde bulunan muhalefetin, kavgasının en ateşli yerinde, bütün dengeleri bozacak etkisi vardır.
    hikaye böylece devam edip gider.

    wells'in eserinde eleştirdiği esas konu toplum adına yapıldığı savunulan eylemlerin esasında lider sultasınca toplumu kullanarak kişisel menfaatlerin ve güç arayışının hayata geçirilmesinde kılıf olması durumudur.
    toplumu oluşturan yapının ihtiyaç duyduğu ya da zaaflarının bulunduğu dinamikleri kullanarak toplumsal uyumun aptallaştırıcı etkisi 'ni kullanarak kitleleri kendi zararları pahasına hareket ettirmeye yönlendirmek.
    "devrim kendi çocuklarını yer" mottosu.
    hikayede wells bu cezalandırıcı, disiplin edici, bireyin yaşamına müdehaleci, baskıcı devlet anlayışının insanlar üzerindeki yıkıcı etkilerini, ortaya koyar.

    ilgili eserden çarpıcı bir pasaj sizin için geliyor;

    "birkaç güne kalmaz her şey yoluna girer. kalabalık büyük, aptal bir canavardır. bırakın yaşamaya devam etsin. böylece onu evcilleştirip kendi çıkarlarımız için kullanabiliriz. köle ruhlu insanlara karşı en ufak bir sempati beslemiyorum." maya kitap: 58, roman 33, 29. bölüm bilmem kaçıncı sayfa.

    bütün bunlar yetmezmiş gibi adam yememiş içmemiş ta 1880'lı yıllardan ipad tableti tarif etmiş, o da yetmemiş hikayede bizzat kullandırmış. ilgili bölümü okurken şaşkınlık ve hayranlıktan ağzım kulaklarıma varmıştı.

    not: tavsiye mahiyetine bir nefeste okunulabilecek bir başka wells eseri için;
    (bkz: the country of the blind)
  • (bkz: hyperloop)un bile tarif edildiği bir hikaye.

    --- spoiler ---

    efendinin cani sigara çekince florida'dan hava tüpüyle londraya akşam yemeğine yetiştiriyorlar.
    --- spoiler ---
  • konusu özgün ve çarpıcı olsa da hem çevirinin basitliği (söz konusu maya kitap çevirisi. orijinal dili muhtemelen daha iyidir) hem de olay örgüsünün belli bir temele oturmayan yapısı, wells'in bu romanını gözümden düşürdü. yazarın time machine , the invisible man , war of the worlds , the island of dr. moreau gibi muazzam yapıtlarına kıyasla daha vasat bir kurguya sahip. karakterlerin derinliği yok ve baş karakter graham'ın romandaki etkinliği tartışılır.
    bu romandan çıkarılacak tek ders,ne kadar zengin de olsan birileri tarafından kolayca yönetilebileceğin gerçeği, ipleri yabancıların eline bırakmamak ve kendi benliğinin farkında olmaktır. bunun dışında bir bilim kurgu eseri olsa da bu tadı okurken alamadım. ama her şeye rağmen ilk distopya eserlerinden olması nedeniyle saygı duyulması gerekir.