şükela:  tümü | bugün
  • müziksel olarak çok parlak bi parça olmasada sırf sözleri için dinlenilmesi gereken bir parçadır.
  • koskoca iki cd'lik konsept albümü - ve belki de en iyi konsept albümü - yapmış pink floyd'un albümde bulundurmamasıyla yediği en büyük bok olan eksik ve kayıp şarkı. çorap çekmecemi her açtığımda aklıma gelir.
  • şarkıda bahsi geçen kaplanlar almanların ilk defa 2. dünya savaşında kullandıkları meşhur tiger tanklarıdır..
    ayrıca (bkz: ferdinand porsche)
  • sözlerini de yazayım tam olsun...

    it was just before dawn one miserable morning
    in black forty-four
    when the forward commander was told to sit tight
    when asked that his men be withdrawn
    and the generals gave thanks as the other ranks
    held be the enemy tanks - for a while
    and then the anzio beachhead was held for the price
    of a few hundred ordinary lives

    and kind old king george sent mother a note
    when he heard that father was gone
    it was, i recall, in the form of a scroll
    with golden leaf and all
    and i found it one day in a drawer of old
    photographs hidden away
    and my eyes still grow damp to remember
    his majesty signed with his own rubber stamp

    it was dark all around
    there was frost in the ground
    when the tigers broke free
    and noone survived from the royal fusiliers company c
    they were all left behind
    most of them dead
    the rest of them dying
    and that's how the high command took my daddy from me
  • öyle çok derinlemesine bir müzik bilgim yoktur, iki akoru yan yana getirip gitar çalamam, herhangi bir grup için teknik yorumlar da yapamam ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu şarkı roger waters ın hadi müzikal dehasını bir yana bırakalım ama söz yazma konusunda nasıl da aşmış bir insan olduğunu çok güzel ortaya koyuyor. savaşın hiçliği ve ardından bıraktığı travma sonrası stres sendromu bu kadar mükemmel şekilde anlatılamazdı. he bunu yaşayn bilir tabi, çekilen acıları yaşayan bilir, o kişinin ailesi bilir, plastik bir imza mührüyle 'üzgün olduğunu' bildiren savaşa asıl neden olan ve binlerce kişinin ölümüne neden olan kişiler değil.

    'and my eyes still grow damp to remember
    his majesty signed with his own rubber stamp'.
  • kendisine the final cut ın remastered/reissued versiyonunda hemen one of the few in ardından bir yuva bulunmuş şarkı when the tigers broke free . fena da olmamış hani iyi tamamlamışlar birbirlerini.
  • roger waters'in the wall yapimina "biraz ki$isel olmasini istedigi bir $arki" oldugu gerekcesiyle almadigi, lirik anlamda bir $aheser.

    roger waters'in babasi eric fletcher waters üzerinden 2. dünya sava$i'ndaki bir sava$ sekansini anlatiyor $arki. $arkida bahsedilen tiger $eklinde adlandirilan 508. agir tank birligindeki asil tanklar $uradan görülebilir:

    $arkidaki toplumsal ele$tiriyi tekrar tekrar vurgulamaya pek gerek yok acikcasi. bu konuda $arki kendi kendini acikliyor; eric fletcher kraliyet piyadeleri z bölügünde 2. dünya sava$inda hizmet vermi$ birisi ve the wall'da, pink'in babasinin rol modeli olarak gösterilmi$.. bu perspektiften bakildiginda, $arki daha da anlamli hale geliyor.

    disclaimer: bu çeviriler, kafiye amacı güdülerek, birebir çeviri yapmak amacıyla yapılmış çeviriler değil; tamamen şarkının derinindeki anlamları yakalayabilmek adına, düz yazı amaçlanarak yapılmış çevirilerdir. şarkı yapısına göre bazılarında kafiyelere rastlanabilir. katkıda bulunmak, yanlış olabilecek bir yeri işaret edecek yazarların eleştirileri, daha doğrusu iyi/kötü tüm eleştiriler kabuldür.

    ***

    kara 44' yılında, sefil bir sabahın şafak vakti öncesiydi
    cephe komutanına adamlarını geri çekmek istediği zaman,
    yerlerinde kalmaları söylendiğinde.
    ve generaller teşekkürlerini sundu,
    bir süre için diğer saflar
    düşman tanklarını püskürttüğünde.
    ve böylelikle anzio sahili elde tutulmuştu
    birkaç yüz sıradan hayat karşılığında.

    ve nazik yaşlı kral george bir not göndermişti anneme,
    babamın gittiğini duyduğunda.
    hatırlıyorum da, süslü püslü bir yazıydı;
    altın yaprağıyla, her şeyiyle.
    ve bulmuştum onu bir gün,
    saklanmış fotoğrafların olduğu, eski bir çekmecede.
    ve hala nemleniyor gözlerim hatırladığımda
    o notu imzaladığını majestelerinin, değersiz, lastikten mührüyle.

    kapkaranlıktı her yer,
    buzlanmıştı topraklar
    tiger'lar serbest kaldığında.
    ve kraliyet piyadeleri z bölüğünden sağ kalmadı hiç kimse!
    hepsini bırakıp gittiler
    çoğu ölü, geri kalanlar ölüyorken
    işte başkomutanlık babamı böyle aldı benden.

    ***

    tüm şarkı çeviri/analizleri için:
    (bkz: suffocated/#27443415)
  • dinleyicilerin karşısına ilk defa the wall filminde yeni bir parça olarak çıkmıştır. ayrıca, the final cut ilk çıktığı zaman albümde yer alabilirmiş. bunun için 20 sene beklemelerine gerek yokmuş.
  • roger waters'ın ölen babası hakkında yazdığı şarkı.

    tabi sadece babasına değil, genel olarak ölen tüm askerlere ve özellikle tüm babalara yazdığı şarkı. şarkı arkadan gelen bir rüzgarın uğultusuyla gizemli bir şekile başlıyor, ama devamında daha en başından bir savaş şarkısı olduğu belli olan bir marş geliyor. şarkının sözleri girdiğinde ise gerçekten donup kalmamak mümkün değil, en azından benim için öyle oluyor. iğrenç bir hava, geri çekilmek isteyen ingiliz askerleri ve geri çekilmelerine izin vermeyen komutan.

    and the anzio bridgehead
    was held for the price
    of a few hundred ordinary lives.

    her dinlediğimde anca bu kadar güzel anlatılabilirdi diyorum. yüzlerce insan, evinden çok uzaklarda, bilmedikleri bir yeri savunuyorlar ve sadece birkaç yüz sıradan hayat yitiriliyor.

    şarkının en etkileyici yönlerinden biri babasının ve diğer insanların nasıl öldüğünü, tankların nasıl saldırıya geçtiğini, savaşın ne kadar kanlı olduğunu anlattığı kısımda arkadan gelen müziğin yükselmesi. ama bu müzik benim kulağıma acılı bir müzikten ziyade bir kahramanlık müziği gibi geliyor. herkesin yaptığı gibi roger waters da bu sıradan yüzlerce binlerce hayatın kaybolduğu savaşı bir zafer olarak gösteriyor. ve şarkının en sonunda, waters bu kanlı savaşı anlattıktan sonra şunu diyor:

    işte üst komuta babamı benden böyle aldı

    bunu söyledikten hemen sonra arkada çalan o marş bıçak gibi kesiliyor, yerini sessizliğe bırakıyor. ve arkadan tekrar o gizemli rüzgar uğultusu geliyor..