şükela:  tümü | bugün
  • 1998 john irvin yapımı savaş filmi. bir tarihte cnbc e de yayınlamıştı. ron eldard, zak orth, frank whaley. hiç hatırlamıyorum ama imdbde 7.7/10 puan var.

    (bkz: trompetler susarken)
  • film şimdiye kadar cekilen savas filmlerinden cok farklı mı tartışılır ama , yeni askerler ve kıdemliler arasındaki düşünsel farkı ve aynı zamanda benzerliği yansıtıyor. bir yanda savas alanına yeni gelen acemiler bir yanda yeni gelenler sayesinde kurtulmak icin can atan eskiler. acemiler, hatalar, hataların mal oldugu cok kotu sonuçlar, ölümler ve filmin başıyla sonunu aynı sahnede bütünleştiren kısır döngü ...
  • sisli, karlı, sık ormandaki iki askerin görüntüsü ise filmin en unutulmaz sahnelerinden biriydi.
  • hamburger hill 2 olarak da geçiyor. lakin bu filmle yönetmenlerinin aynı olması dışında hiçbir bağlantısı yok. zaten birisi vietnam savaşı hakkında iken bu film 2. dünya savaşının sonlarına doğru belçika almanya sınırı civarında yapılan çatışmaları konu ediniyor. almanlar paris'ten kovulmuş, berlin düşmek üzere ancak almanlar henüz ölücü darbeyi almamış.

    --- spoiler ---
    anti-militarist bir askerin çoğu insan tarafından alçakça bulunabilecek görüş açısıyla savaşı ölmeden tamamlama isteği üzerine bir film. anti-militarist olmasına karşın üstün savaş zekası ve biraz da bencilliği sayesinde tüm müfrezenin öldüğü çatışmadan sağ çıkıyor. sıradan bir er iken kendisi istemese de önce takım komutanı çavuş, daha sonra ise müfreze komutanı teğmen oluyor.
    --- spoiler ---

    filmin çekici yanı 2. dünya savaşının belgesel tadındaki detaylarına fazla inmeyip direk ufak bir takımın ve başındaki çavuşun hikayesini anlatması. ne yapacağını bilmeyen acemi askerler, kahramanlık yapmaktan uzak karakterler vs. vs.
  • tipik savaş filmlerinden en büyük farkı içinde kahraman barındırmaması. karşımızda savaşta ölmek istemeyen, vatan millet sakarya moduna girmeyen bi adam var. arkadaşını vurup yola devam ederken de ölmüş bi askerin postalını giyerken de içi rahat. kimsenin kahramanı değil, kimseden kahramanlık beklentisi yok, kendi dalgasında.

    filmin yaşattığı sorgulatmalar baya iyi. böle bi durum olsa ben kendimi hep manning gibi düşünüyorum, savaş ama bi yere kadar, kendi canına tehlikeye atmadan. ama ne kadar doğru işte film bunu düşündürüyo. inanmışlığın etkisini de tek bi cümleyle acayip sağlam sekilde yüze vurabiliyo, daha n'oolsun (bkz: nobody dies)
  • klasik bir savaş filminden çok savaşın askerler üzerindeki yıkıcı etkisine odaklanmış bir film. klasik bir savaş filmi değil çünkü neredeyse doğru dürüst bir çatışma sahnesi yok denebilir.

    onun yerine ana karakter manning'ten başlayan genel bozgun ve moral bozukluğu havasının askerleri içine soktuğu depresyon filmin tamamında başrolde.

    --- spoiler ---

    manning için antimilitarist denebilir mi kuşkuluyum. verilen görevi tehlikeye sokan arkadaşını vuran bir askerden bahsediyoruz.
    --- spoiler ---
  • catch 22'nin içinde mizah olmayan hali.

    spoiler

    tıpkı yossarian'ın madde 22'ye sığınmaya çalıştığı gibi manning de madde 8'den yırtmaya çalışır ama yediremez çünkü o da yossarian gibi bir bahtsız bedevidir. bir de manning savaştan kaçmaya çalışırken bölük komutanının manning'e "tebrikler asker artık çavuş oldun" demesi ve ardından manning'in komutana bakışı efsane.

    spoiler