şükela:  tümü | bugün
  • baya ses getirecek deniyor.
  • "michael moore'un yeni belgeseli, onun hınzır ve agresif tavrını sevenleri ihya edecek. moore bu sefer diyor ki, madem biz amerikalılar işgal etmeyi alışkanlık haline getirdik, o halde avrupa'yı da işgal edip oradaki güzel şeyleri de sahiplenelim... yönetmenin tek kişilik bir ordu olarak avrupa'ya yaptığı çıkarmaların üç kuralı var: kimseye ateş etmeyecek, petrol yağmalamayacak ve tüm amerikalıların yararına bir şeyle geri dönecek..."

    bu amaçla çıktığı tek kişilik işgal yolculuğunda, moore;

    italya'dan; çalışanları mutlu etmek üzerine kurulu çalışma saatlerini ve yıllık izin haklarını
    fransa'dan; yemek yemeyi bir kültür haline getiren sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarını
    finlandiya'dan; ev ödevlerini kaldıran, okul saatlerini kısaltan, öğrencileri her alanda hayata hazırlayan eğitim sistemini
    slovenya'dan; herkese ücretsiz üniversite eğitim hakkını
    norveç'den; suçluların topluma kazandırılmasını sağlayan ceza sistemini ve hapishanelerin fiziksel durumunu
    izlanda'dan; kadınların toplumdaki gücünün tanınmasını ve onlara her alanda söz hakkı sunulmasını
    tunus'dan; toplumun (özellikle kadınların) isteklerine göre şekillenen devlet politikasını
    almanya'dan; geçmişi görmezden gelmeyerek kabullenme ve yüzleşme gücünü
    portekiz'den; uyuşturucu ile mücadele için yapılan uygulamaları

    alarak, amerika'ya götürmeye karar veriyor. biliyoruz ki; bahsedilen ülkelerde de her şey güllük gülistanlık değil. kötü şeyler de yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor, ama sanırım "iyi" yapılabilen uygulamaları bu şekilde görebilmenin de kimseye zararı olmayacaktır. "dünya'da iyi şeyler de oluyor" diyebilmek için en çok...

    https://www.youtube.com/watch?v=1keazho8tko
  • 35. istanbul film festivali kapsamında istanbullular ile buluşan bir michael moore taşlaması. güldürürken düşündüren cin fikirli belgesel.

    o değil de michael moore ne kadar yaşlanmış öyle!
  • insanda iltica etme isteği uyandıran, son derece moral bozucu belgesel.
  • ironik bir belgesel. gayet güzel bir şekilde amerikanın durumunu ortaya koymuştur. hala "american dream" havasında olanların öncelikle bu belgeseli güzelce izlemesi gerekiyor. en sevdiğim kısım ise izlandalı kadın ceo'nun amerikaya yerleşmekle ilgili olan cevabıydı.
  • eğer komiklik uğruna abartı veya parodiler eklenmediyse, türkiye'deki bütün halkın 7'den 70'e zorla (evet zorla) izlettirilmesi gereken belgeseldir.

    izlettirilmelidir ki, her şeyin en mükemmelini bildiğini sanan biz cahil, aptal, salak, geri zekalı ve vasat altı ilkel insanlar, aynı dünyada yaşayan ileri uygarlıkların ne durumda olduğunu görelim. nasıl kandırıldığınızı her şeyin ama her şeyin yanlış olduğunu anlayıp, boşa giden, harcanan hayatınızın hesabını sorun.
    bu ülkeden gitmek isteyenlere küfürle git diyenlerin başlarını önlerine eğdiğini görelim.

    --- spoiler ---

    italya'da yaşayanların biraz önce sevişmiş gibi hep mutlu olmaları neden?
    inekleri mutlu edince daha çok süt veriyorlarsa, insanları mutlu edince daha karlı olabilir miyiz?
    çok çalışmak yerine, daha çok tatil yapınca insan hiç hastalanmıyor mu?
    dünyaya bir kere geldiğimizin farkında mıyız?
    çalışanlar öğle arasında evlerine gidip 2 saat yemek yiyorlar mı?
    (bkz: termikel)

    fransa'nın zengin bir bölgede olmayan herhangi bir okulunda, öğrenciler nasıl sağlıklı besleniyor? hiç hamburger, patates kızartması yemiyorlar mı?

    slovenya'da üniversiteler paralı olmasın diye gösteri yapıp, hükümeti düşürenlerin bugünkü durumları nedir? hapise girmişler mi yoksa bu kimsenin aklına bile gelmemiş mi?

    finlandiya'nın eğitimde bir numara olmasının sırrı ne? daha çok çalışmak mı? daha az çalışmak mı?
    --- spoiler ---

    bu soru da benden: bunlar insansa biz neyiz?
  • son dönemde film izlemekten çok belgesellere kafayı takmıştım,film sitelerinden birinde tesadüfen rastladım ve hiç düşünmeden izledim,iyi ki de izlemişim,uzun zamandır bu kadar bilgilendirici,şaşırtıcı ve aydınlatıcı bir belgesele rastlamamıştım.michael moore,cesareti,tabu yıkıcılığı,kurgu yeteneği ve mücadeleciliğiyle tarihe geçmiş bir adamdır gözümde..bütün bunlar güzel hoş ama kendi açımdan bu yapımı izlemenin en faydalı yanı,belli bir zamandır amerika'ya taşınma planları yaparken bana hiç düşünmediğim şeyleri hatırlatması oldu.elbette sadece bir belgeselle vazgeçmiş değilim,farklı sebepler de var ama bu şeker adam sayesinde üzerinde durmadığım,hesaba katmadığım birçok noktayı derinlemesine düşünmeye başladım.spoiler vermeyeceğim elbette ancak michael moore'un belgeselin içinde çok hoşuma giden bir cümlesinden yola çıkarak bitireceğim sözümü;"ben çiçekleri toplamayı tercih ediyorum,otları bulmayı değil" evet yaşlanmış,evet ciddi anlamda kilo vermeye ihtiyacı var ama dikkat ederseniz gözlerindeki mavi tonunun ne kadar güzel olduğunu görebilirsiniz..!
  • halen anlamayanlar için tam bir wake up call.
    amerikan rüyası olan tüm modern kölelerin seyretmesi gerekli.
    çok beğendim.