şükela:  tümü | bugün
  • jack london un bir romani.
  • baya eski ve cok guzel bir film . jack london'in romanindan esinlenmis , eski olmasina ragmen harika cekimleri var.
  • jack london ustad bu romanindada siyah inci deki gibi bir hayvanin gozunden anlatmistir dunyayi..
  • bir zamanlar kadıköy anadolu lisesi orta 1 sınıfında okutulan kitap. ders kitabı diye otomatikman iirenirdi herkes. yazık.
  • ismail ayazın otobüslerde yayınlamayı pek sevdiği film.
  • orta okul yıllarımda okuduğum, o dönemde en çok sevdiğim roman. jack london'ın alaska dolaylarında dörtte bir köpek dörtte üç kurt olan muhteşem yaratığın doğumundan itibaren başından geçenleri anlattığı kitabı. aynı zamanda kurdumuzun - eh kurt demek lazım, yiğidin hakkı meselesi - da adı.
  • kaçırıldıktan sonra sopayla adam edilişi bölümü çok öğreticidir.
    sonradan raconu öğrenir lider olur falan filan.
  • (bkz: silver fang)
  • annesi kiche adlı bir kurt-köpek melezi, babası ise safkan kurt olan, evcillikle vahşilik arasında gidip gelen, tapılası bir hayvanın hayatını onun gözünden anlatan, ortaokul yıllarında paragraf paragraf ezberleyene kadar okuduğum, her seferinde yavruyken white fang'e eziyet eden kamptaki diğer yavru köpeklerin lideri lip-lipin ölümünden ben intikam almışım gibi zevk duyduğum, köpek dövüşünden tiksindiren, matt adlı karaktere taptıran jack london romanı
    romanda bembeyaz köpek dişleri sebebiyle ana karaktere white fang adı verilir (aklımda doğru kaldıysa kızılderililer vabam vabiska ippittah gibi bişey diyodu, çeviri olarak da bakın köpek dişleri bembeyaz yazıyodu)
    ayrıca:
    (bkz: call of the wild)
  • jack london'in hayatini bilmeyen, yasama bakis acisini anlamaya gerek duymayanlar tarafindan cok allegorik bulunmus, insan dogasi uzerine karamsar bir deneme olarak algilanmistir. oysa white fang (beyaz dis) icin insan irki cevresinin bir parcasidir. jack london'in basarisi dunyayi beyaz disin gozunden gorundugu sekliyle anlatmadaki basarisidir. kitabi yazdigi zamanlardaki genetik, evrim ve bilissel bilimlerin durumunu dusununce yaptigi onlarca hata hosgorulebilir. degil hayvanlarin insanlarin bile cogu zaman otomatik bir bicimde verdigi pek cok tepkiyi, yari otomatik pek cok davranisi bilincli secimlermis gibi anlatir jack london. hakkini yememek lazim, beyaz disin icgudulerini nasil kullandigini aslinda cok iyi gosterir. mesele evcil hayvan turlerindeki sanki icguduselmis gibi duran insanin etrafinda bulunma arzusunu kurdun ormandan inip ilk olarak ates yakicinin yaninda oturmasina baglayarak aslinda o dortte birlik kopek kaninin nasil da beyaz disin icgudusel tepkilerini sekillendirdigini, kimi zaman sasirttigini kimi zaman da zararina isler cevirdigini cok iyi anlatir.

    yine de onca sene beynin isleyisi uzerine okuyup calistiktan sonra, az bucuk memeli beyni uzerine murekkep yaladiktan sonra insan beyaz dise atfedilen bilincli secimler yapma yeteneginin nasil da romani aslinda masala cevirdigini gormekten kendini alamiyor. ilk okudugumda beni buyuleyen kitap simdi okudugumda ayni etkisini gostermese de 20 yy amerikan edebiyatinin en orjinal ve bence en keyifli parcalarindan birisi olmaya devam edecek. aslinda bir bakima jack london'in hayvanlar uzerine yazdigi o kadar cok sey var ki, kanada ve alaska'da cesitli nedenlerle (kurk avciligi, postacilik, altin sevdasi vs) yasamis 19 yy sonu 20 yy basi insanlarinin kopeklerle iliskisinin pek de insan hayvan iliskisi gibi degil de yoldaslik iliskisi gibi oldugunu hissetmemek olanaksiz. bir tek sevginin katiksizi'nda kopek kahramanimiz kar yuzu gormuyordu...ama bence insanla kopek arasindaki iliskiyi anlatan harikulade bir romandi.

    kisaca, beyaz dis guzel bir kitaptir. jack london'in dolambacsiz hilesiz hurdasiz dili okuyana zevk verir. ve anlattigi zamanlar insanlar ve olaylari dusununce jack london'in duru anlatimi karakteristik bir usluptan ziyade bilincli bir tercih gibi gozukur insanin gozune, sanki yari kurt yari kopek bir roman kahramani baska bir anlatimla hikaye edilemez gibi hisseder insan.