şükela:  tümü | bugün
  • kitabı bitirmeden yorum yapmak birazcık yersiz olacak ama, okuduğum ilk iki bölüm itibariyle beni büyük hayal kırıklığına uğratmış kitaptır. hele çalışmayan teoriler adlı 2.bölümde neredeyse yaptığı her çürütme 5 saniye içinde geri çürütülebilecek durumda. teorileri çok çok basit halleriyle alıp çürütüyor fakat bunların daha gelişmiş hallerini, diğerleriyle angaje olmuş biçimlerini hiç göze almıyor, bölüm boyu straw man yapıyor kısacası. bunun tezinin doğru olup olmamasıyla alakası yok, ama koskoca profesörlerin bu 2.bölümü yazarken durup hacı bu olmadı sanki dememiş olmasını kavrayamıyorum.

    coğrafya teoremine karşı klasik nogales örneğini, kuzey-güney kore örneklerini getiriyor ve diyor ki coğrafya bunları açıklayamıyor, o zaman yanlıştır. e nogales'in ve kore'nin coğrafi açıdan ekonomik gelişmeyle uyumlu olduğunu fakat farklı sebeplerin eklenmesi nedeniyle kuzey güney kısımları arasında bir farklılık oluştuğunu ileri süremez miyiz? coğrafya teoreminin her şeyi tek başına açıklama, şu şu koordinatlarda yaşayanlar zengindir diğerleri orospu çocuğudur deme gibi bir iddiası yok zaten, bunun önemli bir etken olduğunu ileri sürüyor sadece. daha sonra amerika örneği, yani meksika vb. orta amerika bölgesinin kolonicilik öncesi dönemde diğer bölgelere kıyasla çok daha zengin olması, fakat farklı kolonizasyon yöntemleri sonucu bunun tersine dönmesi. bu çok daha makul bir çürütme fakat yazarların söylediği kadar güçlü de değil, olması için bu uygarlıkların kuzey amerika'daki zamanelerine karşı değil, tüm dünyaya karşı üstün olması gerekiyor ki öyle olsa bile yeterli değil. evet aztek inka uygarlıkları o dönem kuzey amerika'sındaki ılık iklim uygarlıklarına kıyasen çok gelişmişti, ama aynı zamanda bir başka ılık iklim uygarlığı olan avrupalılar karşısında da gerideydiler ve hepsi utanç verici şekillerde yenilgiye uğratılıp köleleştirildi. ılıman iklim amerikalıların tropik iklim amerikalılarının gerisinde kalmalarını bu teoriyi bölümün sonrasında çürütülmeye çalışılan kültür ve/veya cahillik teorileriyle birleştirip açıklayabiliz. kuzey amerikalıların ekonomik gelişmeye uyumsuz bir kültürleri veyahut kötü kararlar veren, ekonomik gelişme için neyin gerekli olduğunu bilmeyen veyahut bilse dahi yapmayan yöneticileri olmuş olabilir. yani azteklerle benzer kültür ve yöneticilere sahip olsalar iklim avantajı ile öne geçebilecekken diğer faktörlerin etkisiyle geride kalmış olabilirler. hem kültürü hem de yöneticileri şartları sağlayan diğer ılıman iklim uygarlığı avrupalılar da bu sayede orta amerikalılardan yüksek gelişmişliğe sahip olmuştur. bu böyledir demiyorum, coğrafya hipotezi belki de dünyanın en büyük saçmalığıdır ama sen bu durumların hiçbirini göz önüne almadan bu teoriyi çürütemezsin, olmaz.
  • kitap türkçeye "uluslar nasıl sıçar" diye çevrilseydi daha çok okunurdu bence.

    çünkü kitapda ülkelerin ve liderlerin zamanında nasıl sıçtığı görülebiliyor.

    belki aynı şeylerin yapıldığını görüp aha şimdi bizimkiler de sıçacak derler.
  • hayal kırıklığı kitap. sebebi tezinin geçersiz olduğunu düşünmem değil tezini bin bir farklı örnek ve aynı çıkarımlarla bitirmesidir. özet olarak kitap coğrafyadan cehalete tüm tezlerin yetersiz olduğundan dem vurup sadece kendi tezleri olan kurumsal kapsayıcılığın ülkeleri kalkındıracağına vurgu yapıyor. kitaptan 10 sayfa okumakla 100 sayfa okumak arasında fark sıfır. bir sayfadan sonra farklı bakış açıları sunamıyor. ara sıra iktisat ve siyaset tarihi bilgimi artırmak için okumaya devam edeceğim ancak okumamış arkadaşlara tavsiyem çok büyük beklentileri olmaması.
  • daron acemoğlu’nun why nations fail kitabını okudum. uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. kitaba puanım 4 / 5.
    kitapta ilk dikkatimi çeken şey, son derece kapsamlı bir kitap olmasıydı. kitap, neredeyse dünya tarihi gibi. abd, ingiltere, fransa, avustralya, kanada, japonya... gibi ülkelerin neden geliştiğini; orta doğu, afrika, asya ve güney amerika ülkelerinin neden gelişmediğini o ülkelerin tarihinden son derece spesifik detaylar vererek anlatıyor.
    hatta bir keresinde kitap rüyama girdi. rüyamda afrikalı bir liderin başkanlık konuşmasını ingilizce altyazılı olarak gördüm.

    1. gelişmiş ülkeler nasıl bu hale geldi?
    acemoğlu ülkelerin neden geliştiğini açıklamak için bir teori öne sürüyor ve tüm dünyayı bu teorisine göre inceliyor.
    teori şu: şu anki gelişmiş ülkeler zamanında (17 ve 18. yüzyıl) otoriter yani dışlayıcı/sömürücü (extractive) rejimlerine karşı toplumun tüm kesiminden destek alarak ayaklandılar ve çoğulcu yönetimler kurdular. bu çoğulcu yönetimler, mülkiyet hakkının korunduğu, merkezi yönetimin güçlü olduğu sistemlere evrildiler. bu sistemler de herkesi kapsayıcı (inclusive) kurumlar oluşturdu.
    bu kurumlar da yeteneği destekledi. yani kişiler yeteneklerini satabildiler. onlara zorla dayatılan şeyi yapmak zorunda değillerdi, yaptıkları şey teşvikle destekleniyordu. bu da insanların var olan işlere, yeni çözümler bulmasını sağladı. ve bu da sanayi devrimini tetikledi. bu ülkeler bir şekilde yaratıcı yıkımı (creative destruction) aştılar. yani misal matbaa ortaya çıktığında devlet, “bu el yazmacılarının sonu olur. el yazmacılar ayaklanır ve bu benim otoritemi zayıflatır” diye düşünmedi (osmanlı bu şekilde düşünmüştü). bu yüzden yenilikler o ülkelere zamanında geldi ve onlara yenileri eklendi (virtuous circle).

    2. gelişmemiş ülkeler neden böyle?
    burada bölgesel farklılıklar olsa da güney amerika ve afrika ülkelerinde ortak olan şey onların koloni mirasını devam ettirmeleri. yani ispanya bir güney amerika ülkesini işgal ettiğinde (acemoğlu işgal yerine “fetih” yani “conquest” ifadesini kullanmış -aynen bir batılı gibi- buraya daha sonra geleceğim); o ülkede dışlayıcı/sömürücü bir yapı kurdu. o yapı buranın tüm doğal zenginliğini, halkını köle gibi çalışarak sömürdü.
    sömürülen halk isyan edip ayaklansa da ve bağımsızlığına kavuşsa da burada güç sadece el değiştirdi. yani avrupa’daki gibi toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği bir yapı kurulamadı. gelen yönetimin eskisinden bir farkı olmadı. avrupa’da örneklerini gördüğümüz kapsayıcı kurumlar oluşturulamadı. bu yüzden de insanlar yine o yönetimin uygun gördüğü işleri, uygun gördüğü ücretlere yapmak zorunda kaldı. sanayi devrimi bu ülkelere ulaşmadı. yaratıcı yıkım gerçekleşmedi. ve bu durum kendini tekrarladı (vicious circle - kısır döngü).

    3. kitapta gördüğüm eksiklikler
    acemoğlu her nedense atatürk önderliğindeki modern türkiye’yi atlamış. onlarca ülkeyi ayrıntılı bir şekilde incelediği halde türkiye tarihindeki gelişme gösterdiğimiz örnekleri teorisine göre incelememiş.
    acemoğlu ilginç bir şekilde israil’e de hiç değinmemiş.
    acemoğlu tarihi tamamen bir batılı gözüyle incelemiş. yani ispanyolların güney amerika’da yaptığına “fetih” derken emevilerin ispanya’da yaptığına “işgal” demiş; avrupa hun’larını da “barbar” olarak tanımlamış.
    acemoğlu gelişmemiş ülkelerin bu halde devam etmesinde batının günümüzdeki rolüne hiç değinmemiş. batı desteğiyle yapılan darbelerden de batının desteklediği diktatörlerden hiç bahsetmemiş. batı tarafından istikrarsızlaştırılan ülkeleri, desteklenen iç savaşları kitapta göremiyoruz.
    günümüzde batı, gelişmemiş ülkelere yardım eden, onun iyiliğini düşünen bir hayırsever. kitapta günümüzdeki batının yani gelişmiş ülkelerin eleştirildiği tek bir yer var. o da batının gelişmemiş ülkelere yaptığı yardımın ne şekilde yapılması gerektiği üzerine. acemoğlu, bu yardımların yerine ulaşamamasını ve yanlış şekilde kullanılmasını eleştiriyor.

    özetle:
    kitap diyor ki “demokrasi ve çoğulculuk bir ülkede hakim olursa, gerisi gelir, refah gelir”.
  • bu kitap benim açımdan dünyanın farklı bölgelerini ele alan bir iktisat tarihi derlemesi. bu derlemenin etrafında dönüp dolaşan da bir tezleri var. şimdiye kadar gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki temel farkları coğrafya, cehalet, dini inanış ve kültür ekseninde bir zemine oturtan teorileri daha arka plana atıp, esas olayın ekonomik rant için yapılan güç mücadeleleri ve bunların sonucunda şekillenen kurumsal yapılar olduğunu ileri sürüyorlar. sosyal bilimlerde, "bir şeyin tek açıklaması vardır, o da şudur" demek bana pek akla yatkın gelmiyor ve yazarları bu anlamda biraz fazla cüretkar buldum.

    diğer bir husus, 50 sayfada rahatlıkla özetlenebilecek tezlerini 500 küsür sayfaya yaymışlar. çok fazla tekrara girmiş kitap. yorumumun en başında iktisat tarihi derlemesi demem de bundan kaynaklanıyor. akıcı bir dili de yok maalesef. özellikle kitabın ilk yarısında arka arkaya o kadar çok "sömürücü kurumlar" ifadesi yer alıyordu ki, ciddi anlamda sinirlerim bozuldu ve sık sık okumaya ara verdim. yine de ufkumu genişleten fazlaca bilgiye erişebildiğim için memnunum.
  • kitabı okumaya çalışıyorum kaç gündür, kendimi bayağı zorluyorum ama olmuyor çevirisi biraz tuhaf olmuş bence.
  • ülkelerin geri kalmasındaki ya da ileri gitmesindeki sebepleri klasik yorumların dışına çıkarak (coğrafya kaderdir, afrika'da su yok, japonlar çok çalışkan vs) açıklayan ve bu anlamda insanın ufkunu açan bir kitap. lakin okuması oldukça zor. şöyle ki kitabın temel tezi işlenirken coğrafi ya da tarihi bir sıralamadan ziyade rasgele bir durum var. aynı şeyi her 40 sayfada bir okuyormuşum izlenimine kapılıyor insan. hani parlak bir senaryoya sahip ama basit hatalar yüzünden hiç edilmiş filmler gibi...

    bir de kitapta türkiye'nin adı geçmemekle beraber tek parti iktidarıyla başlayan büyümenin ve bayram havasının neden bu günlere evrildiğini; akp ideolojisinin türkiye'yi nereye götürdüğünü tarihte yaşanmış farklı örnekler üzerinden değerlendirebiliyorsunuz.

    son olarak okuyamayanlar için özetin özeti; kapsayıcı kurumlar önemli arkadaşım...
  • extractive olan erdoğan yönetiminin sahip olduğu uzun ekonomik başarının bir sonu olması gerektiğini kavratmıştır.

    inclusive olmayan her devlet yapısı başarısızlığa mahkum.
  • ozgur hoca’nin tavsiyesiyle alip okudugum kitap. hukuk, egitim, ekonomi ucgeninin birbirine olan siki bagini ulkelerin tarihlerinden ornekler vererek net bir sekilde anlatiyor.

    bugun bu ulkenin basina gelenlerin sebebini hala anlamiyorsaniz bir goz atip aydinlanin. ha tabi siz ermeni mermeni falan diyip okumayin, ne geregi var di mi? hulooggg
  • türkiye'yi hatırlatan çok sayıda örneğin olduğu başarılı bir tez.