şükela:  tümü | bugün
  • ''...ya kız evlat oldum, ya eş oldum, ya da anne oldum, beni ben yapan çevremdeki insanlara karşı görevlerimdi ama hiç kendim olamadım. bir başkasıyla değil, hislerimle tanımlayamadım kendimi. kendim olmak için daha zamanım vardır diyordum, yokmuş. ben hiç kendim olamadım...''

    konusunu gerçek bir hikayeden alan wild muadili in the wild filminin izinden gitmekte. olmamışlık, olduramamışlık ve yenilmezlikten kaçan bir chery ''başıboş''. tek başına çantasını alıyor ve 1100 millik yolda 3 ay sürecek bir yolculukla the pacific crest denilen güzergahta yola çıkıyor. the pasific crest'e yabancılar hayatın anlamını bulma yolu demektedir. kanada'dan başlayıp meksika sınırına kadar uzanmaktadır. sizde film boyunca kah çöllerde yanıyorsunuz, kah karlarda üşüyorsunuz. keşke bizim ülkede de bu hayatın anlamını bulma yolu olsaydı diyorsunuz. bende elimden geldiğince bu tarz yürüyüşlere çıkarım. kendi başına yürüyüş yapmak bilimsel olarak da insanın rahatlamasına yol açtığı kanıtlanmış durumda.

    film orta şekerli bir kahve gibi. ne size fazlasını veriyor ne de çoğu şeyi esirgiyor. belki bunda en büyük etken, her ne kadar filmin konusu gerçek bir hikayeye dayansa da, bu tarz kendini doğaya adanmışlığın erkek doğasına daha da yakışması olabilir. gerçek cheryl strayed'ın gerçekte ne kadar vahşi olduğunu, ne kadar arzu dolu olduğunu bilemiyoruz. işte bu nokta da reese witherspoon bu gerçekliği bize yaşatamadığı için belkide film hep ürkek bir ceylan gibi kendini bize sevdirememekte.

    --- spoiler ---

    film boyunca kendini gösteren tilki aslında geçmiş kötü hatıraları temsil etmekte. tilki, kendini bulma ve kendisi olmak için çıktığı yolun son durağı olan tanrılar köprüsünü geçmeyerek strayed'e uzaktan son bir kez bakıp takibi bırakıyor ve geri dönüyor. böylelikle strayed kendisi olmak için çıktığı yolculuk sonunda geçmişin bagajlarından böylece kurtuluyor ve annesinin yapamadığını yaparak kendisi oluyor, bu köprüde strayed'in evleneceği adamla tanıştığını ve evlenip iki çocuk yaparak mutlu bir aile kurduğunu ve eski kaybedenlikten çıktığını öğreniyoruz. film bir doğa filmi olduğu için spoiler vermekte herhangi bir sakınca yoktur.

    --- spoiler ---

    son olarak tüm bunlara rağmen film izlenmeyi hak ediyor çünkü bu tarz doğa-yol filmleri pek sık çekilmiyor.

    en güzel doğa-yol filmleri listesi.

    1-) encounters at the end of the world
    2-) on the road
    3-) the way
    4-) the way back
    5-) 127 hours
  • eğer hayata dair gerçekten hiç bir acıyla yüzleşmemiş ve sıradan bir hayatınız olmuşsa beğenebilirsiniz belki ama içinde barındırdığı anne karakterinin doğallığı haricinde at çöpe gitsin bir film. derinlik sıfır, konu yüzeysel, görsellik ve müzik desen o da yok. eğer yol ve doğa filmi istiyorsanız başka alternatifleri değerlendirim derim.
  • yol filmlerini pek sevmememe ragmen (into the wild i 4 kere izlemeye calistim, olmadi mesela) belki de icinde bulundugum durumdan oturu pek hosuma gitmis filmdir.

    ama sanki film sig kalmis biraz, bence yolculuk ve kendi icinde cikilan yolculuk temasi cok daha derin islenebilirdi, insanin kendini analiz etmesi guzel aforizmalarla desteklenebilirdi, o acidan biraz beklenti altinda kaldi ama cok guzel ayrintilar var filmde, sikilmadan izliyorsunuz.

    --- spoiler ---

    son sahnedeki (kopru ustunde) kizin gelecek yillarinda ne oldugunu anlattigi bolume ayrica bayildim. tam her sey bitti dediginizde aslinda hayatin ne kadar surprizlerle dolu oldugunu bir kez daha hatirliyorsunuz.

    --- spoiler ---
  • kendini keşfetme ve yenileme hikayesi. oldukça etkileyici bir film. bu şarkısını hala düzenli dinlerim.

    first aid kit - walk unafraid
    https://www.youtube.com/watch?v=udoiq21o40e
  • digiturk festival kanalında tokyo fiancee üzerine izleyince insanın kendini bulması, hesaplaşması veya beyninin&ruhunun arınmış hissetmesi için doğadaki challenge a * ihtiyacı olduğunu vurgulayan oscar adayı film olmuştur benim için.

    her iki filmde de ana karakter kadındır. birinde fuji dağına doğru yürümek fantezisi, bu filmde 3 ay süren bir yürüyüş söz konusu.

    yürümek, kendinle konuşmak sonrası aslında kendini kabul etmek, affetmek ile yeniden kendinle yürümeye karar vermeyi anlatan filmdir.

    ortam sakinken izlenilmeli.
  • filmini daha çok sevmiş olsam da kitabı da tavsiye ederim. ben sevdim. kendinizi rahatlıkla cheryl strayed yerine koyup aile ilişkilerinizi, özel yaşantınızı gözden geçirebilirsiniz. kitabı okurken en çok hissettiğiniz şey karşınızdaki kadının samimi oluşu, kendini kutsallaştırmadan, olduğu gibi önünüze seriyor.

    benim en çok etkilendiğim bölüm şuydu;

    --- spoiler ---

    annemin benden alınması acımasızca korkunç bir şeydi. ondan doğru düzgün nefret bile edememiştim.büyüyüp ondan tamamen uzaklaşmak ve arkadaşlarıma onu şikayet etmek, farklı yapmış olmasını istediğim şeyleri onun yüzüne söylemek ve sonra yaşlandığımda elinden gelenin en iyisini yaptığını ve aslında oldukça da iyi yaptığını anlamak ve onu tekrar kucaklamak şansına sahip olamamıştım. ölümü bu şansı yok etmişti. beni yok etmişti. gençlik küstahlığımın zirvesinde sözümü kesmişti. beni hemen büyümeye ve yaptığı bütün annelik hatalarını affetmeye zorlamış ve aynı zamanda sonsuza kadar çocuk kalmama yol açmıştı.

    --- spoiler ---
  • cheryl'in 2 yolunu bir arada bizlere sunan film: bir yolu hayatını özetlerken, diğer yolu doğayla mücadelesini anlatıyor.

    filme dair söylenecek çok fazla söz bulamıyorum. ben bir filmden bana pozitif enerji katmasını beklerim. bu filmi izlememiş olsaydım da çok şey kaybetmezdim. ancak, cheryl'in azmini, zor geçen yaşamına rağmen pes etmemesini umut verici olarak görmemek için kör olmak gerek.
  • cumartesi üzerimde kara bulutlar dolanırken iyi gelen filmdir. bir kez daha hatırlatır insana bizi mutlu edecek de mutsuz edecek de biz kendimiziz ötesi yok. ve yaşadığımız hersey bizi biz yapandır o yüzden iyi ki yaşanmıştır. bir de uzun zamandır görmezden geldiğim bahar gelse de çadırimi alıp kamp atsam duygularımı yeniden dile getirmiştir. bu iyi olmamıştır işte.
  • insan ne kadar düşerse düşsün başkasının kendisini değil, kendisinin kendisini affetmesi gerektiğini vurgulayan bir film. bir gezgin olduğumdan mıdır bilmiyorum ayrıca hoşuma gitti. saatlerce otostop çektikten sonra gelen o düşüncelerin cümleye aktarılışı ise çok doğaldı evet ben de ıssız bir yolda otostop çekerken aynı şu cümleleri kuruyorum " merhaba ben kemal, kesinlikle teroristim ve arabınıza sizi öldürmeye bindim. çünkü gerçekten bunun için hayatımı karartmaya değer" tarzı başka türlü stres atamıyorsun.