şükela:  tümü | bugün
  • 1987 yılında çıkan divlje jagode albümü. hatta grup bu albüm için orjinal adları yerine ingilizce eşdeşleri olan wild strawberries ismini kullanmıştır. vokalde alen islamovic vardır, sözleri ise sloven aleksander mezek yazmıştır. albüm ingiltere'de hazırlanmış ve tüm sözleri ingilizcedir.
  • ıngmar bergman'ın 1957 yapımı filmi.

    "ıngmar bergman’ın yine yoğun bir imge kullanımı ile anlatısını kurduğu smultronstallet, yaşlı bir profesör olan ıshak borg’un geçmişle yüzleşme çabasını varoluşsal kaygılar ve bireyin yalnızlığı ile ele alırken; geçmişin anımsamalar halinin tüm güzelliklerine karşı kabul edilmesinin zor olduğu fikriyle izleyiciyi baş başa bırakır. borg’un çıkmış olduğu yolculuğun geçmişle hesaplaşma / arınma olmadığı, yorgun bir ruhun mecburi seyahati olduğunu algıladığımızda ise yalnızlığın ne meşum bir olgu olduğunu bir kez daha idrak ederiz."
  • değişik bir isveç filmi. bergmanın en meşhur filmlerinden biriymiş. genel olarak film, yaşlı bir doktorun psikolojik durumunu anlatmakta. doktorun başarısız bir evlilik sonucu ortaya çıkan oğlu da çocuk sahibi olmak istemez. halbuki kendisi 10 kardeştir ve annesi 96 yaşında hayattadır. yaşlı adam soğuk bir karakteri olmasına rağmen aile ortamını arzulamaktadır. filmin başında onu sevmeyen gelini filmin sonunda onu sever hale geldi. yolda tanıştığı gençlerden ayrılmak ona koydu. 50. mezuniyet yılı için aldığı ödül çok da umurunda değildi. sürekli eskiyi özleme ve o yılları arama düşüncesi doktora hakimdi. öyle ki final sahnesinde eski aile ortamını hayal etmekteydi. iki parça olarak izlediğim siyah-beyaz filmin bazı noktalarını tam olarak anlayamasam da başarılı buldum. hareket arayan hiç izlemesin, baştan aşağı psikolojik bir film.
  • ben severek seyrettim, arkadaşım bu ne yea amk diyip uyudu. psikoloji, durağan ve içsel dünya ve geçmişle yüzleşme gibi konulardan hoşlanmıyorsanız seyretmeyin. seyreden olursa da eleştirmeyin, güzel film. ıngrid thulin bence dünanın en güzel kadınlarından biriymiş bu arada.
  • özlem, yalnızlık, çocukluk gibi birçok duyguyu içinde barındıran 1957 yapımı ingmar berman'ın kült eserlerinden biri olan film. bergman öyle bir yönetmen ve senarist ki bu filmin de kendi düşünsel imgelerini bol bol görebiliyoruz. filmde geçen yolculuk teması seninde filmi izlerken güzel bir yolculuğa çıkmanı sağlıyor. başrol oyuncumuz dr. ısak borg öyle bir duygu değişimi içerisindeki gördüğü rüyalar onu gerçek hayatında da sorgulamaya itiyor. bunu yaparken de öyle güzel göndermeler var ki "insanlarla olan ilişkimiz, temelde en yakınlarımızın karakter ve davranışlarını tartışıp değerlendirmekten ibarettir. bu durum, benim, sosyal hayat denen şeyle arama gönüllü bir mesafe koymama yol açtı.", "modernizme ve toplumsal cinsiyet temalı üstü kapalı diyaloglar" bunlardan bazıları. bergman filmin içinde ki aile ortamı öyle süslü bir şekilde anlatılmış olsa da aslında karakterlerin her birinin o çoğunlukta yalnız ve mutsuz olduğunu etkileyici bir şekilde aktarmış. filmlerini izledikçe bergmanın içinde çok yalnız ve geçmişinde sorunlu bir aileden geldiğini düşünmüyor değilim. ve filmin sonundaki söz!!! benim için güzel bir çıkarım oldu. "eğer günboyunca sıkıntılı ve üzgün olmuşsam çoğunlukla çocukluk anılarımı düşünmek beni sakinleştirir."
  • ses ve öfke’yi hatırlatır:
    (…) “bu saati sana zamanı hatırlayasın diye değil ara sıra bir an onu unutasın ve soluğunun hepsini onu elde etmek için harcamayasın diye veriyorum. çünkü şimdiye kadar hiçbir savaş kazanılmamıştır… dahası savaşılmamıştır bile.” (…)
    (bkz: https://youtu.be/a3n4txneapg)