şükela:  tümü | bugün
  • netflix'in yeni belgesel dizisi. osho ve takipçilerinin oregeon'da kurdukları ütopik topluluğu ve ardından yerel halk ve politikacılar ile aralarında çıkan durumu ve skandal olmasını konu alıyor. osho'nun kurduğu topluluk hakkında bilgi edinmek güzel olacak. fragman
  • gayet vurucu ve dikkat çekici bir belgesel. nefessiz izletiyor.

    beşinci bölüm bitti. ecnebilerin controversial dedikleri bu tartışmaya açık süreci iki tarafı da konuşturarak objektif şekilde derlemişler.

    --- spoiler ---

    izlerken bir yandan o topraklara geleli daha 200 yıl bile olmayan ve geldiğinde yerlileri katlederek kendine bir devlet kuran insanların, "burası amerika! burası bizim ülkemiz! bu saçmalık da neyin nesi? geldikleri yere dönsünler!" diye zırlamasına içten içe güldüm. öte yanda bu cemaat ister istemez insanda büyük bir öfke uyandırıyor. yerleşecek bir yer arayıp bulamayınca amerika'ya gittiler. çünkü dünyanın başka hiçbir yerinde böyle dingonun ahırı gibi binlerce insan gelip x bir şehri ele geçiremezsiniz. belki muz cumhuriyetlerinde. eyalet yapısı ve demokratik mekanizmaların arasındaki boşluktan sızarak küçük yasal şehirlerini kurdular. buraya kadar sadece çevresine rahatsızlık veren ama herhangi bir mekanizmanın durdurmak için harekete geçmeyeceği bir seviyede tehlike arz eden rajneeshpuram, gereğinden fazla agresif, teşhirci ve küstah olunca olaylar gelişiyor. tv'lere çıkıp bütün oregon halkına, amerikan yasalarına ve yöneticilerine hakaret eden sheela hiç de öyle aydınlanmanın / uyanışın yüzü gibi görünmüyor. sanki bir saldırı olsa da silahlansak gibi tetikte beklermişçesine bir binaya yapılan bombalı saldırı sonrası şehri komple silahlarla donatıyor. silahlanması, tv'deki konuşmaları vesaire, bana açıkçası ruhani bir gruptan çok pkklıları ve hdp yöneticilerini anımsattı.

    --- spoiler ---
  • nihayet birileri bu guru denilen aynı haltın turuncusuyla ilgili bir belgesel çekebildi çok şükür. hala şunun kitaplarını okuyan tipler var yani ne diyeyim. darısı diğerlerinin başına. şöyle iki popülist laf et al paraları, yıka beyinleri... dünya tarihi böyle bir de yapacak bir şey yok.

    belgesel gerçekten çok başarılı olmuş. her iki tarafı tarafsız anlatmış. işin başka komik yanı da şu olup bitenleri anlatsan kimse dinlemez sıkılır iyi salladın der. fakat hepsi oldu hala oluyor. gülsen mi ağlasan mı bilemiyorsun. komple sıyırmışlar yemin ederim. al birini vur ötekine.

    kasabalılarla ilgili de bir şeyler söylemek geldi içimden. ulan hiç mi kızılderilileri hatırlamıyorsunuz? papa da arabasıyla geçmiyor mu? ya valla uyuz ettiniz beni yemin ederim. hepsi hepsi komple uyuz etti.
  • dün gece bitirdiğim belgesel. çok beğendim, aslında türkiye'de hepimizin çevresinde yaşanan olaylar bütününün biraz daha geniş ve kontrolden çıkmış haliydi.

    --- spoiler ---

    pek çok dikkat çekici unsur üst entrylerde açıklanmış ama benim dikkatimi çeken bir unsur daha var. seçim zamanı abdli yöneticiler anayasaya aykırı şekilde insanların oy kullanmasını engelliyorlar, seçmen olarak kaydetmiyorlar. bunu yaparken kullandıkları argümanlardan birisi bireylerin özgür olarak oy vermediği tek bir adamın her şeye karar verdiği, belediye başkanını da, şerifi de, kent konseyini de o adamın belirleyip ataması. bireylerin özgür iradeleri ile seçim yapmadan tek bir adamın belirlediği kişiye oy vermesinin demokratik bir seçim olmadığını ve demokrasiye zarar verdiğini söylüyorlar. ah siz gelin de onu bize sorun :) .

    --- spoiler ---
  • cüneyt özdemir'in youtube'da yayınladığı bir videoda "daha önce osho hakkında hiçbir araştırma yapmadım" diye söze başlayıp bhagwan'ı neredeyse adnan oktar ile bir tutmasına ve yerden yere vurmasına neden olan belgesel.

    cüneyt özdemir'in osho belgeseli analizi

    öncelikle ben cüneyt özdemir'i objektif, önyargısız bir gazeteci zannederdim ama yanılmışım. hiç araştırmadığı bir adam hakkında sadece bir belgesele dayanarak bir kesinliğe varması ve 18 dakika boyunca "efendim işte bakın tarikatlar böyle" diyerek eleştirmesi çok sığ bir davranış olmuş. aç bir kitabını oku dicem ama bundan sonra okusa da fayda etmiyor. o önyargıyla benden eksiyi yedi bir kere.

    gelelim belgesele. ilk bölümü bitirdim. osho'ya dair bilinmeyen bir çok şey anlatılmış. belgesel nötr başladı ama yavaş yavaş osho'yu sahtekar bir tarikat lideri yapma yolunda gidiyor. zaten cüneyt özdemir'in yorumundan anladığımız kadarıyla belgeselin ana fikri bu. ama bilemeyiz tabi. (cüneyt özdemir'in önyargısı ve yaşananları yanlış yorumluyo olabilme ihtimalini de bir kenara koyuyorum)

    belgeseli yapan firmanın amerikan şirketi netflix olması da bir soru işareti. (şimdilik bunu da bir kenara koyalım)

    neden derseniz. amerika osho'ya hep karşıydı. çünkü osho politikacılar ve ulus kavramını benimseyenler için tehlikeli bir adamdı. tek kurtuluşun sadece bireysel devrim olduğunu savunması ülkeyi yönetenlerin işine gelmeyecekti. çünkü insanlar gerçek anlamda uyandığında ne politikacılara, ne yargıçlara, ne de ülkere ihtiyaç duyulacaktı. osho başta amerika olmak üzere ulus ve geleneksel din kavramına hep karşı çıktı. komünde yaşayanlara bunu yıllarca en iyi şekilde anlattı. batılı ülkelerden komüne gelenlerin sayısının artması da "dünyanın komiseri" konunumdaki amerika için çok ama çok tehlikeli bir gelişmeydi. dolasıyla bu belgesel osho'ya ve onun öğretilerini benimseyenlere karşı büyük bir provokasyon olabilir. çünkü insanlığın uyanma ihtimali az da olsa hala var. (bu da aklımızda dursun)

    bunlar tabi sadece birer ihtimal. netflix bu belgeseli tamamen objektif bir bakış açısıyla da yapmış olabilir. sonuçta ben o yıllara bizzat şahit olmadım. osho'nun yanında yaşayan bazı insanları belgesele dahil etmişler. ama onların da hangi amaç ve koşulla o belgeselde yer aldıklarını bilmiyoruz. bunlar hep soru işareti.

    ben yaklaşık 10 yıldır osho öğretilerini yakından takip ediyorum. kitap haline getirilen ya da video şeklindeki onlarca, hatta yüzlerce konuşmasını dinledim, okudum. hepsi beni çok etkiledi. aşkı, sevgiyi, masumiyeti, doğallığı bu kadar güzel kelimelere döken bir insan daha önce tanımadım. gündoğumunun güzelliğini basitçe anlatan ve bunu anlatırken yüzündeki çocuksu ve masum ifadeyi gizleyemeyen, sessizliği bu kadar iyi tanımlayan bir kişiye hiç denk gelmedim.

    o yüzden, osho iyidir ya da kötüdür bilemem. ama ben hissettiklerime bakarım. beni gerçekle yüzleştiren, bana hayata dair her şeyi sevdiren ve hatta bazen gözyaşları içinde okuduğum metinler oldu. şu an bu dünyada olmadığı halde kendisiyle kalpten kalbe bir bağ kurdum. belki de ilk kez zihnimi az da olsa susturabildim ve ilk kez duygularımı bu kadar sorgulayabildim, üçüncü gözle bir gözlemci olarak kendimi izleyebildim.

    böyle bir adamın, bende bıraktığı etki büyüktü. olumlu veya olumsuz bir önyargıyla yaklaşmak istemiyorum. ancak hissiyatım osho'nun bir sahtekar olmadığı yönünde. ancak eğer sahtekar ise bile bu benim etkilendiğim gerçeğini değiştirmez. dediğim gibi kelimeleri bu kadar güzel kullanan, basit cümlelerle bu kadar derin ve etkili bir anlatım sergileyen insana ben saygı duyarım.

    sonuç olarak; belgeseli izleyin. ancak lütfen yukarıda saydığım etkenleri aklınızın bir kenarında tutun.
  • "yasalardaki boşlukları bulamıyorsanız bu sizin kaybınızdır" diyen bir yöneticiyi barındıran bir tarikatı anlatan belgesel.

    hayatım boyunca hiçbir konuda ön yargılı olmadım. öyle ya da böyle tam anlamıyla dağdan gelip bağdakini kovma, bir de bunu gururlu bir hale getirme çabası var. amerikalıların oraya nasıl yerleştikleri, o topraklara nasıl sahip oldukları ayrı bir tartışma konusu. ama sonuçta barıştan ve meditasyondan bahseden bir grubun "bizi burada istemiyorsanız biz de sizin mülklerinizi satın alırız" diyecek bir tavra daha doğrusu maddi/manevi güce sahip olması size normal geliyorsa kusura bakmayın ama fazlaca safsınızdır.

    insanların üstüne gidip "ben burada kalacağım, gerekirse seni kovacağım" dedikten sonra saldırıya uğrayıp ardından silahlanmak hatta üstüne milisler eğitmek filan hiç masum gelmedi gözüme. söz de otelleri bombalanıyor ama bırakın ölümü 1 tane bile mürit yaralanmıyor. "kendimizi korumak için ne gerekirse yaparız" filan diye tehdit savuruyorlar. adam çıkıp "iç savaş istiyorsanız ona da varız." diyor.

    sokakta insanların, istememelerine rağmen, fotoğraflarını çekmek; kamerayla sokaklarda dolaşmak, gece evlere spot ışığı tutmak... sorsanız bunlar masum ve pasif direniş hareketleri. kasaba halkı bunlardan kurtulmak için kasabayı feshetmek istemiş. ancak buna bile "zehir" diyen bir kadın var başlarında. hayır işin ilginci kasabanın feshedilmesi için yapılan seçime bile katılmışlar. reddedilince birbirlerine sarılıp içki filan içmişler insanların gözünün önünde. dalga geçer gibi. 40 kişilik kasabaya 8 bin kişi gelip "biz azınlıktık ühühüh" diye ağlaşıyorlar bir de.

    zaten olayların bhagwan ile alakası yok. osho tamamen ön plandaki bir figür. bütün kontrol sheela'da. organizasyon ve kararlar tamamen ona ait. "ustamı ve topluluğumu korumak" deyip duruyor zaten.

    adamlar abd'nin etinden, sütünden faydalanıp her türlü açığı kullanmışlar. barıştan, kişisellikten, huzurdan filan bahsedip gitarlarla şarkılar söyleyip dans eden tiplerin 2 kayıt sonra ellerinde smith wessonlar, uziler, yari otomatik tüfeklerle antreman yaptıklarını gördüğünüzde "olay şimdi anlaşıldı" diyorsunuz içinizden. kendi polis teşkilatını kurup geceleri kasabada devriye filan gezmiş adamlar.

    resmen "reklamın iyisi kötüsü olmaz" diyerek sheela televziyona çıkıp ona buna küfür etmiş. şirketler kurmuşlar. butikler açmışlar. para basmışlar. serbest seks, festival, parti, içki, kumar deyince deyince amerikalılar akmış zaten. lan osho'nun resmi olan kağıtlarla poker oynatmış adamlar. bildiğin kapitalizmi sömürmüşler. evsiz, muhtaç, eğitimsiz insanları otobüslere doldurup kendi yanlarına getirmişler. kamplar kurup orada yedirip, içirip kendileri için oy kullandırmışlar. bunu da "insanlara bakıyoruz" kisvesi altında bir huzur projesi olarak sunmuşlar. onlar için gerekirse gözleri kapalı bir şekilde savaşabilecek insanlar... hem de "iç savaş mı istiyorsunuz? tamam o zaman" restin çektikten hemen sonra. adalet bakanlığı kendileri hakkında soruşturma açıp onları feshetmeye hazırlandıklarının ertesinde. sheela bakmış ki evsizleri kontrol edemiyor, bir tane adamı sokağa salmış, çıldırdı filan diye karşısına çıkıp kendisini boğdurtma masalıyla aralarına katılan evsizlere sakinleştirici verdirtmiş her akşam.

    hayır şükretsinler oregon'da yaşanmış bunlar. havaya ateş edilmiş, otellere taş atılmış filan. düşünsenize bu olayların samsun çarşamba'da vuku bulduğunu.
  • izlerken yer yer tanıdık gelen, insanların inanç sistemleri manipüle edilince ortaya çıkan toplumsal sonuçlar ile şaşırtan, konu işleyişi bakımından sürükleyen, rajneesh tarikatını konu eden belgesel.
    bittiğinde (bkz: osho) için biraz üzülür bulduysanız kendinizi endişelenmeyin azıcık siz de manipüle edildiniz.
  • "ben yaklaşık 10 yıldır osho öğretilerini yakından takip ediyorum. kitap haline getirilen ya da video şeklindeki onlarca, hatta yüzlerce konuşmasını dinledim, okudum. hepsi beni çok etkiledi. aşkı, sevgiyi, masumiyeti, doğallığı bu kadar güzel kelimelere döken bir insan daha önce tanımadım. gündoğumunun güzelliğini basitçe anlatan ve bunu anlatırken yüzündeki çocuksu ve masum ifadeyi gizleyemeyen, sessizliği bu kadar iyi tanımlayan bir kişiye hiç denk gelmedim. "

    komedi resmen her tarafından cehalet akıyor,

    niye mi
    " yüzündeki çocuksu ve masum ifadeyi gizleyemeyen" bu adam 750 kişiyi zehirleti de ondan sırf oy kullanmasınlar diye.
  • cüneyt özdemir'in hiç araştırmadığı bir adam hakkında sadece belgeseli izleyerek 18 dakika yorum yapmasına içerleyenlerin (ki haklı bir içerlemedir), sadece ilk bölümü izleyerek hakkında, "izleyin" diye tavsiye verdiği ve upuzun yazı yazdığı bir belgesel.