şükela:  tümü | bugün
  • "...
    some are born to sweet delight
    some are born to the endless night
    ..."
    (auguries of innocence)

    bu mudur? budur!!
  • kanımca en güzel şiiri şudur...

    to see world in a grain of sand
    and a heaven in a wild flower
    hold infinity in the palm of your hand
    and eternity in an hour
  • "eyleme dönüşmeyen arzu ruhsal bozukluğa yol açar. "
  • algi kapilarinin, yani bes duyunun evreni insandan gizledigini söyler bu. bu kapilar kapatilabilirse evren oldugu gibi; öncesizligi ve sonsuzlugu içinde görülebilir. böyle der..
  • ancak söylenmemiş aşkların aşk olabileceğini düşünen şair. bir de salinger'in başyapıtı gönülçelen'deki holden caulfield'in göğüs cebinde şiirlerini taşıdığı şairdir. oradan aldığı ilhamla bu entrynin naçizane yazarı da yıllarca cüzdanında dranas'ın olvido'sunu taşımıştır; "söylenmemiş aşkın güzelliğiyle" demiştir, ona inanmıştır; kimbilir belki de dranas, blake'e şık bir gönderme yapmıştır o dizesiyle. blake'i, dranas'ı, salinger'i aynı cepte buluşmuştur. ilk gençlik ya da blake'in deyimiyle masumiyet işte böyle bir şeydir.
  • minik sinek
    düşüncesiz elim
    silip süpürdü
    yaz oyununu
    ben de senin gibi
    bir sinek değil miyim
    ya da sen
    benim gibi bir insan
    ben de raks ediyorum
    ve içiyorum ve şarkı söylüyorum
    ta ki kör bir el
    kanatlarımı süpürüp atana dek

    william blake
  • bahçede karısıyla çırılçıplak oturarak "milton" okumayı pek seven şair , bahçeye yolu düşen insanların şaşkın bakışlarına " buyrun işte adem ve havva" diye karşılık verirmiş..
  • jim morison'a the doors felsefesini oluşturmada yardımcı olmuş 2 kişiden biridir.
  • "kimilerini gözyaşlarına boğan ağaç, kimileri için yalnızca yolu tıkayan yeşil bir engeldir. insanın kendi neyse, gördüğü de odur."
  • bu dayının şiirleri türkiye iş bankası kültür yayınları'ndan "masumiyet ve tecrübe şarkıları" adıyla türkçeye çevrilmiştir. bu kitapta şiirlerin orijinal halleri de ayrıca yer almaktadır ki, her şiir çevirisinde görmek istediğimiz bir güzelliktir.

    blake'in şiirleri de mübarek incil gibidir. bol bol little lamb, thee, thou, thy gibi mezar kelimeleri geçer.

    jim morrison boşuna kendisinden etkilenip de grubun adını the doors koymamış. çünkü bir bu adamı, bir de jim abinin wilderness'ını okuyunca şiir teknikleri arasında yer yer benzerlikler fark edilir.

    resimleri böyle ademli havvalı falan filandır. aynı surat ifadeleri, aynı boşluğa uzanan eller.

    blake, tip olarak peygamberden çok iş adamına benzemektedir. yumurta gibi lan.