şükela:  tümü | bugün
  • kan, irin, uyuşturucu, dışkı, seks vazgeçilmezleridir. harvard'lı zengin bir aile çocuğu 'rahat batmış toplumu ben böyle eleştirim, değerlerinizi, paradigmalarınızı, aile anlayışınızı işte ben böyle ters yüz ederim' diyen keyfi gıcır kederi kendinden menkul sıkıntı bir eleman.(sıkıntı var). türkiye'de sel yayıncılık basıyor kitaplarını. şenol erdoğan da manevi tilmizi addetmiş kendini ki kitap eklerinde bununla ilgili bir konu varsa altında imzası var. işte beat kuşağı, başkaldırı, marihuana, on the road falan filan. tek derdi bu ayki kabarık fatura olan yeni evli abilere/ablalara göre değil tabi ki. neymiş? derdin tasan olmayacak ki dert tasa edinesin yukarıdakileri kendine.
  • beat kuşağının kalbi, canı, cananıdır. bazı pragrafları da kafayı fena avlıyor.
    "et, safak ruzgari ve tren duduguyle uzaklarda, tepenin ardinda solarken geriye sadece gulme kemikleri kalir. sorunun farkinda degil degiliz ve secmenlerinizin istekleri, daimi mekanlarindan, yani aklimizdan hic cikmiyor ve hem kim doksan dokuz yilligina yapilmis sinir dugumleri kontratini bozabilir ayrica?"
  • "gerçeğinden iyi değil mi?- gerçek diye bir şey yok-maya-maya-hepsi şov bunların"
    resim beden- kumar makinası pasajını hissetti kasıklarında-apışarası tozla dolu, donuna kadar yukarı çekti-boşalmış cinsel organlarının içine yine-bu egzersizlerin kavşağı tam tetikteliğe bir ışık sıçrattı cinsel uçuş sırasında-fiziksel biniciler için soyundu mide kasları değişen basınçlarda patladığında-"heyt be" seks eylemi seni kopya gezegenin orgazmındayken ölüm satınalacak kadar yumuşattı-orgon akümülatörleri fırlatan öteki taraf-seks cihazını tamamen ele geçir-küflü suspansuar ve klor kokusu fışkırıyor-
    yeniden yazım bülteni: "seks organizmanın alınan ve verilen mesaj şeklindeki elektrik verimidir-seks sözleri vücudun tehlikeli yani 'öteki' yarısını çağırır-tam çekim- ejakülasyon nedir peki? hedefi vurma- orgazm sizin resminizi çeken bir flaş patlamasıdır-şarj onlar tarafından açılan elektrik hortum bağlantılarıdır tabii-ayrı bir varlık olmanın paslanmış imajı-akümülatörlerin geribildirim gürültüsü-organik materyalin kostik katmanlarını görüyorsunuz değil mi? dünyadan istedikleri şudur: gökkuşağı renkli hizmetkarın titreteceği daha çok mermer et, kıç ve cinsel organlar yapmak için üç çocuk daha- orgazm ölümü vücudun öteki yarısınadır- ejakülasyon nedir peki? elektrikli pubis kıllarının arasından kıvrılarak geçen yedek biçimler, geribildirim gırtlak uğultusu, kaydedici cihaz otuzbiri-hortum bağlantısı alır bütün siklerin yerini-sinir sistemini metal raya döndürdüler-vücut sesi manyetik biçimlerini bir aç bir kapa-"yolcular"ın birlikte belinin geldiği yerde kaydediciler otuzbir çeker flaş koordinatlarında-boşalmış cinsel organlarının içine dönen tümüyle cank ve serin devreler-organizmanın önünde bekleyen delikli virüs kartları-8276 fırlamış koşuyor gökkuşağı rengi yolda çıplak halde siki kalkmış işkence filmleri fırlatarak-yavaş balık şehvetiyle parlayan gözlere karşı tetikteliğini koru-seks sözlerini sahte yapışkan pislikle renklendiren düşman seks ajanları-gırtlak kıkırdaklarını nöbetleşe değiştiren bedende orgonun yanından geç-hortum bağlantılarının arasındaki bir vızıltıyı tek bir teyp bantına kaydet-öteki sinir sisteminde söz teybi tepkisini fitilleyen demir tekrarından geçen orgonlar-ayrı bir varlığın görüntüsü ciğerlere penise ve elektrikli vücut kıllarına dokundu- şimdi geçiyor orgonun yanından gırtlak kıkırdağını nöbetleşe değiştiren seks sözleri halinde renge: 'bradley' kontrol altındaki mahkum bedene girdi-...
    wıllıam s burroughs- patlamış bilet
    (çev: süha sertabiboğlu; sel yayınları)
  • ben sekuin
    maya tezgahı-kırkayak devresi -ağır metal numarası
    ben sekuin, minraud sokaklarından geçerek bu sanatları mükemmel hale getirdim. kırkayak işaretinin altında. kesik bir kafa. minraud zamanında. dövmeci dükkanları. et grefti salonları. minraud'nun yaşayan mum yapıtları. ızlenim için yapılmış kuklaları gördüm. siz beklerken. kısaltılmış zamandan. minraud'nun terminallerinde. kırılmış belkemiklerinden beyaz böcek özsuyunun fışkırdığını gördüm. minraud'nun seks odalarında. siz beklerken. minraud zamanında. bedenin seks aletleri. kırkayak penis. gri mor bedenden çıkan böcek kılları. akrep milletinin. kesilmiş kafalar. lağım depolarında. yeşil bok yiyen. minraud'nun akvaryumlarında. minraud'nun kabinlerinde. kırkayak işaretinin altında. minraud'nun seks odalarında ve porno filmlerinde. ben sekuin kesik bir kafa. minraud'nun ilaçlarını öğrendim. parazit braille alfabesiyle. kırmızı beyin ve belkimiği. bir yengeç vücudunu kırılmış halde bırak pirinç va bakır sokakta. ben sekuin kesik kafa. minraud'nun kabinlerini bitirdim. silahlarla. bacaklarla.
    wıllıam s. burroughs- yumuşak makıne
    çev: süha sertabiboğlu (sel yayınları)
  • wıllıam s. burroughs (+18)
    "nova çetesinin başarısı gezegenin, onların hiç bir ceza çekmeden iş görmesini sağlayan kuşatılmışlığına bağlıydı-bu kuşatma satürn gezegeninden yöneltilen ve nova çetesinin oluşturduğu söz ve imaj kontrol hatlarını kesen partizan faaliyetiyle yarıldı-böylece biz ajanlarımızı soktuk ve partizanlarla daima yakın teması sürdürerek çalışmaya başladık- en büyük sorun yerel personelin seçiminde çıktı-açıkça söylemek gerekirse varolan polis ajanslarının çoğunun fena halde yoldan çıkmış olduğunu fark ettik- nova çetesi bunu görmüştü- en iyi ajanlarımızdan bazıları bu gezegende suçlu denen kişiler arasından devşirilmişti paradoksal bir şekilde- birçok vakada polislikte deneyimsiz ajanları kullanmak zorunda kaldık-zaiyatlar ve sikini çarşafa dolayanlar bunlardı tabii ki-kesin bir tutuklama yapıncaya kadar bazen yıllarca hiçbir müdahalede bulunamadan beklerken çok iğrenç gaddarlıklara tanık olan gizli bir ajanın halinden anlamanız gerekir-yani yeşil polislerin nihayet tutuklama yapmak için girdikleri zaman bazen kontrolü yitirmelerinde şaşılacak bir şey yok-'tevkif ateşi' denen bu durum tüm operasyonu berbat edebilir- yakın zamanlardaki bir vakada tanca'daki bir adamımız 'tevkif ateşi' nöbeti geçirdi ve bazı gizli adamlarımız da dahil olmak üzere, gördüğü herkesi tutukladı- başka bir bölgede kırtasiye türünden bir işe nakledildi- tutuklamayı 'nasıl' yaptığımızı anlatayım-nova suçluları üç boyutlu organizmalar değildir- (gerçi gayet gerçek organizmalardır göreceğimiz gibi)- fakat iş görmeleri için üç boyutlu insan ajanlara gerek duyarlar-kriminal kontrolörün üç boyutlu bir insan ajanla kesiştiği nokta 'bir koordinat noktası' olarak bilinir- ve kontrolörün kimliğini bir insan konaktan ötekine taşıyan ve kuran bir şey varsa 'alışkanlıktır' bu: mizaçlar, kusurlar, yiyecek tercihleri- (hamburger mary'nin izini fıstık ezmesine düşkünlüğü sayesinde sürebiliriz)- bir jest, özel bir bakış, yani kontrolörün 'stili' denen şeyler-zincirleme sigara içen biri daima zincirleme sigaracılar aracılığıyla çalışabilir, ama koordinat noktalarından oluşan bir hattının olması gerekir-kimileri dünyanın keşleriyle cank hattından ilerler kimileri bazı cinsel pratikler hattından vesaire-kesin bir tutuklamayı ancak, bir kontrolörün elindeki tüm koordinat noktalarını kuşattıktan sonra yapabiliriz-aksi takdirde suçlu başka koordinatlara kaçar"-
    'soru: "müfettiş lee, 'koordinat noktası'nın ne demek olduğunu pek anlayamadım-bunu biraz daha açıklayabilir misiniz?-"
    yanıt: "elbette- bu suçluların insan bedenlerine yerleştiğini görüyorsunuz-ruh mu bunlar? hayalet mi? hiç değil-çok gerçek organizmalar aslında-evet onları göremezsiniz- ama bir virüsü görebilir misiniz ki?-evet suçlu kontrolörler tıpkı virüsler gibi çalışır-şimdi, bir insanın organizmasına girecek, zarar verecek ve yerleşecek bir virüsün içeri sızması için bir atraksiyon gereklidir-virüs bir vücutta- tercih edilen doku diye bilinen-bir bölge yahut organa nasıl giriyorsa-hepatit, örneğin karaciğere saldırır-grip solunum yollarına-çocuk felci ve kuduz merkezi sinir sistemine-kontrolör de insan organizmasının bir biçimine ya suretine o şekilde girer, zarar verir ve yerleşir"-
    soru:"bu kontrolörler insan organizmasına nasıl ulaşır?"
    yanıt:"bir örnek vereyim: afyon bağımlılığıyla çalışan-yani dünyadaki bağımlılara yerleşen ve kontrol eden kontrolörler-bunların giriş noktası tabii ki bizzat uyuşturucu maddedir-ve bu koordinatı bağımlılık sayesinde korurlar"-
    soru: "koordinat noktalarını seçimini belirleyen nedir? bir kotrolörün niçin diğer kanallarla değil de bağımlılık yoluyla çalışmayı tercih ediyor?"-
    yanıt: "bağımlılar yoluyla çalışmasının nedeni kendisinin de bağımlı olmasıdır-uranüs'te bir ağır metal bağımlısı-bizim afyon ya da cank dediğimiz şey ağır metal bağımlılığının çok sulandırlımış biçimidir- venüslüler genellikle cinsel pratiklerle çalışır-kısacası bu konrolörler kendi gezegenlerinin kusur ve hastalıklarını getirir ve insan konaklara bulaştırırlar aynen ilk kolonicilerin ilkel denen toplumlara hastalık bulaştırdığı gibi"-
    soru: "müfettiş lee, nova polisi olduğunu söyleyen birinin sahtekar olmadığından nasıl emin olunabilir?"-
    yanıt: "bu her zaman kolay değildir, özellikle de bu geçiş döneminde. atomik tertibatlara dadanan ve atom bilimcilerini tıpkı genel helalarda cinsel sapkınlardan para koparan düzmece polisler gibi avlayan sahtekarlar, 'şantajcı tipler' vardır-geçenlerde yaşanan bir vakada, nova polisini temsil ettiğini söyleyen çok organize bir şantaj çetesi siklotronlara ve diğer atom cihazlarına el koymuş ve daha sonra bunlar uranüs karaborsasında satılıp onların ağır metal alışkanlıklarını desteklemede kullanılmış-tutuklandılar ve bin yıl sürecek bir tedaviye gönderildiler- o günden beri zaman zaman birkaç vakaya rastladık-kafayı bozmuşlar, deliler çoğunlukla"-
    soru: "müfettiş lee, sizce nova çetesi yenilebilir mi?"-
    yanıt: "evet-kontrol makinaları partizan eylemleri sırasında parçalandı-
    "şimdi birtakım kesin tutuklamalar için girebiliriz-
    "kasap sammy' kukla kılıfını eritti-herifin yanan metal gözleri kızgın mavi bir gezegenin erimiş çekirdeğinden bir memura saplandı-memur geri çekilirken mavi gezegen'le tüm bağlantıları, doğum sırasında bedenine girmiş parazit kukla tarafından oluşturulmuş bağlantıları, dikkatle hazırlanmış kalıpları ve bir boşluğun üzerine kapanmış çağrışım kilitlerini eritti-sammy'nin gözleri yandı ve akkor bir mavi püskürttü ve bir metal kokusuyla patladı-son akkor infilakı boşlukta patladı-memur mikrofonu kaptı: 'kasap sammy' tutuklandı-'akrep paddy' tutuklandı-'hamburger mary' karşı tarafa katıldı- 'yeşil tommy' teslim oldu-ayrıca 'bay ve bayan d' olarak bilinen ayrıca 'çirkin ruh' olarak da bilinen 'bay bradley bay martin'i kesin olarak tutuklamak için girin-
    wıllıam s. burroughs- "patlamış bilet" (the ticket that exploded)
    (çev: süha sertabiboğlu, sel yayınları)
  • ve birden seks okşamaları benim apışaramı buldu ve duvara dayanıp eğildim ve bir şey söyleyemeyecek kadar güçsüz bir halde johnny'ye baktım, bir şey söylemem gerekmiyordu, o da yanımdaydı ve tek laf etmeden sabunu sıcak suya daldırdı ve şortumu çıkardı ve sabunu kıçıma sürdü ve sikini içimde tirbuşon gibi hareket ettirdi ve ikimiz hemen geldik orada dururken ve trenin tıkırtısıyla sallanarak tıkırt tıkırt fışkırt fışkırt pirinçten tükürük hokkasına- lexington'a hiç varmadık aslında-marshal kasabasında durup indik ve bu moruk taşra doktorundan tentür istedik haplarından fena halde muzdarip yaşlı bir anneyle ve herif bir uzman gibi yazdı-o gece bilardo oynadık ve doktor 1920'lerin modası bir dusenberg panama şapka, bej rengi bir takım elbiseyle kara bir gözlük kazandı ve güneye doğru gittikçe işimiz daha kolaylaştı yirmili yılları beraberimizde götürmüşüz gibi bir satıştı- evet bu meksika sınır kasabasına tam vaktinde gelip ilginç bir şey gördük-aslında hiçbir zaman yapılmayan yeni bir köprüye yol açmak için nehir kenarında çinli demiryolu işçilerinin afyon çektiği gecekonduları yıkmışlar ve gecekonduların altındaki sıçanlar kuşaklardır keş olmuş-şimdi sıçanlar sokaklarda koşturup duruyor afyonsuzluktan sinirli çığlıklar atarak ısırıyordu gördükleri herkesi-arabamıza bakmaya gittiğimizde bulamadık ve hiç araba falan da yoktu bir tek eski batıdan kalmış eski bir tren vardı sadece-yol monterrey'in kuzeyinde bir yerde bitti ve bir çinliden bir kutu ham afyona bir çift at aldık-bu kez her yerde sivilleri vuran askerler vardı ve biz iç savaş üniformaları kapıp savaşan kuvvetlerden birine katıldık-ve farklı renk üniforma giymiş beş asker esir aldık ve general kafayı bulup esirleri sırf cümbüş olsun diye sallandırmaya karar verdi ve biz bir ağaç dalının altındaki bir at arabasında düşme kapağı yaptık-ilki doğru düzgün ve temiz asıldı ve askerlerden biri ağzını eliyle sildi ve sırıtarak bir adım öne çıktı ve pantolonunu yere kadar indirdi ve siki dışarı fırlayıp fışkırttı- hepimiz öylece durup seyrettik ve baştan aşağı tahrik olduk ve sallandırılmayı bekleyen diğerleri de tahrik oldu-ve biz onları soyduk ve sikleri kalkmıştı beklerken-ellerinden bir şey gelmiyordu senin anlayacağın. o gece bir çiftlik evine el koyduk ve hepimiz kafayı bulduk ve johnny dans etti boynunda kravatıyla başını bir tarafa yatırarak ve dilini dışarı sarkıtarak ve kıçını kıvırdı ve pantolonunu indirdi ve siki dışarı fırladı ve askerler etrafında döndüler hep altlarına işeyinceye kadar güldüler-sonra johnny'nin kollarının altına koşum takımı taktılar be yukarıdaki bir kirişe doğru çektiler onu ve hepsi birden siktiler-biz monterrey'e gittiğimiz zaman ortalıkta sanki kostümlü bir film gibi zırh kuşanmış ispanyollar vardı ve yine tam zamanında geldiğimiz için şanslıydık. zoco'da bir kalabalık vardı ve biz kalabalık iş saatleri tekniğimizle kalabalığı yarıp öne geçtik ve kazığa bağlanmış bir karakteri yakmaya hazırlandıklarını gördük-adamın altındaki odunları yaktıkları zaman ateşin çıtırtısından başka ses duyamıyordun ve sonra herkes nefesini tuttu ve çığlıklar içimi parçaladı ve dudaklarım ve dilim kan dolup şişti ve pantolonumun içinde belim geldi-ve diğerlerinin de tüfeği boşalttığını gördüm ve çürümüş yaprak yığını gibi bir koku duyuyordun, bazılarımız öylesine yakındık ki pantolonlarımızdan ateşte buhar çıkıyordu çığlıkları ve dumanları ciğerlerimize çekerken ve bir inleme vardı-zevkliydi söyleyeyim sana-ve güneş doğmadan hemen önce méxico city'ye doğru yola düzüldük ve haydi yine başlıyoruz dedim- kalbim güneşte küt küt atıyor ve sikim de beraber küt küt atıyordu ve attırık ince pamuklu pantolonundan geçip sokaktaki tozlarla bokların üstüne düştü- ve yakınımdaki bir oğlan sırıtıyordu ve sinsi bir yankesici duygusu verdi bana sikim hala kalkık ve ıslak bir rüya sonrası gibi sızlarken- ve biz emekleyerek kanalın yanındaki çamurlu bir düzlüğe çıktık ve dizlerimizin üzerinde üç kez yavaş sikiş yaptık orada lağım kokusunda kapkara suya baka baka-daha sonra çocuğun epileptik olduğu çıktı- nöbet geçirdiği zaman çırpınıp duruyor ve kuru çamaşırlarının içinde belki beş kez beli geliyordu, bunu seyretmesi hoş bir duygu veriyordu hep sana- bu gerçekten onda doğuştan vardı ve bunu satış yaptığımız yerlerdeki bir büyücüyle düzeltebileceğini söyledi bana- ve biz yaya yola çıktık dağlarda ve sıcak ve nemli yüksek cangılın öteki tarafında ve herif nöbetler geçirmeye devam etti ve ben özel bir sikiş çektim ona spazmlarda göt deliği vibratör gibi titrerken- evet bu köye geldik be köyün dışındaki küçük bir kulübede büyücüyü bulduk-şekerli gözleri sana saplanıp kalan kötü bir moruk karakter-ne istediğimizi söyledik ona ve herif başını salladı ve bize baktı ve gülümsedi ve dedi ki ilacı yapması lazımmış ertesi gün şafak vakti gelecekmişiz- ve tekrar geldik ve herif bize toprak tencerelerden acı bir ilaç içirdi-ve tencereyi henüz elimden bırakmadan çok kesin ve net resimler gelmeye başladı: asılmış çocuk bacaklarını çenesine kadar yukarı çekiyor ve sulama kanalının yanında pompalaya pompalaya fışkırtıyor, askerler beni koşum takımlarıyla sallıyor, yanan adam çığlıklar atıyor ve kalp güm güm vuruyor ve kan fışkırtıyor güneş doğarken-xolotl bana diyor ki beni sallandıracakları dalda sadece bir ceset kalmış ve tüfeğimi boşaltıp ölünce ben onun bedenine geçecekmişim-ilaçtan zaten felç olmuştum ve beni soydular ve vücuduma özel türden seks ısırganlarıyla vurdular her tarafım yandı ve battı ve dilim şişti ve boğazımı tıkadı ve gözlerim kandan bulanıklaşır-örgü bambudan platformu bulunan bir darağacı kurdular ve bir merdivenden çıkmaya başladım xolotl bana pandik atıyordu ve kemendin altında durdu ve büyülü sözler söyleyerek ilmeği boğazımın etrafında sıkıyor ve sonra yere inip beni bekleyen kementle yalnız bırakıyor-onun obsidiyen taşından bir bıçak çıkarıp platformu tutan ipi kestiğini gördüm ve düştüm ve bir ampul gibi gümüş bir ışık patladı gözlerimde-bir ozon kokusu duydum ve kumar makinası pasajları ve sonra ta ayak parmaklarımdan başladığını hissettim kemik buran spazmlar boşalttı beni ve her şey döküldü boklar bacaklarımın arkasından akıyor ve felç olmuş vücudumda hiçbir kontrol yok, bu spazmlarla kıvranırken attırık beni sifon gibi çekip dosdoğru xolotl'un sikinin üstüne götürdü ve bundan sonra kıçındaydım onun ve taşaklar sıçrayıp duruyor yerin her tarafına fışkırtıyor ve o kötü moruk dalyarak bir şeyler mırıldanıyor elini benim üzerime sürüyor çok iğrenç bir şekilde- fakat o sırada ben kimim ki bir eleştiride bulunayım?

    yumuşak makine
    çeviri: süha sertabiboğlu
    sel yayınları
  • orgazmın flaş ampulünde üç gümüş rakam gördüm-sokaklara yürüyerek girdik ve bir futbol bahsinde konan parayı kazandık- panama manzarayı farklı gören gözlerinde tuhaf renkteki bedenlerimize yapıştı.
    flaş canavarı sürünerek çıkıyor ihtiyar fred flash'tan amansız bir şekilde- 1920'lerden kalma bir filmde orgazm, geri kalmış ülkelerden gümüş yazılar-rüzgarda sallanan cinsel organlar-soyunuk öğlenden gırtlak patlaması erkek eti katmanlarını kara lagünlerin durgunluğuna sürüklerken açık gömlekler menevişli bir halde kırılıyor şafakta-(şu keskin leş kokusu.)
    "bozulmuş bir kımıldayamamazlıktan çıkar bunu- doktor bulup göremez mi?: o resimler numaradır-yatakta sönüp giden nefes film bandını gösteriyordu-kazandığımız bir avuç tozdur hepsi bu."
    parçalanmış havada öksüren ve tüküren yeniden yazım müdürlüğü'nün başkalaşımı-leşin sallanan cinsel organları-bizim suyu boşaltılmış kontes iğrenç bir meşin gövdeye geçti-hazmedildik ve hiçbir şey olamadık burada- başka bir ülkedeki liselilerin tozlu havası ve yaşlıların yanı sıra şimdi lagün, ölü kartpostallarında birkaç santim-burada herifin gözleri var aynı zamanda-gümüş ışık dokuzun darbesini patlattı.
    ölü kartpostalı sende mi?- öğlen süprüntüsünden çıkar bunu kül gibi- çabuk ol gördün mü?- o resimler sensin- geriye dönen bir ses bandıdır o-senin yanın sıra fiziksel atlıların yenişemezliğine doğru yürüyen budur- ("benimle beraber geliyorsun değil mi miister?")- o herif benim aldığım hapları vuran seks eylemleriyle bedeninde taşıdığı meksikalığı tanıyordum- tam tetikte kadın senin kartın- bak çok basit: patlamış adam hedefini diğer bedene koy-ikili kontroller diyarı-sel basmış topraklar kadar acıklı çifte seks.
    böyle bir boğaz patlayışı yaşayan son adam amansız bir şeklinde sürünerek çıkıyor bedeninde taşıdığı bir şeyden-son turnike başka bir ülkedeydi ve bunu yanı sıra bıçak kasap sammy' yi patlattı-1920'lerin filminde delikler-gazete şeridi sönüyor, akşam yemeği uykusunun ardından azalan karbondioksit- yeterince belirtiler artık yapman için çağrıları, diğer bedendeki hedefe doğru müthiş bir şekilde sürünen dehşetleri gösterdi sana- neyi bekliyorsun oğlum?- deliksiz insan mallarını mı? hiçbir şey yok burada- başkalaşım tamamlandı-şafakta satürn halkaları- gökyüzü boş arsadan soru patlattı- gençler yaşlı ya da değil ama dudakları soluyormuş gibi sanki- işte son filmimizde dağ sokak çocuğu "söz"ü patlattı, sessiz oturmuş yanıt bekliyor.
    "benimle beraber geliyorsun değil mi miister, çöpçüyü ve şafağı karşılamaya? fosil yüzü ben ebediyen arka kapıdan izledim miister." anlamsız işbirliğinin bulantılı şafağı- görevleri değiştirmiş imasında bulunan daktilo takırtılarıyla süpürülmüş ölü kartpostalları-çabuk ol lütfen-amansızca sürünüyor hedefine doğru-ben-biz-onlar- oturuyoruz sessizce bahçenin son terasında- neon güneş keskin bir leş kokusuna gömülüyor-(dönüp duran albatros-soyunuk öğle-kül gibi çöp)- panama'nın hayaleti parçalanmış havada öksüren ve tüküren gırtlaklarımıza yapıştı; uzayda dünyaların arasına düşerken, siyah lagünlere, çiçek sallarına ve gondollara geri döndük yavaşça- geçici kristal kent şafak rüzgârında gökkuşağı rengi- (delikanlılar meni fışkırtıyor gelgit düzlüklerinde)-ölü kartpostallarını mı düşünüyorsun?-nedir düşündüğün? soyunuk öğle ve kül gibi çöp- çabuk ol lütfen -biraz becerikli ol- senin yanın sıra siyah lagünlerin kımıldayamazlığına ve mor ışıklara doğru üçüncü yürüyen üçüncü kim? son adam-fosforesan kırkayak biraraya toplanmış bedenlerle besleniyor biz sindirildik ve hiçbir şey olamadık burada.
    "benimle beraber geliyorsun, değil mi miister?"
    büyük bir gelgit nehrinde su sümbüllerine ve muz sallarına yapışmış liman kentine doğru-bu kent bazı yerlerde altı kat yüksekliğinde ve caddenin tepesinde duran ve kirişlerle ve demiryolu raylarıyla ve beton direklerle desteklenmiş karmaşık bir bambu hasırı yapı, yarım saat düşen ılık yağmurdan bir kapalıçarşı-sıcak nemli gecede toplanan kıyı halkı ark ışıklarının altında renkli buzlar yiyor ve kıpırtısız sessizliklerle bölünen yavaş katatonik el kol hareketleriyle sohbet ediyor-yakınan çocuk bağırtıları yayılıyor serseri top oyuncularının gecesinde.
    "paco!-joselito!- enrique!-"
    "bir ver luckees!"
    "nereye gidiyorsun miister?"
    "ezdin mi kafaları?"
    bir smokinin üzerindeki kirli bir ağız dumandan halkalar üflüyor gece karanlığına, "trak sigaraları için. onlar sizi seviyor. trak her birinizi seviyor. her trak sizi seviyor. trak için. emrinizde. trak trak trak"
    los vagos jugadores de pelota durgun ticaret sokaklarında fırtına koparıyor-sivil muhafızlar temkinli bir şekilde dönüyor ve çadır kapılarını açarak boş bir arsadaki yengeçlere bakıyorlar-serseri top oyuncuları 'hey kıro düğmeye bas'ı çalabilir çünkü ve bir milyon delikanlının gümrükleri yıkmasına, tarzan gibi haykırıp sarmaşıklarda salınarak ormandan çıkmasına, iniş yapan tehlikeli tenekeden uçaklara ve roketlere çarpmasına, kamyonlardan ve muz sallarından atlamasına, dağ rüzgarının kara tozunun içinden gırtlaktan gelen ölüm gibi saldırmasına yol açar bu.
    trak tabelaları bir gece yaratığı gibi kıpırdanıyor ve patlayarak mavi alevlere dönüşüyor, "trak sigaraları için. onlar sizi seviyor. trak her birinizi seviyor. her trak sizi seviyor. trak için. doyurur. emrinizde. trak trak trak."
    "vagos jugadores de pelota, sola esperanza del munda, kesme kenti'ne götür onu-yeni koşullara karşın uranüslüler sokak çetesi doğdu, söz hatlarını kes, zaman hatlarını kes- kesme kenti'ne götür onu muchachos-'dakikalar kaldı gitmeye'-"
    cangıl istila ediyor yer yiyen hastalığı bulaşmış armadilloların terk edilmiş köşklerde sıçradığı yabani ot bürümüş parkları ve katatonik kireçtaşının içindeki bolivar kurtarıyor orayı- su geçitlerine ve yüzme havuzlarına candirular doluşuyor-albinolar güneşte gözlerini kırpıştırıyor- çürümüş nehirlerin ve çamurlu düzlüklerin ağır kokusu-değişmeyen son derece bataklık delta- güzel mor solungaçlı yeşil çocukların kimyasal bahçeler yetiştirdiği çöp adaları- kederli zamanlarda büzülen son kartpostal. mırıldanan orgazm hapı bağımlıları güneşin altında kemiksizler, yengeç adamlar canlı canlı yemiş onları- kederli zamanlarda büzülen son kartpostal. "yönetim odası raporlarını hep nesne polisi tutar-unutmayın bunu senor-"

    yumuşak makine
    çeviren: süha sertabiboğlu
    sel yayıncılık