şükela:  tümü | bugün
  • dunyada ilk kez resimle yaziyi birlestiren, konusma balonlarini hazirlayan ressam.
  • ingiliz ressam ve karikatürist. (1697-1764)
  • 80'lerin ortasında millyet çocukta yayınlanan muhteşem "tarzan" çizgi romanının çizeri burne hogarth ile aynı soyadı taşımaktadır.
  • mesleğine bir gravürcü olarak başlayan, tarihi tuval resimleri üzerinde yoğunlaşmasına rağmen ününü illüstrasyonlarına borçlu londralı ressam. ingiliz sanatının modernleşmesinde, bağımsız bir ekol oluşturmasında önemli bir role sahiptir.
  • 15 kasım 1697'de dünyaya gelen william hogarth, tüm yaşamı boyunca bu şehirde yaşadı. yazdığı edebi yazılarla yaşamak için para kazanmak zorunda olan bir klasik eserler yazarının oğluydu. sanatçı, yaşamının son yıllarına doğru «güzelliğin araştırılması» adlı sanatla ilgili bir yazı ve bir otobiyografi yazdı. «güzelliğin araştırılması» adlı kitabında «yüz, ruhun aynasıdır» sözünü yalanladı.

    hogarth, onbeş yaşındayken gümüş işleri üzerine motif ve yazılar hak eden ellis gamble’ın yanına çırak olarak girdi. burada metal üzerine gravürler yaptı. sanatçının bu tecrübesi, bütün yaşamı boyunca meydana getirdiği eserlerinin saf mekanikliğinde göze çarpmaktadır.

    hogarth, james thornhill’in san paolo katedrali ve greenwich hospital’da bulunan dekoratif eserlerinden esinlenerek resim yapmaya karar verdi. bütün sanat yaşamı boyunca: «gerçeği incelemek, sanata yaklaşmak için en emin yoldur» ilkesine bağlı kalarak ingiltere için yeni bir resim tarzı olan, tiyatrodan aldığı bir konuyla ressamlık mesleğine başladı; john gay’in 1728 yılının en popüler tiyatro olayı olan «dilencilerin operası»nın bir sahnesini yaptı. william hogarth, bir süre sonra resim sanatı ile ilgili bilgilerini geliştirmeye karar vererek st. martin’s lane’deki bir akademiye devam etti. eski ustaların eserlerini kopya etmeyi veya canlı modellerin suni pozlarını tuvale aktarmayı öğütleyen «geleneksel metodlar»a göre resim yapmak istemedi. hogarth, yaşamda yapmacık gayretlerden üstün olan bir incelik görmekteydi. bunun için, sanat yoluyla doğaya yaklaşmayı sevmiyordu. eşyayı kopya etmektense, «onların dilini anlama» ve «gramatikal bir bağ» bulmayı araştıran sanatçı, üstün bir görüş hafızasıyla doğaya yaklaşmaktaydı.

    o, doğaya aşıktı ve doğayı tablosunda yansıtmak istiyordu. sanatçı, şöyle derdi: «tablom, benim sahnemdir; erkekler ve kadınlar tam hareketler ve görünüşlerle değişen bir oyunu sahneleyen aktörlerimdir».

    hogarth’ın hafızasında gelecek için şekiller şeması hazırlaması gerekliydi. göz ucuyla gördüğü estamplar ve tablolarla aynı metodu kullanıyordu. sanatçı, hayallerini çeşitli kaynaklardan alıyordu; bunların arasında mizahi ve hicvi kazı işi resimler, ilanlar ve eski ustaların eserlerini sayabiliriz. eserlerinin ve çalışmalarının sınırlı sayışı, sanatçının ne denli ezbere güvendiğini göstermektedir. sanatçı, önemli büyük kompozisyonlarda bile ön çalışma yapmazdı.

    hogarth’ın stili thornhill (1729'da thornhill’in kızıyla evlendi) ve londra’da görebilme olanağını elde ettiği italyan, flemenk ve fransız ressamların eserlerinin etkileri ile gelişti. 1743 yılında fransa’ya bir seyahat yapan hogarth, fransız rokoko stilinin etkisinde kaldı (1748'de calais’ye yaptığı ve kalelerin resmini çizdiği için casus olduğu şüphesiyle hapse atılmasıyla sonuçlanan kısa bir gezi dışında sanatçının yabancı bir ülkeye yaptığı yegâne seyahattir).

    thornhill’in yaptığı portrelerin dışında, hogarth’a kadar ingiltere’de resim portrecilikle sınırlandırılmıştı. hogarth, karikatür alanındaki yeteneğini ahlaklılığıyla bağdaştırdı ve ingiliz resminde yeni olaylar yarattı.

    hogarth, 1720-1730 yılları arasında, yaptığı kazı işi resimlerle kitapları süsleyerek ve günlük estamplar (baskılar) yayımlayarak para kazandı. sanatçının ilk eserleri dükkanların ışıklı levhaları, grup sahneleri ve tek bir tiyatro sahnesidir. sanatçı, tabloların her kısmının dikkat çekici olması için devamlı birbirine zıt sıcak ve soğuk renk tonları kullanmaktaydı.

    1731 yılında, zamanın kötü huylarının bir hicvi olması gereken «modern ahlak»la ilgili «bir fahişe’nin mesleği» adlı ilk eserini verdi. yaptığı bir iki tablonun hemen kopya edilip başka isimler altında satışa çıkarılması üzerine, parlamento’nun 1735 yılında telif hakkı kanunu kabul etmesine kadar (bu kanunun çıkarılmasında başlıca rolün kendisinde olduğu anlaşılmaktadır) başka hiçbir eser meydana getirmedi. sanatçı, telif hakkı kanunu’nun kabulünden bir süre sonra «haylaz çapkının mesleği» adlı yeni serisine başladı.

    ressamın son serilerinde nükteli bir konu ve anlatım değişikliği görülmektedir. sanatçı, 1743-1745 yıllarında «sosyetik evlilik» (mariage à la mode) adlı eser serisinde yüksek sosyetenin tipik evliliğini nükteli bir şekilde canlandırdı. eserlerinde evlilik ilişkilerinin mizahi yönlerini büyük bir yetenekle yansıtmaya başlayan sanatçı, aynı zamanda can sıkıntısı, evlilikte ihanet, zührevî hastalıklar, düello ve cinayete kurban giden insanlar gibi daima korkunç sonuçlu olayları tablolarında canlandırmaya devam etmekteydi. kötülük dolu bir topluma hitaben yapılmış olan bu seri «meslekler» serisinden daha çok ilgi toplamıştı. hogarth, bu durumdan yararlandı ve usta fransız kazı işi ressamlarına bu eserlerin kopyalarını yaptırarak seri halinde yayınladı ve böylece bu seriden çok iyi bir kazanç sağladı.

    sanatçının daha sonra meydana getirdiği didaktik üç seri şunlardır: 1747 yılındaki «tembel çırak» ile «çalışkan çırak», 1751'deki «zulmün dört safhası» «cinin yolu» ve «biranın yolu»dur. sanatçı, «moda evlilik» daha doğrusu «sosyetik evlilik» (mariage à la mode) gibi bu eserlerde de bir topluma hitab etmiştir. ancak buradaki toplum, daha basit zevklerle yetinen fakir halktır.

    1734 yılında hayata gözlerini kapayan thornhill, akademi’sini hogarth’a bıraktı. hogarth, demokratik ilkelere uyarak bu akademiyi yönetti. sanatçı, 1757 yılında daha önceleri thornhill’in görevi olan kral ressamlığı görevine atandı.

    1736 yılında konularını tarihten aldığı tablolar meydana getirdi. bunların arasında «bethesda havuzu» ve st. bartholomew hastanesi için yaptığı «filistin’li iyi hemşire» en önemlileridir.

    hogarth, tüm yaşamı boyunca ve daha sonraki nesillerin yaşamında ingiltere’de tartışılmasına rağmen, yabancı ülkelerde çok tanınan ve takdir edilen bir ressam oldu.

    william hogarth, 1764 ekiminde leicester fields’deki evinde hayata gözlerini kapadı.
  • "marriage a-la-mode" adlı altı resimlik bir serinin ressamı.

    ısmarlama evlilik kurumunu hicveden mizahi bir resim dizisi bu.

    şöyle bir şey:

    #72989573
  • londra’da doğuyor. babası latince uzmanı bir öğretmen. o dönem aynı zamanda bir kahvehanesi var. kahvehane batınca babası borçlarından dolayı hapse giriyor. bu, sanatçıyı yaşamında oldukça etkileyen bir özellik. çizime yeteneği olduğu görülünce bir gravürcünün yanına çırak olarak verilmiş. 1720’de kendisine bir işyeri açıyor, işyerinde gravürcü ve baskı uzmanı olarak çalışıyor. o yüzyılda gravür çok geçerli, çok yaygın bir sanat türü. 1720’de bir akademiye kaydını yaptırıyor. aslında gravürcülük eğitimi ama ressam olarak kendi kendini geliştiriyor. deseni çok az kullanıyor, bir tek gravürlerinde. yağlıboya resim yaparken doğrudan doğruya tuval üzerine çalışıyor ve birçok yapıtında da pentimento görülebiliyor. yani ilk halinin izleri.

    1721 yılında ilk hiciv gravürünü yapıyor. yaptığı gravür o dönemdeki mali skandallar ile ilgili bir gravür ve ondan sonra hicivsel gravürlere devam ediyor. güncel olayların biraz hicivsel biraz da simgesel şekilde ele alınması ressamın kendi dönemindeki bir hollanda geleneği aslında. hollanda modellerinden etkilenerek çok zengin bir ingiliz hiciv geleneği oluşuyor o dönem. dilencinin operasından bir sahne diye bir hiciv dizisi yapıyor. bu, aslında çok popüler bir opera. genel olarak opera dendiği zaman italyan operası akla gelir fakat sanatçı çağdaş loncanın aşağı sınıfını, yoksul sınıfını da ele alıyor. 1730’ların başında sohbet resimleri ressamı olarak ün yapıyor. sohbet resimleri 18.yy ingilteresinde çok moda olan bir resim türü. figürler hanımlar ve beyler, evlerinin içinde ya da dışında** oturup günlük faaliyetlerini sürdürürken resmediliyorlar.

    sonra bir dizi resim daha gerçekleştiriyor. fahişenin gelişimi* onun ahlaki öykülerinin ilki. bir dizi resimde ahlaki öykü anlatıyor. yani bir bakıma bu, fransa’da greuze’ün paraleli oluyor. bu dizide hiciv yönü var fakat aynı zamanda son derece gerçekçi. bu resimleri yaparken hogarth resmin içine o dönemde yaşayan herkesin tanıdığı bildiği tanıdık bir takım karakterleri, bir takım figürleri de sokuyor. böylelikle burjuva kesimi resme kendini daha yakın hissediyor. bu resimler gravürlerle anlatıldığı için ve çok ilginç eğlenceli hikayeler de olduğu için çok beğeniliyor, yaygınlaşıyor. hogarth da bundan çok mutlu oluyor çünkü yeni bir sanat formu oluşturmuş, keşfetmiş oluyor. herhangi bir koruyucuya da ihtiyacı yok. resimleri hem çok satılıyor hem de gravürleri sayesinde yaygınlaşıyor.

    daha sonra ahlaksızın gelişimi diye bir dizi yapıyor. burada da yine londra’da yaşayan müsrif bir erkeğin son derece zenginken har vurup harman savurup sonunda akıl hastanesine kapatılmasına kadarki süreci anlatılıyor. 8 resimden oluşan bir dizi. içinde hep çağdaş figürler var. dolayısıyla fransa’da greuze’ün temsil ettiği ahlaki yaklaşım ingiltere’ye fransa’dan daha önce geliyor. çünkü ingiltere avrupa’da rokoko kavramlara en az yakınlık duyan ülke; nedeni din. daha püritenler, o rokokonun soyluların watteau’nun rokoko ortamındaki süs ve yaşam onlarda yok, daha sadeler. dolayısıyla rokoko etkisini orada görmüyoruz.

    fransa’da aynı dönemde soyluların egemen olduğu sanat ingiltere'de orta sınıfın. edebiyatın ve sanatın tanıdıkları ve bildikleri dünyayı anlatmasını istiyorlar. hogarth tıpkı bir tiyatro eseri, tıpkı bir roman gibi birbirini izleyen sahnelerden oluşan resimler yapıyor. bu resimleri yaparken konusunu da ingiliz şehir hayatından alıyor. aynı zamanda bunların hepsi ahlaki bir öyküyü anlatıyor ve çağdaş bir toplumu hicvediyor. fakat bu arada ingiltere’ye oldukça yabancı olan bir resim türü. tarih resmiyle de kendini göstermek istiyor ve bir hastane için hiç para almadan bir duvar resmi yapıyor. ardından 1735’te bir grup arkadaşıyla birlikte parlamentoya bir dilekçe sunuyor. böylelikle ilk defa ingiltere’de gravürcülere ait bir telif hakkı kanunu çıkıyor. bunun anlamı, gravür basıldığından itibaren 14 yıl sonrasına kadar kopya edilemeyecek. tabi o dönem ingiltere’si için çok önemli bir aşama. görüyoruz ki bunlar sadece ressam değil ama ressamların, sanatçıların adlarını da korumak için bazı şeyler yapıyor. kopya edilmesin diye basım bittikten sonra blokları da tahrip ediyorlar mesela.

    1735 yılında çizim/desen akademisi oluşturuyor. bir süre sonra bu ingiltere’nin en önemli akademilerinden biri oluyor. hogarth’ın en önemli özelliklerinden bir tanesi; ingiltere'de uzun yıllar yabancı sanatçıların egemenliği var. hogard’dan önce ingiliz heykeltıraşlarla, ingiliz mimarlarla boy ölçüşebilecek ressam yok. resimde çok geri kalmışlar, hep batı avrupasından almışlar. bunu yıkmak istiyor, bununla savaşıyor. buna karşılık da otoportresinde ispanyol sanatçısı murillo’dan etkilenmiştir. ressam ve köpeği. aslında hayranlık duyuyor batı avrupa sanatına fakat bu sanatçılarında ülkesinde egemen olmalarına karşı çıkıyor.

    moda evlilik isimli başka bir serisi var. bu serinin aslında orijinal adı “marriage à-la-mode”. fransızca bir isim koymasında yine bir alay var. burada önceden ayarlanmış, içinde hiçbir sevginin, aşkın olmadığı bir evlilik anlatılıyor. çünkü o dönemde gitgide zenginleşen burjuvalar statülerini yükseltmek için çocuklarını soyluların çocuklarıyla evlendirmeye çalışıyorlar. hem burjuvalara hem soylulara ilişkin toplumsal eleştiri var. burada çok zengin ve sınıf atlamak isteyen bir tüccar, bu tüccarın kızıyla soylunun oğlunun evlenmesi anlatılıyor. 6 sahnelik bir dizi.

    evlenme antlaşmasının imzalanması sahnesi soylu adamın evinde geçiyor, taç ve amblem var. camdan dışarı baktığımız zaman inşaat halinde olan ama yarım kalmış bir konak görüyoruz. soylu adam başlamış fakat parasızlık nedeniyle bitirememiş. tüccar oldukça rahatsız bir şekilde elinde evlilik antlaşmasını inceliyor, önündeki paralar ise drahoma. soylu adamın kıyafetinden anlıyoruz, elindeki soy ağacı, ayağı da gut olmuş. arkada gelin ve damadı görüyoruz. damat sol tarafta aynaya bakıyor, gelinle ilgilenmiyor. buna karşılık gelin bir mendile nikah yüzüğünü takmış bir yandan onunla uğraşıyor, bir yandan da ailenin avukatı ile konuşuyor. duvarlara baktığımızda daha sonra olacakları ima eden bir sürü tablo var. en ilginci taçlı tabloda ağzını açmış bir gorgones olacakları ima ediyor. memurun elinde borç kağıtları var. soylunun borcu tüccar sayesinde, dolayısıyla burada gayet belirgin hiciv var. soylunun oğluna* baktığımızda son derece süslü kıyafetler içinde, enfiye kutusu var onunla oynuyor, saçında peruk, boynunda siyah bir ben var. bu bir süs beni değil, adamın aldığı ilaca bağlı olarak oluşan bir lekedir. içinde çok fazla civa bulunan frengi ilacı. burada tüccar kızını soylu ile evlendiriyor ama damadın hasta olduğunu görmemiş.

    dizinin ikinci resmi olan ertesi sabah sahnesinde evlenmiş olduklarını görüyoruz. sabah saati. damat sokak kıyafeti içinde, gelin ev kıyafeti içinde. dolayısıyla buradan anlıyoruz ki damat geceyi evde geçirmemiş. nitekim köpek cebinden bir şeyler çekiştiriyor, dantelli kadın eşyası. oturuşu evde olmasına rağmen şapkasıyla olması karısına karşı bir saygısızlık. inşaatı tamamlanamayan konak yapılmış fakat son derece çirkin, zevksiz eşyalar var. önüne gelen şeyi almışlar. kız geriniyor, önünde düşmüş iskemle açılmış, notalar var. burada kadının evde bir önceki sahnede de yer alan aile avukatıyla geceyi geçirdiğini ima eden şeyler var. biri kadına doğru şömineden bakan bir erkek kabartması. bir tane de üstü perde ile kapatılmış bir resim var, bir yatakta çıplak ayak görülüyor. evin uşağı elinde bir sürü ödenmemiş faturalar ile arkada yer alıyor. şöminenin üzerinde burnu kırık bir büst var; iktidarsızlık simgesidir. burada da çocuğa, genç delikanlıya gönderme yapılıyor. dolayısıyla çiftin ikisi de gayrimeşru ilişkiler içindeler, burada bu yansıtılıyor.

    şarlatan doktora ziyaret ise üçüncü dizi. doktorun muayenehanesindeler. kırık çıkık tedavisi için alet edevat görüyoruz. genç çocuk vikont yani damadımız yanında sevgilisiyle birlikte. herhalde o da hasta ilaç alıyor onun için. yine boynundaki leke kendini gösteriyor. bu resmin bir diğer özelliği o dönemdeki yüzyıldaki doktor muayenesi, doktorun kullandığı çeşitli aletler, ortopedik aletler hakkında bilgi veriyor olması.

    kontesin sabah ziyaretlerini kabulü dördüncü dizi. o dönemde bu tür soylu kadınlar misafirlerini sabahları yatak odasında kabul ediyorlar. bu da kontesin yatak odası. yatak perdenin içinde, üzerinde bir taç oyma var, tuvalet aynasının üstünde de. baba ölmüş, rütbe bunlara geçmiş. kontes sarı elbiseli, karşısındaki ise yine aile avukatı. artık iyice samimileşmişler, gayet rahat bir şekilde karşısındaki koltuğa uzanmış, bir portresi de duvara asılmış. koltuğun arkasındaki bir paravanı işaret ediyor, paravanın üzerinde bir balo sahnesi var. eğleniriz diyerek kadını ikna etmeye çalışıyor. kontesin saçlarında bigudiler, arkasında onu hazırlayan bir adam. çocuğu olmuş, kolunun altında sandelyenin kenarında diş kaşıma aleti var. ayrıca burada zengin hizmetkar moda, arap hizmetkar. bunların çeşitli müzayedelerden aldıkları bir takım çirkin eşyaları çıkartıyor bir sepetten; eşyalar arasında boynuzlu bir adam var. aldatılıyor yani. sol tarafa baktığımızda kadın misafire yine zenci bir hizmetkar kahve ikram ediyor. diğer tarafta ise kontesin misafir kabulü sırasında müzik de çalınıyor. müzisyenlerden birisi flüt çalıyor, biri şarkı söylüyor. arkadaki resimlerde bir takım tecavüz sahneleri filan var.

    earl’ün ölümü bir sonraki sahne. earl’ün *ölümü banyo/türk hamamı denilen yerlerde geçiyor. bu tarihlerde hiç soru sorulmadan oda temin edilebilen yerler buralar. gelinle avukat da maskeli balo dönüşü bu banyo denilen yerde oda tutmuşlar. earl bunu öğreniyor, basıyor, kavga ediyorlar. avukat geceliğiyle çıplak vaziyette kaçıyor. earl yaralanmış, kan içinde ve ölmek üzere. gelin elleriyle af diliyor. polisler gelmiş, içeriye giriyorlar.

    kontesin intiharı ise son sahne. burada da anlatılan ev bir önceki eve göre oldukça yoksul bir ev. pencereden londra manzarası gözüküyor. burada bir köpek yemek artıklarını yiyor. kadın kocasını kaybetmiş, avukat kaçmış ve intihar etmiş. burada bir adam neden intihar etmesi için hap verdin diye eczacı kalfasına kızıyor. kadın dadının kucağındaki çocuğuna veda ediyor. çocuğun da babasının boynundakine benzer bir lekesi var, aynı hastalık devam ediyor yani. tüccar kızının elinden yüzüğünü çıkartıyor. intihar eden kişilerin malları ellerinden alınırmış çünkü. sonuç olarak hikayenin başındaki anlaşmalı evliliğin hafif esprili, simgelerle dolu bir şekilde bu tarz evliliklerin nasıl sonuçlanacağını anlatmış olup ders veriyor. şüphesiz ki burada gören gözlere sahip olanlar için mutlak bir ibret vardır.*