şükela:  tümü | bugün
777 entry daha
  • biyografisini derlediğim yazarın hayat hikayesini izlemek için; link burada

    ingiliz ve dünya edebiyat tarihinin önde gelen isimlerinden william shakespeare’in nasıl bir hayatı olduğu ve nasıl bir kişiliğe sahip olduğu konusu büyük bir sırdır. kitaplığınızı dolduracak kadar çok kitap yazmıştır ama onun biyografisini yazmak için on sayfaya ulaşmak epey zordur. bu sebeple birçok spekülasyona maruz kalan bir isim oldu. kimileri dünyaya böyle bir insanın gelmediğini anlatsa da bilinenler sayesinde bugün onun hayatını derlemeye çalışacağım.

    shakespeare 1564 yılının kimi kaynaklara göre 23, kimi kaynaklara göre 29 nisan’da avon nehri yakınlarındaki stratford kasabasında dünyaya geldi. babası john shakespeare aslen deri eşyalarıyla ilgili bir dükkan işletiyordu. bazı kaynaklara göre kasaplık yaptığı yazılmış olsa da kasaba meclisiyle de ilgilendiği biliniyordu. 1565 yılında kasaba belediye meclisine seçilmiş 1568 yılında ise bu meclise 1 yıl başkanlık yapmıştı. meclisi yönetmek konusunda ve işe gelmek konusunda sıkıntılar yaşayan bu adam 1 yıl sonra görevden alınmıştı. meclis başkanlığı yaptığı 1 yıl boyunca gezici tiyatro gruplarına bütçeden katkı yapmış, 1587 yılına kadar tiyatroların bu kasabada oynanmasına ön ayak olmuş ve belki de william shakespeare ismini dünyaya kazandıracak hamleyi yapmıştı ama kendisi bunu henüz bilmiyordu. william’ın annesi mary arden ise çiftlik sahibi bir adamın sessiz, nazik, zengin ve kültürlü bir kızıydı. john ve mary çiftinin toplamda 8 çocuğu olmuştu ama birçoğu daha küçük yaşta hayatını kaybetmiş, shakespeare üçüncü en büyük çocukken, kardeşleri ölünce en büyük kardeş olarak hayatta kalmıştı.

    shakespeare’in çocukluğu stratford’daki veba salgının olduğu döneme denk gelmektedir. bir şekilde hayatta kalmayı başaran yazar babasının tiyatro gruplarına verdiği 1 yıllık destek sayesinde oyunlara ilgi duymuş deyim yerindeyse “bu oyunlar için çıldırmıştı”

    avon ırmağı kıyılarında düşlerini yaşayan bu çocuk bol bol düşünür ve fırsatını bulduğu her an kitap okurdu. eğitimini king new’s school’da latince ağırlıklı alan yazar 18 yaşına geldiğinde babasının yakın arkadaşının kızı anne hathaway’le arkadaş oldu. bu arkadaşlık kısa süre sonra aşka dönüştü ve worcester psikoposundan özel izin çıkartılarak anne ile stratford kasabasındaki temple grafton kilisesinde evlendi. hızlı evliliğin en büyük sebeplerinden biri ilk doğacak çocuk olan susanna idi. evlendikten 6 ay sonra dünyaya gelmişti bu çocuk. 1585 yılında ise hamnet ve judith adında ikiz çocukları dünyaya geldi. ayrıca sebebi ve zamanı tam olarak bilinmemekle birlikte john adında bir üvey çocuğu daha vardı. çocukların hepsi tıpkı babaları william gibi stratford kilisesinde vaftiz edilmişti.

    william’ın ailesini nasıl geçindirdiği konusu yakın zamana kadar hep muamma idi. onun ilk biyografisini yazanlardan john aubrey bu konuyla ilgili; “babası kasaptı ve komşularından duyduğuma göre kendisi de babasının işiyle uğraşırdı; fakat bir sığır kestiği zaman bunu bile bir tören konusu edinip hemen bir konuşma yapardı. william’ın şiir ve oyunculuğa eğilimi vardı. sanırım 18 yaşında londra’ya geldi ve tiyatroların birinde oyunculuk yapıyordu. bunu da çok iyi başarıyordu. yazarlığa gelince; önceleri o zaman çok az olan manzum oyunlar üzerinde çalıştı ve bu oyunları tuttu da… biçimli ve yakışıklı bir adamdı, arkadaşlığı da iyiydi. çabuk kavrayan, şakacı bir aklı vardı.” diyordu. shakespeare londra’ya geldikten sonra buradaki tiyatro haricinde neler yaptığıyla ilgili hiçbir bilgi yoktur. bu yıllar genel itibariyle kayıp yılları olarak adlandırılır ve 1592 yılına kadarlık bir süreci kapsar.

    shakespeare başka kaynağa göre öğretmenlik yaparken diğer bir kaynağa göre ise izinsiz avcılık yapan bir gençti fakat tiyatroya olan bağı ve oyun yazarlığı konusunda kendisine olan inancından kimsenin şüphesi yoktu. o yaşadığı dönemde hiçbir zaman kitap yayınlayamadı çünkü anlık olarak yazılan bu oyunların değer ölçümü yazıda değil, sahnelenmede önem arz ediyordu. ayrıca bu oyun yazıları edebi eser olarak görülmüyordu. o dönemlerde kadınların yazar olması veya sahneye çıkması da mümkün değildi bu yüzden sahnelenen oyunlardaki kadınları da erkekler canlandırır shakespeare yazılarında bunu dikkate alırdı.

    shakespeare’in eserlerinin bugüne kadar gelmesindeki en büyük pay sahibi, yakın arkadaşları john heminge ve henry condell idi. shakespeare’in ölümünden yedi yıl sonra oyunları basmaya karar veren bu ikilinin dünya edebiyatına yaptığı katkı tartışmasız en büyük işti.

    1592 ila 1594 yılları arasında lord chamberlain tiyatro grubunda hem oyunculuk hem de yazarlık yapıyordu. 1595 yılı shakespeare için zor yıllar olarak bilinir çünkü ikizlerden hamnet’in ölümünden sonra psikolojik olarak zor günler geçirmişti. bu dönem stratford’a geri dönmüş ve uzun yıllar burada kalmıştır. 1603 yılında dağılan lord chamberlain’in tiyatro kumpanyası “kralın hizmetkarları” adıyla tekrar kurulunca shakespeare’de bu kumpanyanın hissedarları arasında yer aldı. büyük oyunlarını bu kumpanya ile yazdığı düşünülen yazar bu dönem kiliseden pay alacak kadar varlıklı bir insan haline gelmişti.

    büyük yazarın adı birçok komplo teorisine karışmıştı. çünkü kendisinden daha önce yaşamış bazı insanların hayatlarıyla ilgili birçok şey biliyorken böylesi bir yazarın hayatı hakkında bilinenlerin az olması ilk kafa karışıklıklarından biriydi. teorisyenlere göre shakespeare yaşamamış, oyun yazarlığı o dönem küçük görüldüğü için bir yazar tarafından sadece takma isim olarak kullanılmıştı. ilk teoriye göre o christopher marlowe’un bir gölgesiydi. aynı dönemde yaşayan bu iki isimde marlowe varlıklı, yabancı dil bilen, yabancı ülkeleri gezen ve kitaba erişimi kolay olan kişiydi. shakespeare’in doğduğu ve yaşadığı yerde kitaba erişim olmadığı gibi eğitim konusunda da iyi bir yer değildi. yabancı dil bilen shakespeare’in bunu nasıl öğrendiği, bunca kelime dağarcığını nasıl geliştiği bilinmemektedir.

    ikinci bir teori ise büyük yazarlardan umberto eco’ya göre shakespeare’in francis bacon olduğu yönündeyken, üçüncü teori ise ingiliz asilzadesi edward de vere’in gerçek shakespeare olduğu yönünde. bu kontun kendisine ait incil’inin sayfa kenarlarında shakespeare’in oyunlarda geçen sözlerin sık sık kullanılmış olması böylesi bir iddiayı gündeme getirmiştir.

    shakespeare’in eserleri ve bu eserlerin içindeki karakterlerin yeri dünya edebiyat tarihinde çok farklı bir noktadadır. kişiler kitapta yazıldığından daha fazlası yani gerçek gibiydi, mutlaka gerçek dünyada bir karşılığı olduğuna inanılırdı. yazdığı komedi eserlerindeki başarısı sahneden aldığı enerjiyle ortaya çıkıyor, trajedilerinde insanları gerim gerim geriyordu ve bu oyunlar izleyenlere soğuk duş etkisi yapıyordu. hem dönemin oyun yazarları hem de ondan yüzlerce yıl sonra yazanlar bile hiçbir zaman bu düzeyde bir eser çıkaramamıştı.

    hamlet, macbeth, kral lear gibi oyunlarda kişilerin kendi içsel sorunlarıyla dışarıya nasıl bir etki bıraktığına, bencillik, hırs ve acımasızlığı karakterlere nasıl giydirdiği her zaman merak uyandırmış, aynı zamanda bu bencil ve acımasız karakterleri izleyenlere nasıl sevdirmeyi başardığı da tüm yazarların aklında soru işareti olarak kalmıştı. bu insanlar gerçek gibiydi, ne kadar şiirsel bir havayla konuşurlarsa konuşsunlar yaratıcı olan shakespeare bunu fark ettirmeyecek kadar özenli yazıyordu.

    1500’lü yıllar ingiltere’de veba’nın hortladığı bir tarihti ve 40.000’den fazla insanın hayatına mal olmuştu. shakespeare ailesinde bu veba bir tek hamnet’i dünyadan almıştı ama sadece veba değil tifo ve tifüs gibi hastalıklar da kol geziyordu. shakespeare hayatının son beş yılında köşesine çekilmiş ve zamanını evinde geçiyordu. zaman zaman londra’ya gidip tiyatroyu takip eden yazar 1616 yılında kızı judith’i evlendirdi. judith daha sonra bir evlilik daha yapmasına rağmen çocuğu olmamıştı. ilk kızı susanna’dan elizabeth adında bir torunu vardı ve ilerleyen zamanlarda elizabeth’in de çocuğu olmayınca shakespeare’in soyundan kimse kalmamıştı.

    yaşadığı dönem tarih, komedi, şiir ve trajedi olarak toplam 38 eser ve 150’den fazla sone yazan shakespeare hem ingiliz hem de dünya edebiyatının en büyük ismi olarak kabul edilir. doğduğu ve öldüğü tarih olan 23 nisan dünya kitap günü olarak kutlanmaktadır. hamlet, kral lear, macbeth, othello ve romeo ve juliet gibi üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa bile dünya tarihinin en büyük oyunlarına imza atmış bir isimdir. bir çağa değil, tüm çağlara yazmıştı bu ismini. avon ırmağının kuğusuydu. büyük yazarlar onun eserlerindeki ışığı gün ışığına değişmezdi. soylu olmanın hakkını veren, iyi bir dost ve zekasıyla çabuk kavrayan şakacı bir dâhiydi.
    onun için; “gerçekten dürüst, açık ve özgür bir kişiliği, olağanüstü bir düş gücü ve soylu bir anlatımı vardı. kısacası, ölümsüz bir şair olduğu kadar iyi bir insandı. dünyanın en büyük dehalarından hiçbiri shakespeare’den daha fazla övülemez” deniyordu.

    son senelerini evinde emekli bir insan olarak geçiriyordu. artık oyun veya şiir yazmayı bırakmış köşesine çekilmişti. 1616 yılında kızını evlendirdikten bir süre sonra vasiyetini yazan büyük yazar aynı yılın 23 nisan tarihinde tam olarak bilinmeyen bir hastalık yüzünden yüksek ateşler içinde hayata gözlerini yumdu.