şükela:  tümü | bugün
  • ölüm yıl dönümünde anılması gereken dahi.

    william shakespeare'i tanımayan yoktur, ama oyunlarını okumuş olan çok az insan vardır sanıyorum ülkemizde. derin anlamlar taşıyan ve muhteşem diyaloglar içeren onlarca oyun ve sone yazmış olan gelmiş geçmiş en büyük yazarlardan kabul edilen shakespeare'in ilgi çekici yanı ise sanatsal yönü kadar kendi kimliği ve kim olduğu gizemidir.

    genel kanı, william shakspere adlı ingiliz bir tüccarın shakespeare adı ile bütün bu eserlere imza attığı yönündedir. fakat bazı kaynaklar da shakspere'in sanatla ya da yazarlıkla pek ilgisi olmayan düz bir ticaret adamı olduğunu söylemektedirler. bu nedenle günümüze kadar gelen bu sır perdesi sayesinde kimi çevreler 20. yüzyılın başlarına kadar francis bacon'ın shakespeare olduğunu şiddetle savundular. evet, bacon çok iyi bir felsefeci ve yazardı ve felsefesinde shakespeare'in oyunlarında sunduğu görüşlerden örnekler barındırmaktaydı. mesela, şu an internetten bulabildiğim kadarı ile troilus and cressida'da shakespeare böyle buyururken;

    hector. paris and troilus, you have both said well,
    and on the cause and question now in hand
    have glozed, but superficially: not much
    unlike young men, whom aristotle thought
    unfit to hear moral philosophy:
    the reasons you allege do more conduce
    to the hot passion of distemper'd blood

    bacon şöyle yazmaktaydı;

    is not the opinion of aristotle very wise and worthy to be regarded, 'that young men are no fit auditors of moral philosophy', because the boiling heat of their affections is not yet settled, nor tempered with time and experience?

    (vikipediden alıntıdır.)

    genç insanların politika ve ahlak üzerinde tam anlamıyla tutarlı ve doğru fikirler sahibi olmalarının zorluğu üzerine yapılmış bu iki yorum aristo'dan farklı olmakla birlikte kendi aralarında çok benzerdir. bu alıntıları bu ayrıntılarla yapıyorum çünkü edward de vere'nin ortaya çıkması ile birlikte yabana atılan bacon'ın shakespeare olma ihtimali, bana kalırsa, edward de vere kadar fazladır.

    edward de vere'den önce william shakspere'in neden dahi bir yazar olamayacağının üzerinden geçmeli. shakspere kalburüstü bir aileden gelmiş ve erken yaşta evlenip bir aile kurmuştur. bir tiyatro oyuncusu olduğu ve bu dönem oyunlarını yazdığına inanılır ve fakat söylenildiği üzre bunu doğrulayacak kanıt bulunmamaktadır. bu da çok ilgi çekici bir durumdur çünkü 16. yüzyıl ingiltere'sinin önemli insanları* hakkında hatrı sayılır bilgilere ulaşılabilirken, shakespeare'in kim olduğu konusunda oldukça az bilgiye, belgeye ulaşabilmekte araştırmacılar. bu anlamda döneminde de oldukça ünlü bir yazar olan shakespeare eğer shakspere olsa idi onu sahnede izleyen, oyunları hakkında konuşan yüzlerce insan olmalıydı. bunun yanı sıra aile ve arkadaşlarının shakspere'in bir yazar olduğundan bahsettiği hiç bir belge bulunmamakta. ve aslında shakspere'i shakespeare olmaktan eden en önemli şey shakspere'in el yazısı ile yazılmış hiç bir belgenin mevcut olmaması. tüm bunlarla birlikte, shakspere öldüğünde vasiyetinde yazdıklarının arasında yarım kalan oyunlarıyla vs. ilgili hiç bir madde yoktur.

    bunlar ışığında, eğer shakspere shakespeare değil ise, willim shakespeare ismi bir mahlas olarak başka bir yazar tarafından kullanılmaktaydı çıkarımı yapılabilir. eldeki verilere bakıldığında ise bu isim ya francis bacon ya da edward de vere gibi görünmektedir.

    bacon'ı konuştuk ama kimdir bu edward de vere? 17. oxford kontu olan de vere varlıklı ailesinden kaynaklı olarak üst düzey eğitim almış, hukuk tahsili yapmış bir saray beyefendisiydi. kraliçe ile bizzat tanıştığı ve kraliçe'nin kendisine çok yüksek bir yıllık maaş bağladığı belirtilir. edward de vere genç bir aristokrat olarak çok yer gezmiş, bir çok dil öğrenmiş, sanata ilgi duymuştur.

    şimdi günümüzde edward de vere'nin shakespeare olduğuna inanan bu kadar çok insan olmasının sebepleri kısaca, de vere'nin bir aristokrat olmasıyla paralel olarak shakespeare'in saray hayatını oyunlarında derinlemesine işlemesi ve de vere'nin o varlıklı hayat içerisinde tamamen oyun yazmaya kendini verebilecek durumda olmasıdır. de vere'yi mahlas kullanmaya itebilecek en önemli sebep ise böylesine yüksek mertebeden bir kraliyet üyesinin oyun ve şiir yazmasının o dönemlerde uygun görülmemesi idi. son, ama çok da önemli olmayan bir argüman da shakespeare'in sonelerinin eşcinsel içerikli olduğu, bu anlamda de vere'nin kendisini bir mahlas kullanmak zorunda hissettiği yönündedir.

    bana kalırsa bacon ile de vere'nin kozları eşit gibi görünüyor. tabi her kim olursa olsun shakespeare'in kendisi tanınmayı, bilinmeyi istemediğine göre bizim bu kadar kazmamız da pek gereksiz. iyi ki doğmuş bu büyük adam, ve iyi ki yazmış.
  • ölümü ve doğumu aynı gün* olan kelimelerin ilham kaynağı, büyük üstad.
  • orjinal diliyle ve belli bir edebiyat eğitimiyle okunması /izlenmesi gereken tiyatral uslubuyla büyüleyen ingliz yazardır.
  • aşırıya kaçmayan, ölçülü, mutedil, itidalli bir kuşkuculuğun bilgeliğin emaresi olduğunu söyleyen büyük yazar. ayrıca büyük tefeci.
  • "güçlü nedenler, güçlü eylemler yaratır"

    william shakespeare
  • 'who ever lov'd,that lov'd not at first sight'' (hangi aşık ilk görüşte aşık olmamıştır) demiş ingilizceyi en iyi kullananların başında yer alan yazar.

    kaynak: as you like it as you like it, iii. 5.
  • dante ve shakespear iki ayrı dünya gibidir ve insanı kendi dünyalarına sürüklerler.dante ve shakespeare'ı tanımamış insanlar, onların alemine bir göz atmamış insanlar gerçekten çok şey ıskalamış olurlar.

    shakespear:

    julius caesar ile arkadaşları tarafından öldürülmeyi,
    macbeth ile aç gözlülük ve hırs dugularını,
    atinalı timon ile eli açıklılık ile saflık arasındaki ince çizgiyi,
    kral lear ile baba kız ilişkilerini,
    hamlet ile babasının öcünü almak isteyen bir prensi,
    romeo ve juliet ile gerçek aşkı, aşkı uğruna ölümü bile göze alan iki aşığın cesaretlerini hisettirmekten öte yaşatan yazardır.

    shakespeare'ın romanlarının sonunda mutlu son yoktur genellikle.romanın gerçekliği de buradadır."mutlu son yoktur." felsefesini benimseyenlerin beğeneceği türde yazar shakesper.

    dante ise "cehennem" adlı romanıyla sarsar.
    dante ve vergillus ile katman katman dolaşırsınız cehennemi.o korkuyu, karanlığı hissettirir romanlarında.

    dante ve shakesper hem birbirine zıt hem de bir bütün gibi kısaca.ama shakespeare daha farklıdır benim için o da ayrı bir nokta.
  • bir an sevinç duyarken, korkuyorum sonra hemen,
    haydut yıllar çalar götürür diye hazinemi;
    bir an, başbaşa kalmaktan öte bir şey istemezken,
    sonra diyorum ki, alem niye görmesin sevincimi?
    bazan, sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle,
    doydum sanırken, bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra,
    senin bana verdiğin ya da verebileceğinden öte,
    ne bir şeyden zevk alıyorum, ne de çabalıyorum almaya.
    işte böyle, her gün hem açlıktan ölüyor, hem tıkanıyorum;
    ya oburca her şeyi yiyorum, ya da hiçbir şeye dokunmuyorum.

    william shakespeare

    http://www.youtube.com/watch?v=1lmhmu6qlhy
  • bir dort yuz yil sonra turkiye'de yasasaydi hamlet'i, ophelia'yi degil, yasadigi ulkenin sokaklarini, evlerini maaslarini kendileri odedikleri polise karsi savunan insanlari anlatirdi buyuk olasilikla.
    olsun william... biz seni boyle de seviyoruz..
  • platonik aşkın geçerliliğini, sözümona aşkında imkansızlığını tek cümleyle açıklamıştır.

    "elde edilmeye görsün her şey biter, asıl haz bir şeyin peşine düşmektir."