şükela:  tümü | bugün
  • 1952 yılında bir sovyet esir kampı'nda ölen alman yüzbaşı.
  • hayatın garip bir cilvesi.
  • polonya'nın işgali sırasında düzinelerce yahudiye yardım eden alman subayıdır. sovyetlere esir düştükten sonra pek çok yahudi onun lehine tanıklık yapmasına karşın ikinci dünya savaşı sonrasında stalingrad yakınlarında kurulan esir kampında 25 yıllık zorunlu hizmet cezasına çarptırılmıştır.
  • ilahi adalet tecelli etseydi sovyet esir kampında sürünerek ölmez serbest bir vatandaş olarak hayata gözlerini yumardı.

    bu şekilde ölmeyi hak etmemişti.
  • thomas kretschmann tarafından canlandırılan adam.
  • ilahi adaletin es geçtiği subay.
  • piyanist filmini yıllar sonra tekrar izleyişimde kötü sonu fena halde mutsuz eden adam.
  • birinci dünya savaşı'nda yaralanıp demir haç almış, savaş sonrası öğretmenlik yapıp ikinci dünya savaşında yeniden orduya katılmış alman subayı. ikinci dünya savaşı sırasında nazi almanyası işgali altındaki polonya'da görev yapmış ve yüzbaşı rütbesine kadar yükselmiştir. savaş sırasında onlarca polonyalı yahudiye yardım ederek hayatlarını kurtarmıştır. piyanist filmine konu olan wladyslaw szpilman da bunlardan biridir. savaşın son aylarında sovyet rusya'ya esir düşen hosenfeld, yahudiler için tüm yaptıklarına rağmen ruslar tarafından 25 yıllık ağır çalışma cezasına çarptırılmış, stalingrad yakınlarındaki bir kampta 1952 yılında 57 yaşında ölmüştür. piyanist filminde kendisini alman aktör thomas kretschmann canlandırmıştır. israil'de bulunan yahudi soykırımı kurbanlarına adanmış yad vashem anıtında, yahudi soykırımı sırasında yahudilere yardım eden ve yahudi olmayanları belirten 'diğer uluslardan adil kişiler' listesinde wilhelm adalbert hosenfeld'in de ismi vardır.
  • nazilerin yaptıklarını asla kabullenememiş ve bu yüzden her zaman vicdan azabı çekmiş bir alman askeri.

    elimde bulunan piyanist kitabının ek kısmında wilm hosenfeld'in savaş sırasında tuttuğu günlük de bulunmakta. 6 temmuz 1943 tarihinde günlüğüne yazdığı muhteşem yazıdaki durum, resmen ülkemizin ve ortadoğunun şu anki halini özetler niteliktedir:

    6 temmuz 1943
    tanrı korkunç insan kayıplarına ve bu tüyler ürpertici savaşa neden izin veriyor? korkunç hava saldırılarını, masum sivil halkın büyük korkularını, temerküz kamplarındaki mahkumların gördüğü insanlık dışı muameleyi, yüz binlerce yahudi'nin almanlar tarafından öldürüldüğünü düşünün. bu tanrı'nın hatası mı? neden müdahale etmiyor, neden bunların olmasına izin veriyor? bu tür sorular sorabiliriz, ama cevap alamayız. kendimizi değil başkalarını suçlamaya öyle istekliyiz ki. tanrı kötülüğün hüküm sürmesine izin veriyor, çünkü insanoğlu kötülüğü benimsedi ve şimdi, kendi kötülüğümüzün ve eksiklerimizin ağırlığını hissetmeye başladık. naziler iktidara geldiğinde onları durdurmak için hiçbir şey yapmadık. kendi ideallerimize ihanet ettik: kişisel, demokratik ve dinsel özgürlük ideallerine.

    işçiler nazilerle birlik oldu, kilise kenarına çekilip izledi, orta sınıf bir şey yapamayacak kadar korkaktı. önde gelen entelektüeller de öyle. sendikaların feshedilmesine, çeşitli mezheplerin baskı görmesine izin verdik. basında ve radyoda konuşma özgürlüğü yoktu. sonunda da savaşa sürüklenmemize izin verdik. almanya'da demokratik katılım olmaması bizi rahatsız etmedi, hiçbir konuda söyleyecek sözü olmayan insanlar tarafından temsil ediliyormuş gibi görünmek bize yetti. ideallerine ihanet edenler cezadan muaf kalamaz, şimdi bütün sonuçlarına katlanmak zorundayız.