*

şükela:  tümü | bugün
  • 4 aralık 1918'de istanbul'da çoğunluğu gazeteci-yazar, doktor, avukatlardan oluşan bir aydın grubu tarafından, amerika’dan yardım sağlamak umuduyla kurulmuş cemiyet.

    (bkz: http://www.yenidenergenekon.com/…umanlar-yahudiler/)
  • yaran inkilap tarihi sınıflandırmalarından birine tabidir;

    (bkz: zararlı cemiyetler)
  • yağlı kapı bulunca yanaşma eğilimi gösteren kedileri anımsatan bir ruh haliyle oluşturulmuş, ancak ne mutludur ki 1900 başlarında ömrü uzun olmamış cemiyet. şimdilerde yerini bop prensipleri cemiyeti benzeri bir gruba bırakmıştır ki onlar da 1900 lerdeki öncülleri gibi sözde özgürlükçülük ve demokrasi çığlıklarıyla ortadoğuda ses ve görüntü kirliliği yaratmaktadırlar.
  • bu cemiyeti kurma fikrini ilk ortaya atan halide edip adıvar'ın ta kendisidir. wilson prensiplerinin (bkz: wilson ilkeleri) 12. maddesine sığınarak böyle bir fikri ortaya atmıştır. cemiyetin amacı, sözüm ona amerikan dostluğunu kazanarak ülkenin kurtuluşunu teminat altına almakmış. bu gün itibariyle 12. maddedeki her şey ya gerçekleşti yada gerçekleşmek üzere ki, mühim olan da budur kanımca.
  • hindistan'da ingilizlerle mücadele kurtuluş savaşı'ndan önce başlamıştı. kurtuluş savaşı'ndan feyz alan hareket daha da ileri boyuta taşındı ve sonunda ingilizlerin koloniyel devrinin kapanarak, üstünlüğü abd'ye devretmesi ile sona erdi.

    hint bağımsızlık hareketinde en önemli kırılma noktası, mustafa kemal'in diğer tüm seçenekleri bir kenara iterek tam bağımsızlığı sağlamak için savaşması ve bundan taviz vermemesidir. hintlilerin, bundan önce akıllarına getirebildikleri sadece iyiniyetli bir manda yönetimidir.

    ...

    keza, ismet inönü, ölmeden önce verdiği bir röportajında mustafa kemal ile diğer tüm herkesin arasındaki farkı anlatırken, "o devrimciydi. bizim aramızda en ilerimiz olsa olsa bir tanzimatçıydı." der.

    ...

    uzun lafın kısası... en hafif tabiriyle vizyon, büyük ihtimalle insanlık onuru ve haysiyet yoksunluğudur.

    bugünse, başta ekonomik düzen olmak üzere, ulusların ve/veya devletlerin birbirlerine karşılıklı bağlılıkları gibi sadece kapitalist düzeni besleyen bir aldatmacanın öne sürülmesi yoksunlukların sürdüğünün en büyük kanıtıdır, zira, bunu hala söyleyenlerin büyük çoğunluğu babadan oğula nesildir.

    sanki abd'nin ırak'a ihtiyacı vardı... ya da libya'ya...

    --- spoiler ---

    temel ilke, türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz.

    yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka birşey değildir. gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir yönetici getirmeleri hiç düşünülemez. oysa, türklerin onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. böyle bir ulus tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. öyleyse, ya bağımsızlık, ya ölüm.

    --- spoiler ---
  • basariya ulassaydi izmir, dogu trakya ve trabzon yunanlara, van ve mus ermenilere, mardin suryanilere, hakkari-sirnak bolgesi de kurt ayrilikcilara birakilacakti wilson prensipleri geregi. bogazlar da uluslarasi komisyona falan devredilecekti. hepsi de istanbul ve ic anadolu'yu kurtaralim diye...
  • “dernek, çoğunluğu gazetecilerden oluşan bir aydın grubu tarafından 4 aralık 1918’de kuruldu. kuruluş yeri ve merkezi istanbul'da vakit gazetesi idarehanesi idi. yönetim kurulunda halide edip adıvar, refik halid karay, ali kemal bey, hüseyin avni ulaş, ragıp nurettin eğe yer aldı. cemiyet yöneticileri 5 aralık 1918 tarihinde amerika başkanı woodrow wilson’a gönderdikleri 9 maddelik bir muhtıra ile resmen amerikan mandasını talep ettiler.”
    — vikipedi

    cemiyetin bilinen diğer üyeleri:
    celâl nuri ileri, yunus nadi abalıoğlu, ahmet emin yalman, necmettin sadak, cemal bey, mahmut sadık, celalettin muhtar özden, velid ebuzziya.

    “muhtıra, “amerika’nın, türkiye’ye önce belirli bir zaman için barış sağlaması, yani taarruzdan korunmasını sağlaması, aynı zamanda, türkiye’ye iktisadi yardımda bulunması, bu yıllar içinde türkiye’ye uzmanlar göndererek yeni bir rejim kurması ve iç kalkınmayı sağlamasından ibaretti”. galip devletlerin mağlup devletlere hiç bir hak tanımayacağı endişesini taşıyan bu aydınlar, ülkeye göz dikmediğinden emin oldukları wilson’a umut bağlamışlardı. hatta, cemiyet üyelerinden yunus nadi (abalıoğlu), wilson’ın bu sıralarda “ünlü prensipleriyle adeta yeni bir peygamber gibi” görüldüğünü belirtiyor.”
    — ege üniversitesi tarih incelemeleri dergisi xxxiii/1 2018, s.3.

    “bay woodrow wilson
    amerika birleşik devletleri başkanı,

    gazetecilerin çoğunu ve çeşitli mesleklerin ileri gelenleri ile aydınları içine alan bir halk hareketi, 'türk wilson'cular birliği' adını verdikleri bir birlik kurdular. amaçları, milletlerin hakları ile ilgili ilkeleri hem dost, hem de düşmanları tarafından kabul edilmiş olan ve dünyada yeni bir barış ve bolluk döneminin muştucusu amerika birleşik devletlerinin büyük başkanına başvurmaktır.

    'türk wilson'cular birliği', dinsel hoşgörü ve siyasal eşitlik üzerine kurulmuş, kendi sınırları içerisinde başarı ile uyumluluk kazanmış türdeş (mütecanis) olmayan bir halk topluluğuna sahip bulunan amerikan cumhuriyetinden, kendi yardım ve deneylerini, türkiye'deki türdeş olmayan dinler ve ırklar sorununun çözümü için kullanmasını istemektedir. bu davranışıyla amerika, çok acılı ve kederli bir milleti barışa ve yeni bir yaşama kavuşturacaktır. son yıllardaki girişimlere ve başarısızlıklara bakarak, türkiye'nin vatanseverleri ve aydınları, tarihsel gelenekler ve ırklar arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden, kendileri tarafından kabul edilecek herhangi bir sistemin soysuzlaşarak bir baskı yönetimine dönüşeceği kanısını taşımaktadırlar. bu nedenle, kendi milletlerinin, belirli bir süre için, devlet işlerinde bilgili yabancı bir devletin yönetimi altına sokulmaya gerek olduğu sonucuna varmışlardır.

    türk imparatorluğunda karmaşık sorunlar ve çeşitli kavimlerle uğraşılacağı için, birçok devletlerden meydana gelecek bir komisyonda ortaya çıkacak kaçınılmaz amaç ve metod ayrılıkları nedeniyle, türk yurtsever ve aydınları, bu reform işinin tek bir milletin komisyonu tarafından daha başarıyla yürütüleceğini sanmaktadırlar. karma bir komisyon bu işi tek bir devletin yapacağı gibi, çabuk ve iyi yapamaz. amerika cumhuriyeti'nin büyük başkanının bizim bu yardım isteğimizi iyilikseverlikle karşılayacağını ve amerika gibi, milletler arasında yüzyıllar boyunca yapılan kavgalar ve çekilen zorlukların ve ırklar arasındaki düşmanlıkların sona ermesi zorunluluğuna inanmış olan bir devletin başkanının, müttefikleri ile bizim aramızda bu konuda aracılık yapacağını umarız. isteğimiz, işin sonunda bağımsızlığımızı sınırlayacak bir vasilik olmayıp, geri kalmış ve gelişmemiş bir milletin, milletler topluluğunda şerefli bir mevkie yükseltilmesi amacıyla, belli bir süre için eğitimidir: geçmişte amerika tarafından ortaya atılan milletlerin özgürlüğü öğretisi ve şimdi desteklemekte olduğu milletlerin tam ve özgür davranabilmeleri haklarını savunan wilson programı’nın, vakti gelince bizim millî ilkeler çerçevesinde kendi gelişmemizi garanti altına alacağına inanmaktayız.

    amerika'dan yardımını istediğimiz millî ihtiyaçlarımız aşağıda madde madde özetlenmiştir :

    1 - padişahın hükümranlığı ve türkiye için meşrutî hükümet biçimi korunacaktır.
    2 - bütün seçimlerde nisbî temsil uygulanarak, azınlıkların hakları sağlanacaktır. bütün osmanlı uyrukluları, en alttan en üste kadar bütün hükümet memurluklarına alınacaktır.
    3 - maliye, tarım, sanayi, ticaret, bayındırlık ve eğitim bakanlıklarının herbirine uzman yardımcılar ile birlikte bir amerikan başmüsteşarı atanacak ve bu müsteşarlardan kurulu amerikan komisyonu, yeni ilkeler çerçevesinde, memleketin mutluluğunu ve maddî gelişmesini sağlayacak reformları yapacak, yeni metodları memlekete getirecek ve öte yandan memleketimizdeki çeşitli siyasal akımlar yüzünden hiçbir zaman düzenli biçimde yerine getiremeyeceğimiz toplumsal refah ve öğretimle ilgili bütün işleri düzenleyecek ve bütünüyle yönetecektir.
    4 - adliyede reform için, yürürlükteki hukuk sisteminin köhneleşmiş kurallarını ortadan kaldırmak amacıyla, amerikan başmüsteşarının uygun göreceği memleket ve milletlerden seçilecek uzmanlardan bir kurul yapılacaktır. bu kurul, türk kanunlarını, bütün osmanlılara adalet ve eşitlik sağlayacak biçimde yenileştirecektir.
    5 - jandarma ve polis işleri, bir amerikan genel müfettişine ve onun seçeceği memurlara bırakılacaktır.
    6 - türkiye'nin her ilinde, işi yöresel yönetimde reform yapmak olan bir amerikan başmüfettişi ve ona bağlı uzmanlar bulunacaktır.
    7 - bu yöresel yönetim, her ilin özel olarak ve en iyi biçimde gelişmesini sağlamak için amerikan yardımı ile yürütülecektir.
    8 - ? (kitapta atlanılmış.)
    9 - bu süre içinde bütün milletler, türkiye'nin tamamen tarafsız olduğunu kabul ve garanti edeceklerdir. amerika'dan yönetilmesi istenilen türk imparatorluğu'nun sınırları barış konferansı'nda saptanacaktır.

    bu reformların bütün ve tam olarak yürütülmesi hususunda gerekli görülecek güvenceleri kabul etmeye hazırız.”[1]
    doğan avcıoğlu - milli kurtuluş tarihi (1838'den 1995'e), cilt 1, s. 259-260.
    [1]: ankara üniversitesi tarih araştırmaları dergisi, cilt 1, sayı 4-5'ten türkçeleştirilerek alınmıştır.
  • tüm üyeleri milli mücadele taraftarı olmasına rağmen nedense milli mücadeleye zararlı cemiyetler içerisinde gösterilen cemiyet.
  • anadolu'da başlayan işgallere karşı kurtuluşun ancak amerikan mandasına girmekle olabileceğini savunan ve kurucuları arasında halide edip, refik halit gibi osmanlı aydınlarının olduğu milli varlığa düşman cemiyet.

hesabın var mı? giriş yap