şükela:  tümü | bugün soru sor
  • huzur verici bir kitaro çalışması*.
    http://www.mystrands.com/track/751997 adresinden tadına bakılabilir.
  • kitaro'nun 1994 yılında çıkarttığı mandala albümünden bir parça. 1987'de yayınlanan the light of the spirit'ten itibaren çizgisinde belirgin bir değişim olan kitaro, kojiki ve dream'deki orkestral düzenlemeler, elektro gitar kullanımı ve başka müzisyenlerle çalışmanın yanı sıra mandala'da japon müziğinin köklerine inmeye başlamıştır. nitekim winds of youth, flüt ve şakuaçi gibi üflemelilerin yanında koto ve biwa gibi telli çalgıların kullanıldığı bir parçadır ve japon esintilerini içerir.

    parçanın stüdyo kaydı üç bölümden oluşur. ilki rüzgar seslerinin giderek arttığı dingin bir giriştir. sonrasında şakuaçinin gerilimli melodisi başlar, buna ağır bir ritm eşlik eder. son bölümde koto ve biwa ritme eklenir ve flüt bir kez daha duyulur. bu kez dinginlik ve gerilim yerini bir hüzne bırakmıştır. flüt tiz notalara yükselir, yükselir ve bir gong sesi ile parça biter. bu parçayı seslendirdiğinde tam 40 yaşında olan kitaro'nun eski günlere bir bakışıdır bu.

    an enchanted evening konserinde bu parçanın farklı bir yorumu da seslendirilmiştir. nawang khechog ile flüt düeti yapan kitaro, girişi biraz uzun tutmuştur bu yorumda. khechog'un didgeridoo çalmaya başladığı ve kitaro'nun flütüyle atonal notalara çıktığı ikinci bölümde ritm de başlar. koto ve biwa yerine akustik gitar kullanılan bu bölümün sonuna doğru kitaro elektro gitarını kuşanır, bateri ritmi girer, parça rockvari bir havaya bürünür. angus clark'ın elektro gitarını konuşturduğu final bölümünde, derek zimmerman da taiko'nun başına geçer, tüm müzisyenler adeta kendilerinden geçmiş bir halde çalar da çalar. bateri ve taiko son vuruşları yaparken geride synth-koto sesi ve keman kalır. lorenza ponce'un çaldığı kemanın kısa ama içe dokunan son notaları seslendirmesiyle, rüzgar sesleri arasında parça biter. kitaro gözleri kapalı, zimmerman başı önüne düşmüş, ponce ise sürekli gözlerini kırpıştırıp o duygusal yoğunluğu dağıtırken kalırlar akılda.

    her iki yorumu da 35'inden sonra sarhoş kafayla dinlemek pek iyi değildir. hele hele bir kış günü denize ya da bir körfeze bakarken. ne olursa olsun, eski günler geri gelmeyecektir ve insanın ister istemez ama seyrek, ama sık sık içini burkacak, acıtacaktır. kırka merdiven dayarken daha iyi anlaşılan parçalardandır dersem abartmış olurum ama yine de bu yaşlarda dinlemesi ayrı bir güzeldir. 1000. entry olarak da çok denk düşmüştür.