şükela:  tümü | bugün
  • ibretlik bir entry olacak bu. uzun da olacak. hem oyunu oynayanlar, hem de oynamayanlar için çok şey ifade edecek. umarım sıkılmadan okursunuz.

    2010'un sonlarına doğru girdim ben bu "dünya"ya. üniversitenin 3. senesiydi. zaten ondan önce diablo ii bağımlısı olduğumdan dersler bir hayli kötüydü. hiçbir zaman çalışkan bir birey olmadım zaten orası ayrı.

    oyunun paralı olduğunu görüp önce bi private server'da başlayım da oyunu öğrenince battle.net'e geçerim dedim. molten-wow'da female b.elf paladin açarak başladım oynamaya. wrath of the lich king zamanları... ilk başlarda oyun benim için pek bir şey ifade etmiyordu. zaten diablo'dan alışık olduğum quest sistemiyle ağır ağır kastım karakteri. henüz sunucuda dungeon finder da çalışmadığından, bu eşsiz dünyayı keşfederek aldım levelleri.

    80 olduğumda daha raid nedir bilmiyordum. lakin trade chat'te hep görürdüm "lfm pos* and fos* 4k+ gs". sonradan öğrendim pos' un fos' un ne olduğunu, gs'in ne olduğunu. playerscore addon indirdim, katıldım bu gruplara holy pally olarak. mekaniği öğrenince kendim grup kurmaya başladım. tabi raid nedir hâlâ bilmiyorum.

    sonra bir gün dedim aga nedir bu icc* dedikleri? rep* farm'ın birine girdim retri olarak. çılgınlar gibi trash mob'ları kestik. ekranın sol altında beliren mavi renkli yazıların ne anlama geldiğini sonradan öğrendim...

    artık trash kesmekten bıkkınlık gelmiş olacak ki, bi boss run bulup ona katıldım, yine retri olarak. taktik maktik hiçbir şey bilmiyorum. mal gibi zerg ediyorum yarısı agility yarısı intellect itemlerimle. nasıl oldu bilmiyorum ama o grupla 6-7 boss kestik icc'de. bu takım oyunu, taktiksel uyum, 25 kişinin organize olup bilmem kaç m health'li boss'ları kesmesi beni feci etkilemişti.

    ayrıca mining/jc profession'larını seçmiş, para bile kazanıyordum. madenleri farm'layıp, prospect edip, çıkan taşlardan gem kesip satıyordum. iyi getirisi vardı.

    artık oyunu öğrenmiştim. gittim orijinalini aldım ve gerçek wow dünyasına adım attım. bu sefer male n.elf druid açtım. dungeon finder'la tanışmış olmanın da etkisiyle bu dünya beni daha bi sarmıştı. kısa sürede 85 oldum. (ben molten-wow'da oynarken cata çıkmıştı)

    o dungeon senin bu dungeon benim derken ilk raid'ime girdim. gerçi raid denmez ona ya neyse. baradin hold'da ağırlıklı olarak pvp itemleri atan boss'u kestik. çok heyecanlıydı. aynı fight'ta benim guild'den bi eleman daha vardı. baktı iyi heal'liyorum, beni raid team'e aldı. ve benim için wow işte bu saatten sonra başladı...

    haftada 3 gün blackwing descent kesmeye başladık. low populated bi server'daydım. bulunduğum guild de çok iyi bir guild değildi. ama sadık bi guild member idim. diğer iki healer'dan da iyi olduğum için sürekli övgüler alıyordum. progress düşük olmasına rağmen guild'de kaldım. wipe üstüne wipe yedik. artık takım içinde düşük progress'dan dolayı tartışmalar çıkmaya başlamıştı. nitekim takım dağıldı. ben de aynı guild içinde 1. takıma geçtim.

    firelands geldiğinde çok heyecanlıydım. yeni raid, yeni boss' lar, yeni item'ler... firelands'in ortasında oyuna ara vermek zorunda kaldım. zira gerçek hayat oyundaki kadar iyi gitmiyordu...

    artık okula gitmemeye başlamıştım. annem "bugün okul yok mu?" diye her sorduğunda "yok. boş günüm bugün" ya da "hoca yurtdışındaymış. ders yok." diye yalanlar uydurdum. bir süre sonra söyleyecek yalan kalmadı, çantamı taktım sırtıma çıktım dışarı. "okula gidiyorum" dedim. okulun ordaki internet cafe'ye gittim. gün içinde orda oynayıp, akşam da evden raid'lere katılıyordum. tam bir bağımlıydım. lakin sonradan farkedecektim ki bunlar daha iyi günlerimdi...

    babam bana bi staj ayarlamıştı. ama aynı zamanda yaz okulundaydım. ve yaz okuluyla staj tarihleri çakışıyordu. staj hocası bu yüzden onay vermedi. babam "noldu olm hallettin mi staj işini?" diye sordu eve geldiğimde. odama gittim, yatağa oturdum, başımı iki elimin arasına alıp ağlamaya başladım. anlamadılar nolduğunu. annem hemen atladı "zaten kaç gündür okula gitmiyordu" diye saydırmaya. zar zor çıktı iki dudağımın arasından "beni bi doktora götürün" sözcükleri. halbuki amacım iyileşmek falan değildi...

    gittik bi psikiyatra. birkaç seans sonrasında ailemi ayrı eve çıkmam konusunda ikna etmeye ikna ettim adamı. geçerli sebeplerim vardı tabi ki de. ama asıl amacım 2 aydır ayrı kaldığım wow dünyasına geri dönebilmekti...

    ve sonunda aynı şehirde ailemden ayrı eve çıktım. anne dırdırı olmadan, yalan söylemek zorunda kalmadan rahat rahat wow oynayabilecektim...

    yeni eve çıkar çıkmaz daha ilk gün hemen hesabımı aktive ettim. yokluğumda yerime birisini almışlar tabi. yine de birkaç raid'e aldılar beni sağolsunlar. aradan 2 ay geçmesine rağmen yerime aldıkları elemandan daha iyi heal atıyordum, dps yapıyordum. bunu gören raid leader eski spotumu bana geri verdi.

    firelands'de 4/7 heroic iken dragon soul geldi. morchok kolay idi, kestik. yor'sahj da öyle. zonozz'a gelince tıkandık. wipe üstüne wipe. bu amına kodumun healer'ları kendi gruplarını ayakta tutamıyorlardı. benim gruptaysa herkes dimdik ayakta. bilen bilir o transition phase'de raid hayvani bi damage alır, zordur heal'lemesi. yine de ben yapabiliyorsam onlar da yapabilmeli diyordum. ama yapamıyorlardı. ehh zkerim sizle mi uğraşçam amk deyip, çıktım guild'den. aynı realm'de başka bi guild'e girdim. zonozz'u kestik, hagara'yı kestik, ultraxion'u kestik. warmaster'a gelince bu amına kodumun noob'ları yine sıçmaya başladılar. adam gibi soak olmayışından gemi habire mefta oluyordu. sonuç yine wipe üstüne wipe. yine zkerim dedim çıktım guild'den. bu sefer adam gibi bi guild'e girecektim kararlıydım. wowprogress'e bakıp bi guild seçtim. adamlar world rank 76 mıydı neydi. başvurumu yaptım. o güne kadar hayatımda cv doldurmamış ben, bir başvuru formu doldurdum ki akıllara zarar. sonuç olarak kabul edildim, ama 2. takıma.

    bu guild'in sahibi türk idi. sevgilisi de türk idi. ama guild'de bunlardan başka türk yoktu. hatta adamın sevgilisi 2. takımın raid lideriydi falan. oh amk dedim hayat sana güzel. neyse bu takım bayağı iyiydi. heroic warmaster'a kadar geldik. ama ne hikmetse yine herkesin mallığı tuttu. haftalarca wipe yedik. yine çıktım guild'den. eski realm'ime geri transfer ettim karakteri.

    tabi bu arada habire alt karakter kasıyordum. 8 tane felan level 85'im vardı. eski realm'e geri dönünce bu sefer disc priest'imle bi guild'e girdim. zaten ara sıra bu adamların raid'lerine pug olarak giriyordum, beni sürekli davet ediyordu guild'e ama ben druid'imle oynamak istediğimden kabul etmiyordum. en sonunda yapçak bi şey kalmayınca he dedim girdim. 7/8hc dragon soul kestik birlikte. heroic spine'ı kestiğimizde herkes vent'te çığlıklar atıyor felan. güzel şeylerdi bunlar.

    ama mop gittikçe yaklaşıyordu ve ben yeni expansion'a heroic deathwing kesmeden girmek istemiyordum. yine çareyi realm transfer'de buldum. bu sefer high populated bi server'a gittim ve orta halli bi guild'e girdim. heroic deathwing'i kestik. ben taktikleri öğrenmiştim. attım kendimi openraid'e...

    haftada 8 dragon soul yapar oldum. her alt için bir tane. deli gibi raid yapıyordum. adamları ben topluyor, takımı ben kuruyor, raid'e ben liderlik ediyordum. günde 20 saat felan oynuyordum. hatta bi keresinde sabah 9 gibi uyuduğum için öğlen 1'deki raid'e geç kalmıştım. neyse ki adamlar beni tanıdığından "yapmaz öyle şey ya. gelir şimdi" diyerek ekibi kurmuşlar, trash'ı temizlemişlerdi. expansion'ın sonunda 8 karakterim de ilvl 400+ idi ve hepsi 8/8hc progress sahibi idi.

    ve mop geldi... ben daha 1 hafta öncesinden openraid'den 4 adam toplamıştım launch gecesi için. 90 olana kadar durmadan dungeon spamleyecek idik. tank, healer ve 3 dps'den oluşan grup hazırdı. ben yanıma kolamı cipsimi suyumu erzağımı depolamıştım. realm first level 90 benim olacaktı. ama gel gör ki daha ilk questi alır almaz server göçtü. 40 dk da geri gelmedi. ama bazıları çoktan level 86'nın ilk exp'lerini almaya başlamıştı. benim realm first yalan oldu tabi. ama en azından guild first level 90 olmuştum. mutluydum.

    oyuna world boss olarak yeni bir mekanik gelmişti mop ile. sha of anger ve galleon adlı iki boss. bunların ne zaman spawn olacağı bilinmiyordu. hele hele galleon. ilvl496 item atıyordu ve herkes onu spawn olduğu anda yakalayıp kesmeye çalışıyordu. galleon'un spawn olduğu yerde camping yapıyordu millet. ben de onlara katılırdım ara sıra. 4-5 saatimi ha çıktı ha çıkacak diye beklerken geçirdiğimi bilirim. ha noldu 3-4 defa kestim tabi ipneyi orası ayrı.

    mogu'shan vaults'un geldiği ilk hafta guild'de en yüksek ilvl bendeydi. haliyle recount'un amına koyuyordum resmen. ilk hafta ilk 2 boss'u kesebildik anca. ama bu benim için yeterli değildi. 3. boss'u da kestiğin takdirde achievement alıyordun ve raid lfr*a gelmeden önce o achievement'ı almak benim için önemliydi. ilk haftanın son gecesi, bir salı akşamı, "lfm gara'jal the spiritbinder. have vent and brain" spam'leri ile bir pug grup topladım. bu gruba lead ettim. 3. boss'u iki ya da 3. denemede kestik. harikaydım. kraldım. benden iyisi yoktu.

    artık gözüm yükseklerdeydi. yeteneğimi kanıtlamıştım. daha iyi bir guild'e geçmenin vakti gelmişti. yine efsane bir başvuru formu ile ilk 10'daki bi guild'e başvurdum. kabul edildim. ve o günden sonra semi-hardcore raider olarak wow yaşantıma devam ettim.

    haftada 3, genellikle 4 kez raid yapıyorduk. 6/6hc mogu'shan vaults kestik. hof* geldi. 5/6hc hof kesmiştik ki, yine gerçek hayat wow hayatıma müdahale etti...

    bir okul dönemi daha geride kalmıştı ve ben yine bütün derslerden devamsızlıktan kalmıştım. artık aileme söyleyecek fazla yalan kalmamıştı. zaten uzun zamandır düşünüyordum, aklımdaydı. o gece yapacaktım. her gece bira cips aldığım tekel bayine gittim. dedim bu gece farklı bi şey istiyorum, güzel kafa yapacak bir şey. cebimdeki 50tl'nin 40tl'sini jagermeister'e verip çıktım. kaç paraysa kaç para. zaten bundan sonra paraya ihtiyacım olmayacaktı ki...

    son kez girdim oyuna. son kez baktım tek tek tüm karakterlerime. mop ile bi tane de female pandaren monk kasıp 90 bile yapmıştım. 9 olmuşlardı. hepsi evladım gibiydi. veda ettim hepsine. calendar'ı açıp bi sonraki raid invite'ına "decline" dedim. mailbox'u açtım. oyuna başladığım daha ilk günden beri benimle birlikte oynayan, benimle birlikte realm transferi bile yapan danimarkalı kız arkadaşa mail yazdım. benden bu kadar dedim. account'um sana emanet. şifremi felan verdim ona. mail'in sonuna da i love you felan yazdım. abazanlık işte naparsın.

    iki ay önce doğalgaz sobasının üstüne erisin diye koyduğum fakat yere düşüp kırılan kavanozun parçalarından birini aldım yerden. şöyle güzel, keskin bi parça. vurdum bileğime. zaten kafa bi milyon jagermeister'in etkisiyle. acı macı hissetmedim. yatıp uyuyim, bi daha da uyanmayım dedim. olmadı amk. kafayı yastığa vurur vurmaz bi baş dönmesi, mide bulantısı. yok böyle bi şey. odanın içinde dolandım durdum. bi süre sonra kanamanın da etkisiyle iyice bitkin düştüm. yaşama isteği baskın geldi. saat gecenin 4'ünde ev arkadaşımın kapısını tıklattım. yere diz çöküp ağlamaya başladım. artık bitmiş, tükenmiş, dibin en dibine vurmuştum. ambulans geldi felan. gelen att*ye "sen ne için yaşıyorsun?" diye sordum. zira benim yaşam amacım wow'du. eğer o olmayacaksa yaşamanın anlamı yoktu. o ise cevab veremedi.

    sonrası hastane, dikişler, ailenin yüzüne bakamama durumu. okulu bıraktım. zaten bölüm çok zordu. istesem de bitiremezdim. yeniden sınava girecektim fakat o sene için sınav başvuru tarihi geçmişti. mecbur 1 sene bekleyecektim.

    bu 1 sene içinde çok boş vaktim olmasından mütevellit ingilizce kursuna gittim. şu oyunun bana bi faydası dokunduysa da o da ingilizce'dir. zira haftada 8 raid yapıp, bi de bunlara lead edince ventrilo'dan, ister istemez şakır şakır ingilizce konuşabiliyor insan. seviyem c2 çıktı. oh dedim ne güzel.

    ingilizce kursundan sonra bi işe girdim. 3 ay kadar çalıştım. yaklaşık 4 aydır wow oynamıyordum, temizdim. ama kanım damarlarımda kaynıyordu. benim mutlaka wow oynamam lazımdı. haftada 1 gün izin günümdü. mop oynatan bi private server*da yine başladım oynamaya. casual casual takılırım dedim. zaten işten oynamaya vakit olmıcak.

    öyle de oldu nitekim. haftada 1 gün, ama o gün de 8-9 saat oynamaya başladım. artık evde ne bilgisayar ne de internet olduğundan internet cafede oynuyordum. bayrama memlekete gideceğiz, sonra da zaten dershane başlıcak diye işten çıktım.

    bayram geldi geçti. artık iş de olmadığından, boş vaktim çoktu. private server bug dolu olduğundan zkerim dedim yeter ben orjiye geri dönüyorum. hesabı aktive ettim. flist*teki arkadaşlar "hey welcome back!" nidaları eşliğinde karşıladılar beni. danimarkalı kız arkadaş ise sevinçten çıldırmıştı resmen. i miss you so much falan. o da boş değil bana karşı biliyorum*

    neyse efendim ben yine kendime bi guild bulup bu sefer haftada 2 akşam tot* kesmeye başladım. tabi her raid akşamında internet cafeye gidiyordum. bi şekilde tot normal'ı temizledik. 12/12. sonra soo* geldi. onda da ben ilk 4 boss'u flexible ile lead edip kestim. taktikleri öğrenince 10m grup kurdum ama anca 2 boss kesebildik. olsun. ilk hafta pug için o da başarılıydı.

    tabi bu arada hâlâ psikolojik tedaviye devam ediyorum. en son gittiğim doktor "seni tedavi edebiliriz ama bunu ilk önce kendin istemen lazım" dedi. sordum nasıl bir tedavi olacak diye. "hastaneye yatırıcaz seni" dedi. hassiktiri çektim içimden. oldu dedim kolay gelsin.

    sonra dershane başladı. ben oynamayı bıraktım. ama içimdeki ateş hâlâ sönmedi. hâlâ her hafta sayısal oynarım. tutsa da çalışmak zorunda olmasam. sabah akşam wow kassam diye. hâlâ patch notes felan rakip ederim. yeni expansion warlords of dreanor olcakmış. hayırlı olsun.

    bu entry'yi yazmadan önce benden önce yazılmış 108 sayfa entry'yi okudum. kimisi bağımlı olmuş, kimisi olmamış. "bu ne amk" deyip daha level 9'da kapatmış oyunu. kimisi de casual oynarım demiş. ne mutlu ki onlara başarabilmişler.

    hiç wow oynamamışlara tavsiyem şudur ki, gidin oynayın. hâlâ oynama imkanınız varken oynayın. yarın öbür gün blizzard wow'u bitirdiğinde pişman olmayın. bu dünyanın tadına siz de bakın. arkadaşlıklar kurun. takım olarak bi şeyler başarabilmenin tadına varın. içinizdeki tank'ı, healer'ı, dps'i keşfedin.

    ama...

    benim gibi olmayın...

    tanım: insanı vezir de eden rezil de eden, yeri geldiğinde hayatınızı mahveden apayrı, fantastik bir dünya.
  • arthas father! is it....over?
    king menethil no, the raid resets next week.
    arthas i see..
  • artık acilen bırakmam gereken oyun. hayır iki günde bir oynuyorum maksimum ama gidişat kötü.

    geçen gün yolda şöyle bir tabelaya baktım: http://bit.ly/e5avxw
    fakat buradakine benzer yazılar yerine, beynim şunun gibi bir şey görmeye çalıştı, göremeyince neye baktığını anlayamadı, ama sorsalar kesinlikle böyle bir şey vardı orada: http://bit.ly/g7hdk8

    (bkz: endişelendiren yanlış okumalar)
  • beta günlerinden beri oynarım bu oyunu. her şey değişti; oynayanlar, content, hikaye, classlar, gmler.. ulan bi orgrimmarın önündekiler değişmedi. 6 yıldır aynı yerde zıplayan adam var ya, 6 yıl.
    ben bunları lvl 25 oldukları zamanlardan hatırlıyorum. o zaman da duel atarlardı, hala duel.

    tek tesellim orgrimmarın yapısını değiştirdiler de banka üzerinde zıplayanlara iyilik ettiler. sırf "bankanın yeri değişti abi zıplaması tat vermiyor artık" diye oyunu bırakan 3 arkadaşım var lan.
  • blizzard'ın bugüne kadar çıkardığı en büyük bomba olarak görülen oyun.

    gerçekten de oyun ilk anons edildiğinde kalbimin nasıl küt küt attığını daha dün gibi hatırlıyorum. senelerdir oynadığım warcraft adlı oyunun dünyasında tek bir savaşçıyı canlandıracaktım, binlerce online oyuncuyla birlikte. topluca birer ırk oluşturup ve bu ırkların da birleşimiyle bir horde/alliance tarafı yaratacaktık. düşünmesi bile heyecan vericiydi. 4 yıllık bekleyiş 14 şubat 2005'te oyunun türkiye'ye geldiğini öğrenmemle sona erdi, koşa koşa bir d&r'a girdim ve oyunu aldım, eve gelip oyunu yüklemeye başladım ancak dakikalar geçmek bilmiyordu. anında oyuna girmek istiyordum. yüklemeyi atlattıktan sonra sıra geldi yeni bir account açmaya, kredi kartımda bir sorun çıkmadı ve bunu da başarıyla tamamladım. oyuna girdim ve karakter yaratma ekranında ne yaratacağıma karar vermek için düşündüm, kafamda gnome mage veya troll hunter olmak vardı tanıdıklarımın seçeceği tarafa göre karar verecektim buna. hemen arkadaşımı aradım ve tanıdık herkesin horde'u tercih ettiğini öğrendim, bana da troll hunter olmak düştü.

    oyuna ilk başladığım andan itibaren, gerek müzik, gerek ufak troll köyündeki atmosfer, gerek de şirin çizgi grafikler bu oyunun warcraft dünyasını yansıtan mükemmele en yakın oyun olduğunu gösteriyordu. benden yarım gün önce başlamış olan arkadaşa devamlı sorular soruyordum daha hiç mmorpg oynamamış olduğum için. artık benim sorularımdan bıkmış olacak ki cevap vermemeye başladı. ben de o andan itibaren oyunu kendim keşfettim ve bunun çok daha zevkli olduğunu gördüm.

    world of wracraft'ı o kadar seviyorum ve tapıyorum ki, oyunu oynamadığım sıralarda, devamlı internette oyunla ilgili yorumlar okuyorum, forumlarda dolaşıyorum, oyunun resmi sitesinde geziyorum, resimlere bakıyorum. yani illa karakterimi geliştirmekle ilgili birşeyler yapıyor olmama gerek yok, internette öyle world of warcraft resimlerine bakarak uzun süreler surf yapabiliyorum.

    üstünden yaklaşık 10 ay geçmiş olsa da, oyunda unutamadığım anlar var, en başta bir hunter olarak ilk petimi tame edişimi unutamam. bununla beraber, ilk grup halinde yaptığım quest'i de unutamıyorum, ilk crossroads'a vardığım günü ve ilk griffon'a binişimi hatırlıyorum. hatta griffon'a ilk bindiğimde 512 mb olan ram'imin benim oynadığım oyun detaylarında yetersiz kaldığını, bilgisayarımın çok kastığını gördüğümü ve griffon uçuşunda yeterli zevki alamadığımı anladığım anda hemen yazıcıoğlu'na gidip bir 512 mb daha ram alığımı belirtmemde fayda var. ve tabii ki crossroads'da tanık olduğum ilk horde - alliance savaşı. griffon'lar yağıyordu şehre, herkes tanıdığı üst level oyunculara haber vermişti. horde'lar bu ufak şehirlerini korumak için canla başla çabalıyorlardı. ben ise henüz level 20 halimle olan biteni izliyordum. orgrimmar'a girişimi de unutamıyorum, etrafımda bir sürü kodo beast, wolf, raptor ve steed üzerinde dolaşan yüksek level karakter, koskocaman şehirde yolumu bulmaya çalışıyordum, insanlara selam verip tek tek hepsine birşeyler soruyordum, istisnasız her biri de yardımcı oluyordu, hatta "beni izle seni x'e götüreyim" diye tekliflerde bulunuyorlardı.

    30'lu level'ların ortalarında ilk defa ashenvale'a girdiğimde değişen müzikle adeta mest olmuştum. tam anlamıyla, barış, neşe ve rahatlık veren bir atmosfer yaratıyordu bu müzik, ormanın nightelf'lere ait olduğu her yanıyla belli oluyordu. ayrıca burası alliance'ın bana saldırabileceği* bir bölgeydi, bunun bilincinde olmama rağmen yürürken yanından geçtiğim gölde balık tutup manzarayı izlemeden edemedim. orada 20 dakka boyunca oturduğumu ve o sırada online olan arkadaşlarımla geyik yaptığımı hatırlıyorum.

    bu anımın ardından ise mount aldığım gece aklıma geliyor, benden 10 dakka önce mount alan arkadaşla yanyana, doya doya mountumuzla etrafta koşuştuğumuzu ve çok eğlendiğimizi hatırlıyorum. ve büyük heyecanla yaptığım şeyler orada kesiliyor. level 40'tan sonra oyundaki heyecanımı yitirdiğimi anlıyorum. artık amaç level 60'a ulaşmak, ardından da instance'lara girip sadece karakteri daha da ileri götürmek. warcraft dünyasının o güzelliği, tadı artık alınamıyor. robot gibi instance'a gir, instance'tan çık, sıkıldıysan git biraz ally öldür, tekrar 3-5 tane görev yap, yine instance'a gir. tamamen monoton bir oyun halini alıyor benim için. zaten çoğu mmorpg de, belli bir noktadan sonra tamamen ego tatmini ve robotlaşmaya dönüşüyor (bu konu ile ilgili (bkz: #7096149). oyunda dolaşacak, keşfedecek yer kalmaması da bunda çok büyük rol oynuyor.

    tam bu noktada anlıyorum ki, bence aslında world of warcraft çok çok daha güzel bir oyun olabilecekken, ortalamanın üstünde bir oyun olarak kalmış. çünkü etrafıma bakıyorum, her yerde üstünde aynı armorlar, silahlar olan bir sürü aynı karakter. bundaki en büyük etken de tabii ki sadece 4 adet ırk ve 8 adet class seçebiliyor olmamız. tabii, taa en başta karakter ekranındaki kısırlığı da es geçmemek lazım. şimdi işte keşke diyorum, keşke 8 yerine 10-12 kadar class olsaydı ve ırk sayısını da expansion ile genişletmek yerine, en baştan daha fazla yapsalardı.

    neyse amacım bu güzel oyuna laf etmek değil, oyunun gözümdeki eksilerini sıralamaya kalkmıcam. sadece oynadığım ilk 3-4 aydaki şevki ve ondan sonraki hayal kırıklığımı anlatmak istedim sizlere. inşallah zevkle okumuşsunuzdur. hepinize iyi wow oynamalar efendim.

    not: bu yazıyı yazan kişi oyunun ilk 3 ayında, yani 90 günde toplam 42 gün oynama süresine erişmiştir.
  • 13 senelik oyundur. tekrarlıyorum 13 sene.. 13 senelik bir oyunu hala oynayan milyonlarca insan varsa o oyuna hızlı parlayıp çabuk söndü demek ciddi anlamda abestir. ayrıca vanilla server'ı çıktığı zaman eskisi gibi olmasa da yine de epey oyuncu katacaktır bünyesine.

    not: bu yaz bıraktım wow'u. okul ve wow arasında bir tercih yapmam lazımdı ve okulu tercih ettim.
  • gemilerin, zeplinlerin yolcu olsun olmasın 24 saat işledikleri bir dünya...

    burda beşiktaş-sarıyer hattı minibüslerine sesleniyorum, vapur hatları işletmelerine, metroya sesleniyorum! biraz bakın da feyz alın...

    yaa...
  • yaran msn diyaloglarına konu olabilen oyun...

    bluesman says:
    sen ne zaman askere gidiyorsun?
    oha ne alakaysa aklıma geldi

    whitesaint says:
    gitmeyeceğim
    wow saatlerini askerliğe saydırmanın bir yolunu arıyorum

    bluesman says:
    o zaman albay olarak yapardım ben

    whitesaint says:
    ben de tankçı
    (feral druid olayı)
    "kumandanım, ben tank'ım"
    "hepsi geçecek çocuğum, 100 şınav çek kendine gelirsin"

    bluesman says:
    lol

    whitesaint says:
    "ama kumandanım, dps de yapabilirim"
    *** kumandan hits whitesaint for 9834 melee damage
    *** whitesaint casts feign death

    bluesman says:
    rofl
    druids cannot cast feign death

    whitesaint says:
    askerlikte mantık aramayacaksın
  • the burning crusade zamanı oynadığımda (zaten illidanı kesince bırakmıştım oyunu) gerek pvp gerek pve açısından oldukça güzel zamanlarım oldu. arena'nın yeni çıktığı zamanlarda da çok iyi sarıyordu oyun. neyse çok uzatmadan konuya gireyim;

    bir gün 5vs5 arena yapmak için grup kurduk. her zamanki gibi horde idik, karşımıza ise ally grubu çıkmıştı. çok uzun zaman olduğu için gruplardaki classları çok hatırlamıyorum ama kendimin warlock olduğunu söyleyebilirim her zamanki gibi. önce biraz karşılıklı süzdük birbirimizi, sonra savaşın başlamasıyla kim kime dum duma taktik falan dinlemeden giriştik birbirimize. kimileri daha ilk vuruşta mefta oldu, kimileri benim gibi sonlara kaldı fakat yaklaşık 5 dakika falan sürdü savaş. sonunda ise bizden healer paladin, karşı taraftan da healer druid ayakta kaldı. bu iki kişi hariç geriye kalan 8 kişi heyecanla maçı izliyor. bizim pala druidi kovalıyor kovalıyor, arada elindeki mace ile kafasına vuruyor fakat druidin manası çok hızlı dolduğu için bir türlü öldüremiyor. arada risk alıp spelleri indiriyor bu sefer de manası bittiğinden ayı formuna giren druidin elinden zor kurtuluyor.

    15-20 dakika böyle arenada kovalamacayla kıl payı kurtulmalarla birbirini yokladılar. iki taraf da inadından vazgeçip pes etmiyor. bizi paladin ventrilo'dan "abi sıkıldım bırakıcam ben" diyor biz de "yok yok devam et o pes edicek" diye zorluyoruz. derken sıkılıp gm'e geyik olsun diye ticket açarak "paladinle druid birbirini öldüremiyor bi el at da bitir şu maçı hacı" tarzında bir mesaj atıyorum. derken bi bakıyorum arenada gm dolanıyor. o da izlemeye, hatta bizle muhabbet etmeye başlıyor. bu arada ben de olanları videoya çekmeye başlıyorum fakat bir yere kadar. harddisk doluyor. tam gm sıkıldığını ve berabere bitirebileceğini söylerken bizim paladin sağlam bir atakla druidi sıkıştırıp kendini heallemesine fırsat vermeden indiriyor ve hepimiz rahat bir nefes alıyoruz.

    maç sonunda çıkan ekrandaki geçen süre ise: 1 saat 16 dakika.
  • geçen hafta beni sıçırtacak derecede güldürebilen mmo.

    efendim, raid yapılacak lakin bir dps eksik. dışardan bir adam almış bizimkiler. neyse. durduk yere kendi aralarında aniden bi gülüştüler bişey anlamadım. sonra guild chat'ten şöyle bir yazı geçti: ulan adam serhat akın.

    evet evet. bildiğiniz eski fenerbahçeli serhat akın da wow oynuyormuş. kariyeri neden böyle hızlı düşüşe geçti anlamış olduk.* tabi wow'da futbolcu ile karşılaşınca türlü türlü geyikler dönmeye başladı, yok efendim sizi bizim guilde transfer edelim falan (ettik ayrıca. profesyonel futbolcu var artık bizim guildde olm ne sandınız).

    geçen gün raid gününü kararlaştırırken bizim kocaelispor'la maçımız var, mesafe yakın diye federasyon uçak vermiyor otobüsle gidecez erkenden, o yüzden o gün gelemem dedi. ulan gel de gülme şimdi. koptum haliyle.