şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: indian head)
  • 1973'de en iyi erkek oyuncu oscar'ini kazanan marlon brando, wounded knee'de meydana gelen olaylari ve hollywood filmlerindeki yerli tasvirlerini protesto icin odulu reddetmisti. yerine torene yolladigi sioux yerlisi sozcusu, sahneye cikmis ve marlon brando'nun odulu reddedisini duyurmustu.
  • general miles yönetiminde 5000 kadar askerden olu$an ordu, kızılderililerin bulunduğu güney dakota'daki bölgeyi ku$atma altına alır. amaçları, little bighorn sava$ının intikamını almak ama özellikle bölgeyi kızılderililerden temizlemektir. ilk ba$ta sioux lideri oturan boğa hedef alınır ve öldürülür. ardından, güneye kaçmakta olan 350 kızılderili (120 erkek, 230 kadın + çocuk) yakalanır ve wounded knee'deki kampa götürülürler. kampta albay forsyth tarafından kızılderililere silahları bırakmaları söylenir lakin bu esnada bir silah sesi duyulur ve katliam ba$lar. çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 153 kızılderili öldürülmü$tür. arbede bittikten ise bir $ekilde hayatta kalan kızılderililer de öldürülür, kampta tek bir kızılderili sağ bırakılmaz.

    katliamdan sonra albay forsyth tutuklanır, mahkemeye çıkartılır ancak suçsuz bulunur..

    amerikalıların, renkleri, dilleri, dinleri, kültürleri kendilerinden farklı olanları yok saymasının, onları ezilebilir görmesinin en büyük kanıtlarından biridir. kızılderililerin amerikalılar (ki aslen nereli olduklarını hepimiz biliyoruz) gelmeden çok önce oraya yerle$tikleri ve o toprakların asıl sahibi oldukları halde (ki kızılderili inancına göre topraklar kimsenin değil, sadece tanrınındır, sadece ona iyi bakmak, saygı duymak gerekir ve kızılderililer beyaz adamın topraklara ve doğaya saygı duymadığının bilincindeydi), kızılderililere sanki marsdan inmi$ muamelesi yapılmı$tır. anlayamadığı $eyleri yok etmeye çalı$an zamanın amerikan ordusu ba$arılı olmu$, bölgede tek bir kızılderili bırakmamı$tır.

    üzerinden yuzyıldan fazla bir zaman geçmi$ olmasına bakılacak olursa, chris rock'ın dediği gibi iki kızılderiliyi yanyana görmeniz imkansızdır sözüyle ifade ettiği üzere kızılderililerin soylarının tükendi tükenecek olduğu günümüzde anla$ılır ki, her ne kadar wounded knee kızılderililere kar$ı yapılan son katliam olsa da, soluk benizlinin kızılderili yok etme politikası wounded knee katliamıyla sona ermemi$tir..
  • 28 aralık 1890 tarihinde yaralı diz(wounded knee) vadisi'nde gerçekleştirilen ve kızılderili soykırımının son halkası sayılan bu katliamın gelişimi tam olarak şöyledir. açlıktan ve soğuktan tükenme noktasına gelmiş ve topu topu iki adet tüfeği bulunan, çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan sioux kabilesi üyeleri amerikan ordusuna teslim olmak için yola koyulmuşturlar. binbaşı whiteside komutasindaki yedinci alay bu insanları yaralı diz'de karsilar ve silah araması yapmak ister. ortaya iki tüfek çıkar, ancak tüfeklerin sahiplerinden olan bir kızılderili tüfegini teslim etmek istemez. bu da tam amerikalı askerlerin istediği bir şeydir ve hiçbir uyarı yapılmadan tepelere konuşlanmış(katliamın planlı olduğuna dair en önemli kanıttır) amerikan askerleri kabileyi ateş yağmuruna tutmaya başlar. tamamiyle savunmasız olan kadın ve çocuk kızılderililerin büyük bir kısmı tek tek öldürülür. kar fırtınası yüzünden öldürülenlerin cesetleri bile toplanmaz ve orda donmaya bırakılır(bu resimler amerikan arşivlerinde hala mevcuttur). geri kalan 4 erkek ve 47 kadın ve çocuk sioux, kar fırtınası daha sürerken yarı çıplak halde pene ridge kalesine götürülür ve orda kiliseye kapatılırlar. noel kutlamalarinin yapildigi kilisede hala noel süsleri ve yazılari durmaktadir. ordaki yazılardan birinde ise şu yazmaktadır:

    "yeryüzüne barış, insanlara iyi niyet..."
  • ...wovoka'yi tanimam beyim. bir defa gordum hayatimda. ama ghost dance'i yapmisligim vardir. hicbirimiz hayalet degildik. hepimiz insandik beyim. biz o dansta ruhlari degil kendimizi ariyorduk. en azindan bu umidi tasiyorduk. wasichu oz arayisimizi kendisine meydan okuma kabul etti. anlamadigi herseyi dusman bellemesi gibi dusman gordu. war dance dedi. dans adami oldurur mu beyim? kursun adami oldurur. mitralyoz adami oldurur.
    ... sene 890'di. aylardan aralik. kara haber tez yayildi dakota ovasina: "tatanka yotanka'yi katlettiler". oysa antlasma vardi. onu davet edebilirlerdi ama hayalet dansini destekliyor diye tutuklamaya calistilar. gel gor ki oturan boga, wovoka'ya inanmazdi bile. ama dinlemedi beyaz adam. yuzyil once katlettigi gibi pontiac'i, katletti buyuk sefimizi de, bizden birinin eliyle...
    buyuk sefin kayinbiraderi reis kocaayak yine de savasmamayi tercih etti. kis butun agirligiyla cokmustu nevada duzlugune. big foot onderliginde kabileyle beraber mahpiu luta'ya ulasmak icin yola cikmistik. 120 erkek 230 kadin ve cocuktan olusuyordu toplulugumuz. yerin ustunde o gunku kadar az ve yalniz olmamistik. aylardan aralikti beyim. beyaz adamin senesinin bitmesine sadece 2 gun kalmisti.
    yolumuzu kesen binbasi whitside ve askerleri bizden yarali diz deresi'ne gitmemizi istediler. gittik ve geceyi orda gecirdik. sabah uyandigimizda etrafimizin cevrildigini gorduk. cadirlarimiza yonelmis top namlularini tufek namlularini taniyorduk ama o gune kadar gormedigimiz hotchkiss dedikleri silahlari vardi. butun bu hazirliklar baris icin gelmis bir askeri birlige gore degildi.
    bizden mizraklarimizi istediler verdik. oklarimizi istediler verdik. bir kac da tufegimiz vardi onlari da verdik. bize hakaret ettiler sustuk. cadirlarimizi aradilar esyalarimizi yagmaladilar sustuk. bir tek silah cikti o da sagir siyah tilki'nin uzerinden. sagir oldugu icin silahlarin teslim edileceginden habersizdi. beyaz adam onunla bogusunca silah ates aldi. silah ates alinca cadirlarimizin etrafina yerlestirdikleri silahlari olum kusmaya basladilar. beyaz adam, barbarca buldugu hayalet dansimiza, kulaklarimizda, yureklerimizde, gogsumuzde patlayan uygarliginin dansiyla karsilik veriyordu. lanet olasica mitralyozler sustugunda kanlar icinde yuzlerce olu ve yarali birakmistik. kan deryasinda kadinlarimiz cocuklarimiz cansiz yatiyorlardi. o kadar hayatimiz o kadar hikayemiz birkac dakika icinde sona ermisti. hic o sabahki kadar savunmasiz kalmamistik. hic o sabahki kadar uzagina dusmemisti bedenlerimiz ruhlarimizin. ulu manitu'nun cayirlarinda dansa baslarken ruhlarimiz, 891'in sabahina cikamadi bedenlerimiz.
    o mesum aralik sabahi bu kitadaki son ozgur sabahimizdi beyim. kalbimizi gomdugumuz vatanimiz o gun resmen beyaz adamin oldu.
    halimizi ayni boyle yaz beyim. baris cubugunun dumani sanmasinlar, mitralyoz mermisinin atesi agzimizdaki...
    ...
  • (bkz: #10539272)
  • "ünlü oyuncu marlon brando 1973'de baba (the godfather) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında verilen oskar ödülünü yaralı diz katliamı sebebiyle reddetmişti. 27 mart 1973'teki ödül törenine kendi adına konuşma yapması için sacheen littlefeather adlı kızılderili genç bir kadını gönderdi. brando'nun kaleme aldığı, genç kızılderilinin zaman darlığı nedeniyle tümünü okuyamadığı yazının bir bölümü şu şekildeydi:

    "marlon brando... benden zaman darlığı ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o... çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. ve bunun sebebi de... günümüz film endüstrisinin ...beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde amerikan yerlilerine yaptıkları ve wounded knee'deki son olaylardır. bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömerlikte biraraya geleceğiz. marlon brando adına sizlere teşekkür ederim."

    littlefeather, zaman darlığı sebebiyle tamamını okuyamadığı konuşmanın tam metnini basına dağıtmıştır. brando'nun basına dağıtılan metininden bir bölümün çevirisi;

    "200 yıl boyunca toprağı, ailesi, ve özgür olma hakkı için savaşan yerli halka şöyle dedik: "indir silahını arkadaş gel birlikte oturalım. indirirsen eğer silahını arkadaş senle barıştan söz ederiz, senin hayrına anlaşırız birlikte." silahlarını indirdiklerinde onları katlettik biz. onlara yalan söyledik. onları topraklarından koparmak için kandırdık. onları açlığa mahkum ettik ki antlaşma dediğimiz ama hiç bir zamanda andımıza sadık kalmadığımız o hileli anlaşmaları zorla imzalasınlar. onları, yalnızca yaşamın anımsayacağı kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. ve tarihi istediği kadar çarpıtılmış dahi olsa nasıl yorumlarsanız yorumlayın: biz doğru yapmadık. ne adil davrandık ne de dürüst. onlara karşı ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de anlaşmalarımıza sadık kalmak, çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken onların yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu ki onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.

    marlon brando'nun wounded knee katliamı protestosu

    fakat öyle bir şey var ki bu sapkınlığın ulaşamayacağı, o da tarihin büyük hükmü. emin olun ki tarih bizi yargılayacaktır. ama umurumuzda mı? o nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar bizim taahhütlerimizi tuttuğumuzu haykırırız da tarihin tüm sayfaları, amerikan yerlilerinin yaşamındaki son 100 yıl boyunca geçirdikleri tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam zıttını söyler........"

    kaynak: http://seloris.phpnet.us/…/10/kzlderili-marlon.html