şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #3227153)...
  • gece gelen sinyali sabah ilk goren bilimadami (bay jerry ehman) hasiktir diyip ciktinin uzerine kalemle wow! yazdigindan kelli adi wow signal kalmismis...
  • (bkz: 6equj5)
  • helikopterlerde uçaklarda aletin yerde olduğunu gösteren sinyaldir. weight on wheel sinyalidir. teker aracın ağırlığını hissediyorsa alet yerdedir bu sinyal aktif olur. uçakta değişik aygıtlara gider bu sinyal. yerde çalışmaması gereken aletler bu sinyali görünce çalışmaz. radar örneğin yerde çalışırsa hangardaki teknisyenlerin yumurtalarını ve böbreklerini cız bız kıvamında pişireceği için bu sinyali görünce çalışmaz. pilot yanlışlıkla bomba bırak komutu verse de olay bu sinyal sayesinde gerçekleşmez.
  • the wow signal yada diger adıyla the wow, seti araştırmaları bünyesinde 15 agustos 1977 tarihinde dr. jerry r. ehman tarafından 72 saniye boyunca kayıt altına alınmış ve potansiyel dünya dışı varlıklar tarafından gönderildiği ihtimali üzerinde durulan radyo dalgasıdır.

    ismini ise, adı geçen bilim adamının analiz raporu üzerine işaret ederek yazdığı "wow" kelimesinden almıştır.
  • 15 ağustos 1977'de big ear radyoteleskopunun tespit ettiği 72 saniyelik, oldukça şiddetli sinyal. yapılan hesaplamalara göre sinyal, yay takımyıldızı'nda yer alan 120-220 ışık yılı uzaklıktaki chi sagittarii yıldızlarından gelmiştir. dünya dışı zeki varlıkların olduğunu savunanların elindeki en güçlü kanıt olduğu söylenmektedir. ancak yapılan tüm çalışmalara rağmen sinyal tekrar alınamamıştır.
  • (bkz: wow/#10870302)
  • araştırmayı seti yerine mesela bizim tübitak yapıyor olsaydı, dünya bugün bu sinyali vak (vayamınakoim) sinyali olarak tanıyacaktı, göğsümüz kabaracaktı.
  • 15 ağustos 1977 tarihinde uzayın derinliklerinden akıllı denilebilecek varlıklar tarafından gönderilmiş olabilecek sinyalleri dinlemek için astronom jerry ehman ohio devlet üniversitesi’nin radyo-teleskopundan gelen veriyi inceliyordu. astronomi dünyasında bir anlığına ün kazanan bu olayda çıktının üzerinde sırasıyla – 6equj5 – olan altı tane karakter dikkatini çekmişti. öyle ki etrafına bir daire çizip kenarına “wow!” (türkçe dilinde “vay canına!”) yazdı. görünüşe göre bu uzaydan gelen bir sinyaldi. yay’ın (sagittarius) yönünden gelmişti. sinyalin gücü 0-9 sayılarıyla ve a-z harfleriyle gösteriliyordu. 36 basamaklı şiddet ölçeğine sahip olan, 6eq ile yükselip uj5 ile düşen ve 72 saniyeye yayılan bu neredeyse-mükemmel çan eğrili sinyalin gücü görülmüştü. tüm spekülasyonlar ve heyecan bir yana, “wow!” sinyali uzaylı radyo iletişimi için en iyi aday olarak görülmektedir.

    setı’nin açılımı “search for extra-terrestrial ıntelligence” (dünya dışı akıllı yaşam araştırması), ancak tek bir setı grubu bulunmamaktadır. uzun süredir birçok farklı organizasyon kendi araştırmalarını yürütmüştür ancak merkezi bir otoriter proje mevcut değildir. gerçekte bütün radyo-teleskoplar bazı gruplar tarafından ara sıra yıldızlar-arası gelmiş olabilecek sinyalleri aramak için gökyüzünü taramaktadırlar. başlı başına en uzun arama projesi ohio devlet üniversitesi tarafından 1972 senesinden 1997 senesine kadar sürmüştür.

    “wow!” sinyali hakkında duyduğunuz zaman, sorulması gereken en önemli ve en belirgin sorular “nereden geldi?” ve “orada ne var?”. sinyalin nereden geldiğini anlayabilmek için ve (en az onun kadar önemli olan) nasıl oradan geldiğini bilebilmek için onu tespit eden radyo-teleskopun ilginç çalışma şeklini anlamamız gerekmektedir. ohio devletinin “big ear” (koca kulak) radyo-teleskopu oldukça büyüktü. günümüzde bu teleskop artık yok çünkü 1998 senesinde parçaları söküldü ve arazinin kendisi de yakınlarındaki bir golf sahasını büyütmek için kullanıldı. asıl özelliği güney-kuzey hizasında olan ve 150 metreye 85 metre olan (bir futbol sahasının yaklaşık 3 katı kadar) dev bir alüminyum yer tabakasıdır. kuzey tarafın ortasında güneye doğru bakan ve alıcı olan bir çift boynuz bulunuyor. 110 metreye 21 metre olan dev bir paraboloit yansıtıcının odağındaydılar ve güney tarafının ucunda dev bir kavisli sinema perdesi gibi görünmektedir. bu yansıtıcı (reflector) kuzey tarafta alıcı boynuzların ötesinde 104 metreye 30 metre olan eğilebilir düz yüzeyli yansıtıcı tarafından seken sinyali alıyor.

    dünya döndükçe, “koca kulak” gökyüzünde düz bir çizgi üzerinde tarama yaptı. birkaç gün veri elde edildikten sonra düz yüzeyli yansıtıcı azıcık eğilebilir, bu şekilde gökyüzündeki taraması aşağı yukarı değiştirilebilir. en fazla 50 derece kadar eğilebilme özelliğine sahiptir. koca kulak bir kraus teleskopu tasarımıdır, sonuçta ohio devlet’in dr. john kraus’un bir tasarımıydı ve national science foundation’dan (ulusal bilim vakfı) $71,000 bağışla beraber maliyeti $250,000 idi. öğrenciler tarafından da inşa edilmişti.

    1980 yılında koca kulak’a “wow!” sinyalinin keşfedilmesiyle kullanışlı bir özellik eklendi; alıcı boynuzlar düz yüzeyli yansıtıcının batı ile doğusu arasında hareket edebilmesini sağlayan birtakım ray idi. bu özellik ilginç bir sinyal tespit edildiğinde teleskopun gökyüzündeki herhangi bir noktaya odaklanmasını sağlıyor, dünya’nın dönüşüne göre eşitleniyor ve tek bir noktanın uzun bir süre boyunca incelenmesini sağlıyordu. daha da önemlisi, bu özellik 1977 senesinde eklenmişti; böylece teleskop “wow!” sinyalinin tespit edilmesi süresi boyunca taraması sağlandı. koca kulak’ın yansıtıcıları için gökyüzündeki herhangi bir noktanın yer değiştirmesi dünya’nın dönüşüne bağlı olarak 72 saniye sürmekteydi, işte bu yüzdende “wow!” sinyalinin süresi de 72 saniyedir. 1977 senesinde koca kulak’ın otomatik bilgisayar analizi yoktu. veriler kağıda basılıyordu ve gönülleler göz gezdiriyordu. işte jerry ehrman’ın yaptığı da buydu. veriyi gördü, etrafına daire çizdi ve üzerine “wow!” yazdı.
    koca kulak iki alıcı boynuz arasında kayıt yapmaktadır. bir boynuzla diğer boynuz arasındaki sinyali çıkarmak sinyalin hem sesini kısabilmek hem de belirleyebilmek için kullanılan bir yöntemdi. kayıt altına alınan işte bu temiz-sinyallerdir. boynuzlar birbirine yakındır fakat her ikisi de gökyüzündeki farklı noktalara bakmaktadır, bu da gökyüzünün hareketine bağlı olarak yaklaşık 2 dakika kadar bir mesafedir. “wow!” sinyalinin iki boynuzdan sadece birinde duyulabilir olduğu bilinmektedir, ancak sinyalin kayıt edilme şeklinden dolayı hangi boynuza ait olduğunu söyleyebilmenin bir yolu yoktur. “wow!”ın kaynağı iki boynuzun arasındaki zaman aralığı içerisinde ya başladı ya da durdu ve 24 saatten az sürdü çünkü aynı eğimde bir gün öncesinde ve sonrasında tespit edilememişti. bu sebeple asıl sinyalin ne kadar bilinmemektedir; 72 saniye ile 24 saat arasında yer alan bir süredir. yıldız haritasında “wow!”in kökenini gösteren bölgeye baktığınızda, iki tane küçük çizgi görürsünüz, her biri de o zamanda kayıt eden boynuzlara aittir. bu çizgilerin gökyüzündeki konumlarında ilgi çekici bir şey bulunmamaktadır. yakınlarda ne yıldız, ne de radyo kaynakları var, sadece boş uzay yer almaktadır. orada dinlenecek belirli bir şey yoktur ama yine de astronomlar bazı durumlarda teleskoplarını “wow!”ın kaynaklandığı yere doğrulttular ve umut içinde yeniden duyma arzusundalar ancak hiç kimse tek bir ses bile elde edemedi. “wow!” geçici bir şeydi. her ne kadar uğraşsak bile, yüzlerce uygulanan yöntemle onu bir daha bulamadık.

    cevabını bilmek istediğimiz bir diğer soru ise “wow!” sinyalini ilginç kılan şeyin ne olduğu hakkındadır. uzayda etrafa saçılan bir sürü radyo sinyalin olduğu bilinmektedir, öyleyse özellikle bu sinyalin özel ya da sıra dışı yanı nasıldır? bunun çözümü sinyalin frekansında yatmaktadır. “wow!” sinyalin kayda değer olduğunu anlayabilmek için biraz kozmik radyo çevreden anlamamız gerekmektedir. radyo spektrumun farklı bölgelerinde farklı türde sesler bulunmaktadır. radyo spektrumu boyunca arka planda büyük patlamadan arda kalan 3 kelvinlik ses bulunmaktadır. bu 3 kelvinlik seviye bulmayı umduğumuz en sessiz ortamdır. yaklaşık 1ghz’in altında, galaktik ses yaygındır, böylece yapay bir sinyalin baskın gelmesi güçtür. ve yaklaşık 10ghz’in üzerinde “kuantum sesi” denilen bir şey vardır; özetle fotonik ölçümlerin belirsizliğidir, yani arasından dinleyebilecek kadar büyük ölçüde olmaktadır. böylece 1 ile 10ghz arasında görece sessiz bir aralığımız bulunmaktadır.

    farklı frekanslarda sesler bulunmaktadır, ancak dünya gibi atmosferleri olan gezegenler spektrumun birçok kısmını dışarıda tutmaktadır, bir kısmını da hapsetmektedir ve diğerlerini de geri yansıtmaktadır. dünyamızın atmosferinde elektromanyetik radyasyona aşağı yukarı saydam olan iki pencere bulunmaktadır. ilki görülebilir spektrumdur, çünkü gözlerimiz bu frekansları görebilecek biçimde evrimleşti. ikincisi de ilginç bir şekilde 1 ile 10ghz aralığıdır. akıllı bir uzaylıysanız ve bir başka akıllı uzaylının ilgisini çekmek istiyorsanız, duyulabilmesi mümkün olan bir frekansı tercih ederdiniz, böylece bir başkası tarafından yapay olduğu kolayca anlaşılabilir. bu yüzden sinyalinizi atmosferden geçebilen ve diğer arka plan seslerin az olduğu bir frekansta göndermek isteyebilirsiniz. dahası, evrende bolca bulunan hidrojen elementi gibi evrensel olarak tanınan frekansa yakın olması da gerekebilir / tercih edilebilir.

    yıldızlar-arası hidrojen 1.42ghz’de hareket (devinim) etmektedir. devinim bir protonun döndüğünde (spin) yalpalanması gibi düşünülebilir. uzaydaki akıl almaz miktardaki yıldızlar-arası hidrojenin varlığı bütün devinimlerin 1.42ghz’e ayarlanan hassas radyo alıcıları tarafından duyulabilir. spektrumdaki bir diğer yakın frekans 1.66ghz’de devinime sahip yıldızlar-arası hidroksil’dir. uzaydaki herhangi bir noktasına doğrultulan radyo vericileri tarafından elde edilen sinyale baktığımızda bu iki sivri ucu görebilmekteyiz. hatta galaksinin herhangi bir yerindeki bir radyo teleskopu da aynı şeyi görecektir. astronomlar bu frekans bandına “waterhole” (su deliği) diyorlar ve bunun için de iki geçerli sebepleri var. ilki hidrojen ile hidroksil’in hayat için en iyi ortamı sunan suyun ayrışan ürünleridir. ikincisi de bu işaretler evrenseldir ve herhangi bir yerdeki bir medeniyet tarafından anlaşılabilecektir. tıpkı ofisteki çalışanları bir araya getiren bir su soğutucusu gibi, su deliği de doğanın radyo spektrumdaki toplama yeridir ve böylece yıldızlar-arası toplulukların bir araya gelebilmeleri için de açıkça uygun bir yer olacaktır.

    “wow!” sinyali 1.42ghz’de su deliğinin tam ortasındaydı. akıllı yıldızlar-arası radyo sinyalleri için mükemmeldi. eğer günün birinde bilinçli olarak bir uzaylı tarafından gönderilen bir sinyal elde edersek, bu “wow!” sinyaline benzer bir şekilde olurdu. “wow!” sinyali onu açıklayacak her öneriden kaçınmıştır. sebeplerden birisi bu frekans menzilinin korunmasından dolayıdır, çünkü dünya’daki hiç kimse o frekansta ileti yapamamaktadır. sinyalin tepemizden geçen bir hava ya da uzay aracından gelmediğini biliyoruz çünkü sinyal gökyüzünde hareket etmeyen bir noktayla uyumluydu. bilinen hiçbir gezegen ya da asteroit sinyali dünya’ya yansıtacak bir pozisyonda değildi. uzaydaki herhangi bir uzay araç kalıntısı da uzayda koca kulak’a görece sabit durması gerekirdi ki bu olası dışıdır. çekimsel mercek (gravitational lensing) ve yıldızlar-arası parıldama (ıntersteller scintillation, yıldızlara baktığımızda parıldamaları) gibi karmaşık astronomik etkiler bile “wow!” sinyalini açıklamak için teknik sebeplerden dolayı zayıf adaylardır. yay’ın (sagittarius) yönünde olan uzaydaki herhangi bir noktadan bir radyo iletisi “wow!” için en iyi teknik açıklama olarak görünmektedir. sinyali keşfeden astronom jerry ehman “yarı-büyük veriden büyük sonuçlar” çıkarmamayı tercih ettiğini yazmıştı.
    sonuç olarak, evet, “wow!” sinyalin açıklaması için “akıllı uzaylı” açıklaması hala iyi bir adaydır. ama yine de bunu destekleyecek bir kanıt bulunmamaktadır. daha güçlü bir aday kaynağı bilinmeyen bir yıldızlar-arası radyo sinyalinin önemli derecede belirsiz olmasıdır.

    jerry ehman’ın el yazısını da içeren ünlü çıktısı ohio historical society’de (ohio tarihsel topluluk) arşivlerinde yer almaktadır. gizemlerin üretildiği ve sansasyonel saçmalıkların yer aldığı bu günlerde, “wow!” türünde nadir olmaktadır. gerçek bir gizemdir ve tarihteki hiçbir şeye benzemeyecek şekilde etkileyici bir potansiyele sahiptir. elimizde çözülmemiş en heyecan verici gizemlerden bir tanesidir ve sessizce mss 1151 numaralı north american astrophysical observatory records’da (kuzey amerikan astrofiziksel gözlem kayıtları) yer almaktadır. bir gün birisi bunu çözebilir. beklenmeye değer bir hazine avıdır.

    yazan: brian dunning
    çeviren: arsel acar (evrim ağacı)
  • (bkz: contact)