şükela:  tümü | bugün
  • tarihin çok eski zamanlarında pek bi vahşi batıda yaşamış acımasız şerif... işi gücü bırakıp tombstone kasabasına yerleşmiş, temiz bi hayat kurmaya karar vermiştir. daha sonra kasabadaki olaylar yüzünden "yeminimi bozdum ağalar" diyerek hırs yapar, kardeşleriyle, tüm kötüleri, kırmızı kuşaklı kovboyları öldürmeye yeltenir... kardeşlerini öldürürler, daha da hırs yapar...

    - kanun geliyor
    - katiller saklanacak yer arasın, ben cehennem'im...

    sözleriyle aktiviteye dalmış bi insandır... daha sonra bi tiyatrocu kızla, 90'lı yaşlara kadar evli kalmış, sabit bi yerde durmamış habire gezmiştir... keskin bakışları, fırça bıyığı, korkusuzluğu ve yargılamadan, acımadan öldürmesi de bilinen diğer özelliklerindendir.

    kurt russell ve val kilmer'ın rol aldığı tomstone ve kevin costner'ın wyatt earp isimli filmlerinde anlatılmıştır... 1920 yılında ölmüş, cenazesi kovboyla dolup taşmıştır... cenazesine o sert mizaçlı kovboylar hüngür mıngır ağlamışlar, madara olmuşlardır.
  • firca biyigi olmasa da chatlinecafe de allah vergisi aiming i ve oyunu okuma becerisi sayesinde vasat oyuncular icin gercek wyatt earp'in yasattigina benzer psikotravmatik etki yaratabilen oyuncu. drink team uyesi.
  • karizmasına hasta olduğumuz, belki de kurt russel'ın rolüne yakıştığı tek filmin isim babası.
  • the mith:
    o, western americana efsanesinin yenilmez silahşörüydü. bir milli kahramandı. kötülere göz açtırmayan amansız bir kanun adamı. ailesine ve yakınlarına zarar verenlere karşı yetkisi olsun olmasın hakim ve cellat oydu. ağır adımlarla yürür. uzun bacakları üzerinde mağrur ve dimdik dururdu. arizona çöllerinde bir kasabadan diğerine dolaşırken her yere ünü önden ulaşır, o girdiğinde barlar boşalırdı. yürüyüşü ağırdı ama silah çekerken hızlıydı.kalçasının üzerine asılmış özel yağlanmış meşin kılıfında bir 12 inch namlulu colt single action army 45 buntline special taşıyordu. silah çekerken hep "cool"du. öldürmeyi sevmezdi. ilk çeken o olmazdı. hep meşru müdafaaydı. kerdeşinin intikamını alırken bile bu kuralı bozmadı. ama isteyerek adam öldürdüğü tek istisna buydu. o k corral deki ünlü duelloda toz duman dağıldığında kılı kımıldamadan ayakta duran tek o vardı. ona adeta kurşun işlemiyordu.

    -------------------------------------------------
    the celebrity
    aslında bütün bu efsanenin ortaya çıkmasında wyatt'ın iradesinin hemen hemen hiç bir rolü yoktur. wyatt earp, nasıl efsane oldu? kaynaklara göre earp, 1931 yılına kadar ünü amerika'nın her köşesine yayılmış öyle çok bilinen bir karakter değildi. bu ünü kazanmak gibi bir niyeti de yoktu. yaşamış bulunduğu sıradışı yaşamı birilerine anlatmak isteği yok değildi ancak kendisi pek de mektepli olmayan earp'ün böyle bir otobiyografi kaleme alabilecek bir yazım yeteneği de yoktu. bu sebeple bir aile dostu john flood'dan biyografisini kaleme almasını rica etti. böylece amatörce tutulmuş notlar ortaya çıktı. sonra wyatt'ın ölümünden az önce ortaya bir adam çıktı. "stuart lake"
    lake gerçek wahsi batı efsanesini yazmak istemişti. sordukları ona hep wyatt earp'ı işaret ettiler. ama earp tanımadığı birine açılacak bir karakter değildi. onun yaşadıklarıyla ve ozellikle o k corral ile ilgili ulu orta konuştuğunu gören olmamıştı. içine kapanık biriydi ve az konuşurdu. lake onu yakın dostu doc holilday ile ilgili bir yazı dizisi hazırlamakta olduğunu söyleyerek kandırdı ve biografisine ait notları ondan ödünç aldı. wyatt 1929'da ölünce bir daha geri vermedi. 1931 yılında ise "wyatt earp: frontier marshal" stuart n. lake adıyla yayımlandı. burada çizilen beyaz kanun adamı portresi wyatt earp'in olmasını isteyeceği son şeydi. wyatt'ın kendisi kadar muammalı bir yaşam sürmüş eşi josie earp , lake'i kocasının anısına hakaretle suçlayarak dava etti ama iş işten geçmişti.
    kitap içeriği ile wyatt earp'in eski ve yeni muhaliflerine söz hakkı doğuracak iddialarla doluydu. bunların hiç birini wyatt'ın ağzından duyan olmamıştı. bu nedenle büyük ihtimal lake'in hayal gücünün eseriydiler. ama buna dikkat eden olmadı. kısa sürede wyatt için bir karalama kampanyası başladı. onu biyografisini bu şekilde yazması için lake'i kiralamakla suçladılar. dahası ellsworth, wichita, dodge city ve tombstone günleri ile ilgili iftiralar yağmaya başladı. posta arabası soygunları, at hırsızlığı, soğukkanlı cinayetlerle ilgili kara çalmalar patlak verdi. bunlara cevap verebilecek kişi ise artık hayatta değildi. böylece kimin doğruyu söylediği bir muamma haline geldi. ama wyatt'ın adına leke düşmüştü bir kere.

    -------------------------------------------------------------------------

    the biography:
    wyatt berry stapp earp 19 mart 1848 monmouth/illinois'de doğdu iowa'da bir çiftlikte büyüdü.
    1864'de ailesi ile california'ya göçtü.
    önceleri posta arabası sürücülüğü ve bufalo avcılığı yaptı. adının kanun dışı olaylara karıştığı da oldu. sonra sırasıyla kansas/dodge city ve kansas/wichita'da deputy marshal oldu. bu sıralarda vahşi batının diğer ünlü karakterlerinden bat masterson ve doc holliday ile tanıştı kanun adamı ve kumarbaz (!) olarak ününü arttırdı. bu arada 1870 'de evlendiği ilk karısı urilla sutherland öldü ve ikinci evliliği kısa sürdü. 1881'de "tombstone", arizona'da "oriental saloon"da kumarhaneyi işletmecisi iken üçüncü eşi josie ile tanıştı. clanton çetesi'ne karşı kardeşleri ve doc holiday ile birlikte giriştiği ünlü ok corral düellosu ile ünü tüm amerikaya yayıldı. çatışmada clanton çetesinin üç üyesi öldürülürken, earp kardeşlerden, virgil , morgan ve doc holliday yaralandılar. wyatt ise kısa mesafeden açılan ateşe rağmen yara almadan kurtuldu. toz duman dağıldığında onu dimdik ayakta görenlerin anlattığı hikayeler wyatt'ı efsane haline dönüştürdü. clayton çetesi olayın öcünü almak için olaydan bir süre sonra virgil ve morgan'ı bir barda pusuya düşürerek kurşunladılar. morgan öldü. bunun üzerine wyatt ve doc holliday saldırganların bulunduğunu tahmin ettikleri çiftlikleri basıp bir dizi katliam yaptılar. gerek kanun gerekse yöre sakinleri tarafından aranmaya başlayan wyatt, gunnison colorado'ya kaçtı. sonra san diego'da ortaya çıktı. josie ile 1885-1887 arasında bir süre dört ayrı kumarhane işletti ve emlaka yatırım yaptı. bunların en önemlisi oyster bar idi. sonra kumarda otto rex isimli bir yarış atı kazandı ve bir süre yarış parkurlarında dolaştı. 1890'ların başında san diego'yu terkederek altın arayıcılarla birlite alaskaya göçtü. bu arada 1897'de nome'de josie ile birlikte bir salon işletmeye başladı. 1901'de tonopah/nevada'da aynı işi sürdürdü.

    son yıllarını mojave çölünde maden hisseleri peşinde geçirdikten sonra los angeles'te emekliliğe çekildi. burada hollywood aktörlerine danışmanlık yaptı. maden ve kumarhanecilikten elde ettiği gelirlerle yaşadı. 13 ocak1929'da 80 yaşındayken los angeles'ta öldü.

    -------------------------------------------------------------

    the man
    "mr.earp bu satırların yazanın istisnai yakınlıkta bir dostuydu. hakkında bir yığın nezaketsiz öyküler anlatılsa da bu satırların yazarı onun nezaketsiz veya insanca olmayan bir davranışıyla hiç karşılaşmadı. münasabetlerinde hep onurlu bir yürek taşırdı ve sözü her iyi erkeğinki gibi senet niteliğindeydi. mezar taşını bu satırların yazarına yazdıracak olsalar , şöyle yazardı:
    "burada bir erkek yatıyor"
    o halde tombstone aslanını selamlayın ve ona veda edin. o sınır bölgesinin güçlü, cesur, zorlu, pitoresk savaşçısıydı. onda ozansı birşey vardı. destan kahramanlarının toprağından kendi yolunla bir kahraman. başka ne olursa olsun o cesur biriydi. onun üstün cesaretini düşmanları bile inkar edemediler. onun zorlu veya tehlikeli sorunlar karşısında bulduğu çözümler aptalca ya da dahice olsunlar hep yüreklilik ve korkusuzluk sergilediler. bu zorluklarla yıpranmış başın üzerinde bir azizin ışıklı halkası yoktu. o zor bir ortamın zorlu adamları içinden bir zorlu adamdı. ne yaptıysa yaptı. kaydı belli. ama iyisi kötüsü tartıya vurulduğunda kariyerinin şartları altında onun durumunda karar açıktır. wyat earp adam gibi bir adamdı."
    walter noble burns
    -------
    "wyatt earp, stuart n. lake'in resmedip yarattığı adam değildi. öyle olsaydı bir cenazeye ihtiyaç duymaz gökyüzüne kendi gücüyle yükselirdi. öte yandan onu karalamaya çalışanların çizmeye çalıştığı gibi habis bir portre olsaydı bir zamanlar frank stillwell'in ardından tek kişi bile yürümeyen cenazesi gibi yalnız gömülür, cenaze töreni bir çok kadim dostuyla dolu olmazdı. wyatt earp zamanının koşullarının yarattığı bir üründü. kumarbazlığın saygın bir meslek sayıldığı yıllarda o bir kumarbazdı. yasadışı sayılmaya başlandığında da devam etmişse de etmiştir. şahane biri değildi. ama her ne olursa olsun adına yakılan destansı öyküleriyle amerikan halkının ilgisini ve hayal gücünü başka hiç kimsenin başaramadığı nispette çekecek ve bir çağın simgesi haline gelecek kadar sıradışı bir adamdı"

    richard e. erwin
    "the truth about wyatt earp"

    -----------------------------------------------------------------

    the "movie"
    earp hayatının son yıllarını hollywood'da geçirdi. tom mix ile arkadaş bile oldu. öte yandan
    hayatı zaten "film gibi" olan birinin sürekli konu kabızlığı çeken holywood için dondurulmuş yiyecek şeklinde algılanması kaçınılmazdı. hele onun gibi her beyaz amerikalı'nın gönlünde yatan bir arslanın . ancak ne var ki bu filmlerin hiç biri belgesellik taşımaz. sıradan amerikalının alternatif tarihe pek ilgisi yoktur çünkü.
    earp bu sayede 30 kadar filmin konusuna fikir kaynağı olur. işte en bilinenlerinden bir kaçı:

    wyatt earp - 1994
    yön :lawrence kasdan
    basroller:kevin costner (wyatt earp), dennis quaid (john "doc" holliday), gene hackman (nicholas earp), david andrews (james earp), linden ashby (morgan earp), jeff fahey (ike clanton), joanna going (josie marcus earp)
    warner bros
    -------------------------------
    tombstone - 1993
    yön:george p. cosmatos
    kurt russell , val kilmer
    ---------------------------------
    sunset - 1988
    yön: blake edwards
    bruce willis, james garner, mariel hemingway
    tri-star
    -----------------------------------
    hour of the gun - 1967
    yön: john sturges.
    james garner, jason robards, robert ryan.
    -----------------------------------
    gunfight at the o.k. corral - 1957
    yön: john sturges
    basroller:
    burt lancaster, rhonda fleming, jo van fleet ,john ireland.
    -------------------------------
    wichita (1955)
    yön: jacques tourneur
    basroller: lloyd bridges, edgar buchanan
    allied artists
    --------------------------------------------
    law and order (1953)
    yön: nathan juran
    ronald reagan, dorothy malone, preston foster, alex nicol, ruth hampton
    universal
    ---------------------------------------------
    "my darling clementine" -1946
    yön: john ford
    basroller: henry fonda,linda darnell, victor mature, cathy downs and walter brennan.
    1946
    ----------------------------------------------
    "frontier marshal": fox (1939),
    yön:allan dwan
    randolph scott , binnie barnes, john carradine, lon chaney jr. , eddie foy jr., nancy kelly, chris-pin martin, cesar romero,
    ----------------------------------------------

    the fact
    - o.k. corral adıyla tarihe geçen çatışma aslında o.k corral denilen yerde değil , onun bir sokak aşağısında gerçekleşmişti. bu ismi alması wyatt earp'in mahkemeye sunduğu ifadedeki çizimde hata yapmış olmasından kaynaklanmıştır.
    - earp, buntline special 12" i çok hantal bulduğunu söylemişti. gerçekte bu silaha sahip olduğu sadece bir myth olarak kaldı.
    http://www.kancoll.org/…/1976/76_2_shillingberg.htm
    - tüm çatışma (sturges'in filminde yaklaşık 10 dakika sürer) toplam yarım dakika sürmüştür.
    - earp kardeşlerin , clanton'lardan kasaba içinde silahlarını bırakmalarını telap etmeye yasal hakları yoktu.
    - clanton'lar daha sonra mahkeme esnasında çatışmaya girmek zorunda kaldıkları esnada beşinden ikisinin zaten silahsız olduğunu, çünkü önden glen şerif behan'ın silahlarını aldığını iddia etmişlerdir. her iki taraf da savın doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında ispat getirememiştir. muamma halen sürmektedir.
    - o.k corral'e kadar gelen husumetin temelinde bir cumhuriyetci - demokrat çekişmesi de mevcuttur. kowboylar olarak anılan clanton ve mclaury aileleri güney yanlısı dolayısı ile demokrat, earp'ler ise cumhuriyetçiydiler.

    sonuç:
    wyatt earp sadece bir insandı. onun da wahsi batıyı paylaştığı (veya paylaşamadığı) diğer çağdaşlarından farkı büyük ihtimalle yoktu. o da çoğu zaman ter kokulu tozlu giysiler giyiyor , zor okuyup yazıyor, yaşamak için öldürmek zorunda kalıyordu

    peki onun sıradan beyaz amerikalı tarafından, belki de hiç olmak istemediği yerde bir amerikan efsanesi haline getirilişinin altında ne yatıyor:
    - sokaktaki amerikalının silah tutkusu, (bkz: amerika birlesik devletleri/#3821359)
    - kanun dışı olanla olmayanı birlikte yaşayıp algılayışı ,
    - medyanın günlük yaşama etkisi,
    - kahraman yaratma hevesi,
    - amerikan aile değerleri,
    - kumar ve alkol alışkanlığı,
    - milis eğilimleri
    - şiddet düşkünlüğü
    - kendiliğinden hak elde etmek veya adaleti yerine getirmek için silaha sarılışı

    - ve hatta dubyanın saddam'a karşı hırsının kökenleri vahşi batı'da 1800'lerin tombstone/arizonasında yatıyor gibi.

    --------------------------------------------------------
    kaynaklar:
    http://members.aol.com/gibson0817/wearp.htm
    http://ferncanyonpress.com/…ston/wyatt/wyatt7.shtml
    http://disc.server.com/indices/39627.html

    görsel:
    http://images.google.com.tr/…|lang_en&q=wyatt earp
  • siksen telaffuz edemeyeceğim bir kelime öbeğidir.
  • kevin costner,dennis quaid,gene hackman,bill pullman,michael madsen,tom sizemore,catherine o'hara,isabella rossellini,james caviezel,adam baldwin,téa leoni gibi isimlerden oluşan kadrosuyla görünüş itibariyle oha dedirtmiş,ama bu kadronun hakkını verememiş bir lawrence kasdan filmi
  • 3 vcd den olsuan bir filmdir. ilk 2 si sıkıcı olsada son bolumde filme biraz hareket gelmistir. ilk bolumleri bire yerden okuyup son bolum izlenirse kafada "iyi bir filmdi" diye kalacaktir.
  • bir sahnesiyle aklımdan hiç çıkmamıştır.

    --- spoiler ---

    wyatt earp’ün elleri ve üstü kanlıdır, bilardo masasının üstünde kurtaramadığı kardeşi yatmaktadır. wyatt ellerindeki kana bakar, hareketlerini kontrol edemeyecek düzeyde kendini kaybetmiştir ve kendini koridora atar. koridorun sonundaki pencerenin yanına gider. kanlı elleriyle pencereden destek alarak dışarıyı boş bakışlarla süzer. dışarısı fırtınalıdır ve sağanak bir şekilde yağmur yağmaktadır. wyatt’ın yaşadığı duygu silsilesi çok sakil durur. hissettiği tek şey nefret, kin ve sinir harbidir. wyatt’ı takip eden doc ona o ölümcül soruyu sorar;

    doc : ne yapmak istiyorsun, wyatt?
    wyatt: hepsini öldürmek…

    --- spoiler ---
  • lise yıllarımda ne olduğunu bilmeden gittiğim bir filmdi, izledikten sonra ise unutamadığım filmlerden birine dönüştü

    --- spoiler ---
    filmden en çok aklımda kalanlar;
    wyatt earp'ün karısı öldükten sonra kendisini dağıtması, en sonunda at hırsızlığından içeriye girdiği ve babasının onu oradan çıkardığı sahne,
    yine babasının özellikle söylediği bir söz vardı "dünyadaki en önemli şey kan bağıdır, gerisi yabancılardır"
    bir de flashback şeklinde anlatılan bir sahne daha vardı. adamın birini hapse atmışlar ama halk onu alıp linç etmek istiyor. wyatt earp bütün kasabanın önüne dikilir ve geçit vermez, o sahnede söyledikleri ve duruşu ile de aklıma kazınmıştı.
    --- spoiler ---